10 Haziran 2016 Cuma

Kumru Gölgesi

Daha Temmuz’u bile görememiş Ankara’da mecburen gölgelerde konaklarken sessiz bir gölge gördüm. Şöyle bahçe ile giriş arasında çit oluşturan lüküstürümlerin dibine doğru süzülüverirken gördüğüm tek boz kuyruğu oldu.  Kumruların boz tüylü  kanadının rengini  her Ankaralı çok iyi bilir. Ankara’da güvercin, serçe, saksağan ile birlikte şehrin ortasında görülebilen   birkaç kuş türünden biridir çünkü.

Kumru ile aramızda beyaz beyaz açmış lüküstürümden bir yeşil çit var. Çiçeklerin acımtırak buğulu, narin kokusu etrafı sarmış. Yeşil çit boyunca kumrunun  saklandığı meyilli giriş boyunca ilerledim. Fotoğraf makinemi hazırdı. Çitin öte yanı inişli, çimli bahçe. İri taşlar döşeli, basmak niyetine. Kumru,  taştan basamaklarda.

Kumrular insana çok yakın kuşlardır. Munis tabiatlıdır. Kavgacı değildir. Yemlenirken güvercinler başlarına üşüşür ve yemlerini alır. Kumrular hemen kenara çekilir, eğer güvercinlerden onarla yem kalırsa, kalanı yerler. Çoklukla da tek bir buğday tanesi bile kalmaz.

Kumru, bana bakıyor. Kolay kaçmazlar öyle. Hemen fotoğrafladım tabii. Hala kaçmayınca ikinci kez fotoğraflamıştım ki makinenin sesinden ürktü bu kez. Belki de daha fazla poz vermek istememiştir. Kumrunun resmini uzun boylu  çekemesem de meraklı bakışı güzel bir kareye poz oldu.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 10.06.2016, 23:21

Paylaş :

21 yorum:

  1. Sekiz on yaşlarımdayken dedemin evindeki bahçenin bir köşesinde lamarina dedikleri dalgalı çinkodan yapılmış bir sundurma vardı. Yemekten önce dedem sundurmanın altındaki çiviye asılmış plastik kovadan bir avuç buğday tanesi alıp lamarinanın üzerine savururdu. Nerede saklandıklarını anlayamadığım on beş, yirmi kadar kumru buğday tanelerinin çinko levha üzerinde çıkardığı sesi duyunca birden ortaya çıkar kısa sürede son taneye kadar yemlerini bitirirdi. Kumruların lamarina üzerine her gaga vuruşunda çıkardıkları ses hala kulaklarımdadır. İlk tanıdığım kuştur kumru benim. Güzel anlarımı hatırlattığınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa, küçük öyküler vardır ya, bu yorum küçük bir öykü olmuş. Okuması çocukluğa bir şekilde götürüyor. Çinko sundurmayı göz önüne getirmeye çalışacak okuyanlar da eminim benim gibi.

      Çok selamlar.

      Sil
    2. Bizim de çocukluğumuzda evimizin avlusunun bir köşesinde mutfağımız vardı. Köşesinde de kendiliğinden; hüdai nabit çıkmış bir incir ağacığımız vardı. Bütün kuşlar oraya konardı. Nedense kumrular aynen sizin de dedenizin evindeki gibi dalkalı oluklu dediğimiz teneke lamarina sundurmalı bir barakanın üzerined dolaşırlardı. Biz de yemleri yere toprağa değil lamarinanın üzerine serperek atardık. Kumruların keyfine diyecek yoktu. Tenekeden çıkan sesler ilahi bir musıki gibi bize kutsal bir duygu yaşatarak keyif verirdi. Birde sağnak bir yağmur yağdığı zaman trampet gibi lamarinanın çıkarttığı sese de bu rada değinerek çocukluk hissiyatımı sizlerle paylaşmak iştedim.

      Sil
    3. Çok güzel anlatmışınız. Çocukluğumun Ünye'deki kısmı kara incirlerin, beyaz incirlerin tepelerinde geçti. Yapraklarını sütleri elimize çok yapıştı. Kuşlar o kadar çoktu ki bir gün onları gözümüzün arayacağı o çocuklukta hiç akla gelebilecek şey miydi?

      Sil
  2. İki aydır her sabah aynı kumru balkonuma gelir,öter ve gider oldu. Sabahları kumrunun ötmesiyle uyanır oldum. Pencereyi açtığımda kaçmıyor bile. Alıştık biz birbirimize. Sabah uyanınca hemen balkona koşuyordum ama nedense son 2 gün gelmedi. Meraklanıyorum bir şey mi oldu diye?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oooovvv... Umarım kediler sorumlu değildir. Ve yine gelir kumru.

      Hiç yazmak istemesem de kuşlar hakkındaki en acı gerçek kediler. Çeşme'de kedilerini bırakıp geri dönenler yüzünden ortalıkta kedi arttı. Köpekler de kışın sürü olup saldırganlaştıklarından bir yolu bulunup uzaklaştırıldılar. Kedilere kalınca ortalık her ağaçtaki kuş yuvaları bozuldu, kuş nüfusu bayağı azaldı. Ötüşleri gelmez oldu :( Bu yüzen "Noksan Halkanın Biledikleri" adlı çalışmamı yazdım. İki yerde yayında.

      Eğer yeniden gelirse haberim olsun isterim. Çok selamlar.

      Sil
    2. Merak neki; kesinlikle endişeleniyor, hatat üzülüyorsundur bile.

      Sil
    3. Haklısınız. Çok mu belli oluyor? Ama meraklandım ben de. Kuşlara kıyamam :)

      Sil
  3. Çalıştığım iş yerinin bahçesinde çok olurdu kumrular onların sesleri bana huzur verir ve baharı çağrıştırırdı yani kumru bende bahar demekti.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alışırlarsa yanınıza gelince, yakınınızdan geçerken siz görmeseniz bile mutlaka kendi ötüşleriyle seslenir selam verirler. Kuşlar akıllı zira, kuş beyinli, yalnızca bir deyim.

      Çok sevgielr.

      Sil
  4. "Noksan Halkanın Biledikleri" çalışmanıız merak ettim şimdi... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk aratmamda çıkmadı. İkincide de. Ama yayınladığıma emindim. Bildik, eski usül aradım tek tek. Yayınlamışım. 15 Eylül 2015 tarihli yayın. Ve linki;

      http://acemidemirci.blogspot.com.tr/2015/09/noksan-halkann-biledikleri.html#comments

      Yorumlardan girebildiğimden böyle; ama yukarısında çalışmam da var.Keyifli okumalar desem mi, bilemedim...

      Sil
  5. Noksan Halkanın Biledikleri’nde, Çeşme’de geçen yaz, daha evvelce sahiplerince tatile yanlarında getirilen; ama dönüşte beraberlerinde götürülmeyen kedilerin, köpekler de kışın sürü olup saldırganlaştıklarından uzaklaştırıldıkları için ortalık sırf kedilere kalınca, her ağaca korkusuzca tırmanıp, pergolelere, çatılara rahatça çıktıklarından kuşların başına gelenleri anlattım. Kuş nüfusu o kadar azaldı ki hani deyim yerindeyse, teşbihte hata olmazmış ya  köpeksiz köy haline dönüşüp ortalık kedilere kalınca….
    Aşağıdaki linkte yayında;
    http://bizimsemaver.com/noksan-halkanin-biledikleri/
    Sanırım bu vesile ile gözümden kaçan bir şeyi de fark ettim. Bu çalışmamı blogumda yayınlamamışım. Hemen yayınlıyorum o halde 

    Teşekkür de ederim size. Fark etmeme yardımcı oldunuz. Çok selamlar 

    YanıtlaSil
  6. Ankara da yaşıyorsunuz sanırım. Bende ankarada yaşıyorum. Sadece bir kaç kuş türü var malesef. Keşke bir sürü kuş olsa Ankara da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara'da yaşıyorum. Hep de buradaydım doğduğumdan beri -3 + 1 dışında- :)))

      Şehrin göbeğinde park bitkileri ile güvercin, kumru, serçe, saksağan, kırlangıç ve akşamları yarasa dışında bir kuş görülmez Ankara'da. Ama Ankara'da kuş ve bitki türü o kadar çok ki. Biraz merkezden kaçınca şaşırıyor insan gördükleri karşısında. Göçmen kuşlardan şahine, kirpiden tilkiye, ötücü kuştan gece kuluna her an tam karşıda. Bitki de sayılamayacak kadar çok. Soğanlısından şifalısına, endemiğinden yaban gülüne dek.

      Neredesin Ankara'da Yağmur Tozu? Hüdaydalı selamlarımla o zaman :)

      Sil
  7. kuş fotoğrafları ilgimi çekiyor , gerçi fotoğrafın her türü de çekiyor ya , ama bu kare de çok güzel , emeğinize , yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer vaktin olur blogumda gezinebilirsen aramadığın kadar çok kuş resmi var. Turna uçuşuna dek. Karatavuktan, kızıl gerdana kadar. Kimi Çeşme'de tabii. Şahinlerin yavru çıkarmaları da an be an yayında.

      Çok teşekkür ederken çok selamlar. Hüdaydalı :)

      Sil
  8. Kumru, "insan dostu" bir kuş diye düşünüyorum. Hatta sanki bir zamanların kumruları şimdikilerden daha mı yakınlardı insanlara? Çocukluğumuzda oyunlarımıza dahil olurlardı adeta. Çocuklar kumru ötüşlerini taklit eder, birlikte deneme yaparlardı. Gu-gukçuk... Kumrucuk... gugukçuk. Belki yanlış hatırlıyorum ama böyleydi sanırım. Guguklu saatlerin sesi de kumru sesi gibiydi.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, ötüşleri de kendi munisliklerine yakışır halde. Çığlık gibi değil, yırtınırcasına değil. İç açıcı bir sesleniş. Selam veriş gibi. Çeşme'de fıstık çamında kumru yuvası var senelerdir. Bizi bilirler tabii. Sabah bahçeye çıkar çıkmaz, oradalarsa ilk günaydını onlardan duyarım.

      Kumruların Ahı'da orada geçen ve gerçeklerden yola çıkılan bir öyküm. Üç ya da dört yerde yayında.

      Çok sevgiler. Güzel yorumlarınızla öyle güzel anlar geçiriyorum ki. <3

      Sil
    2. Ben de evimin mutfak balkonuna biraz bulgur, biraz su koyuyorum. Her sabah üveyik, serçe, güvercin gelir. Yemlerini yerler. Sonra giderler. Eğer yem yoksa kapı da açıksa salona kadar giriyorlar. Sizin fotoğrafını çektiğiniz kumruyu görünce ben de güvercinleri paylaşayım istedim. Emeğinize sağlık, sevgiler..

      Sil
    3. Bakayım o zaman hemen. Gudu gudu diye seslenerek yerler yemlerini güvercinler. Birazdan misafirnizinm. Çok sevgiler.

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci