24 Mayıs 2014 Cumartesi

Şahap, Ferhunde’yi dinledikten sonra


Şahap işten gelmiş, karısı Ferhunde’nin akşam yemeği için hazırladığı mutfaktaki masaya kurulmuştu. Ha bire masaya bir şeyler koyup duran Ferhunde, bir yandan da neden ille de onu kullanması gerektiğini anlatıyordu. Şahap, mutfak duvarına raptedilmiş televizyonu daha iyi duyabilmek için sesini biraz daha açtı bu yüzden.

Ferhunde, tuzlu sudan çıkarıp, kevgirde süzerek sularını akıttığı kıvırcık yapraklarını doğrama tahtasının üzerine koyup, yaprakları elleriyle irice parçalamaya başladı.
-Kıvırcıkları, marulları tuzlu suda bekletiyorum salataya koymadan önce. Ne olur ne olmaz. Börtü böcek, salyangoz hep yeşilliklerde yaşar. Marulun, kıvırcığın, terenin yaprakları arasında. Yumurta filan bırakmış olurlar da sonra. Ama tuzlu suda tüm yumurtalar ölüyor, deyip aferin bekleyen çocuklar gibi yan gözle kocasına baktı. Şahap ses etmedi.  Televizyondaki yarışma programına kaptırmıştı kendini. Birazdan başlayacak haberlere kadar da yarışmaya bakacaktı.
-Domatesleri, salatalıkları, meyveleri de ille elma sirkeli suda bekletip yıkıyorum artık. Bak televizyonda bas bas bağırıyorlar meyvelerin sebzelerin üzerinde pekst.., pestil, peksim…, aman işte.  Ona benzer adı olan bir şey den bahsediyorlar. Çok zararlıymış sağlığa, çoook. Böcek ilacıymış o şey. Kurtlanmasın, böceklenmesin diye tarlada, bahçede sıkılan ilaçlar sebzelerin, meyvelerin üzerinde kalırmış. İyice yıkanmadan da çıkmazmış. Haa, düz suyla ne kadar yıkasan da çıkmazmış yine de. İlle sirke temizlermiş ilaç artıklarını. Parkinson hastalığının en birinci nedeniymiş o ilaçlar, deyip yeniden Şahap’a baktı.

Şahap, yine pek oralı olmamış gibi gözükse de aslında karısının hiçbir sözünü kaçırmadan dinliyordu. Cevap vermeye üşendiğinden Ferhunde’nin her lafını cevaplamaz; ama işine gelmeyen bir şey olursa da hemen karşılığını verirdi.
-Bak, artık cam kaselere yapıyorum salataları. En sağlıklı tabak çanak topraktan, porselenden bir de camdan olanlarmış. Porselenin de iyisi olacakmış. Porselen çok pahalı. Gündeye de kullanılmaz ki o kadar pahalı tabaklar. Toprak dersen içinin sırrının iyi olması, kurşunsuz olması gerekmiş. Ben nereden bileceğim canım toprak güveçliğin sırrı kurşunlu mu kurşunsuz mu diye. Benzin mi bu canım. En iyisi mi cam kase kullanırım ben de. Bak altı tanesi otuz liraya bu cam tabakların. Yeni aldım. Gündelik tabaklarımız artık bunlar. Yani sağlıklı tabaklarda sağlıklı öğünler yiyeceğiz.

Ferhunde, lafını bitirip doğruca ocağın başına gitti. Patlıcan kızartması için hazırladığı sarımsaklı domatesin altını kapadı. Cam kase içindeki patlıcan kızartmasının üzerinde gezdirerek döktü sarımsaklı domatesi. Sonra da masaya oturdu.
-Televizyondaki sağlık programlarında beslenme uzmanları, doktorlar konuşuyor. Kızartmayı çok yemeyin diyorlar. Ama kış boyunca da özledik canım patlıcan kızartmasını. Patlıcanları  televizyondakilerin dediği gibi zeytinyağıyla kızarttım. Sızma ile, deyince Şahap ters ters baktı Ferhunde’ye.
-Sızmanın kilosu kaç lira sen bilmiyor musun? Diğer yağlar neyine yetmiyor?
-Öyle değilmiş işte a benim sağlığını önemsemeyen kocacığım. Sızma başkaymış.
Şahap, “cık cık” diyerek karısının önündeki cam tabağa koyduğu sızma zeytinyağında kızarmış patlıcanlara çatalını aceleyle geçirdi. Ekmeğinden de kocaman koparttı. “Essah be. Sızma ile nasıl lezzetli olmuş bu kızartma” diye geçirdi içinde. Ama ağzını açıp da karısına sızma zeytinyağında kızarmış patlıcanların nasıl lezzetli olduğunu demedi. Belli olmaz, yüz bulur,  Ferhunde her gün sızma ile kızartmaya yapmaya kalkarsa hali ne olurdu sonra?
-Ama kızartma yapılmış yağ, en fazla iki kere kullanılacakmış. Dün karnıyarık yaparken bu yağı kullandım. Bugün patlıcan kızartmasına da  kullanınca ikinci kez kullanmış oldum deyip, elindeki kağıt havlu tomarını dibi yağ dolu tavanın içine atıverdi.
-Ne yaptın sen, tavada daha bir kızartmalık yağ vardı. Hem de sızma.
-Sızma mızma. Ama kullanılmış yağdı tavadaki. İkiden fazla kızartma yapılmayacakmış kullanılmış yağda. Yoksa kanserojen oluyormuş yağlar.
-Offf of, sağlıklı olmak daha sofradan itibaren çok pahalı. Sızmayı öyle kolayca bulabiliyor muyuz ki iki kere kızartma yapıp sonra dökelim. Ha niye lavaboya dökmedin tavadaki yağı da içine bir yığın kağıt havlu doldurdun? Ziyan ettin onca kağıt havluyu?
-Televizyondan duydum. Bir kilo yağ, bin ton suyu kirletiyormuş. Bak çocuklarımız büyüyor. Şimdi bile su sıkıntısı var. Onlar iyice susuz mu kalsınlar bizlerin kirlettiği sular yüzünden. Lavaboya dökersem o yağ gidip bin ton suyu kirletecek. Ben yağı havlulara emdirip çöpe atacağım  artık lavaboya dökmek yerine.
-Hıııı. İyi ediyormuşun, dedi Şahap gönülsüzce.
-Tuzları da atıverdim. İçinde zararlı şeyler varmış. Deniz tuzu ya da kaya tuzu kullanacağım artık. Öbür tuzlara göre daha pahalılar; ama sağlığımız da o kadar ucuz mu canım?
-Artık pahalı tuz mu yiyeceğiz? Desene tadımız gelsin derken tuzumuz kaçacak, diye söylenip somurttu Şahap.
-Bir de tuz öğütücü aldım. Bak, masada. Kendimiz öğüteceğiz tuzumuzu salatamızın üzerine, yemeğimize. Tavayı da değiştirdim. İçi siyah eski tavalar vardı ya. Onlar çok tehlikeliymiş. Alzaymır yapıyormuş. Gebe kadınların bebeklerine bile zarar veriyormuş. Tehlike saçıyormuş anlayacağın. Hele çizilmeleri halinde çok daha beterlermiş. Ne kadar eski tava var, kaldırıp attım.
-Ne yaptım, ne?
-Attım canım. Ailemin sağlığı için. Yoksa niye atayım tavalarımı. Ha bir de dolmalık tenceremle çorbalık kuşhaneyi de attım. Bu tavayı aldığımı sana söylemeyi unutmuşum. Köşedeki markete yeni gelmiş. Bak, içi beyaz. Seramik kaplamaymış içi. Çok sağlıklıymış seramik kaplama tavalar. Tehlikeli değilmiş. Çizilse bile zarar vermiyormuş.
-İyiymiş iyi de kaç liraymış günahı?
Ferhunde, mırın kırın söyledi tencere tava takımının fiyatını.
-Ne diyorsun sen, o parayı biz iki haftalık mutfak gideri diye kullanıyoruz.
-Yok canım, zorlanmayız ödemekte. Kredi kartına taksitle aldım. On iki ayda ödeyeceğiz. Hissetmeden.
-Bir de bana sor sen onu, diye söylenirken sızma zeytinyağında, içi beyaz seramik tavada kızarmış, lezzetine doyamadığı patlıcan kızartmasından bir tane daha attı ağzına Şahap. Biraz da şehriyeli pilav aldı.

Salata lezzetliydi de şu kıvırcıkları ince ince doğramamıştı bugün Ferhunde nedense. Koca koca parçalar ne çatala geçiyordu ne de rahatça ağzına götürebiliyordu.
-Kıvırcıkları doğramayı unuttun galiba bugün?
Ferhunde, istifini hiç bozmadan,
-Yok canım, ne unutması. Bundan sonra marula, kıvırcığa bıçak değdirmeyeceğim. Elimle parçalara böleceğim. Bıçak değerse vitamin filan kalmıyormuş yeşilliklerde. Televizyondaki yemek programlarında yemekleri yapanlar da hep elleriyle bölüyor kıvırcığı, marulu besin kaybı olmasın diye, deyip ekledi Ferhunde,
-Yoğurt da alsaydın patlıcanın yanına. Gerçi sarımsaklı domates ekledim patlıcan kızartmalarının üzerine; ama yine de biraz yoğurt iyi gider. Hem de katkısızından aldım.
-Ver, diye yoğurdu istedi Şahap karısından.
-Yoğurt makinesi de alacam. Televizyonda hep köy sütü alıp yoğurtlarınızı evinizde kendiniz yapın diyorlar. Bizim markette yoğurt makinesi yok. Bir Kızılay’a ineyim, oradan bakarım.
-İnek alsak daha iyi olmaz mı, diye alaycı şekilde sordu Şahap karısına.
-Aklıma gelmedi sanma; ama balkonda inek beslenmiyor, dedi Ferhunde kocasının alaycı tavrını önemsemeyip gayet ciddi bir şekilde.
-Saç boyamı da değiştirdim.
Şahap karısının saçlarına şöyle bir baktı.
-Ben niye fark etmedim renginin değiştiğini o zaman, diye sordu.
-Aman sen de. Rengini mi değiştirdim ben şimdi. Saç boyamı değiştirdim. Artık ya organik ya da doğal boya kullanacağım. Saçınızı boyayacaksanız organik ya da doğal boyayla boyayın yoksa diğer boyaların içlerinde çok zararlı maddeler olabiliyor diyorlar her gün televizyondaki sağlık programlarında.
-İyi,
-Biraz daha pahalı yeni boyam; ama sağlıklı.
-Ne kadar pahalı, diye merakla sordu Şahap
-Eski boyamın birkaç katı kadar.
-Boyatma o zaman. Bırak doğal renginde kalsın.
-Doğal rengi mi kaldı bunca senedir canım. Kırlaştı saçlarım.
-Kına yak o zaman.
Ferhunde, biraz durduktan sonra boynunu bir o yana bir bu yana eğip,
-Bak televizyonda da öneriyorlar onu. Kına sağlıklıymış. Kullanılması yararlıymış üstelik.
-O zaman kına kullan.
-Ama benim saç rengim kızıl değil ki.
Şahap sustu.
 -Domatesler lezzetli miydi, diye sordu Ferhunde.
-Kokusu pek bir güzeldi. İyi cinsmiş, dedi Şahap.
-Sen öyle san. İyi cins olduğundan değil, organik olduğundan. Tozlanmasını arılar yapmış bu domateslerin.
-Ne farkı varmış organik domatesin?
Ferhunde, organik domatesle organik olmayan domatesin farkını sayıp dökmeye başladı.
-Fiyatı da farklıdır şimdi bunun, diye kuşkulu gözlerle bakarak sordu Şahap.
-Olmaz mı canım. Organik domates olacak da fiyatı öbür domateslere benzeyecek değil ya.
Korkarak sordu Şahap domateslerin fiyatını. Ferhunde’den fiyatı duyunca da dudağında uçuk çıktığını hissetti.

Yemek bitmiş, sofradan kalkmışlardı. Şahap, bir çay demlemek istedi yemeğin üzerine.
-Olmaz, diye atıldı Ferhunde. Katiyyen olmaz. Yemek üzerine çay içilmezmiş. Televizyondan dinledim daha dün. Yemekten en az iki saat sonra içilmeliymiş çay. Yoksa demir noksanlığı baş gösterirmiş. Bizim insanların neredeyse hepsinde demir azlığı varmış. Televizyonu dinledikten sonra dedim ki, demek yemeklerin üzerine iki saat beklemeden çay içtiğimiz için herkesin kanındaki demir değerleri az çıkıyor. İki saat geçsin öyle içeriz çayımızı.

Yemeğin üzerinden iki saat geçtikten hemen sonra Şahap mutfağa gitti. Alıştığı çay paketini yerinde göremedi; ama birinin üzerinde “organik”, diğerinin üzerinde “yeşil çay” yazan iki yeni pakete bakınırken Ferhunde mutfakta bitiverdi.
-Artık bu iki paketteki çayı harmanlayıp içeceğiz. Organik çay ile yeşil çay. Yeşil çay antioksidanmış. Televizyondan duydum.

Şahap, antioksidanı pek anlamasa da “karısı televizyondan dinlediyse sağlıklı bir şey olduğu için aklında tutmuştur”, diye düşünüp iki çayı harmanlayıp ocağı yaktı.

Yemekten iki saat sonra organik ve yeşil çay harmanlı, rengi biraz açıkça çayını yudumlarken bir şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan Şahap, sağlıksız beslenirlerse çoluk çocuğunun, karısıyla kendisinin hastalanacakları ve bu yüzden de ödeyemeyecekleri tedavilerle karşı karşıya kalacaklarından korkup, hiç olmazsa sağlıklı beslenme nedeniyle sağlıklı sağlıklı  borçlanmayı yeğleyerek her ay yalnızca asgari ödeme tutarlarını ödeyebildiği üç kredi kartına ek olarak yarın dördüncü kredi kartını çıkarmak için başka bir bankaya başvurmaya karar verdi.
 (Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 13.05.2014


 @AcemiDemirci
Paylaş :

3 yorum:

  1. :))) süper olmuş Şahap'ın karısının dinlediklerini duyması ama işine gelene cevap vermesi aynı Ozan (eşim) :)) sonra ben surat yapınca ne şş ne dedim söyle bakalım dediğimde papağan gibi tekrar edip dinlemiş miyim demesi :))
    TV izledikleri Ferhunde'yi oldukça etkilemiş (çoğu bilgiler doğru olsa da) tv'den her duyduğumuza inanmak bir bizde var sanırım, öncesinde bir araştırmak çeşitli yerlerden farklı bilgilerle karşılaştırma yok :(
    her şeyin organik olanı makbul tabiki ama hepsine bütçe nasıl yetsin bak adamcağız üç kuruş kazandığı parayı şimdi 4. kredi kartına yatıracak :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağlıklı beslenmek ve sağlıklı olmak için önce doğru ve sağlıklı beslenmek gerekiyorsa bu beslenmeyi sağlayacak maddiyat gerekecek yaa... İşte oradan çıktım yola:) O da bugünkü şartlarda çoğu kişi için ne mümkün? Bunu anlatmak istedim:))) Tüm ailesinin başta çoluğu çocuğunun sağlığı için Şahap dördüncü kredi kartı borcu altında biraz daha ezilecek. Şahap, akan yıldız, kayan yıldız demek:))) Onun için Şahap adını verdim:))) Ferhunde de mutlu demek:)) Ferhunde'nin mutluluğu, Şahap'ın biraz kayan yıldız olması, az çok mutsuzluğu demek:))))

      Bu arada seni görmedim uzunca zamandır. Meraktaydım. Neredeyse, "Nerelerdesin?" diye soracaktım ki seni gördüm:)

      Çok sevgiler sana. Ozan'a benden ve eşim Tunca'dan selamlar:)

      Sil
    2. Uzun zamandır yokum yüksek lisans tezimi savunmaya gitmiştim 1.5 ay ek süre daha verdiler eksiklik varmış :( o yüzden kendi bloğuma da zaman ayıramıyorum ama sevdiğim blogları okuyorum çoğu zaman yorum bırakamıyorum ama :(
      Şahap'ın anlamını bilmiyordum siz söyleyince hikaye ile gerçekten uyumlu olmuş :) bizden de selamlar görüşmek üzere :**

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci