23 Eylül 2012 Pazar

Beyaz koridorlar


Uzundur beyaz koridorlar. Sağlı sollu kapılar açılan.

Beyaza boyalıdırlar, bekleşenlerin yüzleri gibi.

Pırıl pırıl olurlar genellikle hayli kirli olanları olsa da.

Temizlik fırçasının uzun sapına zayıf vücudunun ağırlığını yüklemek istercesine  bir solukluk dinlenme için yaslanmış her yaştan temizlikçi gezinir durur zeminleri ışıldatmak gayretiyle üzerlerinde.

Beyaz koridorların kapılarının yanlarında tabelalar vardır, kapı kenarlarında kanepeler. Endişeyle bekleşenler, korkulu gözlerle yere bakıp duranlar görülür oralarda.

Otururken ille de bacaklar sallanır, kaygu, tasa her halden bellidir.

Gözler yerde gezinir, duyulacaklar ürkütür, hadi beklenmedik bir şey işitilirse tasası alıp başını gider, kurt olur içe düşer, içini kemirir insanın. Buradan salimen çıkmak ve hayatın akışında yorulmak, keşmekeşte boğulmak, alışverişe gitmek, tembel tembel vitrin bakmak, yıkamak, pişirmek, televizyonda hep izlenen dizinin gününü beklemek telaşına bir an önce dönülmek istenmektedir. Tetkik sonuçları izin verirse elbette.

Bir kat yukarda dokuz ayın mutlu sonlanışını  müjdeleyen cılız, küçük bir ağlama sesi duymak için her koridordaki köşeyi adımlayıp duranlar, bir kat altta ise en kapanılmaz yaralar açacak kayıpların ardından dinmeyecekmiş gibi görülen gözyaşı dökenler vardır.

Çocuk sesine dökülen gözyaşı kısa ve mutluluktandır, kayıplarınki ise uzun,  sonraları içten, sessiz ve bitimsizdir.

Bir doğum haberi güldürürken, bir acı teşhis burar, iç acıtır, yürek yakar.

Bir mutlu haberle yanaklar al al olurken, bir ondurmaz haber kirece boyar yüzleri, beyaz koridorlar arasında. Bembeyaza keser yüzler..

Dolar taşar her gün beyaz koridorlar, girenle çıkanla, gülenle ağlayanla, kucağına üç günlük yavrusunu almış evinin yolunu tutmuşlarla, yıllardır kucağına yavru almak için gelip giden geçkince kadınlarla..

İnsan nehri gibidirler beyaz koridorlar, akış iki yönlüdür, girişe de, çıkışa da.

Bekleşir insanlar beyaz koridorların duvarları diplerinde. Kah onca kişinin içinde havasız kala kala uzunca bekleyişin ardından sırası gelen birisinin doktorun çağırmasıyla muayeneye girmesiyle boşalan koltuğa çökerek kah takati kalmamış bedenlerini duvara yaslayarak..

Gözler donuktur. Fer söner. Fırtınanın en şiddetlisi düşüncelerde hüküm sürmektedir.Suskunluk, mühür gibidir gülmeyen, endişeli yüzlerde.

Bazı tetkiklerin adı bile ürkütücüdür, her hastalıkta yapılmaz o tetkikler.

Bir doktorun yanından elinde beyaz kağıda bu tetkikler çiziktirilmiş olarak çıkan bir hasta yalpalar, sendelememek için gizli bir çaba gösterir. Kısa ama bitmeyecek gibi bir bekleyişin içine girer.

Tetkik sırası çilelidir, kimse kimse ile gözgöze bile gelmeye cesaret edemez.

Kimse kolayca karşıdakine neden o tetkik için beklediğini soramaz. Duyulacaklar korkutur. Zira herkes aşağı yukarı aynı ya da benzer şikayetten muzdariptir ve kötü bir şey duymak, istenen en son şeydir, en korkunç sözlerdir, çocukluktaki öcüler gibi korkulur onlardan.

Tetkik sonucunun alınacağı güne kadar geçen süre, zamana ait hiçbir kavramın tanımına sığmaz. Gün, ne yirmidört saattir ne de dakikalar altmış saniyede geçer. Zaman uzar. Bekleyiş boğar. Bilinmezlik sıkar, ezer, darmadağın eder. Un ufak olur o güçlü yanlar, dik duruşlar, hep özgüvenli tavırlar.

Korku, bekleyişin anlamıdır, tadıdır, tuzudur.

Tat, tektir. Tatsızlık.

Duygular yoktur tetkik sonucu beklemelerinde. Sadece tek duygu vardır. Ölüp ölüp dirilmek.

Allak bullak olur içi dışı insanın, tetkik sonucu beklerken. Karmakarışıktır o dingin ruh. Neşeli ortamlar ayrı bir dünya gibi gözükür. Tetkik sonucu bekleyenin dışında akıp giden ışıklı, pırıltılı, arı bir atmosferle kuşanmış.

Oysa zehir solur tetkik sonucu beklerken insan. Ağı yutar her an kaygu mayalı. Gözü kararır, rengi sararır, beti benzi atar, gülmek içten değildir yalnızca sosyal hayatın gereği olarak bir selamlaşmada, esenleşmede zoraki bir davranıştır.

Tetkik sonucu beklemek, tetikte omaktır. Dünyanın kaç türlü hali olduğu düşüncesini daha önce hiç aklından geçirmeyenler için bile şimdi düşünmenin vaktidir. Yokluğu, hiçliği duyumsamaktır. Dünyanın nasıl bir değirmen olduğunu, nasıl da öğüttüğünü, değirmenin öğüttüğü buğdayın insan olduğunu belki de ilk kez akletmektir.

Acizliği iliklerine kadar anlamaktır. İnsan olunduğunun ve insanın sığınacak tek yeri olduğunun hem de nasıl idrakidir. Duanın gücüne sığınarak yakarmaktır. Yakarışlar, sıcacık damlalarla ıslanır gözlerden inen.

Tetkik sonuçlarını almaya gitmek istemez ayaklar. Giderken de görülen rüyalar yorumlanmaya çalışılır. Ayan beyandır hatta bazıları. İçini ferahlatır bile insanın.

Bir tetkik sonucunun iyi haberler sunması, Allah'a nicedir unutulan şükrü, bir kağıdın üzerinde yazanları okuduktan sonra hatırlamak ve teşekkür edebilmektir.

Elinde bir tetkik sonucu ile doktorun yanından çıkan insanlara, sonuç bekleyen ya da tetkik için gelmişlerin gözleri kilitlenir. Tetkiklerinin sonucunu alanlar, kağıdı okurken, bekleşenler de sonuçları okuyanın yüzünü okumaya çalışmaktadır. Herkes, keder dili olan çizgiler değil, zahmetli, kısacık ama en uzun bekleyişin keyifli, yüze yazılan harfsiz sözcüğünü görmek ister sonuç okuyan yüzlerde. Gülümsemeyi.

Beyaz koridorlarda elindeki tetkik sonuçlarını okuyanlar, aslında kendi yüzünü okuyanları fark etmezler bile sıklıkla. Onlar, altı ay ya da bir yıl sürecek tetkiksiz günlerin bir çırpıda geçecek rehavetine girmişlerdir çoktan.

Hastahanenin beyaz koridorlarından koşarak çıkılır iyi sonuçlar alınınca. Bir telefon açılır haber ulaştırmak için, annelere,babaya, eşe, kardeşlere.

Telefon konuşması, iyi haberler verilirken daha anlaşılır olmuştur dinleyenlerce. Karşıdakiler, sık sık ne denildiğini duyamadıkları için cümleleri tekrarlatmazlar. Sesi güçlü çıkar iyi haber verenin. Titrek, cılız, o konuyu konuşmaktan, anmaktan, bahsetmekten, anlattıkça gerçekliğinin daha bir duyumsanmasından kaçan ürkek ses, cesur, duyulur, hiç ikiletmeden anlaşılır oluverir iyi haberler alınınca.

Sesi çıkar insanın, nefesi duyulabilir artık. Çünkü nefes alınabilmektedir rahatlıkla sonuçların kinayesiz gülüşüyle.. Tutulan nefesler, nefes almıştır artık iyi haberle.

Koridorlar beyazdır hastahanelerde. Bazen haberler kara ama.

Trafik kazalarının kara haberinin, çığlıkla yankılandığı duvarlardır beyaz koridorlar. Kara haberleridir trafik kazaları, beyaz koridorların.

Önce bir hastalık var, bir kaza olmuş, hafifçe yaralanılmış telefonları ile duyurulur kara habere gebe kazalar. Hastahane koridorlarından biraz uzaklaşıp tabelasında içlerinde trafik kurbanlarının da yattığı soğuk odaları anlatan simsiyah dört harf görününce algılanır gerçek. Uzunca bir süre simsiyah elbiseler giydirecek haber, söylenmeden, konuşulmadan alınır burada. Haber karadır.


Beyaz koridorludur hastahaneler. Kundaklar beyazdır, kefenler de. Endişeli yüzler de. Kara haberler de bir beyaz ağıdır.

Hayatın her renginin güzelliği başkadır. Her renk bir şey anlatır. Beyazın da dili vardır.

Karda, zambakta, gelinlikte bir başka güzeldir beyaz. İyi haberler alıp, dünyamız beyaza boyanınca beyaz, bembeyazdır, apaktır, tertemizdir. Hastahane koridorları dahi beyaz olsa bile.
(Hakkı saklıdır)


Acemi Demirci, 2009
Paylaş :

2 yorum:

  1. Sevgili AcemiDemirci..
    Boğazımda düğümlenen bir duyguyla okudum yazını..:((

    Beyaz koridorlu o hastaneler pek çoğumuz için yaşam parantezinin açılıp kapandığı mekanlardır..
    açılırken mutluluk..:)
    kapanırken derin hüzünlü..:(
    parantezlerden..

    O, Hastaneler ki..
    Beyaz koridorlarında şifa arayanların dilinden düşürmediği..
    "Allah..ne eksikliğini göstersin, ne de muhtaç etsin" denilen
    mekanlardan..

    Günümüz şartlarında da yolumuz bolca düşüyor..
    ve ,öyle gerçeklerle karşılaşıyoruz ki..kendi derdimizi..neden orada olduğumuzu bile unutuveriyoruz..

    Ne diyelim..ne muhtaç olalım..ne eksik olsun..
    ve Tanrı herkese sağlıklı ..mutlu ömür versin..
    yaşama yeni açılan parantezlerin mutluluğuna ortak olalım..
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onca sayfaya yazdığımı sen bir cümlede ne özlü şekilde anlatmışın Sevgili naile,
      "Allah ne eksikliğini göstersin ne de muhtaç etsin."

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci