21 Şubat 2016 Pazar

Uzun zaman sonra


Yirmi dört saat sanki yirmi dört dakika gibi çarçabuk geçip tükenirken size ait olan hafta sonlarına taşmış işler dışında kalan vakitte ne kadar çok şey yapabilirseniz o kadar anlamlı oluyor o anlar.


O yüzden tek bir şey değil, olabildiğince çok şey sığdırılmış bir hafta sonu, çok zamanın harcanması  değil zamanın kaliteli harcanmasının daha önemli olduğunu tekrar tekrar belletiyor.


Aynı mahallenin çocuklarıydık. Komşuyduk. Annelerimiz görüşürdü. Onun annesi bankacı olduğundan her zaman fırsat bulamasa bile diğer annelerle yolda karşılaştıklarında ayaküstü mutlak laf ederlerdi şundan bundan.


Kardeşlerimiz sınıf arkadaşıydı. Hatta onun kardeşinden “Latife’nin Keseri “ adlı öykümde bahsetmiştim. Yumurtayı kıran haylaz çocuktu.


Aynı lisede okuduk. Aynı öğretmenlerden ders dinledik, aynı mahallenin kültürünü edindik.


Lise sonrası dağıldık. Artık aynı okul yolunda değildik. Kimi Ankara dışında İzmir, İstanbul’da okudu kimi Ankara’dan hiç ayrılmadı.


Sibel, tıbbı Ankara’da okuduktan sonra doktor oldu. Ardından İzmir’e gitti. Orada doktordu artık.


Bu kez Çeşme’de beraberdik. Aynı burunda, aynı sitedeydik. Ankara’da değil; ama Çeşme’de en azından anne ve babasından haberlerini alıyorduk, tatil dönemlerimiz çakışmadığında.


İnsan özlüyor beraber büyüdüklerini, aynı liseye gittiklerini, sınıf arkadaşlarını, mahallesinden insanları. Elbette artık çocukluktaki gibi her gün hatta yılda bir kez bile görmek olası değil onları. Daha oturmuş bir arkadaşlığa dönüşüyor ileride  arkadaşlık. Haber almak bile sürdürüyor bu çocuklukta temeli atılmış dostlukları.


Annesinin vefatından sonra Çeşme’ye uğramaz oldu Sibel. Hatta pek ender yapılan bir şeyi yaptı. Doktor olduktan sonra Ankara’dan taşındığı İzmir’den gerisin geri Ankara’ya döndü. Bu pek olası değildir oysa. Bizim caddenin, lisenin çoğu İzmir’de şu an, hatta lisemiz mezunlarının İzmir’de belli bir oluşumu bile var. Sibel, Ankara’ya döndü yine de.



Kasım ayında Çeşme’de çatı tadilatındayken Sibeller’in evlerinin amcasına ait ikizinin içi baştan aşağı yenileniyordu. Amcası ve eşi yoktu. Sadece bildik ustalara anahtar vermişler ve onlar da harıl hatıl çalışmaktaydı. Sibel’den haber alamadım. Görmeseniz bile arkadaşınızdan haber almak sonraki yıllarda mutluluktur, bunu herkes bilir.


Ve bugün Sibel ile uzun uzun  konuştuk. Şu sıra özel hastanelerde çalışmayı bırakmış. Biraz rahatsızmış. Pek önemli bir şey değil. Atlatınca yeniden çalışacakmış. Kahvelerimizi bitirip haftaya da görüşmek üzere masadan kalkarken bu kez o büyüdüğümüz mahalleye, Kavaklıdere’ye ben de Çayyolu metrosuna binmek üzere Kızılay’a doğru giderken şu sıkıntılı günlerde farklı bir mutluluk yaşadık.
(Her hakkı saklıdır)

 Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 21.02.2016, 9:12

Paylaş :

2 yorum:

  1. ellerinize sağlık:) takipteyim bana da beklerimm:)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba, teşekkürler Hilal. Dün uğraştım; ama bloguna erişemedim. Lütfen blogunun adresini buraya yazabilir misin eğer şimdiki denememde de erişip İzleyenin olamazsam :))) Çok selam ve sevgiler.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci