31 Temmuz 2016 Pazar

Çörek otlu çömlek peynirli değil; yine de dürüm ama

Hep anlattım; ama hiç fotoğraflayamamıştım dürümü.

Dün Çanakkale  peyniri, zeytini ve Gümüşhane pestilleri, başka yöresel ürünler satan hep alışveriş yaptığımız buraların bir esnafında rastladım. Artık yufka ekmek de satıyorlarmış.

Özellikle Annem için aldım yufka ekmeği. Bu sabah kahvaltıda da tabii ki kocaman yufkanın tamamı ile değil sadece katlanan bir kenarı ile  dürüm yapmak istedim.

Aksaray işi dürüm,  çörek otlu çömlek peyniri ile yapılır. İtimiş olacak. Yani göğermiş. Müthiş bir lezzettir. Bulunmuyor artık. Apartman hayatı malum. Ne var ne yoksa alıp götürdüklerinden bunlar da. Şimdilerde plastiklere basılıyor çömlek peynirleri.. 

Oysa bu peynirin uzun bir ritüeli var. Mayıs ayında yarı yağlı  peynir alınacak önce. Çömleğe öyle sıkı basılması gerekir ki Anadolu kadınlarının kolları o yüzden güçlüydü eskiden. İçine çörek otu katılır. Elbette lezzet de verecek çörek otu hem de çok yakışan; ama bir gaye de kötü varlıkların ilişmemesi için. Çömleğin boğazına kadar  sıkıca basıldıktan sonra temiz kum koyulacak üzerine. Tertemiz beyaz patiskalarla çömleğin ağzı kapatılıp, bağlanacak. Ve evlerin altındaki kilerlerin en dip,  ışıksız yerlerinde konakların merdiven altında kuma gömülü olarak kışa dek olgunlaşmayı bekleyecek.
 
Şimdi alel usül bunlar çok şeyde olduğu gibi. Sırıtıyor. Yine çok kavramda olduğu gibi.

Yufka ekmeği bulunca dar vaktimde dürüm yapıp itimiş çömlek peyniri olmadığından tulum peyniri koyarak  hazırladım dürümü ve fotoğrafladım.

Yufka elbette Anneannem’in yufkası gibi değil. İnce değil. Bol nişastalı sanki. Pişmesi biraz aceleye getirilmiş cinsten. Ama artık öyle. Ya kendiniz yapacaksınız ya da yapamıyorsanız hiç olmazsa hala yufka ekmek var diye sevineceksiniz. Kendim yapamam. Bilmem yufka açmayı. Ama yufkanın hasını bilirim. Hala yufka ekmek yapılıyor, yapanlar var diye seviniyorum evet. Ancak yufka ekmeğin hasını çok iyi bilen biri olarak da hazırların, paketlenmişlerin paket usulüne tamamen uyduklarının da farkındayım.

Anneannem’in hazırladığı dürüm gibi sacdan alınıp sıcak sıcak içine tereyağı sürülüp üzerine çörek otlu çömlek peyniri yayılmış dürüm değil tabii benim yaptığım. Yağ yok. Çok lezzetli yapar; ancak eklenmemesi fayda hanesinde :) Bir de uçları katlandığından uçlarda peynir pek olmazdı. Anneannem o peynirsiz kısım bize gelmesin diye hep dürümün başını koparır kendi tadardı. Asıl yağlı ve peynirli kısım bizde kalırdı.

Bir yufkadan yapılan dürüm bir çocuk için fazla büyük kaçtığında göstermeden yarıdan fazlasından böler sokaktaki çocuklarla paylaşırdım. Anneannemin evinin altından akan yani temelin altından da geçen dere kenarında yerdik.

Çocukluğuma özlemden filan değil konu gereği anlattığım şeyler bunlar. Ama anlattığımda fark ediyorum şimdilerde çocukluk yaşanmıyor metropollerde, kentlerde hatta çoğu kent olmaya özenen ilçelerde, kasabalarda.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 31.07.2016, 09:28


Paylaş :

35 yorum:

  1. Bir Erzurumlu olarak yaşasın dürüm, yaşasın göğermiş peynir diyorum :) ❤

    YanıtlaSil
  2. Damak lezzeti ve el emeği daha değerliydi sanırım eskiden.Şimdi çok hızlıyız ve hiç bir şeyin tadını çıkarmaya vaktimiz yok :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Sadece sofra ve sofraya ait şeylerde değil her şeyde...

      Sil
  3. Bizde de testide dediğin gibi çörek otlu peynir yapılır gömülüp ☺️. Çok tuzlu olur iç yakar ama kızartması pek harika olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızartılan peynirlerin kaşarvari peynirler, ufalanmayan bütün haldeki peynirler olduğunu sanırdım. İlginçmiş. Hangi yörenin öğrenmek isterdim :)

      Sil
  4. Eskiden annem yufka ile börek yaptığında ilk işim kenarlardan tırtıklmak olurdu :) Çiğ çiğ yerdim annemde kurt çıkıcak o miden de diye azarlardı :)Ne yufka kaldı ne adam gibi peynir tam bir lezzeti yokta hiç bir şeyin annem dün yazlıktan domates getirmiş kokusu bile yok :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel, annen yazlıkta domates yetiştiriyor. Kokusu olmasa da anne eliyle yetişmiş en azından...

      Sil
  5. O eski tatlar yok artık... Eh ne yapalım hazırlarıyla idare ediyoruz artık... Rahmetli babannemin elektirikli bir ocağı vardı, ocak mı denir onu da bilmiyorum ama:) Açtığı yuufkaları pişirdiği bir şeydi... Tadından yenmezdi... Yine de o günleri görebildiğim için şanalı hissediyorum kendimi:) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, görebildiklerimiz için çok şanslıyız. Resimden, kitaplardan görmek o kokusunu, ateşin çıtırtısını, sacda yufkayı çeviren becerikli hanımların oklavalarının yufkayı ters yüz ediş seslerini duymak çok başka.

      Sil
  6. Ama sen tek başına yemişsin.ben Çorum'dan babaanne yufka ekmeği getireceğim,içinede çökeleği dürüm yapıp çaya arkadaşları çağıracaktık ya aşkolsun-yinede afiyet olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çorum'dan geleni birlikte yesek o zaman :)))) Ne zaman isterseniz dürüm yeriz birlikte. Çok sevgiler <3

      Sil
  7. Artık neyin tadı kaldı ki. Her geçen yıl hayatımızdan bir bir güzellikleri çalıyor. Daha da bi iç çekerek hatırlayacağız o güzel günleri. Bu çağın çocukları tadamayacaklar bu güzellikleri. O kötü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peynir gibi bir sıradan çıkış noktasında bile çoktan yitenler kendiliğinden sıralanıveriyor.

      Sürülerin yayıldığı meralar, kil çömlekler, sacda yufka yapılan Kapadokya'nın bahçeli taş evleri, tandırlar, çörek otlu göğermiş peynirler ve onunla yapılıp da dere kenarında yenilen dürümler. Gelecek kuşakların geleceğinde bunlar yok!..

      Sil
  8. Her şey bir yana, pencere kenarın ne güzel Acemi Demirci :) Oralara mı geliyor tavşanlar, poz vermek için?
    Ben uzun zamandır üzülüyorum çocuklara, çocuk olmak kaldı mı, bilmiyorum. Sokakta oynamadıktan, ekmek arasını bölüşmedikten, çamura batmayıp dizleri yaralamadıktan sonra...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağaçlandırma olan bir tepe yükseltili dağ silsilesi kenarında yaşayınca ne büyüdüğüm Kavaklıdere'de ne de Ankara'nın geri kalan hemen her yerinde rastlanmayacak şeyleri görmeyi yeni yeni kanıksadım. Hiç inanasım gelmiyordu ilkten. Belgesellerde göreceğimi sandıklarımı karşımda görmek... Ankara'nın bilinci de bunu getirdi. Şimdilerde de var; ama yirmi yıl öncesi hatta daha fazla yıllar öncesi Ankaralı sadece yeşil ve müstakil yaşam peşindeydi. Buralar o zamanlar hafta sonu evleriyle, bungalovlarla doluydu. Herkes dünya kadar yol gelir bahçesini sular, hafta sonunda buradaki hafta sonu evinde kalırdı. Hala var o evlerden sağda solda. O anlayışa başka yerlerde çok az rastlıyorum. Ya zaten tabiatları cömert ve etraf zeytin dolu, hiç kaybetmeyecekler sanıyorlar ya da bahçe emek ister, para getirmez; ama ev olursa kira geliri olur görüşündeler. Ankara nüfusu arttıkça her yönüyle eğitimi, kültürü her şeyiyle Ankaralı olan azalmakta ve şimdi müstakil evler -hani villa diyor kimisi, hiç ikiz evlerden villa olur mu :(((- onların kuleye dönüşmesi görüşleri bile var.

      Yani tavşan tam karşımda. Biraz fazla yukarıdan baktığım için metreye vurunca mesafe artsa da kuş uçuşu mesafe elli, atmış metre. Ama şahinler altı yüz, beş yüz metre en az yakında.

      Sil
  9. çok güzel yaa fotolar bile iştah açıyor. itimiş göğermiş ne demek ki bunlaaar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Danish Blue bilirsin, eminim. Bir tür küflü peynir. Aslında o, göğermiş peynir. Yani mavi küfle, gök rengini almış.

      Çörek otlu çömlek peyniri, çömlekte üstü kumla kapalı ve çömlek ters halde, karanlıkta, kumda Mayıs ayından kışa kadar olgunlaştığında diş etini buran bir tat alır. Çok lezizdir. Anlatması olası değil tatmadan Derincim. Danish Blue, aslında bu peynirden, çörek otlu çömlek peynirinden taklittir. Bazı yerleri küften -ki bu penisilin, zararlı değil- mavileşir. Anadolu'da mavinin diğer adı, eş anlamlısı göktür. Göğermiş demek, mavileşmiş demek yani. Mavi küflü demek. Mavi, peynire de çok yakışır. Peynirin mavilisi, göğermiş peynir Derincim :)

      Sil
    2. İtimek, çömlek peynirinin olgununun diş etlerini burması. O tat, unutulmuyor daha önce tatmayanlarca.

      Sil
  10. Canım benim yine nasıl da coşturmuşsun kelimeleri ve anıları , lezzetleri ....
    Bu arada Blog Yazar Ki en keyiflisinden bir sayfa hazırlamış sana ... Güzelliklerle dolu günlerde , kalemini ve yüreğini dillendireceğin nice anlarda keyifle kullan .... Emeğine sağlık ikinizin de ....
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Didemcim, canım benim, ben kırk yılda bir damak tadı üzerine yazınca fark ettim ki ya bu konuları seviyoruz ya da gerçekten yazmazsam olmaz dediğim şeyleri yazdığımdan -bu peynir gibi- beğeniliyor.

      Çok teşekkürler güzel görüşüne. Blog Yazarki epeyce uğraştı, ben de epeyce şey istedim. Çok güzel bir hale büründü onun uğraşı sayesinde sayfam. İyi ki vaktinde teşekkür etmişim çünkü şimdi erişim yok :)))))

      Sil
  11. Ayy insan okur da nasıl canı çekmez şimdi :D Uçağımı hazırlatıp geliyorum hemen hemen hemen :D:D

    YanıtlaSil
  12. Dünü bilemem ama bugün o pencerenin önü pek keyifli.. Anda gözün görebileceği en güzel manzara daha ne olsun? Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yağmurcum, çok özletmiştin :))) Sevgiler.

      Sil
  13. Yufka ekmek biz de ailece çok severiz helede tulum peynirve çökelek kerışımı dürümüne bayılırım. Annemler eskiden tanırdırta pişirirlermiş tadını anlata anlata bitiremezdi taki ben evlenip Erzincan'a gidince anneme o zaman hak verdim çok haklıymış tandır ekmeğini sıcacık alıp içine mis gibi tereyağı ve çökelek koyum durum yapıp yanında bir bardak çay.........fotoğraflara bakınca ogünleri anımsadım o ekmeğin kokusunu ekmek pişiren komşu teyzeleri, kayınvalidemi, anacığımı daha neleri neleri anımsadım........
    Yüreğine ve kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erzincan mı duydum? Ne güzel şehir orası öyle. Bana doğuyu sevdiren yer. Doğuda ilk gördüğüm şehir. Tabiatıyla ne İzmir ne Marmara ne Akdeniz yarışabilir. Hepsiyle başa baş. Belki fazlaları bile var bozulmamış olduğunda. Ve tulum peynirinin adıyla anıldığı yer.

      O dürümden tatmadan o dürüm hakkında okunanlar da anlatılanlar da çok az kaçar değil mi? Biz bilenlerdeniz neyse ki :)

      Sil
  14. o mim'deki foto, büyükada değirmen plajı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marmara'nın ortasındasın. Prens Adaları'nda. Şu an Ankara'nın Ekvatoru'nda olarak iyi geldi resimdeki serinlik :))))))

      Sevgiler.

      Sil
  15. Evet evet doğru duydunuz:)) eşim Erzincan'lı benim de baba memleketim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç ayrılmayın buradan. Biliyor musunuz, Erzincan için yazdığım yazı ile Anı Dalı'nda ödül aldım. Aslında gezi yazısıydı; ama yine de anıda ödül alabildim. Adı, "Nisan Sonunda; Bahar Gelen Yollarda".

      Orada Erzincan insanını da anlattım. Kaybettiğimiz her şey onlarda hala var. Çok sevmiştim orayı ve oralıları.

      Çok sevgiler size <3

      Sil
  16. Yufka ekmeğin kokusu burnumda tütüyor. Çok özledim yemeyeli epey oldu :) Fotoğraflar iştah açıcı. Hem karnı hem ruhu doyuracak cinsten. Ellerine, yüreğine sağlık ACEMİDEMİRCİm ;)

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geç kalmışım; ama hiç de bilerek değil. Elimde olmadan oluyor böyle şeyler. Özür dilerim bu yüzden.

      Yufka ekmekli dürümün içindeki tulum peynirine çörek otu da katıyorum. Özür mahiyetinde atladığım bu bilgiyi de vermek istedim :)

      Sil
  17. Nefis görünüyor, yufka ekmeğini çok severim bu arada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçine her şey yakışıyor. Peynir, yeşillikli yumurta ve akla gelebilecek başka şeyler :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci