2 Mart 2016 Çarşamba

Erkenci kayısı ağaçları; geç kalan leylekler

Kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıracak günlerden olan 2 Mart günü, bugün, kazma kürek yaktırmak bir yana kayısılara çiçek açtırmış.


Bu sabah,  yoldayken bir ağacın çiçeklendiğini gördüm. Öğle tatilinde de bahçelerde çiçek açmış erkenci kayısılara rastladım.


Erik ağaçları ile kayısılar ilk çiçeklenen ağaçlardır. Bu kez hayli erken oldu Ankara iklimi için. Mutlaka çoktan çiçeğe durmuş ağaçların olduğu ılık yerler vardır; ama Ankara için şu günler erken.


Kayısılar çiçek açmış olsa da günün tekdüzeliğini  bozamadı yine de. Oysa sıra dışı olmak için elinden geleni yapmıştı dün.


Kısacık anlarda yakalanır görsel şölenler. Koşturmaca bitip evden çıkmadan önce size kalan birkaç dakika  içinde olup biter. Dünkü o birkaç dakikaya neler sığmamıştı ki.


Önce topu topu beş dakikalık zamanı arkalara bakarak geçirmek üzere balkona çıkınca bir hareket  görmüştüm. Koca kış boyunca göremediğim tavşan ortaya çıkmıştı nihayet. Pek büyük değildi. Kocamanlarını gördüğüm için bu tavşanın yavru olduğunu düşündüm. Kısa kısa zıplıyordu. Ama bayırın arkasında gözükmez oldu.


Buralara yeni geldiğimizde  ilk kez gördüğüm tavşanın önce ne olduğunu anlayamamıştım. Koşarken bir ceylanı da andırıyor, kanguruyu da. Olmaz buralarda ama yine de ceylanı anlarım; fakat daha çok kanguruyu andırınca “Avustralya’dan buralara yüzerek mi gelmiş bu kanguru?” demiştim. Sonra anladım ki ne ceylan ne kanguru; tavşan. Ankara’da boz tavşan görmeyi ummak ay yüzeyindeki bir kraterde   bir tanıdık ile karşılaşmak kadar umulmadıktır zira.


Tavşanın resmini çekemedim o zıplayıp kaybolurken; ama bu arada keklikler ötüyordu. Göçle gelmiş kuşlar, envai çeşit şarkıda cıvıldıyordu. Tam o sırada başımın biraz üzerinde süzülen bir karaltı gördüm. Kerkenez hemen bir iki metre öteden geçti. Mavi başlı olan. Adı Gök Baş. Her görüşünde yakınımdan geçer. Kuşlar kestiremeyeceğimiz kadar duyarlı, sevildiklerini biliyor. Ve selamlaşmadan da geçip gitmezler.


Çevre yolundan geçerken önünden geçtiğimiz sazlıkta bugün leylekler gelmiş olmalıydı. Geçen yıl bugün çoktan gelmişlerdi. Ama Martla birlikte bastıran karla ıslanıp tam anlamıyla sudan çıkmış sıçanı andırdıklarında  leylekten görüntüsünden çok uzaktılar. Ertesi gün yerlerinde yoklardı zaten. Daha sıcaklara uçmuşlardı belli ki.


“Kimse kuşlara kuş beyinli demesin” diye birkaç yazımda, öykümde yazmıştım. Şimdi bir kez daha aynı şeyi demenin tam sırası. Leylekler geçen seneki tecrübelerinden öğrendikleriyle  bu yıl da kar  yağarken ıslanmamak için demek buralara uğramadan daha sulak ve sıcak yerlere gittiler. Karın altında kalmak için gelmez çünkü leylekler. Onlar sıcaklara göçer.


Yine de gözüm, her sabah tam oradan geçerken  sazlıkta olacak. Onları görebilmek için. Bir umut…
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 02.03.2016, 20:16
  
Paylaş :

0 yorum:

Yorum Gönder

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci