6 Mart 2016 Pazar

Baharın sıcak neşesi, soğukla gelen hüznü



Çiçeklenmiş kayısı ağaçlarını servisten, arabadan değil yakından gördüm bugün.


Gün, öyle bloke ki saati saatine, dakikası dakikasına iş akış şemasını andırırcasına yaşanıyor. Güne başlar başlamaz ardı ardına sırasıyla gidecek işler belli. Teki bile aksamaya gelmez. Biri biter biri başlar. Güne giriş evde olsa da çoğu kişi için evde sürmez gün.  Akşama kadarki süreç, işle güçle dolu anlardır. İş güç sonrası dönülen evlerde başlamayı bekleyen başka iş güçler vardır;  tembellik keyfi yoktur. Telaşın, koşturmacanın olduğu yerde sakinlik barınmaz.   


Evde olmak, artık sakinliğin başladığı anlamına gelmez. Kotarılacak başka listeler sizi beklemektedir. Bir yanda bir gözünüz açık bilgisayarınızda bir gözünüz  makinelerde ve o hep tekrarı  olacak bildik şeylerdedir.


Yani bir gazetede şunlar için şu kadar vakit ayırın, beş dakikanızı şu egzersize, falana filana ayırın  diye tavsiyeler okuduğumda onlar için ayrılması önerilen süreleri alt alta yazıp toplayınca beni bir gülme tutar. Zira zaten günün bloke olmuş zamanı bellidir, geriye ne kadar   zaman kaldığı da. Hangi hesapla o ayrılacak zaman bulunup çıkarılacaktır… 


Öneriler güzel; ama zaman yetersizken gülmekten başka yapılacak bir şey gelmez elden.


Gün, yirmi dört saat. Kaç saati dışarıda, kaç saati yolda, evde dinlenmeksizin koşturmacada geçip giderken bu zaman ayırmalar  filan… “Şaka mı” diyesi geliyor insanın.


Yapılması iyi olurdu belki, yararlı olurdu da; gün kırk sekiz saat olsaydı ve bunun yirmi dört saati de bize kalan süre olsaydı. Ama gerçeğimiz öyle değil. Bize vakit kalmıyor bile. Hafta sonu filan da sadece takvim için geçerli. Ben hiç yaşamıyorum öyle bir kavram mesela. Onun doluluğu da kendince. Bu doluluk, çoklukla da kendinizi unutturan sorumluluklar içerikli.


O yüzden kendinize zaman ayıramasanız bile sevdiğiniz ve vazgeçemediğiniz şeyleri bir anlığına da olsa yapma yoluna gitmek, kendinizi her koşulda beslemektir. Fotoğraf  çekmek mesela. Hiç uzun uzun  ayrıntıya girip en iyi çekim, günün hangi saatinde olabilir; en uygun ışık hangi saatte nereden vuruyor gibi fotoğraf çekmeden önce bir hesap kitap yapamasanız  da bir an içinde bir görüntüyü resmetmek bile ortaya çok güzel karelerin çıkmasına  vesile oluyor.


Katıldığım fotoğraf gruplarında nefis fotoğraflara rastlıyorum. Çekimler için geziler düzenliyorlar ve muhtemelen oralarda konuşlandıkları bir yerde bir anı bekliyorlar. Saatlerce beklemenin sonucunda da bir kuşun müthiş bir görüntüsünü de yakalayabiliyorlar ya da dere tepe, dağ taş gezerken elbette görülecek birbirinden güzel görüntüleri çekiyorlar.


Birkaç yıldır bunları yapma fırsatım yok. Ama "şu sıralar kendimi bile unuttum" diye hayıflanmaktansa oradan oraya koştururken şip şak çekimler vardır ya hani, o tür çekimlerden yararlanma yoluna gidiyorum. Yine de ara sıra fotoğraf safarisi yaşamak, elbette büyük mutluluk verirdi. Yaylalarda, dağlarda, takım şelalelerde mesela.


Yol üstünde, o geçerken kimileyin kirli servis camı berisinden bile demeksizin şip şak çekilen anı yakalamalardan, kayısı ağacı çiçekleri  payını aldı bugün.


Ankara çiçeklendi. Erkenden. O erkenci çiçekleri dünkü şiddetli yağmurlar epeyce hırpalamış. Kayısı çiçeklerinin yaprakları konfetiler gibi dökülmüş yere. 


Apartman bahçelerinden bahçe duvarı dışına taşanlara kimileyin münasebetsiz bir izmarit görüntüsü kirlilik katsa da yuvarlağımsı ufacık yaprakların güzelliği, dökülmüşlüğün hüznünde bile  saklanamıyordu.


Mart ayının ilk haftasında, ilkten çiçeklenen kayısıların yerdeki dökülmüş yaprakları ile daldaki çiçekleri  fotoğraf makineme yakalanırken baharın neşesi kadar hüznüne de tanık oldum.


Her şeyin iki yönü var. Onları görmek için bakmak gerek. Önce bakmak sonrasında görmek, anlamak demek!
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 06.03.2016, 20:04

Acemi,.demirci@yahoo.com.tr; 
@AcemiDemirci
Paylaş :

2 yorum:

  1. Baharın müjdesi bahar dallarını çok seviyorum. Meyveler lezzetiyle damağımıza değmeden önce çiçekleri gözlerimizi sevindiriyor..

    YanıtlaSil
  2. Ankara'da kış geçirince bahara sevgi de özlem de çok koyu oluyor. Sırada bizim blogun arkasında açacak dalların resimlerini .ekmek var. Bir aksilik olmazsa. Bloğun gölgesinde ve kuzeyde kaldıklarından onlar güneye bakan ön taraftakilerden biraz sonra açıyor. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Hepsi aynı anda açsa, hepsi aynı anda solacak çünkü: Geç çiçeklenen ağaçlar görsel şöleni uzatıyor. Adana'ya çok sevgiler. Hüdaydalı selamlar.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci