28 Kasım 2012 Çarşamba

Beyaz koridorlar




Uzundur beyaz koridorlar. Sağlı sollu kapılar açılan. Beyaza boyalıdırlar, bekleşenlerin yüzleri gibi. Pırıl pırıl olurlar genellikle hayli kirli olanları olsa da.

Temizlik fırçasının uzun sapına zayıf vücudunun ağırlığını yüklemek istercesine  bir solukluk dinlenme için yaslanmış her yaştan temizlikçi gezinir durur zeminleri ışıldatmak gayretiyle, beyaz koridorlar
üzerlerinde.

Beyaz koridorların kapılarının yanlarında tabelalar vardır; kapı kenarlarında kanepeler. Endişeyle bekleşenler, korkulu gözlerle yere bakıp duranlar görülür oralarda.

Otururken ille de bacaklar sallanır;  kaygı, tasa her halden bellidir. Gözler yerde gezinir. Duyulacaklar ürkütür. Hadi beklenmedik bir şey işitilirse tasası alıp başını gider. Kurt olur içe düşer. İçini kemirir insanın. Buradan salimen çıkmak ve hayatın akışında yorulmak, keşmekeşte boğulmak, alışverişe gitmek, tembel tembel vitrin bakmak, yıkamak, pişirmek, televizyonda hep izlenen dizinin gününü beklemek telaşına bir an önce dönülmek istenmektedir. Tetkik sonuçları izin verirse elbette.
 Bir kat yukarda dokuz ayın mutlu sonlanışını  müjdeleyen cılız, küçük bir ağlama sesi duymak için koridordaki her köşeyi adımlayıp duranlar, bir kat altta ise en kapanılmaz yaralar açan kayıpların ardından dinmeyecekmiş gibi gözüken gözyaşı dökenler vardır.

Bebek sesine dökülen gözyaşı, kısa ve mutluluktandır; kayıplarınki ise uzun,  sonraları içten, sessiz ve bitimsizdir.

Bir doğum haberi güldürürken bir acı teşhis burar; iç acıtır; yürek yakar. Bir mutlu haberle yanaklar al al olurken bir ondurmaz haber kirece boyar yüzleri, beyaz koridorlar arasında. Bembeyaza keser yüzler.

Dolar taşar her gün beyaz koridorlar, girenle çıkanla; gülenle ağlayanla. Kucağına üç günlük yavrusunu almış evinin yolunu tutmuşlarla; yıllardır kucağına yavru almak için gelip giden geçkince kadınlarla.

İnsan nehri gibidirler beyaz koridorlar, akış iki yönlüdür, girişe de, çıkışa da.

Bekleşir insanlar beyaz koridorların duvarları diplerinde. Kah onca kişinin içinde havasız kala kala kah takati kalmamış bedenlerini duvara yaslayarak. Uzunca bekleyişin ardından doktorun sırası gelen birisini çağırmasıyla boşalan koltuğa çökerek .

Bakışlar donuktur. Gözlerde fer söner. Fırtınanın en şiddetlisi düşüncelerde hüküm sürmektedir. Suskunluk, mühür gibidir;  gülmeyen, endişeli yüzlerde.

Bazı tetkiklerin adı bile ürkütücüdür, her hastalıkta yapılmaz o tetkikler. Bir doktorun yanından elinde beyaz kağıda bu tetkikler çiziktirilmiş olarak çıkan bir hasta yalpalar, sendelememek için gizli bir çaba gösterir. Kısa; ama bitmeyecek gibi bir bekleyişin içine girer.

Tetkik sırası çilelidir. Kimse kimse ile göz göze bile gelmeye cesaret edemez. Kimse kolayca karşıdakine neden o tetkik için beklediğini soramaz. Duyulacaklar korkutur. Zira herkes aşağı yukarı aynı ya da benzer şikayetten muzdariptir. Kötü bir şey duymak, istenen en son şeydir, en korkunç sözlerdir, çocukluktaki öcüler gibi korkulur onlardan.

Tetkik sonucunun alınacağı güne kadar geçen süre, zamana ait hiçbir kavramın tanımına sığmaz. Gün, ne yirmi dört saattir ne de dakikalar altmış saniyede geçer. Zaman uzar. Bekleyiş boğar. Bilinmezlik sıkar, ezer, darmadağın eder. Un ufak olur o güçlü yanlar, dik duruşlar, hep özgüvenli tavırlar.

Korku, bekleyişin anlamıdır, tadıdır, tuzudur. Tat, tektir. Tatsızlık.

Duygular yoktur tetkik sonucu beklemelerinde. Sadece tek duygu vardır. Ölüp ölüp dirilmek.

Allak bullak olur içi dışı insanın, tetkik sonucu beklerken. Karmakarışıktır o dingin ruh. Neşeli ortamlar ayrı bir dünya gibi gözükür. Tetkik sonucu bekleyenin dışında akıp giden ışıklı, pırıltılı, arı bir atmosferle kuşanmış gibi gelir o anlar, bekleyenlere..

Oysa zehir solur tetkik sonucu beklerken insan. Ağı yutar her an kaygı mayalı. Gözü kararır, rengi sararır, beti benzi atar. Gülmek içten değildir;  yalnızca sosyal hayatın gereği olarak bir selamlaşmadır o sıralar. Esenleşmede zoraki bir davranıştır tebessüm  de ondan gülünür sahte de olsa.

Tetkik sonucu beklemek, tetikte olmaktır. Dünyanın kaç türlü hali olduğu düşüncesini daha önce hiç aklından geçirmeyenler için bile şimdi düşünmenin tam vaktidir. Yokluğu, hiçliği duyumsamaktır. Dünyanın nasıl bir değirmen olduğunu, nasıl da öğüttüğünü, değirmenin öğüttüğü buğdayın insan olduğunu belki de ilk kez akıl etmektir.

Acizliği iliklerine kadar anlamaktır. İnsan olunduğunun ve insanın sığınacak tek yeri olduğunun hem de nasıl idrakidir. Duanın gücüne sığınarak yakarmaktır. Yakarışlar, sıcacık damlalarla ıslanır, gözlerden inen.

Tetkik sonuçlarını almaya gitmek istemez ayaklar. Giderken de görülen rüyalar yorumlanmaya çalışılır. Ayan beyandır hatta bazıları. İçini ferahlatır bile insanın.

Bir tetkik sonucunun iyi haberler sunması, kağıdın üzerinde yazanları okuduktan sonra Allah'a nicedir unutulan şükrü  hatırlamak ve teşekkür edebilmektir.

Elinde bir tetkik sonucu ile doktorun yanından çıkan insanlara kilitlenir sonuç bekleyen ya da tetkik için gelmişlerin gözleri. Tetkiklerinin sonucunu alanlar kağıdı okurken, bekleşenler de sonuçları okuyanların yüzünü okumaya çalışmaktadır. Herkes, keder dili olan çizgiler değil, zahmetli, kısacık; ama en uzun bekleyişin yüze yazılan harfsiz sözcüğünü görmek ister sonuç okuyan yüzlerde. Gülümsemeyi.

Beyaz koridorlarda elindeki tetkik sonuçlarını okuyanlar, aslında kendi yüzünü okuyanları fark etmezler bile sıklıkla. Onlar, altı ay ya da bir yıl sürecek tetkiksiz günlerin bir çırpıda geçecek rehavetine girmişlerdir çoktan.

Hastanenin beyaz koridorlarından koşarak çıkılır iyi sonuçlar alınınca. Bir telefon açılır haber ulaştırmak için, anneye, babaya, eşe, kardeşlere. Telefon konuşması, iyi haberler verilirken daha anlaşılır olmuştur dinleyenlerce. Karşıdakiler, sık sık ne denildiğini duyamadıkları için cümleleri tekrarlatmazlar tetkik öncesi konuşmalarda hep olduğu gibi. Sesi güçlü çıkar iyi haber verenin. O konuyu konuşmaktan, anmaktan, anlattıkça gerçekliğinin daha bir duyumsanmasından kaçan titrek, cılız, ürkek ses;   cesur, duyulur, hiç ikiletmeden anlaşılır oluverir iyi haberler alınınca.

Sesi çıkar insanın;  nefesi duyulabilir artık. Çünkü nefes alınabilmektedir rahatlıkla sonuçların kinayesiz gülüşüyle. Tutulan nefesler, nefes almıştır artık iyi haberle.

Koridorlar beyazdır hastanelerde. Bazen haberler kara; ama.

Trafik kazalarının kara haberinin, çığlıkla yankılandığı duvarlardır beyaz koridorlar. Kara haberleridir trafik kazaları, beyaz koridorların.

Önce “bir hastalık var, bir kaza olmuş, hafifçe yaralanılmış” telefonları ile duyurulur kara habere gebe kazalar. Haberi alıp koşanlarca, hastane koridorlarından biraz uzaklaşıp tabelasında içlerinde trafik kurbanlarının da yattığı soğuk odaları anlatan simsiyah dört harf görününce algılanır gerçek. Uzunca bir süre simsiyah elbiseler giydirecek haber, söylenmeden, konuşulmadan alınır burada. Haber karadır.

Beyaz koridorludur hastaneler. Kundaklar beyazdır, kefenler de. Endişeli yüzler de. Kara haberler de bir beyaz ağıdır.

Hayatın her renginin güzelliği başkadır. Her renk bir şey anlatır. Beyazın da dili vardır.

Karda, zambakta, gelinlikte bir başka güzeldir beyaz. İyi haberler alıp, dünyamız beyaza boyanınca beyaz, bembeyazdır, apaktır, tertemizdir. Hastane koridorları beyaz olsa bile kara haber olmadıkça o da güzeldir.
(Hakkı saklıdır)

Acemi Demirci, 26.09.2010

Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci