7 Ocak 2016 Perşembe

Yedi iklimin hüküm sürdüğü kış

Yoksa kendisine ol git ‘bozkır’ denilmesine mi içerledi Ankara? Yoksa Temmuz sonrası kurak yaz aylarında susuz kalıp erkenden yaprakları sararan onca çeşit ağaca kıyamadı da yağmurlu iklimlere mi öykündü?


 Ne oldu karasal iklimin  kuru havalı, ayazı ayaz, sıcağı yakıcı Ankarasına?

 
İstanbul’u hem de kaç puan geride bırakan nem, değil adamakıllı  bir denizi, gölü hatta üzerinde köprüler kurulu  ırmağı bile olmayan Ankara’nın tepesine geçirdiği külah gibi kaplamış etrafı.  


Dört mevsimi zaten yaşardı Ankara; ama yedi iklime geçmiş halde şimdi. Mevsim, içinde başka mevsimlerle seyretmekte. Kış, bir bakıyorsun kara  kış bir bakıyorsun sanki bahara gebe. Ankara, tek bir şehir gibi değil şimdi. Kaç şehrin ortalaması sanki. Biraz Çeşme ya da İstanbul biraz Urfa biraz Erzurum biraz da Antalya ya da başkası.


Ayaza bakınca Ankara,  yeni Erzurum. Hatta oradan da beter.


İstanbul  lodosunu kıskandıracak şiddetine bakınca buradaki lodosun Ankara, yeni Marmara.


Göz gözü görmeden, günlerce kalkmadan kalan sise bakınca Ankara, Doğu Karadeniz.

Ya da yeni Çeşme, deli esen rüzgarla. Her ne kadar Ankara’da sörf yapılamaz olsa da.


Bir olur Urfa, bir olur  Adana, bir olur Antalya. Öyle sıcak, öyle bunaltıcı yazın da.


Galiba Ankara  denizi olmaksızın nemin, karların yaz kış kalkmadığı yüksek zirveli dağları olmaksızın ayazın ya da soğuğun, pamuk yetişmese de güneşin yakıcılığının yeni adresi olmak istiyor. Hepsini de gösteriyor dört mevsimde, yedi iklimle.

 
Ankara şu sıralar  doya doya yedi iklimcilik oynarken Ankaralılar yediden yetmişe hayli yoruluyor bu geçişkenliklerde, siste, pusta, kirli havada.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 07.01.2016, 21:53


Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci