27 Mayıs 2018 Pazar

Kangurunun dublörü var bugünün karesinde


Çok güzel başlayan, çok güzel süren bugün akşamına çok yakıştı bu görüntü.

Seneler önce ilk kez koşar halde gördüğümde kanguru gibi gözükmüştü gözüme. Boz tavşan olduğunu anlayana dek o kangurunun buraya nasıl geldiğini merak etmiştim. Avustralya'dan Ankara'ya yüzmek zor iş ne de olsa!

Epeydir fotoğraflayamamıştım. Son fotoğraflamamın üzerinden bir ay geçti sanırım kanguruyu andıran bu cinsi. Gerçi on metre ötenizde de olsa otların arasında, çamların dibindeyseler görünmüyorlar.

Bugün kaşla göz arasında çektiğim boz tavşana ait bu kare, fotoğraf  gruplarım ve blogumda. Boz tavşan, Ankara. Az önce.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 27.05.2018


Paylaş :

25 Mayıs 2018 Cuma

MİM, Derya'dan, (EK) Yazamam!


Çekilmiş fotoğraf karelerini beğenir ya da beğenmeyebilirim. Ama fotoğraf çekenlerden olsam da  fotoğraf üzerine de  yazamam. O kadar uz değilim.

İzleyip etkileyici değinmeler bulduğum filmlerden yazılarımda mesela bahsedebilirim. Ama bu, filmler hakkında yazabileceğim anlamına gelmez. Film de yazamam. Gidemiyorum da sinemaya zaten.

Diziler mi? Biri dizi var ki onun dışında dizi de yazamam. İzlediğim dizi kırk yılda bir çıkar çünkü. O yüzden dizi de yazamam.


Ev dekorasyonu yazabilirdim. O birikim ve göz var. Ama yazamam. Bir mağazaya gidip hepsi aynı yılın ürünü, içlerinde anneanneden, babaanneden kalan bir tek parça olmayan, el işi olmayan, biri bile sandıktan çıkmamış; ama aynı anda aynı ya da komşu mağazaların raflarından inmiş  ürünlerle, eşyalar ile bir dekor oluşturmak benim için tefriş salonu döşemek gibi çünkü.

Müzik üzerine yazamam. Çok iyi bildiğim, dinlediğim parçaları hangi grup söylermiş ilgilenmem çoklukla. Best of Air Supply değilse tabii.

Kendi hakkımda da çok yazamam. Eğer seyahat ya da kalıcı iz bırakan bir kesit değilse anlatacağım. Diyelim ki evden uzakta bir yıl geçirdiniz. Eğitim amacıyla, iş için, bir adadaki yarış için J . İşte o müthiş bir kesit olurdu, yazılırdı.

Ve en önemlisi blog hakkında, blogların incelikleri, kuralları, blog ile ilgili her konu hakkında hiç yazamam. Bir blog yazıyor olabilirim; ancak bu blog hediye. Ben açmadım. Blog nedir onu bile bilmezdim hediye bir blogum olana dek. Blog hakkında hiç bilgim yok. Kulaktan duyma şeyler var bildiğim. Reklam alanlar, para kazananlar  gibi. Hiç bilmiyorum böyle konuları. Hatta bugün  blog sayfamda istatistiklere bakmak istedim, bir yazı gördüm. “Avrupa Birliği kanunları uyarınca blogunuzdaki tüm çerezleri ve elde edilen  edinimleri……………….” filan gibi başlayıp giden  bir paragraftı. Çarpı işaretine basıp kapattım J
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 25.05.2018

Paylaş :

24 Mayıs 2018 Perşembe

MİM, Derya Soygül'den: Yazamam!


Öyle vurdulu kırdılı, hır gürlü yazamam. Olur da  öykünün, romanın, yazının bir yerinde bir kavga geçmesi gerekir haliyle o zaman kavgadan bahsederim; ama onu bile tam anlamıyla yazamam. Diyelim ki kadına şiddeti anlattığım sırf  benim kurgum iki öyküm var; ardışık. Bir ikileme şimdilik; “Karlı günde kanlı Keklik” ve “Sülün avı”. Bu öyküler  okunduğunda besbelli, kimi konulara ne kadar girebilip giremediğim. Hatta kadına şiddeti anlatabilmek adına bazı şeyleri yazmak gerekti ille de ve sınırları aştım bile. Yazamam. Elim varmaz çoğu şeyi yazmaya. Bana göre değil.

Spor konusu mu? Yapmak başka, yazmak başka bu konuyu. Sporda yazmak yerine kutlarım. Başarılarda, şampiyonluklarda sevinirim. Tuttuğum takım şampiyon olmasa bile, şampiyon olmuş takım için sevinenlerin sevinçleriyle de eğlenirim, gülerim. Ama spor yazamam. Futbol terimlerini hiç bilmem, gol dışında. Trekking başka ama. O spordan öte. Gezi bir nevi aslında trekking, dağda bayırda, ovada düzde,  yaylada kırda. Trekkingi sev seve  yazarım. Çünkü çevre, doğa, hava ile bütün bir olgu trekking.

Kan tutar beni L Kana bakamam. Kan filan yazamam.Şu satırlar da bir bitseydi.

Kesici aletlerin adını bile yazamam. Güzel kavramlar geçsin satırlarımda. Ama bazen ille de yazılmalılar. O zaman yazarım tabi, edebiyat için J

Her kavram bana göre değil. Sigaraymış, uçuk hallermiş yazamam. Yazsam da inandırıcı olmazdı. Filmlerden görme şeyler olduğu anlaşılırdı.

İnanmadığımı yazamam. Yazdıklarım çoklukla gözlem, birebir tanıklıkların damıtılmışı. Dolayısıyla yazdıklarım süzgecin, kalburun üstünde kalanlar. Kalbur üstü olmayanları yazamam J

Değerleri çiğneyemem. Benim de değerlerim olanları.Başkalarına da saygılı olmak gerek.

Yemek filan yazmaya kalksam bir yemek belki bazen benim kendime has  yorumlamam olabilir. Yemek de uydurabilirim eldeki malzemelere göre. Diyelim ki salatayı falanca ada indirgeyemem. Filanca usul kesmeceye  hiç aldırmam. Bir bakarsın küp doğrarım bir bakarsın ay ay yani söğüş. Ben içine her şeyi koyarım salatanın. En çok da havuç ve maydanoz. Otun her türü. Kişniş yaprağı. Fesleğen, dereotu. O yüzden karmaşık salata olur. Adı da yoktur. Salatadır sadece. Ama lezzeti harikadır.

Örgü de bilirim, dantel de. Ördüm de. Hem de kazak da, hırka da, perde de. Artık öremiyorum. Yazmak ve metropol yutuyor zamanı. Ama anlatmaya kalkamazdım örgüyü.

Çok iyi bildiğim, yıllarca okuyup emek verdiğim kimi konuları hiç yazmıyorum. Yazamayacağımdan da değil.  Öyle alanlar var ki  dirsekleri o konuda çürümüşlerce yazılması gereken konular onlar. Yani basit bir örnekle internetten öğrendiğimiz sağlık bilgileriyle doktorculuk, hemşirecilik oynamak olmaz J 

En çok neyin içindeysem onu yazmaya yatkınım. Ama diyelim ki ben köy romancısı, taşra öykücüsü, falanca konuların yazarı gibi kategorilerden sanırım çok bağımsızım. Köy de yazabilirim metropol de. Çalışan kadını da anlatabilirim, taşra kadınını da. Doğuyu da  anlatabilirim, batıyı da. Çünkü hepsinde de bulundum, gördüm. Köye hiç yabancı değildim çocukken. Şimdi köy kalmadığından köylü bile köye yabancı artık. Yumurtayı bakkaldan aldıklarına göre J

Moda konusu da vardı değil mi? Ha, o konuda iyi eleştirebilirim. Resim gözüm var. Beğenim zordur. Renk uyumuymuş, inceliklermiş. Ama moda yazısı yazamazdım. Makyaj hiç yazamam. Nasıl yapıldığını bile tam bilemediğim, hayatında fondöten –sanırım böyle yazılıyor- kullanmamış biri olarak hiiiç anlamam. Hafif bir şeyler bilirim. Herkes kadar. Allık filan.


Bazen televizyonda moda üzerine konuşanların giysilerine bakıyorum da J)) Gerçek anlamda modadan anlayan çok az gerçekten. Grace Kelly mesela anlıyordu. Audrey  Hepburn da. Zarif, gösterişe kaçmayan tarzlardı. Yani moda ne neye uyarsaysa o zaman tam anlamıyla  anlarım, her yakaya her saç gitmez mesela. Ama anlamak bu kadar,  yazacak kadar değil. Fakat moda üzerine konuşan herkesin de her dediğine kanmayacak, umursamayacak  kadar anlarım. Ve anlamak yazmaya yetmiyor. Yazamam moda. Yani modayı takip etmek değil de ondan çok geri kalmamak galiba benim çizgim. Yirmi yıl da giyebilirim sevdiğim bir şeyi. O yüzden moda yazarı olamam.
 
Gezi konusu mu? Koşa koşa yazarım. Doğa mı? Hiç bıkmadan yazarım. Yılıp usanmadan nehirleri, dağları, kırları, kuşları, kışları, baharları yazarım. Ama diyelim ki sit-com yazamam. Daral gelir. Bir oda içinde… Iııyykk. Dağ, nehir sadece belki bir tabloda. Ufff. Düşüncesi bile havasız bıraktı.

Kitap da eleştirebilirim; ama yazmam.

Rencide edici yazamam. Ama göze batacak kadar gülünç şeyleri de zaman zaman anmadan olmuyor.

Ben kolay beğenen biri değilim; o yüzden beğenmediğim hiçbir şeyi övgüyle yazamam J))
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 24.05.2018

Paylaş :


“Sıtkı’nın Sıtkı sıyrılmaya görsün bir kere” adlı çalışmama;


linkinden ulaşılabilir.

Okuyacak olanlara keyifli anlar dilerim.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 24.05.2018

Paylaş :

22 Mayıs 2018 Salı

Adıyaman
“Pek Yaman O Kent” adlı çalışmama;

http://www.kadinhaberleri.com/pek-yaman-o-kent-makale,883.html

linkinden ulaşılabilir.

Okuyacak olanlara keyifli anlar dilerim.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.05.2018

Paylaş :

20 Mayıs 2018 Pazar

Diri kırmızı, bilinmez siyah çiçek olunca: Narin gelincik


Tüm çiçeklerden önce açmakta en aceleci,
Tüm çiçeklere bakınca en narin,
Kırmızılara bakınca rengi en al,
Yaprakları rüzgarda en kolay dökülen,
Ressamların en sevdiği,
En bahar çiçek…

Çekeli epey olan gelincik karem, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 20.05.3018

Paylaş :

19 Mayıs 2018 Cumartesi

19 Mayıs


19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun




(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 19.05.2018

Paylaş :

18 Mayıs 2018 Cuma

Taşların arasında, köy kıyısında bir beyaz zarafet. Üzerlikmiş. Nazara iyi gelir.


Geçen hafta çektiğim bu zarif çiçeği daha önce hiç görmediğimden adını bilmiyorum.
Harran.

Öğrendim. Üzerlikmiş.Çok iyi bilirim; ama çiçekliyken hiç görmemiştim.  Nazara iyi gelir.

Bitki, çiçek, flora fotoğraf gruplarımda ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci),
18.05.2018

Paylaş :

17 Mayıs 2018 Perşembe

Külahlı evler. Şirin mi şirinler.


Dağların zirvesine ev yapamadıklarından çatılarını dağ zirvesi gibi yapmış  görünseler de mutlaka bir nedeni vardı külah takmış gibi görünen evler yapmanın.

Bir fotoğraf grubumda bu mimarinin ısı ile ilgili olduğunu okudum yorumda. Vaktinde de Harran Evleri ile ilgili birkaç belgesel izlemiştim. Neden öyle yapıldıklarını anlatmışlar mıydı hatırlamıyorum. Biraz araştırmayı istedim; fırsat bulamadım. Oysaki bir tık ötede halbuki. Sanırım yarın bu konuda epeyce okumuş olacağım.

Şirin, sıcak ve içeriden örülü tuğla tavanları ile işlemeli bu evler gerçekten mimarinin değişik ve şirin örneklerinden.

Harran Evleri’ne ait karem, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 17.05.2018

Paylaş :

15 Mayıs 2018 Salı

Dağ zirvelerine özenen çamurdan damlar

Toprak ve samanla yapılan çatısız, sivri tavanları sanki ufacık bir tepeyi andıran bu pek değişik çamur mimarisi evlerden bizde bir de İtalya’da var.

Mutlaka içinde büyüyen çocukların tırmandıkları ilk tepecikler, evlerinin yokuşu andıran damlarıydı.

Çok sevimliler.

Fotoğraf makinem parçalanınca cep telefonu ile gerçekleşen bu çekime ait  karem, fotoğraf gruplarım ve blogumda.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci),
 15.05.2018

Paylaş :

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci