28 Aralık 2015 Pazartesi

Bulanık Dünyalar; Gri Alanlar



Sırf siyah ve beyaz değil hayat. Yaşamın siyahla beyazla betimlenmesi, eski fotoğraflarda kazılı yalnızca. O resimlerdeki pozlar, gökkuşağı altında verilse de iki renkten fazlasını barındırmazlar. Yalnızca siyah ve beyazdırlar.


Gerçek hayat, gecenin siyahı,  ayın beyazı dışında ne çok renk sunar. Simsiyah deniz sularının üzerine kıyıdaki çay bahçelerinin ışıkları vurmaya görsün bir. Ya da balık sürüleri peşindeki takalar, vira deyip denize açılmasın fenerleri fora edip.


Sırf evet ve hayırdan oluşan hayat değil gerçekte an be an duyumsanan. Eskinin Yeşilçam filmi değil oynadığımız. Başka rollerle etkileşim içinde kendi hayatlarımızı oynuyoruz kendi rollerimizde. Senaryoda dünya dolusu kahraman var birbirinden habersiz. Dünya nüfusunu bildiğinden  her biri, bir diğerinden sayı olarak haberdardır da hem az çok… Hepsi o kadar ama... Dahası yok. Çoğu kişi, diğer kalana sayıdır yalnızca.


Sayı ya da kişi olarak bilinse bile kimi rol, bir diğer rolü teğet geçer, yollar kesişmez.  Kimileyin de kimisi, bodoslama bindirir bir başkasına,eksenini değiştirir sihirli değnek gibi. Eksen sapışları iyiye de olabilir, istenmeyene de.


Sırf sıfır ve birden oluşan mantıkta seyretmiyor hayat. Bilgisayara özgü o sadece sıfır ve birden oluşan evetli ya da hayırlı yaklaşım. Belkilerin çokluğunda seyreden gemilerin rotaları ne sıfır ne de birdir. Ne güneye ne kuzeye nede doğuya ya da batıya evet denilmiş;henüz seyirde olmayan  yelkenliler anlatır belkileri en iyi.


Dümensuyunda sürüklendiğimiz, akıntılara kapılmaktan kaçtığımız, meltemini, fırtınasını, kasırgasınıbildiğimiz gerçek hayat,sayıların bilinmezliğinde, dünyanın onca sayısız rolünüoynayanların oyun alanı aslında. Seyirler, rota apaçıksa belirgin. Yani siyah ya da beyaz. Ancak, dümen illa siyaha ya da beyaz kırılmaz. Gri sular da var.

 Ne siyah ne de beyaz olmadığımız anların rengi gri. Gri, siyahın açığı; beyazın kirli koyusu.İkisinden de var grinin içinde; ama ikisi de değil. Ancak ikisinin birlikte çalkalanmışı, birbirine karışmışı. Benzer belki az çok siyaha da beyaza da; ama ikisinden de apayrı. Ara yerde. Ne siyah uçta ne beyaz kutupta. Bulanık mantıklıyız yani çok zaman.


Belirsiz alanlarımız var yani. Sadece iki seçeneğin kıskacındayken, her ikisine de aklımız biraz biraz kaymışken. Hangisine aklımızın yattığı, yatacağı tam belli değilken. Ya da belli etmek istemezken.


Fazilocik (fuzzylogic), bulanık mantık işte bu belki de. Aralarda, derelerde kaldığımız ne  o yana ne de bu yana adım atamadığımız anlarımızın mantığı. En yalın haliyle fazilocik, birle sıfırın arasındaki sonsuz değişkenlik. Bu, değer yargılarında, beğeniler arasında, reddediş ya da kabul edişler arasında olur. Yani her evette biraz hayır, her hayırda biraz evet vardır gerçeği.Öyle denilir zaten öteden beri, haksız da değildir diyenler. Evet ve hayırın ortalaması “belki”dir. Bulanık mantık bu; gri alanlar, onların suları.


Bugün galiba pek çoğumuz belirsizliklerden uzak olduğumuza inanmış, kendimizi kesin  siyahta ya da beyazda sanırken bulanık grilerde çırpınmakta.  Gri aldatıcıdır… Kâh beyaz görünür yanılgıdakine kâh siyah. Yanılgı, doğru sanılmaya görsün bir kez, doğru limanına asla demir atılamaz o zaman. Bir insanın beğenisi, haklı kabul ettikleri, doğru bildiği, onun durduğu yere göre değişir.İyinin, haklının, güzelin, doğrunun ilahi ölçüsü, insanlarca bilinemez. O Allah’ın işidir.


İyi ya da kötünün; doğru ile yanlışın ölçüsü nedir? Bilime, mantığa, çoğunluğun yararına oluş ya da olmayış mı? Yararlı oluş veya olmayış mı önemlidir, yoksa doğru olmak mı? Doğru, eğer çoğunluğun yararına değilse yanlış mı kabul edilmelidir? Bir kişi için yararlı; ama toplum için yararlı olmayan, yararlı mıdır gerçekten?


Sosyal kontrol araçları, toplumsal alışkanlıklar yani adetler, gelenekler, görenekler malum. Bir dehukuk sistemi var. Yani hukuk düzeni ve normlar. İnsanlar bunların içinde siyaha da beyaza da griye de kaybolabiliyor.


Bocalamanın, kararsızlığın, ne istediğini bilmemenin rengi, gri. Görülebilirlik, açıklık varken belirsizliklere  sürüklenmenin,karamsarlığın, uçurumların rengi siyah. Oysa aydınlık gülüşler beyazdır.  Gün ışığında netleşir her şey. Ve bazı şeylerin gri alana tahammülü yoktur. Onların tek cevabı ya evettir ya hayır. Yani ya sıfır ya da bir.Dahası yok.


Her akar suyun bulanık  aktığı olmuştur. Yine de durduk yerde bulanmaz su. Sel gelmedikçe, alttan kumu, yosunu deşilmedikçe su neden bulansın?

 
Suyu bulandırmak mı yeğlenir, bulandırmamak mı? Bu akla, bulanık mantığa, değerlere göre değişiyor. Kimisi için siyah, beyaz kadar safken kimisi bu konuda griye bile tahammül edemiyor. Oysa siyah kirin, pisin rengi; beyaz, masumiyetin, saflığın, iyiliğin boyası. Gri, karasızlık elbet. Belirsizlik. Ne siyah ne de gri asla süt renginde değildir. Bulanıklıkların belirsizliği içindeki roller duru sulara olta attıklarında,yalnızca suyun derinliği belirler suya ne olup olmayacağını. Derinler, kiri pası yutar. Sığlıklardan korkmalı. Derin suların rengi gri olmaz. Masmavidir. Beyaz dalgalı.


Nasreddin Hoca, ne fazilocik demiş kendi mantığına ne de gri alanlar olarak bellemiş belirsizlikleri. Belki herkesten önce bulup çıkarmış gıpgri bulanıklıkları. Ama bulandırmadan çizmiş aralarındaki belirsiz sınırı. Hem de bir fıkra ile. “Sen de haklısın; sen de” diyerek.

Ya siyahtayız ya beyazda. Ya tüm şeffaflığımızla apaçık ortadayız ya da pusun,  kara bulutların ardında. Ya çatal değneğiz ya da dosdoğru kıymıksız çıta. Gride olmak da var; ama gri önünde sonunda siyaha ya da beyaza çıkar. Beyazda olmak, aklın hiç karışmaması, suyun bulanmaması ise eğer, ne siyaha sapılacaktır ne de griye izin verilecektir. Dümen, rotasından şaşmayacaktır.
 
O zaman, ne demiş Cenap Şahabettin,“Kavak ağacını beğenen ve seven pek az kişi gördüm, çünkü dosdoğrudur”.

Kendinizi kavak ağacı gibi hissettiniz mi hiç o halde? Hissettiyseniz, ne grisiniz ne siyah. Olsa olsa süt gibisiniz; tertemiz! Kavak ağacı gibisiniz; dosdoğru!
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), ‎02 ‎Ocak ‎2015 ‎Cuma, ‏‎13:00:14

 @AcemiDemirci


Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci