24 Aralık 2015 Perşembe

Şahinler alçaklara konmazdı…


Orhan Veli’yi sarhoş eden bahar havalarına benzemez sisli, puslu, dumanlı kış havaları. Bu havalar olsa olsa allak bullak eder içinde dolaşanları. Altüst eder hayatı. Görünenleri görünmez eder. Ya da ne göründüğü tam anlaşılamadığından yalan yanlış neye inanılırsa odur sanılır görülen. Sisteyken gördüğünüze tam inanmamalısınız.

 Belki şehriniz sis altındadır. Belki sis ne kelime, sisin korkusu olan tatlı bir rüzgârın gezindiği bir yerdir belki de. Gözleri yeşile boyayarak uzanıp giden ağaç dallarına kuşlar konmaktadır. Sokak çalgıcısı gibidir kuşlar. Konserleri uluortadır.
 
Bakmayın bozkır dendiğine adına, Ankara’daki gibi uzayıp giden sonradan ormana dönüşmesini yürekten istediğiniz böylesi ağaçlandırmaya kolay kolay rastlanmıyor hiçbir yerde. Gerçi tam anlamıyla kendi florası, faunası olmayan  tepeler  dolusu gepgeniş ağaçlandırılmış yerler henüz ormana dönüşmemiş halde; ama eğer böyle kalırlarsa, eğer balta değmezse onlara gelecekte kendi kelebek, kuş, mantar, bitki türlerini barındıracak yeşillikler olacaklar.

Servisle işe gelirken gördüm; çevre yolunun yanından geçtiği, Ankara’nın ağaçlandırma alanlarından birinde. Yani tam oranın kıyısından geçerken. Kocaman bir şahin, genç bir fidanın etrafını çeviren yerden ancak bir metre yükseklikteki koruyucu çıtalara konmuştu. Kayanın başına, ağacın tepesine değil. Kaya başını, yüksek direkleri sisten göremediğinden hiç olmayacağı bir yerdeydi şahin. Alçaklarda.

 Boz yeşil mazılar dikilmiş bu ağaçlandırmanın  önde kalan kısmı sazlık,   su birikintisi ile kaplı. Baharda göçmen kuşlar,sulak olduğu için mutlak mola verir birikintinin içinde, yanında.
 
Bu baharda da epeyce leylek gördüm. Ve bir de kanadında kırmızı lekeler olan nadir cins bir cins leylek  ile flamingo da gördüm. Ama her göz her şeyi göremiyor. Baksa da göremiyor. Gördüğünün ne olduğunu bilerek görmek var.
Kısa da olsa her sabah onları birkaç saniyeliğine görmenin mutluluğunu yaşadım. Ta ki bahara filan aldırmayıp pervasızca yağan kara kadar. İkinci kardan sonra bembeyaz tüyleri üzerine yağan kardan boyun tüyleri yapış yapış olan leylekler, daha sıcak yerlere uzaklaşana kadar. Islanmış leyleklerin görüntüsü gözü yoruyor.

 Sazların üzerinde uçan şahinler de olur etrafta. Avlanmak için. Başka kuşlar da. Su içerler zaman zaman sazlıkların kenarına konup.
 
İncecik  çınar fidanını koruması için etrafındaki yine ince sayılacak çıtaya iğreti biçimde tutunmuş şahin, sanki ağacın yandan verdiği hayli koyu yapraklı bir dal  gibi duruyordu. Nemden ıslanan tüylerinin kabaracak hali kalmamış, yapışmıştı. Genç bir şahin olmadığından zaten koyulaşmış tüyleri daha da kararmıştı. Islanmış kanatları sanki ağırlıktan düşüverecekmiş gibi sarkmıştı.

Tellerde, direklerin, kayaların üstündeyken hep başını tam anlamıyla şahin gibi bir o yana bir bu yana çevirip etrafı kolaçan ederken ya da  kanatlarını açıp kapayıp tüylerini kabartırken gördüğüm şahin,   yaramaz çocukların oyun oynar edasıyla kamyonetlerin arkasına asılmaları gibi geçirmişti pençelerini yerden yükselen üç dikey çıtanın üstündeki yatay çıtalardan birine. Açık alanlarda alabildiğine uzanan kayalar sisten görünmez olduğundan uçup ait olduğu yeri bulup da konamayan  şahin, görüşün elverdiği tek yer olan o genç fidanı koruyan çıtanın üzerindeyken aklına gelmeyenler başına geliyor olmalıydı!

Şahinin bildiği, alıştığı  her şey bu kış altüst olmuştu. Görüş mesafesi elverseydi havalarda süzülecek göklerin şahini, yerden en fazla bir metre yükseklikteki  incecik bir çıtadan medet umar haldeydi. Üstelik yazları ağaç dallarına bile öyle aman aman rağbet etmez hep en yükseklere konarken. Ama sis… Sis, görüneni görünmez edince… Göz gözü görmez olunca  şaşan çok şey oluyor.

 Gözün görmediği, sis ardındadır puslu havalarda.  Ancak sis, sadece olan şeyin üstüne iner ve kalkınca o olanlar olduğu gibi aynen durmaktadır. Aksini düşünmek, fantazi roman yazarlarının konusu olabilir.
(Her hakkı saklıdır)

(Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 23.12.2015, 09:20



 
Paylaş :

3 yorum:

  1. Leylekler belki buralara gelmiştir Adana'ya.. Isınmaya...:) Çünkü buralarda hava yazdan kalma.. Nazar etmeyeyim aman.. Toroslara kar indi mi, sert rüzgarlar büker belimizi ama genel olarak ılıman giden bir kış mevsiminde karla kaplı bozkırlar bana o kadar hoş görünüyor ki anlatamam..
    Ankara'da havalar ısınana kadar bakarız biz leyleklere burada..:)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Renkli Pasta Sepeti, çok iyisin :) Ya Ankara'ya geldiğinde görüşelim ya da Ankara'da bir blogger toplantısı yapalım. Daha kalabalık bir görüşme sağlayalım.

    Kuşlara düşkünlüğüm var malum. Leyleklere, ne kadar başka kuş varsa onlara bakılması benim için mutluluk.

    Ellerin dert görmesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasip olursa inşallah.. Ben de sizinle tanışmak isterim..Sevgiler..

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci