8 Aralık 2014 Pazartesi

Recaizade Mahmut Ekrem’den Bugüne Araba Sevdası

Resmini yayınlayarak hiçbir araba markasının reklamını yapamayacağımdan ve araba motorları için “beygir gücü” tanımlaması kullanıldığından bu yazımın teması olarak sahibi yaşlı bir satıcı kadın olan emektar bir eşeği seçtim.

Pazartesi sabahı, ilk duraktan Itır’ı alan servis aracının sürücüsünün gözü, ikinci duraktan binecek Bahri Bey’i arıyordu. Bahri bey bazı günler binmezdi. Ya kendi arabasıyla gelirdi ya da arabayla giden biri geçerken onu da  alırdı. Bu da servisin sürücüsü Akif’in hiç hoşuna gitmezdi. Bahri bey konuşkandı, şakacıydı. O binmezse eğer, iyi havalarda bile en azından kırk beş dakika süren yol çekilmez oluyordu. Bir de bindi mi, yolun nasıl geçtiği hiç anlaşılmazdı.
Bahri beyin yanına genellikle yolu radar gibi tarayan bakışlarla kolaçan eden Şükrü bey otururdu. Şükrü beyin en sevdiği şey, kadın sürücülerin hatalarını bulup yüksek sesle söylenmesiydi. Şükrü bey, böyle söylendiğinde bilirdi ki servisteki araba kullanan kadınlardan biri mutlaka kendine laf yetiştirir ve böylece uzun yolu çekilir kılacak konu açılmış olurdu. Bahri bey hemen konuşmalara dahil olur ve karşılıklı gülüşmeler içinde çekişmeyi andıran sohbetle upuzun yol kolayca biterdi. Aksi halde yolun biteceği yok gibi gelirdi.
Bahri bey, durağında binip “Günaydın” deyip yerine oturduktan sonra servis şoförü derin bir oh çekti. “Hayrola kaptan” diye sordu Bahri bey.
-Sormayın Bahri bey. Geçen hafta Cuma günü siz binmediniz, Şükrü bey de izindeydi. Ağzımı açıp tek laf edemedim. Yolda kaç kadın sürücü hata yaptıysa sineye çektim. Yalnız bıraktınız beni geçen hafta, dedi.
-Yettik Akif kaptan, korkma. Birazdan Şükrü de biner.  Acısını çıkarırız yavvv, derken daha, arka sıradaki bayanlar gülerek dinliyordu bu konuşmayı.

Sağ tarafta oturan Bahri bey, kırmızı ışık yanınca tam servis otobüsünün yanında duran kadın sürücüye dikkatle baktı. Kadın sürücü o kadar yaklaşmıştı ki neredeyse dikiz aynası servis aracına değecekti.
-Yavvv, gördünüz mü, koca yol dururken gelmiş bizim otobüse yanaşmış. Şimdi servis çizilse kim kusurlu olur?
Servisteki araba kullanan kadınlardan o tarafta oturanlar hemen başlarını yola çevirip kendilerine çok yanaşmış beyaz arabaya baktılar.
-Ama o, yandaki kamyondan kaçıyor. Ondan bu kadar çok bize yanaşmış, dedi Sevil.
Bahri bey bir kez daha camdan bakıp,
-Yok canım ne kaçması. Gelmiş, koca servis otobüsünün dibinde durmuş işte.
-Yok yok. Kesin o kamyondan kaçmıştır, diye üsteledi Sevil.
Çok geçmeden sarı, hemen ardından yeşil ışık yandı. Daha sarı ışık yanar yanmaz servis otobüsüne çok yanaşan kadın sürücünün öte yanındaki kırmızı kamyon, burnunu kadın sürücünün aracının önüne kırıp ok gibi ileri fırladı.
-Bak şunun yaptığına, şeridinde gitmiyor, sinyal de vermeden kadın sürücünün aracının önüne kırıyor direksiyonu. Ben demiştim bu kadıncağız kesin o kamyondan kaçtı ve bizim servise yanaştı diye, dedi Sevil.

Kamyon şoförünün sinyal vermeden, daha sarı ışık yanar yanmaz fırlayıp bir de içinde kadın sürücü olan aracın önüne kırmasını görmezlikten gelmek için Bahri bey telefonunu çıkarıp mesajlarına bakmaya başladı.
-Bahri bey, gördünüz mü ne yaptı kamyon sürücüsü, diye sordu Figen.
Bahri bey telefonundan başını kaldırıp,
-Yooo, görmedim, bir şey mi oldu, diye bıyık altından gülüp, gözleri muzipçe parlayarak sordu.
Az önce servise binip, Bahri beyin yanına oturmuş olan Şükrü bey lafa karıştı bu kez,
-Kırmızı ışıkta yandaki araca çok yakın duruyor diye kadın sürücüden korkmuş olmalı kamyon sürücüsü. Bir dahaki ışıkta yan yana durmamak için öne geçti mutlaka, derken söylediğine kendi de inanmıyormuş gibi gülüyordu kıs kıs.
Akif kaptan, yeşil ışıkta hareket ettiğinde kadın sürücü hala hareket etmemişti, duruyordu.
-Nasıl ehliyet alıyor bu kadıncağız gibi sürücüler anlamıyorum ki. Yeşil ışık yandı, buna rağmen hareket etmiyor. Hala duruyor durduğu yerde. Arkadaki araçları kızdıracak, dedi, Şükrü bey.
-Bize bakıyordu da ondandır. Işıklara bakmıyordu. Sanki konuşmalarımızı dinler gibi bakıyordu kızcağız… Gören, dudaklarımızı okuyor sanır. Gözünü dikmiş bize bakarken servisin camları açık olsa konuşmamızı dinliyor diyecektim. İşte öyle yola bakmaz, dibine park ettiğin servistekilere bakarsan  ışıkları kaçırırsın. Kadınlara niye ehliyet verirler, ben de anlamıyorum ki zaten Şükrü, dedi Bahri bey.
Akif  kaptan, uzun uzun dikiz aynasına sonra bir de yan aynaya baktıktan sonra:
-Arkamızda kaldı. Bizim arkamıza saklandı herhalde. Biz yol açacağız, o da açılan yoldan kolayca ilerleyecek, diye alaycı bir sesle konuştu.
Akif kaptan, servis otobüsünün burnunu en sol şeritten orta şeride kırarken kadın sürücünün aracı da Akif kaptanın boşalttığı sol şeride yerleşti.
-Çok yakın sürüyor bize, üstümüze üstümüze sürüyor, dedi Akif kaptan, gözü yan aynada.
-Sen de o zaman direksiyonu sağa kır, uzaklaş bu acemi kızcağızdan, dedi Şükrü bey.
Akif kaptan, direksiyonu sağa kırdı. Sağa kayan servis otobüsü bu kez deminki kırmızı kamyona epeyce yaklaştı.
-Hala üstümüze kırıyor direksiyonu, dedi Bahri bey. Başı sola dönük halde.
Akif kaptan, kırmızı kamyona biraz daha yanaştı.
-Çok yakın gidiyor bize, neredeyse yan tarafı sıyıracak kızcağızın arabasının aynası, dedi Akif kaptan endişe dolu bir sesle.
-Biraz daha  kır o zaman direksiyonu sağa, dedi Şükrü bey.
-Ne dediniz Bahri bey, duyamadım, dedi Sevil.
Bahri bey, yine cevap vermeyince bir gülüşme koptu.

Akif kaptan, direksiyonu sağa kırdı. Deminki kırmızı kamyonla neredeyse burun buruna gelmek üzereyken kamyon aniden durdu. Kamyondan tüm yolu çınlatan, uykudaki çocukları yataklarından hoplatacak kadar tiz ve uzun bir korna duyuldu.
 -Görüyor musun şu acemi kızcağızın bize yaptığını. Az önce onun düştüğü duruma bile bile düşürdü bizi.
-Gülme komşuna, gelir başına demişler, değil mi Bahri bey, dedi Nevin.
Bahri bey cevap vermedi.
Az önce,  kırmızı ışıkta kadın sürücünün arabasının servis otobüsüne durduğu yakınlıktan çok daha yakın halde kırmızı kamyona yaklaşıp neredeyse kamyonla burun buruna gelen Akif kaptan,  kamyon sürücüsünün sert bakışları ile karşılamamak, kamyoncunun ellerini kollarını sallayarak kızgınca söylenmesini görmemek için başını bir o yana bir öte yana çevirip duruyordu canı hayli sıkkın bir halde.

Akif kaptanın birkaç koltuk gerisinde oturan ve dikkatle pencereden dışarı bakmakta olan Figen’in sesi duyuldu yeşil ışık yanarken,
-İşte budur!
Servistekilerin tümü başlarını çevirip, Figen’in bakmakta olduğu noktaya baktılar. Önce kırmızı ışıkta servis aracına hayli yakın duran, sonra bilerek servisin arkasında kalıp ardından servisin boşalttığı sol şeride giren kadın sürücü, sürücüsünden öndeki beylere kendisiyle eğlenildiğini bildiği servis otobüsünü ve şerit ihlali yapıp yol hakkını gasp eden kamyonu burun buruna getirmenin keyfi içinde servistekilere ders verircesine manidar bir bakış attıktan sonra yaptığı ustaca hamlelerle hızla uzaklaştı.
Bahri bey ve Şükrü bey tarafından acemi bulunan sürücü kızcağız, yüzüne yayılmış alaycı gülümseme ile hızla geçip gittikten sonra Akif kaptan, servisin burnunu kamyondan beri kırarak hareket edebildi. Ardından da kamyon yola koyuldu.

-Evet, işte budur arkadaşım, dedi, Sevil, Figen’e. Ders böyle verilir. Dalga geçenlere de yolda giderken kurallara uymayıp kadın sürücülerin üstüne üstüne kıranlara da verilecek ders budur. Kafa kafaya verdirtilir işte böyle, derken kadın sürücünün neden arkada kaldığını anladıklarında söyleyecek laf bulamayacakları için Şükrü bey ve Bahri bey, konuyu futbol maçlarına getirmişler, koyu bir futbol muhabbetine dalmış görünüyorlardı.


 Duraklardan birine iki bulvarın kesiştiği büyük bir göbek dönüldükten sonra  varılıyordu. Akif kaptan, trafiğin az olmasına güvenerek sarı ışığın birazdan kırmızıya döneceğine aldırmaksızın göbeğe girdi. Sağ taraftaki anayoldan hızla son model, lüks, çok pahalı bir araba geliyordu. Lüks arabanın sürücüsü esmer adam,  daha Akif kaptan otobüsün burnunu göbeğe kırar kırmaz kornaya bastı. Ortada kalakalan Akif kaptan duramadı. Durulacak gibi değildi. Hızla gelen ve sanki bir, iki dakikaya kalmaz bodoslama servis otobüsüne bindirecek görünen lüks araba, hızını kesmediği gibi sanki sürücüsü gaza daha da basmıştı.

Sağ taraftakiler çığlık atıp koltukların arkasındaki tutmaçlara tutundular. Akif kaptan, aniden frene basıp durduğunda lüks arabanın sahibi gözlerinden ateşler saçarak kendisine bakıyor; sert hareketlerle ellerini savurarak sonuna kadar açtığı ağzından belli ki ağzına ne gelirse söylüyordu.
-Göbeğe geldiğimizi görüyor. Hareket halindeyiz görüyor. Adama bak ya, frene bile basmadı, dedi Akif kaptan.
Az önce lüks araba kendilerine hızla çarpacak korkusuyla yüzü karışmış Itır, tutunduğu koltuktan
 rahat bir nefes alıp,

-Adam dediniz, değil mi, diye manidar bir vurguyla sorunca Akif kaptan gülümsedi.
-Aklıma ilk adam geldi de o yüzden adam dedim. Tam göremedim sürücüyü, kadın mı erkek mi. Belki de kadındı, derken dediklerine kendi de gülüyordu.
-Kaptan, sürücü erkekti. Kadın olsaydı zaten hemen frene basıp durmuştu çoktan. Hepimiz gördük sürücüyü. Duymasın sakın sizi. Size bir kez daha kızar sonra,  derken Sevil yakaladığı fırsatın tadını çıkararak konuşuyor bir yandan da kendini tutamayıp gülüyordu.
-Bahri bey. Şükrü bey. Siz pencereden size doğru hızla gelen lüks arabaya bakıyordunuz. En iyi siz gördünüz. Sürücü erkekti değil mi, söyleyin de kaptan da duysun, dedi Nevin.
Şükrü bey de Bahri bey de Nevin’i duymazlıktan gelip, Cumartesi günkü maçta rakip takımın attığı ikinci golün ofsayt olup olmadığını konuşuyorlardı.

Itır, Sevil, Figen, Nevin ve diğer hanımlar, Şükrü bey ile Bahri beyin duymazlıktan gelmelerine işyerine varana dek güldüler.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 19.06.2013, 13:50

Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci