19 Nisan 2016 Salı

Kum Saati Gibi


Evdeki kütüphanelerin ya da çalışma masalarının süsü, an’ın kum tanesine bürünmüş hali şu kum saatleri. O süs, kendini kılıfında gizlerken belki de hep aranılan gerçeğin saklandığı fanusun ta kendisi. Başlangıcını yazının bulunması diye bellediğimiz tarihin sessiz ve duyulmadık şarkısıdır kum saatleri aslında. 

Yumurtamsı iki cam haznenin birbirine yapıştıkları noktadan kumların boş olan göze tek tek düşmesi, belli bir sürenin başı ve sonudur. Oysa kumların dökülüşünü seyrederken ne başlangıcın ne de bitimin farkında değildir gözler. Onların gördüğü yalnızca kumun akışıdır. Taneler, saniyedir. Yani vakit, an olur ki kum kılığındadır. Akan da dünya tarihidir bir bakıma.

Kumun dökülüşündeki gerçek, dolunun boşalacağı, boşun dolacağıdır. Bu gerçeğin ardındaki gerçek de haznelerden birinin boşalıp diğerinin dolduğu o anın tersyüz edilme anı olduğudur. Zaman  akar, akışlar altüst edilmekle yeniden ve yeniden başlar. Vaktin kuralı budur. Filmi, tekrar oynatmak üzere  başa sarmak gibi yani. Kum saatlerindeki taneler  yalnızca alta düşer. Oysa güneş saatlerinde zaman, yontulmuş yuvarlak taş zeminde dolanan  gölgedir.

Sunduğu seyirle aslında an be an zamana baktığımız gerçeğini ustalıkla saklayan sır küpleridir  kum saatleri. Akılları kum taneciklerine çelerken aslında daha çok çöl kumları gibi yakıcı zamanın hem de cam gibi kırılgan olduğu gerçeğini bir sahne perdesi ile saklıyor olmasın? Evet, hem de ne saklama! Aslında apaçık; ama anlaşılamayacak kadar da saklı.

Zaman, sırların örtüsü o halde. Haznedeki kumların akışı bittiğinde olacak şeyin  tersyüz, altüst olmak olduğunun farkında bile değil  dünyanın neredeyse tümüne yakını. An’ın seyircilerinin farkında oldukları tek şey, kumlar akmakta ve onlar da karşısında seyretmektedirler tıpkı bir oyun izler gibi. O oyun, dünya kurulduğundan beri sahnelenmektedir. Akan zaman içindeki dilimlerde seyredenler apayrı kişilerdi; ama oyun hep aynı oyun oldu.

Kum saatinde gizli gerçek, nehir yatağında gibi akan zamanın dolup dolup boşalması sonrası yatak değiştirmesi gerçeğidir. Yani kaçınılamaz bir an gelecek, sıradanlaşmış her şey altüst olup yeni bir yolculuğa çıkılacaktır.

Akış kısacık da sürebilir asırlar boyu da. Bir ev kütüphanesindeki küçük bir kum saatinin birkaç dakikalık seyri, birkaç kişi tarafından izlenirken dünyanın kum saatinin kuşaklar boyu süren seyri ise bir bakıma tarihin akışıdır. Ve kumlar kâh deniz, kâh çöl, kâh bereketli toprakları sulayan ırmakların kumudur. Dünyanın her kıtasından her iklimin kumu savrulur durur zamanın nefesi önünde.  

Yaşam hemen su kenarlarında yeşermiştir tarih boyunca. Irmaklar, hayatın can suyudur.  Bir an gelip kum saatinin altüst olacağını hep biliriz de bunun basitçe özetlenmiş bir gizem olduğunu bilemeyiz bir türlü; Tarih tekrardan ibarettir”.

Kum saatleri, tufanlarla batıp batıp çıkmış, savaşlarla acılar çekmiş, sınırların kaç kez bozulduğu dönüp duran dünyanın göz önündeki saklı öyküsü sanki. Yani kum saatinin durup durup baş aşağı gelmesi, tarihin her çağının değişmez kanunudur bir yerde.

Altüst olmak, döngü demektir. Zamanın, kavramların, toplulukların baş aşağı gelmesi, dopdolu üst haznenin birdenbire bomboş kalması, alttaki boş haznenin  dolması demektir. Kum tanelerinin zamanı anlatışı, durmaksızın doludan boşa akmakla olur.
Demek ki zamanın içinde akan çok şey,  an geliyor altüst oluyor; yani başa dönüyor. Aslında bu besbelli; ama biz saatin kadranına bakarken gözlerimiz yalnızca sayılarda olduğundan gördüğümüz döngü değil, sayılar.  

Oysa gün doğumu süreci, her gün batımıyla yeniden başlayacak. Altı üstüne gelecek karanlığın, tersyüz olacak. Gece gündüz döngüsü hep sürecek. Şafak tekrar sökecek. Gün batımının ardından ay yeniden gözükecek. Ay bile belli bir döngü içindedir; bir evvelki haline benzemez. Bazen tamdır; bazen yarım; bazen hilal. Tam olması, giderek eksileceği anlamına gelir. Tekrar tekrar başa dönmekse ha ayın dönüşümü  ha kumların akması. Zaman bu işte; döngü.  Kimi dönemleri hiç bilinmeyen, kimi dönemleri az bilinen kimileyin papirüslere, tamgalar halinde taşlara, mağara duvarlarına, el yazmalarına, kitaplara yazılı haldeki geçmişteki dilimlerin  bir adı da “tarih”tir.
Tekrarı olmayan tek şey, kum saatinin yeniden ve yeniden alt üst edilmesinden sonra dolu haznenin bir daha hiç üste gelemeyeceği an elbette. O an, dünya saatinin durduğu andır.

Hep aynı şeylerin hep apayrı zamanlarda hep farklı iklimlerde, adı başka başka topraklarda sanki hiç ders alınmamışçasına bir daha, bir daha yaşanması bu yüzden belki de. İnsan hiçbir şey bilmeden doğuyor çünkü. Konuşmayı, yürümeyi, kendine bakmayı doğduktan sonra öğreniyor. Tarihi de.  Oysa gelmişi geçmişi biliyor olarak doğsaydık ya da unutmamış olabilseydik, tarihteki olayları doğuran nedenler de o nedenlerin sonuçları da  besbelli iken diyelim ki  bugün aynı  sebepler geçit bulabilir miydiler kendilerine?

İki fanus arasında durmaksızın akan kumların sessizce anlattığı şey demek ki o; bir altüst oluşa bakar her şey. Ki bu yeniden başlamak demektir. Yılın, ertesi baharın, gün doğumunun başlaması gibi. Diyeceğim dünyanın akışı, kum saati gibi. Gece gündüz, yaz kış, bolluk yokluk her şey tekrar tekrar sil baştan dünya sahnesinde; kâh yüzyıllar kâh bin yıllar boyu süren döngülerde.
 (Her hakkı saklıdır)

 Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 04.04.2016, 12:33

Paylaş :

8 yorum:

  1. kum saatini ne hoş anlatmışsınız..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Umarım diğer yazılarım, öykülerim de aynı izlenimi bırakır. Selamlarımla. Hüdaydalısından :)

      Sil
  2. Merhaba, iadei ziyarete geldim hemen. :)
    Kaleminize sağlık, çok güzel yazmışsınız. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş gelmişiniz. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  3. o yerdeki şey kum saati mi. o fotolar nasıl şirin yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kum saati olsaydı keşke. Yazının tamamında kum saati kullansam sıkıcı olabilir diye düşündüm. Kuşlar yetişti yine imdada. İyi fotoğraf çekerim bilirsin Deep, değil mi? :)))

      Sil
    2. Emeklerim boşa gitmemiş, ne güzel!! :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci