5 Haziran 2016 Pazar

Haziran Hüznü

Haziran, hazindir benim için. Bahar ayıdır, yaza geçiştir, ortalık yeşildir falan; ama ruhun bir yanı sarıdır. 2014 yılından beri. Yerine hiçbir şeyin konulamayacağı goncaların solduğu, senede bir gün olur ki o goncaların yapraklarının düştüğü yerlere, yılın başka hangi günü gidilirse gidilsin ille de  özellikle o gün ziyaret ayıdır, bu ay. Haziran hazindir benim için.


Dört gün ara ile iki acıyı yaşadığımız 2014 yılı, bize senede bir gün diye anılacak o günlerden birinin tarihini belletti. 5 Haziran. Babamın göçüşü. Tarihini söyleye söyleye hem.


Dünyanın hali böyle; doğum sevindirirken ölümler üzer. Hayat döngüsünün en itirazsız gerçeği bu durum. Yine de öyle bir gerçek ki yakınlara gelene dek masal sanki. Hep komşudan dinlersiniz ya da yaşlı bir akrabanın  başına gelir diye düşünülür herkes bu acıyı yakından tanıyana dek. Ben de öyle sanırdım… Birilerinin başına gelirdi.


Biliyorum üzdüm… Biliyorum sevindirdim… Biliyorum gururlandırdım. Öyle aman aman gösteremezdi, askerdi; ama  biliyorum çok severdi kızını…


Babam hastaydı; ama neleri yenmemişti ki. Bu hastalıkla da nasıl mücadele etmişti. Hiçbir şeyden geri kalmamıştı. Yatmamıştı hiç. Son günlerinde biraz, o kadar. Birkaç hafta.


Onun gitmesi, babamın göçünden çok dünyanın en fedakar, tanıdığım en dürüst, kendisini düşünmeyi hiç beceremezken kendi dışındaki herkesi düşünüp her şeye yetişen bir  insanın göçüşüydü. Böyle olması hayatını kolaylaştırmamıştı belki; ama ne çok seveni varmış. Ankara’da, Aksaray’da, Çeşme’de. Çok seviliyormuş babam. Biliyordum da böylesi topluca görmek sağlığında olamıyor hiçbir kimse için.


Sanki en küçük yeğenimin bir yaşına girmesini bekledi göçmek için. Yeğenim yaşına girdi; bir hafta geçmeden kaybettik babamı. Ama doğum gününü görmek  mutluluğunu yaşadı. Yattığı yerden hep sordu, bilgi aldı.


Sonrasında karadelik gibi bir boşluk. Eksilme hissi. Zaman zaman olsaydı da şunu sorsaydım çaresizliği. Baba evinde artık olmayan bir "kızım" seslenişi, ayak sesi.


Bugün başucundaydık. Annem, erkek kardeşim ve en küçük yeğenim ile. Üç yaşında henüz yeğenim. Nerede olduğumuzu kavrayamıyor. Ona sadece “Dedesinin burada uyuduğunu” söylüyorum.


Okuduk. Dua ettik. Kabri üzerindeki lavantalar uzamış. Patlamışlar. Bakımını yapan çiçekçi de biz oradayken kamyonetiyle geldi. Su bidonları ile yanımıza koşturdu. Mermerleri yıkadı. Lavantaları ve ayak ucundaki selviyi biz zaten sulamıştık.


Babamın yanındaki kabirde bir akademisyen kadın yatmakta. Çok kez karşılaştık eşi ve oğulları ile. Eşi nasıl severmiş kadını. İnsan kendi acısını unutuyor kadının eşini hüngür hüngür ağlar görünce, ne diyeceğini bilemiyor. Takdir mi etmeli, üzülmeli mi. Karısının mezar taşına  internette çok rastladığımız bir ifadeyi kazıtmış adamcağız,

“Canımdan çok sevdiğim,
İnsanların göz renkleri farklı olabilir,
Ama gözyaşlarımızın rengi aynıdır”


Her gördüğümde mezar başında ağlar bulurdum o adamı. Karısının mezarı yanına kendi mezarını da yaptırmış. Kendisi için yaptırdığının başında taş yok elbette henüz. Bir gün o taşı görürsek, o adamcağızı bir daha ağlarken göremeyeceğiz anlamına geliyor bu. Dünya…


En ön sırada idi babamın kabri. Şimdi her yanı  kabirle dolu. Şehitlerimizin mezarlarının başlarında bayrağımız dalgalanıyor. Hava esintili. Yeşil bol Karşıyaka Kabristanı’nda. Ağaç da çok çiçek de. Cennet gibi. Cennette olsunlar. Baş köşesinde.


Şu an bir yerlerde bebekler doğuyor olmalı. Kimileri evleniyor. Mezun olanlar var. Burada, biten hayatlar ziyaret edilirken yolun ötesinde akan trafik gibi hayatın trafiği de akıyor.


Ağlayamıyorum. Gözüm şu an kaldıracak durumda değil. Ama yine de rüzgârla kımıldanan lavanta sapları elime değe değe Yasin okurken içim kabarıyor, burnumun direği sızlıyor. Bir ara doldum taşacağım, sol gözüm öyle bir yanıyor ki… Gözyaşı dökmeden içten içe ağlamak çok zor. Çok acı.


Geri kalan yakınları da ziyaret ediyoruz. Sonra yola düşüyoruz.


Meşrutiyet Caddesi’ndeyiz. Annem de kardeşim de Çankaya tarafına yönelecekler. Ve durduğumuz yer, Mithat Paşa Caddesi üzerindeki bir özel hastanenin kapı önü. Küçük yeğenimin doğduğu hastane orası. Şu an belki bir yeni doğanın çığlığı yankılanıyor odalardan birinde. Hayat. Böyle…


Ben Meşrutiyet Caddesi’nde ayrılıyorum Annem, kardeşim ve yeğenimden. Metroya yöneliyorum.


Bu saatte tenha metro. Ağladım ağlayacağım  şimdi neredeyse Haziran hazinliğinde. Gözüm sızlıyor. Dikkatimi dağıtsam iyi olur. İnsanlar üzüntüde de, sevinçte de, acıda da, mutlulukta da tek yola başvururlar. Müzik.


Önce İzlandalı Low Roar (Alçak Perdeden Kükreme) çalıyor. Severim bu grubu. Bakıyorum sanki uzayın derinliklerinde bir uzay gemisi yol alırken göktaşı yağmuruna yakalanacağını haber veren bir tını var müzikte. Ya da uzaylılarla telepati yoluyla anlaşma görüntülerinin arka müziği gibi. Hemen değiştiriyorum. Bu sefer çıkan parça yüreğime değiyor. Hani içinizde bir tel vardır ya. O teli yakalıyor bu şarkı. Bam teli değil tabii. O böyle hissettirmez. O tepkimelidir. Bu ise içte ve kavurucu. Gözüm yine sızlıyor.


Natalie Cole ve babası söylüyor bu kez. Baba kız düette. Teknoloji, baba Nat King Cole’ün  eski kaydı ile kızı Natalie Cole’ün  sesini birleştirerek yeni bir kayıt elde etmiş.


Şarkının tek bir sözcüğü o an benim için duyumsanan. Natali Cole haykırıyor;
Unforgetable -Unutulamayan- . O an kimse benim de bir Natalie Cole olduğumun farkında değil.


Haziran ayı, dedim ya, hazindir bana!
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 05.06.2016, 20:16

Paylaş :

34 yorum:

  1. Yattığı yer nur olsun, çok zor.çok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin. Teşekkürler Cafe Tigris. Çok sevgiler...

      Sil
  2. Sözün bittiği yerde..göz ağlamaktan mecburiyetten kaçınsa bile öz ağlar..tıpkı yazıda olduğu gibi..
    Sevgili arkadaşım..acı anılara ev sahipliği yapan Haziran'ı ben de sevmem..
    ama dediğin gibi hayat böyle..yaşayıp gidiyoruz..
    Babacığın üzerinde Lavantalar ile nurlar da uyusun..Allah sizlere uzun ve sağlıklı ömürler versin..
    yüreğine sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Ülküm, buraya yetişmişin. Bugün dopdoluyum; ama senin görmek mesela. Hayatın güzelliği... Çoook sevdiğim arkadaşım benim. Eksik olma e mi <3

      Sil
  3. Dili tutulur ya insanın... Çayımı da alıp gelmiştim. İlk bunu okumasaydım dedim şimdi.
    Sene 2014... Babamı neredeyse beş yıldır görmemişim. Yurt dışı, iş, koşullar... Kardeşimin mezuniyetinde buluşma sözü vermişiz, ben biraz heyecanlıyım. İstanbul'da evime ilk kez gelecek babam... Hayal ediyorum, kapıdan girişini.
    Kapıdan girdi evet, ama gülemedim. Babam... O geniş omuzlu, iri yarı, kocaman adam... Ben diyeyim yarısı kalmış... Vücudunda, kollarında avuç içimden büyük yaralar var, kıpkırmızı, kanlı... Ahh nasıl anlatırım. Yıllar sonra ilk görüşümde babama ilk sözüm, çakılı kaldığım yerden, ne oldu sana, oldu. Ne mezuniyeti kaldı kardeşimin, ne o buluşmanın heyecanı... Sonrasında 1,5 sene hastanede yattı babam, 6 ayı komada geçti. İlk kanserle karşılaştığında abimi kaybetmiştik, üzüntüden dedik. Yıllar sonra daha kötü tekrarladı hastalık. Babamı ikinci kez kurtardı Allah, ama çok zordu çok... Gözyaşlarımızın rengi aynı Acemi Demirci...
    Nurlar içinde yatsın babacığın, kahramanın, en kıymetlin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blana, bugün bir kez daha emin oldum... Gözyaşlarının rengi aynı.

      Bir de akıtabilseydim... Gözüm izin vermiyor. Ama buğulanıyor. Bu bile yetti.

      Yorumunda okuduklarımdan çok etkilendim. Çok sevgiler...

      Sil
  4. Yakınlarımın mezarlarını ziyaret ettiğimde mutlu olurum. İçimde bir ferahlık hissederim. Bir görevi yerine getirmiş olmanın hazzı bu sanırım. Mezarlar arasında yürürken pek çok şey düşünürüm; Mezar taşlarındaki adları, doğum ve ölüm tarihlerini okurum. İnanıyorum ki o mekanlarda ders almamız gereken pek çok şey var. Mersin'de Mezitli Mezarlığı'nda ilk girişte eski-yeni 10-12 tane küçücük çocuk mezarı var. İlk gün beni çok etkilemişti. Şimdi başlarında duamı ediyorum, daha az üzülmeye çalışıyorum.

    İnsanız, hayatımızda doğumlar kadar kazalar, hastalıklar, ölümler var.Hayatımızdaki olumsuzlukların etkisi ilk yıllarda çok daha can yakıcı oluyor. Zaman bize daha metin olmayı da öğretiyor, yaşatıyor...
    Allah rahmet eylesin.Nur içinde yatsın.Lavantalar içinde bir mekan, ne kadar güzel.
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel anlatmışınız. Koşturmacadayken akla gelmeyenler orada göz önüne geliyor. Yine hayat diyeceğim.

      açaok teşekkür ederim. Çok sevgiler.

      Sil
  5. Ahhh acemi demirci ahh :"( . Oysa bugün fazlasıyla ağlamıştım. Gözyaşlarım beni dinlemiyor artık, söz geçiremiyorum. Üstelik boğazımda düğümlenen hıçkırık inanılmaz bir baş ağrısı yapıyor :"( . Babanıza Rahmet, size sabır diliyorum. Şu mübarek günlerde Rabbim hepsini cennetine kabul eylesin inşallah. Bunu yaşamakta anlatmakta öyle zor ki. Benim babamda 2 sene yattı ama bir gün şikayet etmedi. Son nefesini verdiği son dakikaya kadarda hep şükretti. Ben nisan ayını çok severdim ama bir nisan günü veda etti babam bize :'( . Artık eskisi gibi yine severmiyim bu ayı bilmiyorum ama her sabah aynaya baktığımda babamın yüzünü görüyorum. Daha çok yeni o yüzden diyorlar. Zaman herşeyin ilacı alışırsın diyorlar. Sahi Yaşadığın yerin her yanına kokusu sinmiş, anısı yerleşmiş, parmak izi gibi sadece kendine özel iz bırakmış birinin yokluğuna alışılıyormu gerçekten de? Benim yaram henüz çok taze ya siz beni daha iyi anlarsınız o yüzden soruyorum. Bu acıya alışmak mümkünmü? Sevgiyle, saygıyla, sabırla kalın.

    YanıtlaSil
  6. Ahhh acemi demirci ahh :"( . Oysa bugün fazlasıyla ağlamıştım. Gözyaşlarım beni dinlemiyor artık, söz geçiremiyorum. Üstelik boğazımda düğümlenen hıçkırık inanılmaz bir baş ağrısı yapıyor :"( . Babanıza Rahmet, size sabır diliyorum. Şu mübarek günlerde Rabbim hepsini cennetine kabul eylesin inşallah. Bunu yaşamakta anlatmakta öyle zor ki. Benim babamda 2 sene yattı ama bir gün şikayet etmedi. Son nefesini verdiği son dakikaya kadarda hep şükretti. Ben nisan ayını çok severdim ama bir nisan günü veda etti babam bize :'( . Artık eskisi gibi yine severmiyim bu ayı bilmiyorum ama her sabah aynaya baktığımda babamın yüzünü görüyorum. Daha çok yeni o yüzden diyorlar. Zaman herşeyin ilacı alışırsın diyorlar. Sahi Yaşadığın yerin her yanına kokusu sinmiş, anısı yerleşmiş, parmak izi gibi sadece kendine özel iz bırakmış birinin yokluğuna alışılıyormu gerçekten de? Benim yaram henüz çok taze ya siz beni daha iyi anlarsınız o yüzden soruyorum. Bu acıya alışmak mümkünmü? Sevgiyle, saygıyla, sabırla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk altı ay çok zor. Bizim için biraz farklıydı durum. Babamdan dört gün sonra, Babam'ın cenazasine de katılan Hakan'ı kaybettik. Kız kardeşimin eşini. O da kardeşim olmuş.

      Altı ay çok ağır, akmayarak geçti. Sonra tek söz söyleyebildim,
      "Gidiyorlar".

      Kanıksanıyor; ama o bir gün gelince.... Her şey yeniden zor. Artık hep ağlanmıyor; ama boşluk hiç geçmiyor.

      Sana sabırlar dilerim Zehra. Allah rahmet eylesin babacığına. Mekanları cennet olsun.

      Sil
  7. Ne zor şeydir yakınını kaybeden kişiyi teselli etmek. Hele o kişinin kaybettiği öz babası ise... Baba kız ilişkisi çok özeldir. Sabırlar dilemekten başka, maalesef bir şey gelmiyor elimizden. Duygularınızı ne güzel aktarmışsınız. Hayat trafiği betimlemesi tam yerine oturmuş. Hepimiz bu trafiğin akışına kaptırıyoruz kendimizi... Bizden önce yola çıkan sevdiklerimiz daha önce varıyorlar bizim için bilinmez olan yerlere... Devamlı yenileri alıyor eskilerin yerini. Bu değişimin uğultusu bir anda kesiliveriyor bazen. Zamanın durduğu anda sessizliğin sesini duyuyoruz. O anda tanıyoruz hayatın çirkin yüzünü. Her şeyin boş ve anlamsız olduğunu düşünüyoruz. Kimlerin geçtiği bu han kapısından umurumuzda değil. Zaman söndürüyor içimizdeki kor ateşi sadece. İçimizde sönmeyen güzel anılar kalıyor sadece... Allah başka büyük acı göstermesin size.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Amin" diyeyim önce. Teşekkür ederim.

      Ben hiç kıskanmadım, bu duyguyu bilmezdim. Öğrenciliğim iyiydi. Hani teşekkürler filan alınır ya, öyleydi. Sınav sonuçlarını merak etmezdim; bilirdim çünkü. Benden daha akıllı olanla arkadaşsam şanslı sayarım kendimi. Hala. Benden daha bilgilisine rastlamak keşke kısmet olsa.

      Babamı kaybettikten birkaç ay sonraydı. Annem için yakındaki büyük alışveriş merkezinde alışverişteydim. Yürüyen merdivenlere doğru bir genç kız koşuyor. "Baba" diye bağır çağır.

      Yürüyen merdivenle aşağı inen babası da dönüp baktı. "Ne var kızım?" dedi. Kıskançlıksa eğer o his ben orada öğrendim onu. Bir kez daha hissetmedim o duyguyu;ama Babam'ın bir kez daha seslenemeyeceğini düşünürken şu geldi aklıma. Belki gün olmuştur, aynı acıyı yaşayan birinin yanında aynı hissi benim seslenişim o birisine duyurtmuştur.

      Hastalığı nedeniyle araba kullanamıyordu. Sürücü hep bendim. Direksiyonda ben; ama sağı solu karıştıran bir yanım olduğundan co-pilot da Babam idi. Bazen kızardı da bana boş yolda sinyal vererek kalkıyorum diye.

      Çok şükür ki bunları yaşamışım. Babasını hiç göremeyecek bebekleri, daha çok küçük yaşta kaybedenleri görünce elbette şükrediyorum.

      Nur içinde yatsın.

      Sil
  8. Canım benim ....
    Çok şey geçiyor yüreğimden ama dillendiremiyorum ... Ne desem boş ve yetersiz bunlar karşısında ...
    Bu mübarek günlerde Rabbim hepimizin geçmişlerine rahmet eylesin ... Mekanları nurlarla dolsun ...
    Unforgetable .....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Didemcim, anlatılamıyor. Biliyorum. Haklısın. Ama anladım :)

      Sil
  9. Mekanı cennet olsun. Allah size de sabır versin. Sevdiğimiz kişilerin artık yanımızda olamaması acıtır insanı. Ölümler aslında giden için değil kalanlar için daha zordur derler ç. Allah kolaylaştırsın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Acısıyla, tatlısıyla, koşturmacasıyla; Dünya...

      Sil
  10. O nasıl bir acı, bir yıkım çok iyi bilirim çok şey yazabilir, söylüyebilirim ama susma hakkılmı kullanarak hüzününü yürekten paylaşıp babacığına rahmet diliyorum. Anacığına ve sizlere sağlıklı uzun ömür diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Gezgin Kova. Anladım, bildiğin bir süreç. Dileklerin için çok teşekkürler...

      Sil
  11. Bu yazıyı pencere kenarında bir yandan yağmuru izlerken okudum. Gökyüzü ağlıyordu zaten, ben de ağladım. Demişsin ya, insanın bir yakınına değene kadar ölüm bir masal, ne kadar da doğru. Bunu en iyi altı ay önce kayınvalidemi kaybedince anladım. Gerçekten çok zor. Allah size sabır versin. Babacığın nurlar içinde yatsın, mekanı cennet olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin de başın sağ olsun burcuuuuk... Kayınvalidenin mekanı cennet olsun.

      Sil
  12. İnsanin sevdiklerini kaybetmesi çok acı ...Insan zamanla o acıyı bastırmayı öğreniyor fakat geride kalan boşluğu hic bir şey dolduramıyor. Babanızın mekanı cennet olsun inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Kader K. Çok selamlar :)

      Sil
  13. offf yaa ne acılar geçirmişsin yaaa bak işte doğa insana huzur veriyor demek ki sen de doğada sakinleşiyorsun. hepsine başınız sağolsun ki.

    YanıtlaSil
  14. Teşekkür ederim Deep. Doğanın sesi, kokusu, dinginliği, huzuru gibisi yok. Metropoller nerden moda olduysa :)))))

    YanıtlaSil
  15. Yanıtlar
    1. Geç kalmışım "Amin" demede. Amin.

      Sil
  16. Canım başın sagolsun. Mekanlari cennet olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şirincim, burada görünce.... Çok teşekkürler canım. Amin.

      Sil
  17. Haziran ne kadar da hüzünlü olmuş sizin için.Babanıza da rahmet diliyorum.Umarım bu haziran daha mutlu karşılar sizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2014 Haziran ayı öyle oldu.

      Çok teşekkür ederim.
      Amin.

      Sil
  18. bir şey demek istemiyorum babamı 4 sene önce henüz okulumu bile bitirememiş, gelinliğimi giyememiş babamın elinden tutamamş olduğumu söylesem birbirimizi çok iyi anlarız bence

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci