19 Şubat 2013 Salı

Ölümsüz ağaç diyorlar ona



Ege çiçeklerinin ıtırını taşıyan yelin estiği kıyılarda çay bahçeleri, yazlık, yıldızı bol otel temelleri atmak için koca dişleriyle metal bir timsaha dönüşen greyderler,  kepçeler önünde damla damla, sakız sakız ağlayan bir ağaç var. Sakız ağacı diyorlar adına.

Sakız ağacı ağlıyor beyaz damlalarla. Köküne çelik dişler yaralar açarken, keskin bıçaklar onu toprağından söküp atarken. Ağlıyor, damla sakızı kıvamında.

Doğanın  saçı, kaşı kirpiği, sürmesi olan ağacı, çalıyı kökünden söküp bir kenara çöp olarak bırakıveren metal homurtu, toprağa kaşla göz arasında tıraş olmuş  delikanlı gibi cillop bir görüntü kazandırıverir.  Toprak, ağacından,  çiçeğinden tıraşlanırsa ortaya bomboz bir çorak çıkar. Onca envai renk sökülürse topraktan, şifa getiren kökler bir daha çiçek açamaz.

Ta ötelerden beri baharda baş vermiş ne var ne yoksa, yeni bir bahar göremeyecektir sökülüp atıldıktan sonra bir daha. Kökü kurutulurcasına topraktan sökülen envai renkte, kokuda ve şifada çalı, çiçek, yığıldıkları yerde sararırken çok şey sararır aslında. Yeşilin sararması, hayatın solmasıdır.

Tüm bitkiler çok değerlidir; sakız ağacı en has bitkilerdendir.

Gövdeden değil kökten sürgün verdiğinden budanmadıkça çalılaşarak etrafı öbek öbek kucaklar sakız dalları.  Kökleriyle de toprağın altını karış karış sarıp kuşatır, dolaşır.

Çok az yerde yaşar, yaşam alanı kısıtlıdır. Anavatanı bizim Ege kıyılarımızdaki Çeşme’dir. Ege’nin endemik bitkisidir. Yani sadece oralarda yetişir başka iklimler, başka toprak yapıları, ısı, nem oranı ona göre değildir. Her iklimde yetişmez. Yeşerdiği yerlerde de soldurulmaktadır şimdilerde. 

Yine de yetiştiği yerler yok edilse bile kendisi yok edilemiyor kolay kolay. İş makinelerine, insan etkenine rağmen.

Sakız ağaçlarının yirmi beş metreye kadar inen kökleri su bulmayı iyi bilir. Bu yüzden kuraklığa karşı dayanıklıdır. Hayatta kalmayı en iyi bilen ağaçtır sakız çalıları, ağaçları.

Makilerle kaplı bir alanda her an bir sakız ağacına rastlayabilirsiniz, en azından fidesine. Antepfıstığıgiller ailesinden bir bitki olduğu için yaprakları Antep fıstığı ağacınınkinden daha küçük etli yaprakları,  antepfıstığı yaprakları gibi parlak koyu yeşildir. Yeni sürgün yapraklar daha açık yeşil renkte olur. Önce kırmızı giderek koyulaşan küçük, ucuna doğru sivrileşen yuvarlak meyveleri vardır.

Dalları budanmazsa sakız bitkisi çalı görünümü alır; budanır tek gövde üzerinde yetişmesi sağlanırsa sakız ağacı olur; dört metreye kadar uzar.

Alçak gönüllü bir bitkidir. Hiç belli etmeden barındırdığı onca şifayı çalı sırdaşlığıyla saklar. Ayakaltı olmayan yerlerde ya da sadece makilik alanlarda yetiştiğinden yaprakları rüzgârın savurduğu tozlarla kaplıdır. Küçük yeşil yaprakları tozla örtülse de kırmızı meyveleriyle ne kadar neşeli olduğunu anlatmaya çalışır.

Okullarda çamları öğretmişlerdi yaz kış yeşil kalan bitkilerin başında. Sakız ağacı yaz kış yeşildir ve bildiğim kadarıyla henüz okullarda bir örnek olarak verilmemektedir.

Mutfaklarımızda sık sık güzel kokular saçarak  pişen tatlılar, sakız ağacının salgısı olan damla sakızı ile yapılır. Sakızlı muhallebi mesela, kıvamlı, kokulu, midevi bir süt tatlısıdır.

Çeşme’de, kıyıdaki rejisör koltuklu bir parkta oturup, sakızlı dondurma yiyenler sırf bu dondurmayı yeniden tatmak için ertesi yıl tatillerini yine Çeşme’de geçirebilmektedirler. Hiçbir dondurmada o enfes tat, kıvam ile sakin, duru ve unutulmaz koku yoktur. Beyaz bir kokudur sakız kokusu. Kokuların en şeffafıdır.

Sakız kokusu benzersizdir. Boğmaz, bunaltmaz; yağlı bir hava varmış hissi vermez. Ferahlatır, dinlendirir. Hissettirmeden bağlar kendine. Temizlik duygusu yayar bu koku alabildiğine, eserek değdiği yere.

Mide dostudur sakız; mide rahatsızlıklarının baş düşmanıdır. Sakız reçeli yiyerek ülserini tedavi ettiğini söyleyen çok kişiye rastlayabilirsiniz. Reklamlarda  kokmayan ve ferahlık saçan ağızlar için yayınlanan sakız reklamlarıyla aslında damlasakızının  koku giderici özelliği vurgulanır.

Küçük ve kısıtlı bir alanda da  olsa sakız ağacı yetiştirmek için  bazı girişimler var şükürler olsun ki. Çeşme’de sakız ağaçlarını yaşatmak için kampanyalar başlatıldı birkaç yıl önce.

Damla sakızı hasadı yapılabilen ağaçların yetiştiği tek yer olan Çeşme’de, Haziran’ın 15’inden başlayarak, sakız ağacının gövdesine, ucu inceltilmiş özel keskilerle derin olmayan çizikler açılır. Bu çiziklerden sakız ağacı reçinesi akar. Önce mat yeşilken sonra sarıya dönüşen reçine koyulaşır, Sakız ağacının çizikler sonucu açılmış yaralarından akan reçineden ibaret  gözyaşları, damla sakızıdır. Çok lezzetli, çok güzel kokulu ve kıvamlı bir gözyaşıdır damla sakızı. En güzel gözyaşıdır. Gözyaşının mutluluktan akanından başkasını sevmesem de sakız ağacının gözyaşını sevmediğimi söyleyemeyeceğim.

Gövdeden akan damlalar, sakız ağacının altına döşenen kireçli beyaz toprağa düşer; biriken damlalar toplanır. Taştan topraktan temizlendikten sonra çikletten dondurma ya da muhallebi yapmaya kadar kullanılır sakız damlaları.

Bir de sakız reçelleri vardır. Bembeyaz bir reçel. Buzul parçası sanki. Dondurulmuş kıvamlı süt gibi.

İkinci katlardaki demir çıkmalar üzerine kurulmuş şiirsel güzellikteki demir işçiliğinin gösterile gösterile sunulduğu balkonlarıyla Sakız mimarisinin en güzel örneklerine sahip Çeşme’nin ortasını süsleyen tarihi küçük yapıların alt katlarındaki dükkânlarda satılır sakız reçelleri. Oldukça değişik tasarımlı kavanozlarda beyaz ve duru görüntüsüyle bulabilirsiniz mastika da denilen sakız reçellerini.  

Sakız Adası’nda mastika denilen sakız reçellerinin çoğu bu adadan geliyor Çeşme’ye. Sakız ağacının dünyada yetiştiği  daracık yerlerde, sakız ağacının yurdu Çeşme’de yaşarken, birkaç kilometre ötedeki Sakız Adası’ndan ithal edilen  reçelleri yemenin yaman çelişkisini  de tadarsınız kaşıkta uzayan mis kokulu, beyaz reçellerin tadında.

Yerli sakız reçelleri de yapılmaya başlandı bir yandan yavaş yavaş. Önceleri yerli sakız reçellerinin ağartılması pek yerinde olmuyordu; sakız damlaları tam ezilmemiş olduğundan ağzınızda kalıntılar bırakırdı. Şimdilerde damla sakızlarının ağartılması hakkını vererek yapılıyor artık.

Çeşme, sakız ile eşanlamlıdır bugün. Karşısındaki Sakız Adası, dünya sakız ticaretini elinde tutuyor. Damla sakızını ve damla sakızından elde edilen ürünleri  tüm dünyaya Sakız Adası satıyor. Rayici de onlar belirliyormuş bu yüzden. Sakızın anavatanı olan Çeşme başta olmak üzere Ege ve Akdeniz kıyılarımızda sakız ağacı yetiştiriciliği hala yapılmıyor. Damlasakızından kazanç elde edilemiyor böylece,  yakınlarda gerçekleşmiş birkaç özel girişim dışında. Ege ve Akdeniz kıyılarımızın bu zenginliği boşa ağlıyor gözyaşları toplanmayan sakız ağaçlarından. O gözyaşları nasıl değerliyken, eriyip gidiyor düştüğü yerde. Oysa sakız ağaçlarının tek bir damlasının boşa akıtılmadığı  Sakız Adası,  sakızdan elde ettiği zenginlik ile daha da zenginleşiyor.

Sakızın anavatanı Ege’de onca makilikte işlenmeyi bekleyen sakızlar toz içinde unutulmuşken, bu bitkilerden kurtulup oralara biran önce binalar dikmek arzusu depreştikçe makilikler, yok olacakları zamanı sakız çalılarından beyazımsı gözyaşları akıtarak bekliyor.

Damla sakızının kilosu ne et fiyatına ne pastırma fiyatına denk. Kat be kat pahalı. Çeyrek altın gibi bu damlaların kilosu.

Makilikler yerleşim alanına döndükçe üzerlerindeki kekik, karabaş otu, kantaron otu, sarı kantaron, tavşan otu, sakız çalısı kısacası her türlü bitki türü kazınıp atıldığında sakız dışındaki diğer bitkiler tamamen yok oluyor. Oysa sakız ağacı kesilse de sökülse de kepçenin işlemediği yirmi beş  metre derinliğe erişmiş kökleri dipten sürüp giderek varoluşunu toprağın altında sessizce sürdürüyor.

Önceden sakız ağaçları ile kaplıyken bugün yerleşim yeri olan alanlardaki evlerin duvar diplerine dikkat edin. Bazı duvarların  tam dibinde küçük, yeşil, kalınca, ot olmadığı hemen anlaşılan ilk bakışta zeytin bile sanabileceğiniz, topraktan çıkardığı başını güneşe doğru çevirmiş, yanlardan dallar vermiş, sevinçle büyümekte olan bir fide görebilirsiniz. Bu sizin sakız ağacı ile tanışmanız anlamına gelebilir.

Sakız ağaçlarının yetiştiği yerlere bugün oteller, evler, yollar, otoparklar inşa edildiğinden, yaşadığı yerleri kaybeden sakız ağaçları artık duvar diplerinde görülebiliyor.

Su bulabilmek için derinlere uzanmış sakız ağacı kökleri, metrelerce derinden toprak üstüne ulaşıp usulca baş veriyor. Baş vereceği en uygun yer olarak da çoklukla duvar diplerini seçiyor. Duvar diplerine kazma, çapa, bel işlemiyor çünkü. Belin, kazmanın uğramadığı bir duvar dibi bulunca sakız ağacının derinlere inmiş kökleri buradan gün yüzüne çıkıp büyüyor artık; eğer izin verilirse.

Baharda yazlık evlerin bahçeleri bellenip yabani otlardan arındırılırken henüz baş vermiş sakız ağaçlarının körpecik dalları da ayrıkotları, eğrelti otlarıyla birlikte küreklere, bellere, tırmıklara takılıp sökülüyor bahçe toprağından. Duvar diplerine bel yapılmaz ama. Duvar dibinde baş vermiş derinlerden uzayıp gelen bir kökün gün ışığına kavuşmuş hali olan  sakız fidesine bel, çapa değmiyor hiç. İşte bu yüzden yirmi beş metre derine inmiş sakız ağacı köklerinin duvar diplerinden güneşe yönelenleri belden kurtuluyor ve büyüme şansı yakalıyor. Benim de ön bahçede duvar dibinde büyüyen bir sakız fidem var Çeşme’de. Kayrak taşından duvarın hemen dibinde, iğde ağacının yanında.

Hayatta kalmayı çok iyi biliyor sakız ağacı. Bu yüzden ona “ölümsüz ağaç” diyorlar. Kuraklıklar görse de hayli derinlere inen kökleriyle  suya erişiyor ve yaşamaya devam ediyor. Ölmüyor kuraklıktan; kökleriyle dip sularını buluyor ve hayatta kalıyor bu yaşama azmiyle dolu ağaç.  Kuraklık, yollar, yapılar onu yaşamaktan alıkoyamıyor. Çok değerli ağaçlar olan ve onlar için de yazı yazdığım zeytin ve incirden daha dayanıklı olduğunu hiç böbürlenmeden gösteriyor susuz yazlarda.

Uzatılan konulara sakız gibi uzadı denilir ya,  benim gönlüm de sakız ağaçları konusunun sakız gibi uzadıkça uzaması ve onca tahribata rağmen duvar diplerinde yaşamaya çalışan, zenginlik sunmak için sadece gövdesine çentikler atılarak açılan yaralardan ağlamayı bekleyen mis kokulu bu ağacın her yerde yetişebilmesinden  yana.
(Her türlü hakkı saklıdır)
Acemi Demirci, 25 Eylül 2009 Cuma

Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci