10 Mayıs 2015 Pazar

Ankara'nın çiçek çiçek renkleri


Elimden fotoğraf makinelerim hiç düşmez. Hele çiçek açan mevsimdeysek. Artık dereleri, tepeleri yalnızca Kavaklıdere, Kocatepe, Bülbülderesi, İncesu, Maltepe, Çayyolu gibi semt adlarında kalmış olsa da, mantardan da hızlı bitiveren kulelerin, rezidansların gölgesinde kalsa da Ankara her şeye rağmen renklerini gösteriyor Mayıs aylarında,




Ankara olmak kolay değil. Ankara olmak Boğazsız, Körfezsiz, denizsiz bir coğrafyayı anlatırken bir yandan da üniversite kenti olmasının yanında başkent olmanın  o kendine has kültürünü de anlatır. 

Bu siyah gelincik, yanılmıyorsam Ankara'nın endemik türlerinden. Çok az bir bölgede yetişiyor diye biliyorum. Yanılıyor da olabilirim.



Kimisi hala çiçekli ağaçların çiçekleri, yabani gülleri andırıyor.


Hangi ayı çok sevdiğimi hiç düşünmemiştim. Bilmezdim de. Böyle şeylere de pek kulak asmam. Ama sanırım Mayıs ayı baskın. Mayıs ayı başkaymış. Eylül çocuğu olsam da.




Parlak sarıdır bu çiçek. Ankara'da çiçek türü alabildiğine çoktur kırlarda. Yeter ki kırları kır olarak kalabilsin. Oralarda o zaman her Mayıs ayında neler açar neler.

Hemen yanı başımızdaki soğanlı bitki türlerine de rastladık. Bu soğanlı, her yıl farklı yerlerde açar. Bazıları da aynı yerlerinde yeniden çıkıyor ayı gelince.
Gelincikler açalı çok oldu. Tümden gelinciğe bürünmedi ortalık Ankara'da; ama az kaldı ona da.
Sarı papatya ve tangoların ince ve beyaz çiçeği beyaz papatya elele bu bahar.
 Ve bana günün sürprizi. Kuşlar, onlara çok düşkün olduğumu biliyorlar. Bir anda tam kapıdan gireckken karşıma çıkmasından belli bu Ankara'da ve başka yerlerde daha önce rastlamadığım küçük kuş. Bu türü hiç görmemiştim. 

Ötmedi. Ötseydi ötüşünü de öğrenecektim. Gövdesindeki tüyler ara ara grimsi de olsa baskın renk siyah. Arkada turuncu uzun bir tüyün olduğu kuyruğu çok yakışmıştı bu güzel şeye.


Büyük fotoğraf makinemi almamıştım. Çok çok daha yakınlaştırıp çekemedim o yüzden. Yirmi kez yakınlaşmış hali bu.
Dikeninden çiçeğine hepsi çok güzel bitek Ankara toprağında çıkan çiçeklerin.









Kırılmış kaya kütleleri arasındaki koskoca, kıpkırmızı gelincik. Bana, burada da yayında olan  "Rüzgara Karşı Savaşan Gelincikler" öykümü hatırlatır her gelincik.







Kır çiçeklerinin her rengi açıyor Ankara'nın bitek toprağında. Bu çiçeklerin çoğu şimdi kule temelleri altında bir daha gün yüzüne çıkıp, çiçek açamayacak halde yatıyor.


Bu pembe çiçekler öbek öbek açıyor. Hep bakınıyordum; ama henüz açmamış olduklarından düne kadar görememiştim. Dün gördüm ve çektim resimlerini. Başlamışlar açmaya. Yanıma daha kapasiteli fotoğraf makinemi almadığıma biraz üzüldüm.
Sarı papatyalar. Onlar için henüz tango duymadım. Ama beyazlar kadar zarif gözüküyorlar.











10.05.2015
acemi.demirci@yahoo.com.tr;
@AcemiDemirci
Paylaş :

6 yorum:

  1. Ankara gördüm mü hemen yorum yaparım, dayanamam 😄 Güzel bir paylaşım olmuş. Ayrıntılara dikkatiniz çok hoş.

    YanıtlaSil
  2. Sevindim. Ankaralı olmalıyız o zaman ? :)

    YanıtlaSil
  3. Kendimi fahri Ankaralı olarak tanıtmayı severim 😄

    YanıtlaSil
  4. :)))))

    En değerli Ankaralı, fahri olandır. Burada doğup büyüyen haliyle Ankaralı da nehirsiz, körfezsiz, rıhtımsız, sokakları denize çıkmayan ; ama kültür kokan bu şehirli olmayı kabul etmek çok değerli benim gibi hep Ankaralı olmuşlar için :))))

    Nereden Ankara sevgisi?

    YanıtlaSil
  5. Dört yıl orada kaldım, okudum. Dediğiniz gibi üniversite şehrim ☺️.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öğrencilik yıllarını Ankara'da geçirmek, Ankara'yı sevmek için oldukça geçerli bir neden.
      Hüdaydalı selamlarımla :) <3

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci