22 Mayıs 2016 Pazar

Dağların arasında taş dantelden bir siluet: İshak Paşa Sarayı



Eski taş işçileri, dantel örmeye üşenmiş olmalı. İpi parmaklarına dolamak, tığı tırnaklarının altından ete saplamak… 


Bunları göze alamamışlar anlaşılan,  çünkü bunları kadınlar göze alabilir, bu yüzden taşları yontmuşlar.


 Tığ, parmaklarına batmamış; ama çekiç taşı dövmüş. Yani onlar danteli iple örmemişler, taşa işlemişler...


 Sonuçta ortaya olağanüstü güzellikler çıkmış. Şimdilerde belki ustası değil kalfasının bile kalmadığı taş işçiliği sanatında. Bunlardan biri hayli uzaklarda, bir dağ başında. Yanı başında yeşillenmekte olan alabildiğine geniş bir vadi. İnekler otluyor, birkaç ailenin ekip biçtikleri yerlerin kıyısında olan köy evleri. Etraf sevimli, şiirsel. Kendisi de sanat harikası İshak Paşa Sarayı’nın.


Çok kısıtlı zamanda, Ağrı’dan Iğdır’a giderken Doğu Beyazıt’ta yemek molası vermek yerine yemek yemeyip o daracık vakti İshak Paşa Sarayı’na ayırmak  iyi olmuş. Hem dağların ortasında bir muhteşem yapının göz alınamaz  nakışlarını görmek  hem de gördükleri fotoğraflamak açısından. Dağ görmek gibi bir görsel şöleni de, dağ havası almayı da anmayacağım bile. Çünkü orada etraf tepe değil dağ nitelikli hep yüksek silsileler ile çevrili. Hava harika.


Her yanda Fırat’ın kolları akıyor. Su bol. Karadeniz’den bile bol belki de. Ot çeşit çeşit ve şifalısından. Bunca ender rastlanırlığa, ender rastlanır bir mimari de ayrı bir anlam katmış.


Balkonmuş vaktinde belli eli belindelerden, ya da cumbaymış bir vakitler. Şimdi oymaları yozlaşmış -ki her bakan da onun eli belinde olduğunu anlayamaz- , yerinde yeller esen balkon penceresinden aşağı bakınca kayboluyor insan o alabildiğine uzanan ne bina ne kule ne AVM gibi hiçbir kuru kalabalığın olmadığı sırf doğa olan  ve ufka dek uzanan manzaraya bakınca…
Bir dağ manzarasının sunabileceği ne varsa görülüyor yani. İnsan o an içinde bulunduğu mevsim dışındaki mevsimlerde oraların görüntüsünün nasıl da başka hallere bürünmüş olacağını düşünüyor. 


Kışın mesela. Oralara bahar haliyle biraz geç geleceğinden iki hafta sonrası diyelim ki. Ya güz? Hepsi balkondan bakanlara bambaşka renklerle ne görüntüler sunmuştu  besbelli.

Hemen yanı başında cami var İshak Paşa Sarayı’nın. Ziyaret var. Oraları da ziyaret ettik. Etmeden olmaz. Kısmetmiş, ne güzel… Çok teşekkürler.


Ne kadar sadece bir iki saatliğine de olsa, ne kadar hava puslu da olsa eğer bir yer görkemliyse onu hiçbir şey pus altında kaybedemiyor. 


“Kim bilir pırıl pırıl güneşli bir günde gölgede kalanların daha da belirginleşmesiyle nasıl bir seyri olacaktı İshak Paşa Sarayı’nın” bile demedik o güzellik karşısında. 


Sadece bir kez daha ve daha uzun zamanda gelebilmeyi istedik.  Çünkü manzara da mimari de doyumsuz o uzak dağdaki.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.05.2016, 11:15

 @AcemiDemirci
Paylaş :

27 yorum:

  1. Sevgili arkadaşım ;
    Benim aşık olduğum yerlerden biri idi ... Nasıl güzel anlatmışsın .... Yüreğine ve emeğine sağlık ...
    Hele tuvaletlere girince kendimi kaybetmiştim ... Nasıl bir manzara eşliğinde diye :)))))
    Ve hamile olan birinin çocuk doğumu o esnada olsa kesin düşer gider delikten diye :))))
    Şahane bir yer ...
    Çok teşekkürler
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl bir sabırla işlendiyse o taşlar, bakarken taş olduğuna inanası gelmiyor insanın.

      Çok seviler didemikacım :)

      Sil
  2. Ne güzel yerler var memleketimizde. Her yere gidemesek de sizin gibi güzel yürekli insanlar sayesinde şiir tadında yolculuklar yapıyoruz oralara.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin gibi burcuuuuk, çok güzel yerler var. Hep gittiğimiz yerler hep öne çıkmış yerler. Buralar öyle güzeldi ki görmeden tahmin edemezdim. Görünce de o geniş ve gürül gürül nehirler, dağlar hayretler içinde bırakıyor. Belki de en güzel yerler oralar çünkü bozulmamış daha.

      Çok sevgiler ve teşekkürler :)

      Sil
  3. Umarım yolum düşer de, ben de görebilirim. Hayran olmamak elde değil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğa ayrı güzel, dağ başındaki bu yapı ayrı güzel. Senden de resim bekleriz o zaman :)))

      Sil
  4. Harika görünüyor. Doğanın ve İshak Paşa Sarayı'nın büyüsü yazıya da yansımış ve harika bir paylaşım çıkmış ortaya. Fotoğraflar da çok güzel. Her fotoğrafa uzun uzun baktım, saatlerce baksam sıkılmam gibi geliyor. Kendine has bir çekiciliği var yapının.
    Gitmedim ama gitmek isterim, böyle yazıları okuyup, gidenleri görünce imreniyorum. Dilerim yakından görme fırsatını yakalarım bende. :)
    Teşekkürler paylaşım için. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok geç gidenlerdenim. Güzel ve hiç aklımda olmayan bir vesile ile oldu. Aslında hiç bilmediğimiz yerler daha güzel. Bozulmamış. Doğunun doğasını ilk Erzincan'da görmüştüm. Ora hakkında ilk izlenimim çok şaşırtıcı olmuştu. Hiç beklemediğim, düşünmediğim kadar güzel ve dağıyla, şelalesiyle, ormanları ve mağaraları, otları, canlıları ile gerçekten doğaydı. O vahşi doğanın güzelliğine, başka bir yerde bulunamayacak cinsten oluşuna hayran kalmıştım.

      Umarım benim kadar geç kalmadan oraları gezersin Serhat. Çok selamlar.

      Sil
  5. O taşları dantel gibi işleyen ustalar maalesef yok artık. İshak Paşa Sarayını yapan ustalar da zaten Ajıska'lıymış :) Koruyamamışız, işgaller sırasında tahrip olmuş. Yazınızdan ve resimlerinizden bu haliyle bile güzelliğini koruduğunu anlıyorum. Görülesi bir yermiş, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müthiş bir taş sanatı.. Ahıskalı ustalara hayran kaldım. Sanatçı olmak sadece imza ile olmuyormuş demek ki, İmzaları taşların üzerinde nakış olarak kalınca oluyormuş.

      Çok selamlar.

      Sil
  6. Her karış toprağımızda bir tarih gizli. Bir de kıymetini bilebilsek. Restorasyon adı altında tarihi dokuya zarar veren kültür katliamcılarımız buraya da dokunmakta gecikmemişler yazık ki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın Cafe Tigris. Bir çağa ait olmayan malzeme o çağa ait eserin restorasyonunda kullanılınca ortaya bambaşka bir şey çıkıyor. Eser de neler çekiyor.Bunca yıl dayanmış o taş işçiliği. Her çağda ziyaret edilebilecek halde kalmasını nasıl dilerim.

      Çok sevgilerimle.

      Sil
  7. İshak paşa sarayını gezmeniz çok güzel olmuş. Gitmek istediğim bir yer. Dünyanın ilk kaliroferli ısıtma sisteminin kullanıldığı saray olarak biliyorum. Mühendislik okuyunca merakla işin biraz tekniğine gözüm kayıyor. :) Ayrıca Topkapı sarayından sonra yapılmış en ünlü lale devri saraylarından. Sadece saray olması yanında külliye. Ben bu sarayı bakınca Dünyanın süper gücü olan Osmanlının hazin çırpınışlarını ve hüznünü görüyorum. Ben daha buradayım, bitmedim dercesine. Kısaca tarihimizde çok önemli yeri var. Yoksa boşuna paramızın üstünde resmi yer almazdı. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, ilk kalorifer bu sarayda deniliyor. Tarihe ilgin çok güzel ve o zaman ilgini çekecek bir şey yazayım Sevgili Yusuf; İshak Paşa'nın 12. göbek torunları halen Ağrı'da yaşıyor. Çarşıda tesadüfen uğradığımız bir dükkanı işletiyorlar. Bal işindelermiş. Tarih ile konuşmak gibi bir şey böyle apansız karşılaşmalar. Güngörmüşlük, besbelli oluyor tabii.

      Sarayın içi de çok güzel; ama bu kadarını yayınlayabildim. Bir de benim bilgisayarında her şey yerli yerinde; başka bilgisayarlardan açınca galiba aralarda boşluklar oluyormuş. O yüzden fazla resim eklemeye cesaret edemiyorum.

      Sil
    2. İshak Paşa'nın torunlarının hala orada ikamet etmesi güzel bir şey. Bunu öğrendiğim iyi oldu ve eğer oralara gidersem kesinlikle dükkanlarını bulmayı deneyeceğim. Daha çok resim paylaşabilmenizi gerçekten isterdim. Yazılarınızda resimleri büyük tutup yazı, resim ,yazı,resim şeklinde ortalı halde paylaşırsanız hem mobilde hemde bilgisayarda düzenli ve güzel gözükür yazınız.

      Sil
    3. Yusuf'un bugünkü yazısında önerdiği blog yazılarından biriydi bu yazınız. İshak Paşa içimde ukdedir umuyorum yolum düşer bir gün benim de ve ben de paylaşırım bu tecrübemi sizlerle :)

      Sil
    4. dilek dilek.

      heeey nerdesin yaaaa nasılsıın :)

      Sil
    5. Fark etmemiştim Yusuf'un duyurusunu. Ne utandım şimdi... Teşekkür ederim. Ona da teşekkür edeceğim.

      Sizin de yayınınızı bekleyeceğim :)

      Sil
    6. İnşallah nasip olur da paylaşırım ben de teşekkür ederim :) Deep buralardayım, iyiyim sen nasılsın? Çok sevgiler her üçünüze de :)

      Sil
  8. ne kadar güzel yazmışsın. oralara gitmek nasip olmadı. hep medyadan ve gidenlerden duyuyorum. ama bu kadar dzgün anlatıma ilk defa rastladım.
    iyi ki ziyaret etmişsin sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ilk kez gittim oralara. Ve gidip görmeden ne kadar güzel ve doğa harikası yerler olduğunu asla anlamak mümkün değilmiş. Resimlerden, televizyondan görürdüm. Ama şu on beş senedir o taraflara turla ya da değil gitme fırsatı yakalayınca görülenler altüst ediyor. Hep Ege'yi bellemişiz; ama otun envai cinsi, suyun Karadeniz'i kıskandıracak kadar gürül gürülü,dağın en yükseği hep oralarda.

      Güzel görüşün için de çok teşekkür ederim. Ben de senden beklerim gittiğinde çektiklerini görmeyi. Çok sevgiler :)

      Sil
  9. üşenmesem de gitsem. istanbul ankara izmir dışına bi çıkabilsem :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapacaksın gibime geldi. Sevgiler Derin :)

      Sil
  10. Küçükken gitme fırsatımız olmuştu ailecek. Önünde çekilmiş fotoğrafıma hala bakmaya doyamam. ne muazzam bir eser. İnşallah tekrar oraları ziyaret etmek kısmet olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görür müyüz o resimleri? Tekrar tekrar gidilse de hem mimariye hem de doğaya doyulacak gibi değil. Selamlarımla...

      Sil
  11. Duyup bilip yerinde görememek sık sık yaptığımız gereksiz bir sürü şeyin yanında tembellik olarak gözüküyor bana. Seyyah ve keşşaf tarafımızı dinlemeli. Yeni ve güzel bikgiler aldım, keyifle..Selam ve sevgiler..

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci