24 Haziran 2016 Cuma

Hırçın çığlıklı; parlak benekli

Epeydir yoktu. Anladım, kolay su bulacağı yerlerde dolanmakta olduğunu. Yuvası çatıda oysa. Geçen sene, evvelki sene, bir önceki sene hep çatıdaydılar. Yavru çıkardılar. Sonra da bahara kadar gözükmemek üzere göç ettiler güz gelmeden.


Onların hırçın  çığlıklar gibi ötüşlerini, ıslık çalarak  şarkı söyleyişlerini yağmurlar hafifleyene kadar dinledim. Epeydir çok seyrek duyar oldum ıslıklarını. Demek ki kuluçkadalar şu sıralar. Ayrıca su bulmak için de havuz arıyor olmalılar. Sıkça gözükmemeleri o yüzden olmalı.

 
Onca pencere var iş yerimde. Bir baktım bana konuk olmuşlar. Telaşlı, laf yetiştirircesine, hırçın  tınıda tabii sesleri pencere önünde.


Zebra gölgelikler, şeffaf kısımlar bile ışık geçirmeyecek  halde kapalı. Loş ortam. Gözlerin sevdiği gibi hem geride kalan sıkıntı sonrası hem de kamaştıran güneş ışığının hiçbir şeye aldırmadan odaya dolması karşısında.


Ses çıkarmadan yanaştım cama. Başıma çok gelen bir şey yine geldi bugün de. Bellek alırlığı ne kadar geniş olsa da dolar eğer fotoğraf makinesi benim elimdeyse. Dolmuş bellek ve tek bir karelik yer yok. Cep telefonu ile çekeceğim sığırcığı mecburen. Akıllı telefonu zaten fotoğraf makinelerimde bellek dolarsa diye kullanıyorum, internet  olmadığına  göre J


Pencereden içeriyi hep yetiklediklerinden yani kontrol ettiklerinden en ufak bir harekette uçarlar. Ancak zebra gölgelik içeriyi görmelerine izin vermiyor. Bu arada galiba kavga ediyorlardı. Yoksa öylesi bağrış çığrış, ötüş başka ne anlama gelebilir?


Üç parça gölgelik. Birisi, odanın yeterince aydınlık olabilmesi için  diğerleri kadar tümden inik değil. Yine inik de bir karış kadar açıklık var pencere kanadını hepten kapatmaya.


Sığırcık, beni göremiyor. Ama ben onu görebiliyorum. Kaktüs saksılarının arasından uzun sarı gagasını, siyah başını. Ötüp duruyor.

Sonra pencerenin öbür kanadı önünde durdu. O kanat, iki tümden inik gölgelik ile kapalı. Gölgeliklerden birini itekliyorum. Hareketin farkında. Ama gördüğü bir insan yok. Tetikte; ama kaçacak gibi değil .Cep telefonumu görüyor. Çekmeye başlıyorum. Her çekimde çıkan sesi kuş seslenişi sandığından hangi kuş ötüyor diye oraya buraya bakınmaya başlıyor. Bakındığını göremeyince de sesinden sonra tüyleri de hırçın bir hale bürünüyor. Dağıtıyor. Kabartıyor. Darmadağın şu an. Gülmeden edemiyorum bu sevimliliğine.


Pencerelerde hala yağmurun izleri var. Yağmur izleri, pencereye benekler yaparak sığırcığın benekleriyle yarışmak  mı istedi acaba? Sığırcığın benekleri doğal birer payet. Onlarla hiçbir şey yarışamaz.


Çokça fotoğrafını çektim sığırcığın. Elimde çok daha fazlasını yapabilecek fotoğraf makinesi olmamasına rağmen iphone çekim gücüyle yetinsem de  penceredeki yağmur izlerine, sığırcığın  beneklerine kadar çıkan resimler oldu yine de çektiklerim.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 24.06.2016, 20:10
Paylaş :

22 yorum:

  1. "Yağmur izleri , pencereye benekler yaparak sığırcığın benekleriyle yarışmak mı istedi acaba"
    Siz sözcüklerin ressamı yapmışsınız yineeeee ❤️❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bu mütevaziliktir sözcüklerinizin tuvali

      Sil
  2. Böyle bir kalemden duyulunca bunlar, çocuk oldum sevinçten :)

    YanıtlaSil
  3. Aynen benim içimde heyacan,yaratan cümleyi,Cafe Tiğris yazmış.
    Bana kalan çok güzel bir çok cümleler var yine de,
    yüreğiniz sağlık.
    Yetiklediklerinden" ilkdefa duyuyorum.Araştırdım ama tatmin olamdım
    Bence kulağa güzel geliyor.
    Bu çirkinlikler sizin günlük hayatınıza renk katmaya devam edecek gibi,merakla bekleyeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok da güzel şeyler bulup yazmışınız, çook teşekkür ederim.

      "Yetiklemek", kontrol etmek, göz atmak, kolaçan etmek anlamında. Türkçe. Aksaray'da kullanılır daha çok. Bilinmediğini biliyorum; yine d ekontrol sözcüğünden yetiklemek sözcüğü kadar haz etmediğimden hep yetiklemek kullanıyorum.

      O kadar şirinler ki. North Star diye bir kitaba bakıyordum öğle tatilinde. Açıkçası sarmamıştı. Denizcilikle ilgili. Ama kuzey ülkelerinin daha çok benimseyeceği bir konu olduğundan denizli ülke de olsak zaten bahane arıyordum bırakmak için. Öyle güzel bahane oldular ki... Denizcilik terimlerini öğrenmek sonraya kaldı. Bana yardıma koşmuşlar herhalde öğle tatilinde.

      Sil
  4. Bu arada size bir teşekkür borcum vardı unutmadan,
    Turnalarımla ben ve birde Allısı inanamadım,ne kadar cahilmişim meğer bu konularda.
    Ben mistik anlamlarından ötürü hayrandım,şimdi iki misli,hayran
    Flamingo" inanamadım üstelik türkülere konu olmuş (Allı turnam,ne gezersin burada )
    Belgeselini izledim hemen,harikalar ve nasıl asiller.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allı turna daha şiirsel bir ad. Flamingo zarif; ama sanki belgesellere yakışan bir ad. Düşünsenize, türküde "allı turnam" değil de "flamingom" diyor. Ben çok gülerdim :)))))9

      Sil
    2. Ben de gülerdim gerçekten.
      yetiklemek" bencede daha iyi.
      Kuş beyinleri ne kadar küçük de olsa,çok akıllılar.

      Sil
    3. Çok akıllılar. Yaşadık. Kanadı kırık bir güvercine rastlamıştım iş dönüşü arabamı park ederken. Ve onun öyküsünü yazdım, blogumda da yayunda olan "MACİDE" adlı. Birbir doğrudur. O zaman ilk anlamıştım kuşların çok akıllı olduklarını.

      Sil
  5. Anlatımınız çok hoş.Fotolar da gayet iyi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Mankenlerin de katkısı çok fotoğrafların güzel olmasında :)

      Sil
  6. kalemin dert görmesin.. keyifle okudum ;)

    YanıtlaSil
  7. Algıda seçicilik mi acaba diyorum. Bana niye denk gelmez bu kuşlar ? Karşıma çıksalar, ne olduklarını bilemiyeceğim için mi acaba :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Algıda seçicilik büyük ölçüde. Gezilerde çok olur. Kimselerin bakmadığı tarafta, yönelmediği bir yerde bir şey ille de ayrıntı bulur fotoğraflarım. Bir, iki derken üçüncü de başıma üşürler ve meraklılardan bir fotoğraf grubu doğar sonra kendiliğinden.

      Demin bir ak kuyruk sallayan çektim. Burada da yayınlayacağım. İbibik ve eşi ötüyorlar; ama bunca senedir tek seslerini duyuyorum, kendilerini ta Nahçıvan, Sarı Germe gibi yerlerde görebiliyorum. Keklik de ötüyor. Yakalayamadım bugün onları.

      Sil
  8. Sen dag evinde yasamiosun demYahu nerden Uyuordum bukadar kusu otu copu..😁Harika yazi icin Tesekurler

    YanıtlaSil
  9. :))))))) Metropol imkanlarında bir nevi dağ evi denilecek özellikleri var :)))) Tepeler var. Tavşanı, kaplumbağası, tilkisi, kirpisi, onca kuşu ile. Ağaçlar da tabii. Yeşillendirme, doğal değil. Ama ağaç varsa mutlaka kuş türleri de var. Otların her çeşidi var.

    İnsan neyi bulmak isterse onu bulur galiba, ben de otu, çöpü, kuşları filan buluyorum işte :))))

    YanıtlaSil
  10. ne güzel ya belgesel gibiii :)

    YanıtlaSil
  11. Nerede bir kuş görsem siz geliyorsunuz aklıma. Ama onlar bana poz vermiyorlar size verdikleri gibi. Çoğu zaman göremiyorum sesleriyle yetiniyorum. Yaylanın kuş sesleri çok güzel. Bakıyorum, arıyorum yeşil yapraklar arasında seslerin sahiplerini ama göremiyorum. Seslerini saklayamıyorlar:)

    YanıtlaSil
  12. Kuş zenginliğinin tam ortasındasınız. Tür sayısı oralarda göçmenlerle birlikte hayli yüksektir. Kuşları görmek isterseniz hemen değil, ama sabrın sonunda yakalıyorsunuz. Biraz kuşlar hakkında bilgi sahibi de olmak gerekiyor. Dünya kadar kuş, ot, endemik bitki kitabım var. Öyle ki bazılarından ikişer tane alıyorum. Biri yılın on bir ayı olduğumuz Ankara'da, diğeri de Çeşme'de elimin altında olsun diye. Kuş sevmek, böyle zorluklar da içeriyor :))))

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci