15 Kasım 2015 Pazar

Yelkenli günü

Kasım Çeşmesi, yaz günü Çeşme'sinden kat be kat güzel. 

Burada iklimin sonbaharla sorunu var. İlkbahardan bir adım öte atamıyor. Yaza amenna; ama sonbahara tek bir merhaba neredeyse yok geceleri hissedilen nem de olmasa.


Sükunet her yere yakışıyor. Her yer kendi halindeyken bir başka güzel. Karmaşadan ezilen yerler, karmakarışık oluyor.


Kasım, Ankara’da ayın beşi dedi miydi tek tük de olsa kar serpiştiği çok olan bir aydır.



Ki karın kıymetini artık bilmeyen yok. Kar, su demek. Kar yağmazsa altı, yedi milyon nüfusa sahip Ankara yazın kara kara düşünmekle kalmayıp susuz da kalıyor. 


Nerenin dağlarına kar düşüyorsa, orada dağlar varsa, nehirler çağıldıyorsa değeri bilinmeli. Artık ne İç Anadolu ne Ege bu tanıma uymuyor.


Hala iş var kotarılacak; ama zaman yeterli değil. O halde kalan zamanı en iyi şekilde değerlendirmeli.  Böyle limonatamsı süren, kendini Nisan ya da Mayıs ayı sanan Kasım’ın tadını çıkarmalı.


Bugün, yelkenli günü oldu. Çeşme takvimini, etkinliklerini bilmiyorum. Takip etmek de faydasız. Ama güzel bir etkinliğe tesadüfen tanık olduk.


Dün de onca güzelliğe rast geldikten sonra tam da bizim çatının üzerinden geçen üç turna sürüsünü gördüğümüz gibi. Turnaları uçarken görmek müthiş.


Bizim çatının üstündeyken alışılmış V tarzı uçuşlarından adımın baş harfi Y harfine dönüşmelerini ben, bana selamları olarak algıladım. 


Kuşlara çok düşkünüm malum. Bundan memnun olmalılar.


Yelkenliler de turna sürüsünün sanki denizdeki gölgeleri gibiydi.


Nehrin denize karıştığı yerleri çok severim. Azmak denilir ya, deniz börülceleri yetişir.


Eskiden çok daha doğaldı burası. Betonsuz kalmadı bu azmak da. Nehir yatağı, beton. 


Denize ulaştığı yer beton. Gören kanal sansa yeridir.

.
Özçekimsiz olmaz. Manzara çekerken sorun yok; ama bizi çekecek olmayınca tırnağımız varsa başımızı kaşımalıyız.  Zaten hep de öyle oluyor.


Ve sanırım taaa on yıl öncesindeki Viyana gezimizden beri bu özçekim modasını da biz başlattık. Şaka değil, ciddiyim. 

Çeşme rüzgarının var gücüyle estiği bugün yelkenli şöleni var. Rüzgarda hafiften pus arasında süzülüyorlar. Denize konmuş koca kanatlı kuşlar gibi. Eminim yelkenli dışında boylarına göre adları da var. Ama bir Ankaralı bu sözcüklere pek ihtiyaç duymaz.


Kiminin yelkeni duman rengi kimininki beyaz. Karabataklarla  martılar yarışıyor sanki denizin açıklarında. 


Deniz zaten kıpır kıpır. Üzerinde yusufçuk edasıyla salınan  yelkenlilerle  huysuzluğu biraz  daha sevimli.


Ardıcın berisinden yelkenlilere bakış.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 15.11.2015, 5:00




Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci