31 Mayıs 2016 Salı

Pembe sırtlı tepeler


Baharın rengi yok. Kışın beyazından güzün kızılına, sarısına, yazın kırmızısından  en taze yeşiline dek her ton, baharın yelpazesinde. O yüzden serinletici bahar. Bir yelpaze ki rengarenk. Yine de bahar, en çok yeşil. Tazesinden hem.




Arkalar dere değil; ama tepe. Nasıl emek var üzerlerinde nasıl… Binlerce fidan dikiliydi yedi yılı geçkin biz buralara geldiğimizde. İlk gördüğümde, birer yuva olarak açıldıkları belli  çukurlardan yükseldikleri için fidan olduklarını anlasam da emin olamamıştım. Çünkü o tepeler, kır çiçekleri, otlar ile de kaplı alabildiğine. 


Yaramazlık yapan çocukların kollarını havaya kadırmasını  andırıyordu ilkten, küçücük fidanların yedi yıldan fazla önceki görüntüsü. O kadar. Henüz çam fidesi oldukları bile açık açık belli olamayan körpecik çamlardı şimdi eni konu ortaya çıkmış mazılar, karaçamlar .

Yağmurlar, ağaçları, bitkileri besler. Her yağmur sonrası, bahar ardı boylandı tepenin üstündeki fidanlar. Üstleri boz yeşil renkte sündü, uzadı. Ben de boy atışlarını her milimde gözledim. Daha yetişkinler, artık eni konu mazı olmuşlar da vardı, hemen eteklerde, hemen bize yakın. Onlarda da kuş yuvaları elbette.  Göçmeninden yırtıcısına.  Gece öten, karanlıkta avlananından minicik  gövdesine inat ötüşleri kocaman olanına. Kimisi de sesini duyuran; ama kendini göstermeyen cinsten. Utangaç mı yoksa saklambaç oynamaya mı meraklı bilmiyorum. İbibik kuşu o.

Artık daha belirgin o yaramaz çocukların yumruklarını sıkıp da  “Heeyyy” dercesine kollarını kaldırmalarını andıran fidanlar. Mazı çoğu. Kara çam hatta. Önlerde birkaç at kestanesi ve kavak da var. Tek bir tane de selvi. Epey uzakta.


Geçen sene dikilen fidanların binlercesi  ibreli değil; yapraklı. Evvelkiler gibi ibreli cins değil. Meyve verecekler belki. Badem ağaçları olacak gibi duruyor çoğu. Kuşlar yesin, böcekler beslensin diye. Tavşanlar da hoplayıp zıplarken bulur yere düşenleri zaten. Hatta ara ara kaplumbağalar görürüm gezinen, yerde bulduklarını yavaş yavaş yiyorlar. Kirpiler de var.


Tüm kurak aylarda sabahtan akşama dek sulanır o fidanlar bölge bölge. Kaç tane  işçi çalışır. Haykırışları, türküleri, bir tepeden ötekine bağırışları duyulur. Çok sevinirim bu sesleri duyunca, gürültüden hiç haz etmesem de. Bu sesler bana gürültü değil can suyunun sesi gibi gelir. Çünkü tepelerde bağıran çağıran olması, oradaki fidanların köklerinin suyla buluşması, hayatta kalması demek. Emeksiz yemek yok. Tepeler boz kalmayacaksa, güneş altında emek emek sulanacak  demektir körpe fideler.

Tepelerin rengi değişir dönem dönem. Mevsime göre tabii ki değişir. Ancak aynı mevsimde de değişir. Çünkü her çiçek, ayı gelince, vakti çatınca açar. Biri söner, solar diğerinin açmasına gelir sıra. Her çiçek, her an açmaz. Ne zaman açacağı bellidir. Saatleri var yani.


Al gelincikler kırmızı dalgalanmalar yaparken biraz sonra öbek öbek açan, taşkıran mı acaba emin değilim, en çok çam diplerinde biten pembe pembe güzellikler çıkar ortaya. Koskoca tepelerin durgun boz rengi bir bakarsınız romantizmin rengindedir.


Koskoca tepeler, silsilesiyle uzanmakta. Pembelenmiş halde. Vakti gelir vakur bir beyaz giysinin ardından Mayıs olur pembeye bürünür o bazen kireçli toprağın sırıttığı bomboz, neşesiz tepeler. Kimse kınamasın. Koca koca ağaçlara da ardı ardına uzanan tepelere de yakışır pembe.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 31.05.2016, 10:44
Acemi.demirci@yahoo.com.tr;  @AcemiDemirci
Paylaş :

8 yorum:

  1. ayyy ne güzel yaaa hem şehir hem doğa var senin orda :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz mesafeyi, yolda harcanacak zamanı göze alıp, keşmekeşin içinde olmak istemeyince... :)

      Sil
  2. Şimdi bu yazının üzerine nasıl bir yorum yapılabilir ki.. Yavan kalmaz mı? Kalır elbette.. Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kalmaz Yağmur. Sen öyle heyecan katarsın ki hem, benim yazılarımda arasan da yok öyle devinim :)) Çok sevgiler.

      Sil
    2. Ne güzel işte arayıp ta bulamadığım huzuru buluyorum bu sayfada :)

      Sil
    3. Bu yorum, Yağmur sonrası koku gibi hoş. Teşekkürler Yağmurcum :)

      Sil
  3. Doğada her şey bir düzen içinde sürüp gidiyor. Kuşlardan çiçeklere,ağaçlardan böceklere, tüm canlılara, tepeden tabana her şey bir ahenk içinde. Güneş, yağmur, rüzgar da köklü ilişkiler içinde yardımcı oluyorlar bu işleyişe.
    Ah biz insanlar yangınla, yıkımla, kesimle bu düzeni bozmasak.
    O ortamı tanımak, havasını koklamak ne büyük zevktir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan unsuru... En olumsuz etken oluyoruz değil mi kimi zaman. Çok selamlar.

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci