2 Şubat 2016 Salı

Gün alası


Sabahın erkeni, şaşırtıcıdır. Alacakaranlık mı demeli, alalı mı?


Gün alası galiba doğrusu. Gece kayıp giderken, güneş çok sürmez tepsi gibi belirecekken göğün bir yanını gecenin bulutları kara kara kaplamıştır; öte yan, doğan günün pembesinde, kızılında coşmaktadır.

Onca kuleye rağmen göğü görmek, uçsuz bucaksız mutluluk; gök gibi. 


Gök, ruhun besleyicilerinden.Gözün gezintisi.  Çok şey demek. Kuşların da dolanma alanı.


Ankara, güneşin üzerinden doğduğu ya da battığı gölleri, denizi, yalçın dağları olan bir yer değil. Ne bulursanız doğa niyetine, onunla yetineceksiniz.


Gerçi haksızlık etmemek gerek. Doğası, kendi halindeyken hiç de fena değil. Bozkır da güzellikler barındırır. Yaşayan canlıları vardır. 


Üstelik dünyanın en güzel tüylü hayvanları Ankara’da yaşar, malum. Ankara keçisi, Ankara –Angora- tavşanı, Ankara kedisi! Hepsi de kar beyazıdır ve tüyleri yumuşacıktır.


Ufkun sayısız sitenin içine yığışmış kat sayısı düzinelerce kulelerle kağıt karalar gibi karalanacağı görüntülerini hiç beklemezdik biz öğrenciyken. Kuleler filan gelmezdi aklımıza. Ama şimdi tam karşımızda.

 

Güneşin doğuşunu da batışını da izleyebilmek güzel. Ama fotoğraflarını çekmek çok daha güzel. Biraz erkenci davranacaksınız o kadar.


Güneşin görünmesi, ortalığın ısınması demek. Geçen haftaya göre çok sıcak hava. Sekiz derece filan. 


Herkes memnun bu durumdan. Kardan adam dışında.Onu özleyeceğiz.

(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 02.02.2016, 20:22





Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci