16 Şubat 2014 Pazar

Üveyiğin Gözleri


Az önce bir belgesel sayfasında rastladım. Ağzında avladığı üveyik olan çakalın resmine. Ne avdan hoşlanırım ne de avcıları hoş görebilirim. Ama insanlar olarak hem avcıyız yeryüzünde hem av. Avımız tabiat, biz avcıysak. Avsak eğer avcımız, kimileyin avladığımız tabiat. Doğanın doğasına uymaz hep av olmak.

En zor yazdığım yazı, bu yazı o yüzden. Üveyiklerin, tüm diğer kuşların, nehirlerin, göllerin, denizlerin, dağların, ormanların ölmemesi adına kanlı sözcükler bile kullanabildim, vahşi dişlerden de bahsedebildim bir kereliğine. 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nde, bir kereliğine dayanıp da okuyabilecek tüm doğaseverlere ve doğaya ithafımdır bu yazım.
 
Üveyiğin gözleri

Av olmak var;  avcı olmak var. Avcının dişleri arasından bakmak var.

İstenildiğinde bir kanat çırpışı mesafedeki gökler ne kadar erişilmez gözüküyor çakalın ağzındaki üveyiğe şimdi. Sırtından dişlenmişken.  

Avcının dişleri arasında olmak, Arafta olmaktır aslında. Hala hayatta; ama az sonra hayata veda kapıda. Hala görülür hep konulan dallar, yuva yapılan ağaç tepeleri. Etrafta uçuşan kuşlar ki birkaç güne kalmaz av olacak kanat sesleri onlar.

Kanat sesleri, bir çakalın ağzında sonlanıncaya kadar nasıl neşeli bir şarkıdır.

Çakalca yutulmuşken bile üveyiğin gözleri hala bakar. Uçanlara, geçenlere. Az önce capcanlı, özgürce uçulan göklere.

Ötse öter de yarısı çakalın boğazındaki üveyik, çığlıklı sesiyle. Birkaç dakikaya kalmaz didik didik yolunacak kanatlarındaki tüyler hala parlak. Uçacakmış gibi de açık. Oysa avcının lokmasıdır birazdan. Lokmalar uçamaz.

Üveyikten geriye bir tutam tüy kalacak kalsa kalsa. Uçsa uçsa onlar uçar rüzgârda.

Az önce bir belgesel sayfasında gördüğüm resimdeki gibi bir görüntü çok vurucudur av ve avcıyı anlatmada.  Her şey okunur çakalın gözlerinde de üveyiğin iki siyah nokta gibi bakışlarında da.

Kuş yüreği o an gözlerinde atmakta olan üveyiğin, avcının ağzındaki çaresizliği de çakalın kimselere kaptırmak istemediği avını bir an önce midesine indirmek telaşı da neler düşündürmüyor ki. Donuk ve soğuk bakışlı sinsi adımların yaklaşmasının aslında bir sonun yaklaşması olduğunu mesela.

Çakal da haklı bir yandan demeden de olmuyor. Doyması gerek hayatta kalması için. Ya üveyik? O da haklı. Daha uçacak çok kayabaşları vardı, konacak çok ağaç tepeleri. Belki de yavrular yumurtadan yeni çıkmıştı.

Tabiatın tabiatıdır aslında kah av olmak daha çok avcı olmak. Hayatın kendisidir yani adı üveyik olan avın siyah nokta gibi bakışları,  çakalın yemlenen üveyiğe yaklaşan sinsi adımları. İkisi de doymak derdindedir birinin av diğerinin avcı oldukları tam o anda.

Hani doğanın kanununu anlatalım desek sayfalar yazardık; ama çakalın ağzındaki üveyik, doğanın kanununu bir bakışta anlatıveren resimdir.

Çakalın ağzındayken bakış,  bir öğünlük bir avın son bakışlarıdır. Bir sonraki öğünün yine kendinden biri olacağını bilerek bakmaktır. Yuvaya geri dönülemeyeceğini, kendini çağıran yavrusunun, eşinin seslenişlerine bir daha karşılık veremeyeceğini bilmenin kederli, çaresiz bakışıdır.

İki küçük nokta gibidir avlanmış üveyik gözü. Yakında sönecek. Uçamayan, kaçamayan.

Avcının ağzındaki üveyiğin kara gözleri bir kurtarıcı arar gibi bakınırken kanatları uçmaya hazır gibi açık. Uçları sürmeli sıra sıra telekleri pek parlak. Boynunda gerdan gibi bir yarım halka. Birazdan kana bulanacak.

Nasıl bakar bir o yana bir bu yana av olmuş üveyik. Kaçacak yol bulamayan üveyiğin çıkmazını anlatır o iki nokta gibi kapkara göz.

Av olmuş üveyiğin gözlerinden geçenler bellidir. Hani başka bir avcı çıksa da çakalı avlasa, çakal da can havliyle ağzını açınca üveyik kaçsa. Yaralı da olsa kaçsa. Tek kaçsa. Pır diye. Salyalı bir ağızdan göklere havalansa. Uçsa uçsa. Sık dallı bir ağaca konsa. Pır diye uçsa yeniden. Bir çamın içine girip saklansa.

Ölecekse de vahşi dişler arasında ölmese. Belki son çare yuvasına kadar uçacak, yuvasında verecektir son nefesini; tüyleri çakalın pençelerinde darmadağın yolunmadan, boynuna vahşi dişler geçmeden.

Çakalın dişleri bir kere sırtına geçmiş üveyiğin gözleri çırpınır tek. Siyah bir ağıt gibi. Bir de yüreği çarpar deli deli. O deli gibi çarpan yürek, birazdan yutulacak çünkü. Vakit dardır artık.

Çakalın, çoktan yumuşak tüylü sırtıyla karnına geçmiş dişleri kuytu bir köşe bulmak için sabırsızken, üveyiğin siyah nokta gibi gözleri kuytulara saklanmayıp da av olduğuna kızgın bakmakta. Az sonra neler göreceğini bilircesine. Göreceği, başına gelecekler. Bir avın, avcısından göreceklerini her av bilir az çok. Bir üveyiğin başına çakalın ağzına düşmekten daha kötü ne gelebilir ki?

Hayatı kaybetmenin dilidir çakalın ağzındaki üveyiğin bakışları. O bakışların dili, sadece üveyiğin derdinin dili değil aslında. Tabiatın dili. Suya hasret toprağın, çamların, ağaçların dili.  Nehirlerin, denizlerin dili. Ormanların dili, göllerin, toprağın dili.

Bir üveyik değil ki av. Hepsi de av şimdilerde sanki. Yolun sonu tek üveyik için görünmedi. Denizin dibi bulandı. Nehrin yatağı değişti. Göl kurudu. Toprak kaydı gitti. Buğday ekilen tarlaydı eskiden, şimdi alabildiğine blok dikilen yerler.

Avlanmış üveyiğin dili bakışlarında. Tabiatın dili homurtusunda. Yaralanan tabiat, son sözü söyleyendir de son söz vakti geldiğinde. Tabiatın sözü, yutmaktır. Önünde sonunda, er ya da geç yutar tabiat.

Dalgalarıyla yutar. Hortumuyla yutar. Obruğuyla yutar. Ölümü tadan her nefsi bir gün mutlak yutar.

Tabiat,  yuttuğu kaç medeniyeti saklar kara kabuğu altında. Ne ziynetler, ne altınlar gizler kaç katman toprak altta. Vaktinde kimlerce takılmamıştı o mücevherler; kraliçelerce, soylularca. Uğruna ne savaşlar verilmiş hazineleri yutmuştur an gelmiş;  binlerce yıldır da içinde saklar durur.


Ancak tabiat büyük lokmadır, kimselerce yutulamaz. İlla doğa yutar, bölük pörçük yutulduğu olsa da. Dünya kurulduğundan bu yana yutmaktadır zaten. Dünya durdukça da yutacaktır elbet.

Yağmur yolu gözlediğimiz şimdilerde çakalın ağzındaki üveyik gibiyiz. Yutulmaya az kalmış. Susuzluk çakalının dişleri arasındaki üveyik gibiyiz yağmursuzken.

Gören; ama doğa karşısında kaybetmiş.

 (Her hakkı saklıdır)           

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 12.02.2014, 21:50


 

 
Paylaş :

2 yorum:

  1. Merhaba,
    Blogunuzu çok beğendim ve sizi takibe aldım.
    Sevgiler,
    Bende bloguma beklerim http://hayatimakyajla.blogspot.com/
    İlk Hediye çekilişime beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Teşekkür ederim. Tabii. Seve seve bloğunuzu izlerim.

      Görüşmek üzere.

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci