15 Haziran 2016 Çarşamba

Metropol kıyıcılığı


Metropol, yutucu. Şehrin genişlemesi etrafını yutmakla oluyorsa metropol yolculuğunda, yutulanlar elbette genişlemeye fırsat verecek yerler. Yani tarlalar, boş alanlar.


Giderek küçülen tarlaların üzerinde başak yerine kuleler biterken kıyıda köşede şimdilik kalmış eski tarlaların yabanileşmiş başakları kaç bahar daha gün yüzü göreceklerini bilemeden boy atarken karşılarında kırk katlı hatta belki de yakında yetmiş katlı olacak kuleler görüyorlar.


Kuleler, değirmendir. Öğütür. Bir kez dikilmek için binlerce yıldır her yıl çiftçilerce, köylülerce ekmek olmak üzere tohum tohum serpilip ekilip dikilmişleri yani buğdayı, çavdarı, arpayı, yulafı, burçağı öğütür. 

 Sonrasında da metropol zamanı öğütür. 

 Metropol kıyıcılığında kuleler diklenirken başakların boynu bükük…
(Her hakkı saklıdır)


Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 15.06.2016, 23:08

Paylaş :

36 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Bu sefer göreceksiniz eminim . Öncelikle Bu kadar güzel bu kadar harika anlatımı valla ben hic bir yerde Görmedim 😁 Yukarıdaki 4 yorumu sildim görün artik Görün diye. Site Tasarımı için Ne zaman başlıyoruz Sayın BlogYazarki dedinizniz mailimi Bıraktım Gormediniz. SONRAMMM. Sizi mimledim googleden okurum bize Okumak düşer yazmissiniz. YİNE pas geçildi sanırım.Gormediniz.Biliyorum Gerçekten Gormediniz. Siz benim Gözümde bLoglarda 3 kaliteli yazardan anlatım bazından bahsediyorum birisiniz.Bu seferde görmezseniz . Sonra BlogYazarki Sözünde durmadın diye bir Gün bana gelmeyin Daha VALLA NE DİYEYİM Ben 😂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gördüm :))) Elimde olmadan geç kalıyorum çok şeye. Çünkü bir gün içinde kişisel internet kullanımım oldukça kısıtlı saatte. Ancak akşamları evden ve bilgisayar başına tümden oturmadan gerçekleşiyor diyelim ki bloguma giriş yaparak internet gezintim. Ayırabildiğim zamanın darası, dar geliyor görmem ve yapmam gerekenlere. Sorun bu 

      Bir de galiba baştan bir şeyi düşünmeliymişiz o da yorumların onayımdan sonra yayınlanması konusu. Blogumda yorum yazılır yazılmaz, yazan tarafından yayınlanabilme özelliği olduğundan geride kalmış yorumları görmediğim çok oluyor. Yani yeni bir yorum gözüme çarparsa -ki bu da yeni yazılar için geçerli- cevaplanıyor. Çok eski yayınlara yapılmış yorumlar, onay verme özelliği olmadığından yayınlandığı yerde kalıyor öylece haberim olmadan. Öyle ki seneler sonra gördüğüm yorumlar oldu. Bazen bir yazımın linki isteniyor. O yazımı açtığımda yorumları ancak öyle görebiliyorum, bir sürpriz olarak. Zaman da tek tek incelememe izin vermiyor. İmkansız da ayrıca böyle bir gözden geçirme bu saatte. Zira işin aslı blog yazılarım ardı ardına ulandığında kaç kilometre eder ben de bilmiyorum  Ancak ayın çevresini dolanamasa bile hatta çapı dahi olamasa da yarı çapı eder en azından.

      Sanırım blog konusunda uzunca bir ileti hazırlayacağım yeni çehre ve özellikler için, bir kez daha “bloglar arası dayanışma böyle olmalı” dedirten gayretlerin, yardımların için çok teşekkürler.))) Ancak önce bir yorum -ki bu yorum o- ve mim cevaplamam gerek.

      Yine de aklıma sonradan gelenler olursa ya? ))

      Sil
  5. Öyle gerçekten zamanı öğütür. Ben köyde yaşıyorum ve çok şükrediyorum böyle olduğu için. İnanın şehir merkezinde nefes almadığımı toza dumana karıştığını hissediyorum. ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle kıskanılası yerler köyler Buzlu Kalem ☺

      Sil
    2. Bir köyü olmak, köyünde gidebileceği yeri yurdu olmak artık en lüks yaşam tarzı. Keşke olsa da gitsek... Ne mutlu sana :)

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Büyük şehirlerde kuleler bir kanser hücresi gibi kenti yok ederken, kırsalda site ve fabrikalar tarlaları, bahçeleri yutuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir ayrıntı, iyi ki hatırlatmışınız. Bunları da işleyelim bundan sonra. Tarlasız nasıl yaşarız :(

      Sil
  8. Malesef bu bir devlet politikası haline geldi neredeyse... :( Nerde yeşil, boş alan bulursan dök betonu... Ve insanımız doğanın tahrip edilmesine üzülmüyor, tarlam değer kazandı, üç daire alacağım diyor. O yüzden dedim ya, Acemi Demirci, şu ot festivalleri artsa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karşılara bakınca tek manzaramız sayısız vinç oldu artık. Daha uzağa dek kademe kademe her uzaklıkta. Bir kule, ardında devasa kaç kulelik başka bir site. Daha gerilerde yine. Yine. Yine... Korkunç görüntüler aslında.

      Sil
  9. Geçen sene taksici bir amcayla sohbet etmiştim. Eymir taraflarında bir köyde arsa almış zamanında. Ufak bir kulübe ve meyvelik yapmış torun tosun, beraber vakit geçirmeye. Hatta bizi de davet etmişti, yıkılmadan gelin ufaklık kiraz yesin diyerek. Satılmasın diye mücadele veriyordu ancak ne oldu sonu bilmiyorum.
    O binaları her görüşümde aklıma bir o amca, bir de şu meşhur; doğanın önemi ve paranın yenilemeyecek bir şey olduğunu ifade eden Kızılderili sözü geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak. Benimde en sevdiğim Kızılderili sözüdür. 👍

      Sil
    2. Büşra yazmış, ben de tam yazmaya niyetlenmiştim o her Kızılderili çıkarımı gibi yerli yerinde baştan ayağa haklı sözü.

      Sil
  10. Geçen sene taksici bir amcayla sohbet etmiştim. Eymir taraflarında bir köyde arsa almış zamanında. Ufak bir kulübe ve meyvelik yapmış torun tosun, beraber vakit geçirmeye. Hatta bizi de davet etmişti, yıkılmadan gelin ufaklık kiraz yesin diyerek. Satılmasın diye mücadele veriyordu ancak ne oldu sonu bilmiyorum.
    O binaları her görüşümde aklıma bir o amca, bir de şu meşhur; doğanın önemi ve paranın yenilemeyecek bir şey olduğunu ifade eden Kızılderili sözü geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eymir'e yakın, ODTÜ ormanı bitişiğindeki Mühye köyü ne kadar güzeldi eskiden. Birdenbire bir şeyler oldu, köy olmaktan çıktı. Orada hep bahçeli, ağaçlar içinde evler yapılmaya başlanmıştı. Çankaya'dan feci bir yokuşla inilirdi ve araba ile çıkarken o yokuşta durmak hepimizi korkuturdu. Ankara o kadar değişti ki benim doğup büyüdüğüm yere benzememek gayreti içinde sanki. Yabancılaşıyor giderek.

      Sil
    2. 10 yıl uzak kaldım Ankara'dan geldiğimde o kadar çok şey değişmişti bırakıp gittiğim şehir bu muydu diye geçirdim içimden. Üstelik sıklıkla gelip gitmeme rağmen o kadar değişmiş geldi gözüme

      Sil
    3. Öyle hızlı değişiyor ki o hızı gerçeğe döksek ışık hızını geçecek gibi :)

      Sil
  11. Kaldirim çiçekleri de koklanmak ister. Kaldırım çiçekleri küçücük olsa da yürekten sevilmek ister.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğaseverler her çiçeğe aynı özeni gösterir sanırım.

      Sil
  12. Canım ne de doğru ifade
    Zamanı öğütür ... Bizim gibi hem de ...
    Güzel gönlüne sağlık
    Kalemine ne diyeyim ki ben senin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçindeyiz. Her gün metropol değirmeninde öğütülen zamanın kıtlığını yaşayınca :))))

      Sil
  13. Bu beton binalar, mezar taşlarını anımsatıyor insana.
    Hem çocukluğumuzu, geçmişimizin güzel anlarını hem de doğanın güzelliklerini hapsediyor içinde.
    Gelecekte, şu gök delenlere baktığımızda (ki her yer onlarla dolu olacak) bileceğiz ki bir zamanlar, boynu bükük de olsa başaklar, türlü türlü bitkiler biterdi oralarda. Yeşildi, özgürdü oralar diyeceğiz. İnsanlar doğanın cömertçe sunduğu güzelliklerinden ve nimetlerinden faydalanıyorlardı diyeceğiz. En sonunda da hiç biri geri gelmemek üzere gitti diye ekleyeceğiz.
    Kaleminize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yolun bir tarafı kuleli diğer tarafı ağaçlı tepeler. Ağaçlı ve çeşit çeşit otlu, içinde tavşanların gezindiği, kaplumbağa, kirpi , türlü türlü kuşların yaşadığı tepeler ile kulelerden tepelerin görüntüsü çok farklı. Ve tepelerdeki çiçekler kuleler dikilmeden karşıda da açıyordu, oralar tarlaydı ve kaplumbağa kalmadı o taraflarda artık. Çok üzücü. Ve çok gerçek ...

      Sil
  14. Herkes beton seviyor. Sonra o beton yığınlarının arasına bir kaç ağaç dikip doğayı ne kadar sevdiklerini anlatıyorlar. Özellikle Ankara tam bir beton yığını oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamen dediğiniz gibi. İroni. Çelişki. Kendisiyle zıtlaşma... Daha neler neler...

      Sil
  15. İroni. Bumca yılık Ankaralı olarak Ankara'yı artık ben de tanıyamıyorum. Öyle ki arada bir hangi şehir burası diye araba plakalarına bakmak gerekiyor :)

    YanıtlaSil
  16. bizim ülke böyle yaa. yabancılar böyle değil. gelişmiş ülkeler böyle değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Deep. Nehirleri, tarlaları, çiftlikleri, dağları her şeyleri yerli yerinde.

      Sil
  17. Ben dogada yasamaktan memnunum. Ne büyük sehirleri, ne de sözde sagldiklari imkanlari özlüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayılıyorum senin yayınladığın fotoğraflara. Kıyıcılık olmayınca sonuç böyle oluyor. Hollandalılar, ayaklar yere değmeyince elektrik boşalmıyor, sorun çıkıyor diye oradaki gurbetçileri daha önce yerleştirdikleri tek tük bloklardan çıkarmışlar ve kavga döğüşün önüne geçmişler.

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci