28 Şubat 2016 Pazar

Eleğimsağmalı Sabah


Sabaha yağmurlu başlamış bir gündü dün. Yağmurun serinliğinin sabah yaydığı dinginlik, kimileyin fırtınaya dönüşerek hareketlendi. Yağmur güzel. Toprak koyulaşıyor, ağaçların tozu yağmur suyuyla yıkanınca dalın, yaprağın gerçek rengi ortaya çıkıyor.


Kutbundan ekvatoruna, adasında kıtasına, dağından çölüne her yerin kendince tabiatı var. Ankara’nın doğası bloklar altına gömüldükçe  kaybediliyor. Nüfus öylesine arttı, arabalar o kadar çoğaldı ki büyüdüğümüz merkezden, Çankaya’dan istemeyerek de olsa şimdinin Ankarasının sorunları daha az hisseden yeni yerleşimlerine  kaydık. Ve feci bir kayış da var zaten. Akın akın. Sadece artık evini taşımak istemeyen ya da buna her konuda takadi kalmamışlar terk etmez oldu alıştıkları yerleri.


Merkezden biraz uzaklaşanları,  ulaşım sorunu  kucakladı. Araba kullanmak, İstanbul trafiğinden bile zor hale geldi. Eskişehir Yolu trafiğine ben çıkmıyorum mesela. Hızı sevmem; ama o yolda yüz yirmi ile gitmek bile yavaş bir sürüş olarak algılanabiliyor. Makas atmalar gırla gidiyor. Kazalar ağır.


Metro yetersiz. Mesafeler uzun. Ama yine de tabiat deyince her şey,  yığış yığış yerlere göre fazlasıyla var eskiden tarla tapan olan buralarda. 


Eğer buralardaki kuleleşme ve sonraki kulenin bir öncekinden daha yüksek olması şu andaki hızıyla sürerse buralar ne olacak bilemiyorum. Şimdiden Çayyolu’na adını veren çay, artık cadde altında akıyor!


Dün, şehrin göbeğinde olsaydık asla böylesine çepeçevre, alabildiğine, bir ucundan  öteki ucuna göremeyeceğimiz seyir sundu bize bu açıklık. Devasa bir gökkuşağı. Yere inişi, yukarda kavislenişi ve ta öte yakadan bu yakaya uzanıp tam tepemizde sonlanma şenliğini sundu.


Yağmurlu günlerin  sonunda, gökyüzünün  takındığı kurdeledir  gökkuşağı. Başka adları da var gökkuşağı dışında. Ebem kuşağı, alkım, eleyimsağma mesela. Hepsi de birbirinden güzel adlar. Hangisini kullansam diye kararsız kalmama şaşmamalı.


Yağmur sonrası karşılarda belki de, yok kesinlikle  gördüğüm en uzun gökkuşağı belirmişti. Hava puslu. Buna rağmen bulanık çıkacağını bile bile resmini çektim. Uzun uzun ayarlarla filan da oynamaya kalkmadım, zira gökkuşağı kolayca yiter.


Oysa eleğimsağma ısrarla kaldı. Aslında o kadar heybetli bir uzunluğu vardı ki yitmeye başladığı sonundan yere değermişcesine ucuna dek sönmesi bile hayli vakit alacağından epeyce bir süre kaldı görünürde. 


Hani tarihi filmlerde tırmanılmadığından ucunda büyük bir kanca olan ip atılır ya kale  burçlarına, ucu öyle kancalı ip gibi taa karşılardan -ki iki kilometreden hayli fazla bir mesafe- yay gibi kıvrılarak uzanmış ve bizim  bloğun üstünde kanca atmış gibi sonlanmaktaydı. Karşıdaki yere değen kısmı tam anlamıyla görkemli  bir alkımdı. Vurucu renkli, göz alıcı ve çok güzel.


Ebem kuşağı, resim çekmeme yeterince imkan verecek kadar kaldı karşımızda. Yukarıdaki ince ucundan karşıdaki gepgeniş ve yere değermişçesine gözüken kısımda yitene dek izledim.


Bahar güzel. Eleğimsağma da baharda tüm neşesiyle yukarıdan aşağılara gülümsüyor.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 28.02.2016, 08:00
Acemi.demirci@yahoo.com.tr;
@AcemiDemirci
Paylaş :

2 yorum:

  1. blog keşif etkinliğinden geliyorum, bende beklerim. sevgiler...
    http://soslubadem.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin. Sevindim. Hemen geliyorum ben de. :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci