17 Şubat 2016 Çarşamba

Sığırcık Islığı

Dün sabah yine duydum çoktandır beklediğim ıslığı. Bir önceki gün sanki duydum gibi gelmişti. Birkaç kez hem de. Ama henüz erken demiştim. Daha Şubat’ın on beşi. Üstelememiştim.

Şubat, ortası bahar başı gibi oldu. Güneş, güneşle birlikte yoğun olmasa da pus. Henüz ortada çiçek açmış ağaç yok; ama bu hava açacak çiçeklerin habercisi.

Şubat baharı, çiçeklenen ağaçlar için  aldanmaca. Mart yapar Ankara’da yapacağını. Üzerine kar yağmış, buz tutmuş çok bahar çiçeği gördüğümden istemem ağaçlar erkenden açsın, çiçekler buz kessin.

Dün tam işyerindeki penceremin önünden geldi ıslık. Hani Karadeniz’de olsam derdim ki yaylalarda, dağdan dağa ıslıkla konuşmayı bilen biri  bir başka bilene bir şeyler anlatıyor. Yok, değil. Ankara’nın işlek bir yerinde, işteyken  bu olasılık yok.

Geceleri yağmur yağıyor Ankara’ya. Sabah, toprakıslak halde. Rengi koyulaşmış. Gündüzleri güneşli, Toprağın emdiği suyu buharlaştırmakla meşgul.

Yağmur, dışarıdan bayağı bir harelemiş pencereyi. Tozları, isleri bulaştırmış. Kuruyunca dalga dalga kir haline dönüşüyor o lekeler. Yağmurun yıkamayıp kirlettiği pencereden, iki yana kol atarak uzayan kaktüsün çerçevelediği  boşluktan siyah tüylü bir kafa ve uzun bir gaga gözükmesin mi!

Gelmiş işte. Onun sesiymiş. Şu sıralar ha geldi ha gelecek diye benim gibi eminim tüm kuş delilerinin yolunu gözlediği sığırcık gelmiş.

Evvelki iki  yıl boyunca çatıya yuva yaptı sığırcık ailesi. Yavrular çıkardılar.Çığlık çığlığa uçuştular, konuştular. Göç mevsimi gelip çatınca da görünmez oldular. Sonrası sessizlik. Kulağın alışkın olduğu ıslıklar bitti. Ama özlemi başladı. Uzun bir suskunluk girdi araya. Ve dün artık iyice emindim ki suskunluk bitti.

Tek başına gelmiş sığırcık. Oysa ne danslar ettiği, döne döne harmanlandığı binlerce sığırcıktan oluşan bir sürüsü olmalı. Demek ki sığırcık maratonu rekortmeni pencerenin önündeki. Henüz tek. Yakında sürüsü de gelir. Ötüşleri, şimdilik karşılıksız.
           
Yine de dün öğle tatillerinde dolandığım bahçelerde bakındım, belki sürü gelmiştir diye. Çünkü ağaçlık, çimenlik oralarda otlara öğrencilerin attığı simitlerden, ekmek içlerinden yerler. Tek bir sığırcık yoktu. Tek sığırcık var şu an buralarda o da benim penceremin önüne konmuştu.

Hemen resmini çektim. Ürkmesin diye pek yanaşmadım. Kirli camdan başı ve gagası belirgindi resimde. Resmini çekerken ürkmedi. Alışkın zira birkaç yıldır. Daha önce de poz vermişti. Unutmamıştır, eminim…


Biraz daha yanaşıp, sırtındaki parlak renkli desenlere bakayım ve bütünüyle çekeyim istedim. Önce pencerenin öte başına koşturdu. Ama sonuçta kuş. Baktı ben de o yana yöneldim. Uçtu. Ve bir daha gözükmedi dün. Bekletti.

Bu sabah, daha odaya girerken cıvıldıyordu. Benim penceremde değil. Galiba biraz temkinli dünkü ürküntüyle. Karşı çatıda. Açık seçik göreceğim  bir halde. Yukarıları gözlüyor. Gözü, yoldaki sürüsünde galiba. Ne diyeyim. Allah kavuştursun…



Pencere önüne konmasa da yine de kaçışı yok. Epeyce resmini çektim karşı çatıdaki pozlarından.

Kulağım sesinde. Ve her gördüğümde onu ürkütmeden resmini çekeceğim. Ortalık sığırcık ıslığı ile şenlenecek yine, gözler görseline doyacak.

Not: Bütün gün yukarılara bakıp sürüsünü bekleyen sığırcık, akşam üzeri beklediklerine kavuştu hatta güvercinlerin yemlerine ortak olup onları kaçırttı.)
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 17.02.2016
Acemi.demirci@yahoo.com.tr;@AcemiDemirci
Paylaş :

2 yorum:

  1. Sığırcığın beklediklerine kavuşmasına sevindim..

    YanıtlaSil
  2. Ben onları bekledim; o da birkaç gündür yoldakileri...

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci