13 Mayıs 2016 Cuma

Buluttan yaprağa; su damlası

 
Öyle nemli ki Ankara yine. Hem de  Mayıs ayında. Sanki bir adada yaşıyoruz. Ada ülkeleri nem oranımızı kıskansa yeridir. Nemin iyi yanı, ortalığın daha uzun süre yeşil, çayırlı çimli kalmasını sağlaması.


Bu sabah eminim tüm Ankaralılar dışarıya nasıl çıkacaklarını düşündü karasız kalıp. Nem bir yandan, lodos ortalığı birbirine katar bir yandan. Yağmur da yağabilir gibi. Ama sıcaklık yirmi sekiz derece öte yandan. Oysa balkondan bakınca hava serin. Şaşırıp kalmakta kimse haksız değildi yani.


Ve bu şaşkınlığın sonucunda herkes tedbirli çıkmış dışarıya. Öğlen tatilinde, dışarıda besbelliydi bu hal. Pardösüler ya da üstte ne varsa bu sıcakta fazla geldiğinden  çıksa, lodos vuracak. Çıkmasa çok sıcak. Nem de boğuyor. 


Gördüğüm çoğu kişi montunu, pardösüsünü çıkarıp sonra da bir askı gibi kullandığı kolunda taşıyordu. Bu, kaç yılın inceliğiyle süslenmiş, demir çitler ardındaki eski yapıların ince, sade ve eskimez mimarisinin güzelliğini fark etmemi engelleyemedi. Öyle saklı yerler var ki, “burası metropol mü?” diyor insan. Evet, metropol ve kimseler görmese de hep öyle kalsa oralar!!!


Epeydir akasyaya rastlamıyorum Ankara’da. Akasyalı o sokak, hem mimarinin hem ağaç çiçeği kokusunun hasıyla  doluydu. Film çekseler hani tek katlı bahçe içinde evlerle dolu sokaklı mahalle konulu, yeridir.

 
Sabahın serini güzel olur. Serince sabahlar gerçek güzellikler sunar. Çiçekler, yapraklar çiğ taneleriyle benlenir. Bu sabah da öyleydi.


Narin beyaz çiçekli Ankara soğanlılarından  o küçük zambaktan epeyce açmış eski çavdar tarlalarında. Yanı başlarından geçiyorum. Rezidanslar arasında kalan birkaçı çok şükür ki benim geçtiğim yerde.


Sitelerden budanıp da üzerlerine konacak kuleleri bekleyen eski tarlalarda atılıvermiş dallardan kimisi  kök salmış. Birkaç meyve ağacı ve çiçek, çavdar tarlasında başka şeylerin de bitebileceğini böylece gösterivermiş.  

Birisi mor mor açan bir çiçek bunlardan. Böylesi bir sabahta büyücek yeşil yapraklarının üzerindeki akşam yağan yağmurdan düşen irice yağmur damlaları hala duruyordu. Tam fotoğraflanacak konu yani. Fotoğraflandılar da zaten.


Sabah, gelincik deyince akla ilk gelen ince sapları üzerindeki  kıpkırmızı iri gelinciklerin şöleni vardı. O kısa yokuşu birkaç mola vermeden bir solukta bitiremiyorum  bu yüzden.  Doğa her sabah yepyeni   bir hediye sunarken bu benim için başka bir kare anlamına geliyor.


Bulutun  damla damla düşüp, mor çiçeğin yeşil yaprağında çiğ olduğu sabahlarda lodos da güzel nem de.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 13.05.2016, 20:01
Acemi.demirci@yahoo.com.tr; 
@AcemiDemirci













Paylaş :

8 yorum:

  1. Bloglar Yarışıyor ile siz de blogunuzla kazanmaya aday olun, blogunuzu tanıtın, promosyon ödüller kazanın. Sponsorlarımızın desteği ile bloglar arası etkinlik yarışmamızı 2016 yılı içerisinde yeniden düzenliyoruz. Detaylı bilgiyi websitemizden öğrenebilirsiniz.
    İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler!


    Web : http://www.bloglaryarisiyor.net
    Mail: iletisim@bloglaryarisiyor.net
    Tel : +90212 330 9707

    Bloglar Yarışıyor, Hemen Şimdi Siz de Katılabilirsiniz


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Denemek isterim. Davetiniz için teşekkürler.

      Sil
  2. Çiçeklerin hepsi birbirinden güzel. Bizim sokağın başında boş bir arsa var, gelincik bahçesine dönmüş bu günlerde. Önünden her geçişimde fotoğraflarını çekeyim diyorum, acelem oluyor bakıp geçiyorum. Dolu vurmadan çeksem bari. Bir de ben yağmurun yağacağını şuradan anlıyorum; balkon yıkamışsam, temizlik yapmışsam ya da, arabayı yıkatmışsam falan mutlaka yağmur yağar :)) daha hiç şaşmadı ;) sevgiler ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kural hiç değişmiyor buzlu kalem. Gelincikler, çok zarif modeller. Çok sevgiler.

      Sil
  3. Doğanın güzellikleri havanın kararsızlığını gölgede bırakacak kadar güzel.. kendimi o film çekilesi akasyalı sokakta hayal etim de.. Etkilenmemek mümkün değil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O sokağın gerçek olduğunu bilmesem film platosu sanırdım. Birkaç dakikalığına gözü doyuyor insanın :)

      Sil
  4. Ayşei arkadaşım yine görsel şölen ve samimi yazınla keyif yaşadım ...
    Akasyalar bizim buralarda pek çok ama Trakya da pembe ve sarısını da görmüş oldum ... Çok mutlu oldum . Ama keşke sarı olanı da fotoğraflayabilseydim ...
    Gelincik tarlasına bırakın beni diyorum
    Sevgiyle kal

    YanıtlaSil
  5. Pembe akasya, Konut Kent'te, Park Caddesi'nde dizi diz. Bana ilginç gelen yanı bir ağaçta pembe ve beyaz akasyanın aşılı olmasıydı. Ağacın yarısı beyaz diğer yarısı pembe açıyor. Yumuşak, romantik bir bileşim halinde :)

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci