24 Kasım 2015 Salı

Öğretmenler Gününü kutlarken bir öğretmenin ısrarıyla gelen ödüller

Yarışlara katılmamı  sağlayan Kayınvalidem.
Öğretmenler Günü olan bugün tüm öğretmenlerin gününü saygı ile kutlarken,

Kısacık bir öyküm de var.
 

İlk ödülüm
Nasıl olduysa bir gün, bir şeyler yazdığımdan bile bahsetmediğim halde  havacılık dergilerinde çıkan yazılarımdan  haberdar olup o hiç bitmez okuma sevgisiyle neler yazdığımı okurken  benim gözüm de yüzündeydi. Endişe içindeydim. Çünkü en ufak bir hatayı hiç affetmez, eleştirisi kulağa acımasız gelebilir. Ama ne okursa okusun ardından önerileri olur; bu beğenisidir. Bir tür “Aferin” yani.


Yazılarımı okur okumaz Türk Dili ve Edebiyatı’nın yanı sıra aynı zamanda ikinci eğitimi olan kütüphanecilikten dolayı bir süre çalıştığı Türk Dil Kurumu Dergisi’nin  Yayın Seçme Kurulu Üyesi olarak Terim Kolu’nda sayısız öykü okuduğunu, sonradan lisede öğretmenlik ve üniversitede  okutmanlık  yaptığı yıllar boyunca da pek çok öğrenci ve yazma meraklısı tanıdığını; ama bugüne dek bir liseden öğrencisi Rezzan’ın bir de benim  yazılarımın dikkate değer olduğunu söyledi. Rezzan, yazmaya devam etmemiş; ama ben mutlak devam etmeliymişim. Her zaman rastlanmazmış benim kalemime. Bu laflar banaydı!
Deneme Dalı Birincilik Ödülüm

Bunu duymak, “Bunlar bana mı söyleniyor” hissi yaşattı  ilkten. Çünkü aklım erdiğinden beri yazarım. Okuma yazma bilmiyorken kağıt bulsam  okutturur dinlerdim. Babamın her gün okuduğu gazetesindeki Abdülcambaz karikatürünü ince ince, bıktırana dek  anlattırırdım. Öyküsünü öğrenmek için. Betimleme ile çizim uygun mu anlamak için. Beğenmezsem ben başlardım kendimce anlatmaya.

O gün, yarışlara katılmam gerektiğini, çalışmalarımın bir kenarda bekleyecek cinsten olmadığını ilk kez duyduğum  gün değildi gerçi; ama yazmak öylesine bir şeydi benim için. Nefes almak gibi olağan. Kimi şarkı söylerdi, ben de yazıyordum.

Hatıra Dalı Ödülüm
Yazılarımı okumasının ardından  beni her gördüğünde ne zaman yarışa katılacağımı ısrarla sordu. Her seferinde “İlk fırsatta dedim”. Ve üç yıl geçti bu ısrarlarla. Artık utanmaya başlamıştım. Yazıldıktan sonra hiç göz atılmamış eğer varsa tek bir yanlışı dahi düzeltilmemiş  çoğu deneme, üç dört tane de öykümsü çalışmamı, çoğunun takvimi dolduğu için hala  açık olan  o tek yarışmaya teslim ettim. Ardından  farklı bir bekleyişi de öğrendim böylece.


Bir Cumartesi günü sonuçlar açıklanacaktı. O gün evde olmayacaktım. Çok eski ve çok sevdiğim arkadaşlarımdan birinde toplanacaktık. Yanımda bilgisayar olmadan nasıl öğrenirdim sonuçları. Meraka düşmüştüm. Ne de olsa ilk yarışımdı. Gerçi ertesi yıl iki ödül birden kazandığım bir sonraki yarışın sonuçlarını ve iki ödül kazandığımı neredeyse bir hafta sonra öğrendim koşturmaca sırasında sonuçların açıklandığını unutup. Üstelik tipi nedeniyle yollar kapanıp, yola çıkılmaması uyarısı  yapılınca İstanbul'daki ödül törenine de gidememitik
İlk ödül töreni.Ankara'da.


Arkadaşıma bilgisayarını kullanıp kullanamayacağımı sordum. Bilir o, telefonuma internet yükletmediğimi. Vakit canavarı  interneti, telefonumdan uzak tuttuğumu. Benim bilgisayarla o sırada ne işim olacağını hiç tahmin edemeyen arkadaşım, bilgisayarını açtı. Ben de başına geçtim. Soluk alamıyor insan o an.


Rumuzum, her ikisinin de gerçek öyküleri olan Acemi Demirci idi. Sayfayı açtım ve gözüme takılan ilk ad rumuzum oldu. Çığlık filan atılmıyor öyle sevinçten ciyak ciyak o an. Hatta sesim bile çıkmadı. Orada adımı görmek, benim  nutkumun tutulmasına sebep olmuştu. Bir süre  donup kalıyorsunuz yanılsama mı gördüğüm diye. Yooo… Bal gibi benim rumuzumdu işte karşımdaki.
İlk ödül töreninde.


Arkadaşımı çağırdım yine de. Bu arada diğer arkadaşlar da sökün ediyordu. Sayfada  Acemi Demirci yazıp yazmadığını sordum. Arkadaşım anlam veremedi soruma; ama ben doğru görmüştüm. Rumuzum sayfadaydı. İşte o zaman çığlık atmak neymiş tüm apartman duymuştur sanırım. Hakkıyla sevindim.


O günkü toplantı çok keyifli geçti. Arkadaşlarımın hepsi de yazdığımı bilir ve sektör dergilerindeki yazılarımı takip ederlerdi.


Beni, bir şeyler yazıp bir kenara koymak devinimsizliğinden yarış atmosferine iten,  üç yıl bıkıp usanmadan yarışa girmem için çırpınan, kendisinin de kalemi pekala güzel olan, piyanosu başındaki resmini de eklediğim Sevgili Kayınvalidem’e  yazıda aldığım yoldan dolayı çok teşekkür eder, öğrenciliğimden çok sonra bana yaptığı öğreticiliği ve yol göstericiliğinden dolayı Öğretmenler Günü olan bugün  bu saygın öğretmeni bir kez daha kutlarım.
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci) 24.11.2015, 20:21
acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci
Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci