5 Kasım 2012 Pazartesi

Annemin önerdiği beddua : “Evden eve taşın”

Bir evden, bir kentten taşınmak. Taşından toprağından uzaklaşmak hep bastığın sokağın, yolların.
Başka odalarda başka köşelerde, başka dalların uzandığı camların önünde olmak. Çay saatlerini farklı güneş açılarında yaşamaktır taşınmak.
Taşınmak kararı en zor kararlardandır. Köklü kararların en köklülerinden, okkalı bir karardır.
Genellikle eve sığamamak karşısında olgunlaşan bir fikirdir.
Sığamama önceleri göz ardı edilse de eve badanacı bile sokamayacak boyuta gelindiğinde  kendiliğinden bile alınabilen bir karardır çoğu kez. Karar alma safhası çok kolay, heyecan verici ve düşsel olsa da uygulaması yorucu, bezdirici, zor mu zordur.  Çok da yorucudur.
Annemin, babasından geçme nüktedan konuşmaları, espri gücü, taşınma konusunda da kendini gösterdiğinde pek oralı olmamıştım bile bu konudaki önerisine. Ama tam taşınma arifesinde olduğum şu günlerde annemin durmaksızın ah eden bir hanıma önerdiği aslında bir hayır duası olarak nitelenecek cinsten olan beddua kulaklarımda çınlıyor her an.  
İnsanlar bazen birbirine kızabilir, hatta bu kızgınlık büyük boyutlarda olabilir. O zaman hiç istenmeyen, hiç söylenilmemesi gereken içinde belalı temenniler bulunan beddualarda bulunabilirler birbirleri için.
Annem bunlardan birisine tanık olmuştu. Ne dil döktü, espri yaptıysa da kızan kişinin kızgınlığı geçmedi. Öfkesi  dinmedi. Bedduaları bitmedi.
Annemin içi elvermiyordu bir başkasına böyle ahlar edilmesine. Ne dese kar etmeyeceğini görünce babamın görevi nedeniyle üç yıl bulunduğumuz ve o süre zarfında dört ev değiştirdiğimiz Ünye’deki anılarını anlatmaya başladı kadıncağıza.  Konuyu şöyle bağladı;
“Birine ah edeceksen hiç bela anmaya gerek yok, evden eve taşın de.”
Ah eden kadıncağız bu öneri karşısında sus pus oldu ve “Bu nasıl ah etmek, böyle beddua mı olur” dercesine bakakalmışken konu kapandı.  Kadıncağız da ah etmeyi unutup açılan başka konulara dalıp, ah etmeyi kesiverdi.
O gün anlayamadığım,  “Birisine ah etmek istiyorsan evden eve taşın de” temennisinin bugün hem iyi hem zor yanlarını anlamanın en uç boyutundayım.
Eviniz, her akşam ayaklarınızın mutlaka bulduğu eşik, açtığınız kapı, sizin hakkınızda fikir verici bir başvuru noktası, kültürünüzün, zevkinize ait inceliklerin, harcamalarınızın aynasıdır.
İstediğiniz müziğin çalındığı, istemediğiniz ortamların yalıtıldığı, eşyaların sadece sizin zevkinize göre yerleştirildiği, sadece sizin yemeklerinizin kokusunun yükseldiği, sizin konularınızın konuşulduğu dört duvar olmak ötesi bir sığınaktır. Limandır, iskeledir, yuvadır.
Taşınmak, başka açılı pencerelerden başka renkli görüntülere geçiştir. Giriş kat üstü, etrafı diğer apartmanlarla çevrili, her penceresi, her biri sıkı sıkı kapalı karşı apartmanın pencereleri ile donatılmış beton yığınlarına bakan eski evinizden,  giriş ile birlikte yedinci katın o püfür püfür esen balkonlarında geniş açılı görüntülerle göz banyosu yapmaktır.
Ferahlığı tekrar hatırlamaktır. O hatırlamanın uyandırdığı his ile hep karşı olduğunuz beton bloklardan birinde olduğunuzu unutuvermektir.
Eski evinizin yan ve arkasındaki apartman çatıları arasında sıkışıp kalmış koca gökyüzünün bir parçaya indirgenmiş halinden, ufku görebilmek özgürlüğüne erişmektir. Alabildiğine uzanan gökyüzünün kah pamuk gibi beyaz ve kabarık bulutlarını kah yüklü, hışımlı koyu bulutlarını belki de yağmurunu dökerken seyredebilmektir.
İri yağmur damlalarının düşüşüne daha yüksekten tanık olmak, onların eğimli inişleri sırasında balkon pervazına çarparak dağılmasını ve her bir zerrenin balkonun içine düşerek kendince bir göl oluşturmasını keyifle izlemektir.Arkadaki çamlığa kar yağışını bu yükseklikten izlemenin nasıl bir keyif olabileceğini düşlemektir.
Kaostur taşınmak. Hem de ne kaos.
Her şeyin yerinden oynadığı, üzeri yazılı karton kutulara doldurulduğu, geri kalanların da nakliye firması tarafından yakında sarılıp sarmalanıp paketleneceği eşyaların bir müddet için ortalarda gözükmemesi, onlara acil ihtiyacınız olduğunda hangi kutunun içinde nasıl da emniyetli bir şekilde sarılarak beklemekte olduğunu bilmektir.
Onca şeyin kartonlara doldurulmasına karşın etrafınıza bakınca her şeyin hala ortalıkta durduğunu ve masanın üzeri dahil boşalan bir yerin olmadığını fark edip, paniklemektir.
Taşınmak sadece yeni komşu edinmek değil, yeni komşu da olmaktır ayrıca. Sizden önce çoktan taşınmış, su, elektrik, havagazı açtırma, sayaçları bağlatma, inşaat kirlerini temizleme işlerini tamamlamış, asansörden çıkınca katınızın nefis bir yemek kokusu ile kokmasını sağlayalı çok olmuş diğer komşularınızın merakla beklediği,  nasıl birileri acaba diye tahminler yürüttükleri ve sıkça da kapı numaranız ile bahsedilen birileri olmuşsunuzdur bile onlar için epeydir.
Eğer sakinlerin çoğunlukla öğrenci ve bekarlardan oluştuğu çıktığınız evinizde komşuluk yoksa, siz, komşuluğa hasret bir yeni komşusunuzdur.  Hep sağdan soldan dinlediğiniz kapı komşuda on beş dakika sabah kahvesi içme molası, evde limon kalmayınca Filanca hanımdan bir limon alıverme sahnelerinin burada gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, kapı komşularınızın güler yüzlü olup olmayacağı kaygısı içindesinizdir.
Mutfak pencerenize uzanan patlamış ceviz dallarından, her sabah buğdaylarını yemek için öterek geldiğini haber verip sizi selamlayan ama güvercinlerin gazabına uğrayarak öğünlerini onlara terk eden kumruları eski evinizde bırakmaktır taşınmak. Onları da götüresiniz gelir ama onların yuvası oradadır ve kumrular taşınmaz. Ağaçlar da dikildikleri yerde büyür.
Taşınmak, etrafı araba galerileri ile çevrilmiş Türkiye’nin merkezinin merkezindeki,  “Evimiz sanki bir otoparkın içinde” dedirten,  küçük sokaktaki ilk gören herkesin ağızbirliği etmişçesine “Çok şirin” dedikleri  küçücük evinizden, binli numaralar ile ifade edilen başka caddelere, sokaklara geçiştir. Sadece eviniz olmaz büyüyen, cadde numaraları, kapı numarası da büyür.
Değil eski semtinizin herkesçe bilinen hareketli kafeleri, mağazaları, taşfırınları, simitçi dükkanları, gözlükçüsü, beyaz eşya, giysi, ayakkabı dükkanları, yeni evinizin yakınlarında tek bir bakkalın, fırının dahi  olmamasıdır taşınmak.
Sabah servis beklediğiniz durakta çoğunlukla sizden sonra gelen kırtasiyecinin kepenkleri  açarken “Günaydın”ını eksik etmemesine,  liseden arkadaşınızın unlu mamuller satan dükkanının çoktan açılmış olmasına, artık  aşina olunmuş simaların aynı saatte yalnızlıklarını paylaştıkları köpeklerine  sabah gezintisi yaptırıp  yalnızlıklarını yine yalnızca kendilerinin hissedeceği evlerine dönmelerine  alışık olduğunuz o sabah saatlerini oralarda bırakıp,  yerine başka anların, başka koşturmacaların yaşandığı yeni caddelerde sabah saatlerinin telaşını yaşamaktır.
Taşınmak, hava değişimidir en başta. Hava, ciddi ciddi değişir her anlamda.
Oto galerileri, eğlence yerleri, cafeler arasında kalmış bir hayatın her türlü havası ile yeni evinizin içinde olduğu hava taban tabana zıt olabilir. Dinginliğin, sükunetin nicedir unuttuğunuz anlamını, yeni yerinizde duyumsamak ve sakin ortamların huzurunu hissetmektir taşınmak.
Arkanızda bir üniversitenin çamlı geniş ağaçlıklı alanı varsa hele,  kimileyin bir şahinin süzülüşüne tanık olmak, boylanmak için kana kana bahar yağmurlarını içen körpe çam fidanlarının yetişme çabalarını yakından görmektir taşınmak.
Esintili yeni mahallenizin, esintilerini saçlarınız savrula savrula tanımak  ve havayı temizlediği için rüzgarı daha bir sevmektir taşınmak.
Aynı eşyalarınızın ayrı bir mimaride değişik bir atmosfer oluşturmasını “ayniliğin başkalığı” olarak adlandırıp,  mekanın önemini kavramaktır.
Küçük evinizin perdelerinin artık eskimiş olmasının yanı sıra bir de yetersiz kalması karşısında, vaktiyle bu perdeleri yenilemek için Alaçatı pazarından alınmış ucu kanaviçe işlemeli ve pamuklu iplikten püsküllü ketenlerden, buldan bezinden perdelerinizi sandıktan çıkararak eşinizin o bez parçalarını almanıza karşı çıkmasına rağmen almış olduğunuza binlerce şükretmektir taşınmak.
Taşınmak sadece havanın, mekanın ve çevrenin değişimidir. İnsan her yere kendisini de taşır. Kendisi ile hoşsa, barışıksa yeni güzellikleri daha bir kavrar ve sever.
(Hakkı saklıdır)
 
Acemi Demirci, 2010
Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci