7 Aralık 2013 Cumartesi

Kızıl yaprakların mevsimi


Kurumuş solgun yapraklarda inleyen renklerin mevsimidir sonbahar.  Onca renkten beyazı kış, pembeyle yeşili  bahar, sarı, mor, maviyi yaz kaptığından sonbahara renklerin kurusu kalmış gibidir. İlkbaharın beleyip büyüttükten sonra yazın kucağına bıraktığı çiçeklerin, çimlerin, yaprakların kırmızısı, moru, hercaisi son baharda tek renge çalar. Kızıla.

Kızıl yaprakların kupkuru bir bekleyişi vardır sonbaharda. Korkulu bir bekleyiş. Asılı oldukları dallardan kendilerini düşürecek sert bir rüzgarı beklerler titreyerek. Nisan’ın tomurcuk tomurcuk neşesi yitik bir anıdır güz vakti; hüznün kemanı çalar artık dallarda, kızıla kaçan kahverengi notaların gözyaşları da kurudur yapraklar gibi.

Nerde baharın neşesi çiçekler; nerde yazın sıcağında çatlayan kozalaklar güz gelip çattığında? Ağaçların yapraklarından, çiçeklerinden yani renklerinden soyunduğu, yalnızlığı,  yalınlığı aylarca tadacağı mevsimdir nihayet sonbahar.

Sonbahar, kuru renklerin dingin senfonisidir. Yaprak yaprak salınan dallar değil de dal dal eğilen ağaçlar beliriverir kah güz denilen kah hazan denilen sarı renkli  mevsimde. Şiir satırlarına pek yakışan mevsimdir güz de denilse hazan da denilse sonbahar. Şairlerin mevsimidir.


Güz mevsiminde  doğan çocuklar, nispeten soğumuş havalarda doğmuştur. O yüzden çok üşüyen insanlara “Güz cücüğü” denir. Bana hala öyle diyor annem.

Yaz sonu tatilden, memleketten dönmeyen kalmaz işe güce koyulmak için. Sabahları işe gidilirken caddeleri kaplayan ağaçların bırakıldığı gibi bulunmadığı da ortaya çıkar. El ayası gibi açık, yemyeşil yapraklar dallarında sararmaya başlamıştır Ağustos bitiminde. Kapıdadır sonbahar.

Sonbahar, yeşilin son demidir. Beyaza açılacak, henüz kapalı kapıdır. Yeşil sararacak, sonra ortalık beyaza boyanacaktır. Mevsimler, kendi renklerinden kaftanlarıyla hüküm sürerler kendi aylarında. Ayların da rengi vardır. Kasım’ın rengi, kuru yaprak kızılıdır.

Temmuz ayında çan şeklinde çiçekler açan atkestanesi, çınar ağaçlarının dilimli iri iri yaprakları  Ağustos sonlarında döne döne usulca yere düşerken duygusuz betonlar arasındaki kaldırımları  romantizmin rengine boyar.

Baharda çanı andıran beyaz ya da nar rengi çiçekler  açan at kestanesi ağaçlarından sonbaharda kestanelerin çatlamaya hazır dikenli kabukları dallarda küpe gibi salınmaktadır. Kızılıyla, kahverengimsi bozuyla, yarı yeşil yarı sarımsı solgun yapraklar, hüzün renkleri tavında bir  şölen sunarlar güz günlerinde.

Kavruk, yanık kahverengiler, kızıl ya da soluk sarılardır sonbahar. Kahverengidir artık Haziran’ın solmuş yeşili Ekim’de.  Kızıldır ya da. Yeşil, sararak can çekişir. Bu yüzden hüznü çağrıştırır hazan.

Ağaçlar, ilkbaharda kuş cıvıltılarıyla giydikleri onca allı güllü, çiçekli yapraklı fistanı, fistanın rengi atar atmaz çıkarıp sokak taşları üzerine bırakıverdiklerinde  çıplak dallardaki kuş yuvaları artık alenen ortadadır. Bir tek yaz ayları saklar kuş yuvalarını. Gözlerden, çocukların ellerindeki sapanlardan.


Güz, yeşili soldursa da ağaçlar yeşili soldu diye öyle aman aman  hüzünlenmez gibi gelir hep bana. Zira yeni bir başlangıca bir kış mesafededir çıplak dallar. Bir kış sonra yeşilleneceklerdir yeniden.

Dallardan düşüp yerleri kaplamış sonbahar yaprakları üzerinde yürümek, kuru yaprakların melodisini de dinlemektir. Üzerine basılan kuru yaprakların çıkardığı ses, sonbaharın ağıtıdır. Duyulacak en güzel inlemedir. Sızlanmadır. Sızlanmaları da inlemeleri de duymaya katlanamasak da kuru yaprak inlemesini duymaktan kimse incinmez. “Bahara kadar hoşça kal, baharda görüşürüz” der gibidir ezilen kuru yaprakların seslenişi.



Sonbaharın tek sesi, kuru yaprak inlemesi değildir. Kupkuru bir rüzgar eser bazen, uğultulu. Çınar ağaçlarının dikenli bilyeyi andıran tohumları dallarından düşer o rüzgarda. Yağmur öncesi rüzgarların hışmı kaplar ortalığı.  Rüzgarın sesi bereket doludur. Hışımlı olsa da.

Eylül, sonbaharın ilk ayıdır. Romantizmi çağrıştırır. Pek çok romanın vazgeçilmez ayıdır. Sadece başak burcunun ayı değildir; anlam yüklü, olgunluğu çağrıştıran bir aydır Eylül. Kızlarına Eylül adını verenler biliriz. Bir de Nisan. Kızlara nedense Aralık, Şubat, Mayıs adları verilmez. Ama Eylül de  Nisan  da verilir. Nisan ve Eylül. Uyanış ve olgunluk anlamı dolu adlar.

İlkbahar coşkulu renkleri cömertçe sunarken sonbahar, canlı renklerin yerini soluk renksizliğin alması için coşkunun olgunlaşmışını alıp götürür. Ne yeşil, mor, eflatun, sarı ne pembe, kırmızı vardır sonbaharda. Kızılın her tonudur sonbahar. Olsa olsa beyaz kaplayacaktır ortalığı sonbahar sonrası. Sakin görüntülü çığ gibi öfkeli beyaz, ağaçları, yolları bürüyecektir. En çılgınından en arsızına tüm renkler yeniden belirmek için beyazın lodosta erimesini bekleyecektir sabırla. Aylarca.

Aksaray’da lodos için  “Kara kor gibi, kora kar gibi değer” denilir. Ilık ılık esen, değdiği karı eriten, baharı haber veren, dört gözle  beklenen ulaktır lodos.

Ankara, sonbaharın başkentidir.  Sonbaharı, sonbahar renginin her tonuyla doyasıya yaşar. Sonbaharda daha bir güzelleşir, olgunlaşır Ankara. Beyaza teslim olmadan önce kahverenginin sarıdan kızıla uzayan her aralığının keyfini çıkarır.

Gelişiyle gidişi bir olan kısacık bir ilkbahar, kuru, yakıp kavuran yazlar, uzun, yorucu soğuğuyla ezen kışlar yaşar; ama sonbahara hakkını veren bir kenttir Ankara.

Ankara’nın çınarlarla, at kestanesi ağaçlarıyla kaplı sokaklarında güz romantizmi dolaşır Ekim sonlarında. Kurumuş yapraklardaki solgun renkler, sessiz, solgun bir asalete bürür Ankara sokaklarını.

Kahvemsi pembe renkli Ankara taşıyla döşeli kaldırımları kaplayan kızıl renkli sonbahar yapraklarının nefis hışırtısı içinde yürüyenler, yılın en hoş birkaç Ankara gününden birini yaşadıklarını bilirler.


Evlerden bakınca dağ, orman, göl, nehir, su üstüne kurulmuş köprü görülemeyen Ankara’da Ankaralılar, kızıl kahverenginde  bir şölen olan sonbaharın değerini çok iyi bilirler.

Sonbahar sadece hüzün mevsimi değildir. Yeni ilkbaharların da müjdecisidir.

 (Her hakkı saklıdır)

 Acemi Demirci, 19 Ekim 2009 Pazartesi







Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci