25 Ağustos 2016 Perşembe

Ankara’da Ağustos’un rengi

Ankara’da Ağustos, renk döngüsüdür. Baharda taptaze tonuyla baş verip, yaprak olmuş rengin yani yeşilin başkalaşımıdır. Yeşilin başkalaşımı, solmaktır. Kurumaktır. Yaş, yeşildir. Yeşil, diridir.


Ankara’nın Ağustos rengi, yavaştan sarının hükmünün baş göstermesidir ilkbaharda yeşilin topraktan en körpe haliyle baş verdiği gibi. Ağustos’un rengi, daha ziyade harman sarısı, anız solgunu, yaprak kurusudur.

Dolu eşlikli yağmurlar birden döktürüp göletçikler bile oluştursa ansızın şehrin ortasında, Ağustos ortasıysa artık, kuruluk, sarılık, solgunluk oyununun perdesi açılmıştır. Bir sonraki bahar, daha şimdiden beklenir olmuştur.

Hayat hep ilkbahar olsaydı! Aylardan da Nisan…
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 23.08.2016, 22:47
Acemi.demirci@yahoo.com.tr@AcemiDemirci

Paylaş :

40 yorum:

  1. Sarı bir ağustosun sıcağına bir de güneşin solgununa çok yakışıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tigriscim, çok sevindim seni gördüğüme. Yakıştığı ortam hep böyle. Yaz da kısacık :)

      Sil
  2. Ne güzel anlatım...Ankara'ya epeydir gelemiyordum.Ben baharları oldum olası severim.Orta Anadolu'da geçti gençliğim.Kara iklimini çok severim.Zaten bu nedenle bir türlü sevemedim İstanbul'u.Çok nefis bir yazıydı.Tabiatı çok güzel anlatıyorsunuz.Sevgilerimle kardeşim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani gravürlerdeki, eski tablolardaki hatta çok eski, siyah beyaz ya da yetmişli yılların Yeşilçam filmlerindeki İstanbul'u çok seviyor insan da şimdiki tarihi şehrin metropol keşmekeşinde kaybolmuş güzelliklerini fenerle ararken yılıyor. Öyle bir şehrin bu hali.... Çok haklısınız :)

      Sil
  3. ankara'nın bir adı da belki Hazan Sarısı olmalı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) Calimerocum, aslında çok yeşil bir şehir Ankara. Ağaçlandırmalar sayesinde. Baharda açan çiçekleri görüyorum da biz şimdi biraz şehrin göbeğinden uzaklaşınca fark edebildik. Baharı da çok güzel. Yağışsızlıktan erken soluyorlar.

      Bu çiçekleri hatırladın mı? Hani yabani havuç diye beyaz çiçekli resimler ekledim bloga. Onların kurumuş hali. Bu halleri de çok güzel. Ve gerçekten Ağustos ayında Ankara arık tepelerde hepten böyle. Boz :))

      Sil
  4. Cim cim cim ayni duruyordun ablası yazıya cük oturuyorsun kelimeleri.. kalemine saqlik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler yazarki. Senin yenileyip, güncelleyip, yepyeni hazırladığın blogda daha güzel gözüküyor olmasın yazılarım :))))

      Sil
  5. Çiçek doğa anlatımın bile o kadar muhteşem o kadar harika ki ağlayasim geliyor vallahi.. Bu anlatıma karşı zaafim var .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yorumlar. Teşekkürler :)

      Sil
  6. Sabah yürüyüşte gördüğüm yerdeki sarı yapraklara bakarsak İstanbul için de aynı şeyi söyleyebiliriz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara ve İstanbul'a mevsim gelişleri çok fark etmiyor. Hatta artık nem oranında bile Ankara İstanbul'a kafa tutuyor :)))) Ağustos ayında, sabah sabah nem üşütüyor. Bugün yüzde kırk nemliydi hava. Alıştık :))))

      Sil
  7. Hayat hep ilkbahar olsaydı inanın kıymetini bilmezdik. Özlemek, nisanı beklemek daha iyi gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Biliriz; ama isteriz yine de. İstek tabii. Ama doğrusu değil yaz ve sonbahar kıştan bile vazgeçemem. Buzsuz ne yaparız biz? :)))

      Sil
  8. sonunu okumadan içimden söylemiştim, keşke hayatımız hep bahar olsa :) kşke hep bahar olsa çiçek açsa içimz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel söylemişin. Hissetmişin Meltemcim :)

      Sil
    2. Bana bir yazımı hatırlattın; "Keşke, keşkeler olmasa" adlı. Ancak benim keşkem hayli farklı pek çok keşkeden. Sen iç çeker gibi söylemişin keşke derken. Üzülme :)

      Sil
    3. benim de çok kullandığım bir cümşedir bu, keşke keşkeler hiç olmasa, kim bilebilirki keşkelerin farkını aahhh ahhh

      Sil
    4. Benim tek bir keşkem var ciddiye alınacak. Onu da o öyküde anlattım. Keşkem, Aksaray'da bçok iyi bilenen, pek çok kobuda ağır taş olan, Atatürk'ün zabitlerinden, eski belediye başkanı, devlette çalışan ve sonra da başka çok işler de yapmış Yusuf Ziya Güvenç Dedem'i daha yakında tanımayı akıl edememek. Aksaray'da belli bir yaşın üzerindekilerce bilinir ve bizler de onun torunu olarak bilinip çok ilgi görürüz.

      Çok genç değil misim onca keşke için desem kabalık etmiş olur muyum? :))

      Sil
    5. aaa, hemen o yazıyı okuyacağım, benim keşkleri bi saysak ohooo, ama keşklerin gençlkle ne alakası var anlamadım, yani aslında gerek olmadığını mı öğrendinz, bir de Atatürk sevgisi kaldığına sevindim oralarda

      Sil
    6. :)))) Keşke sözcüğünü daha fazla duymak istemediğin besbelli :))) Keşkesiz günler dilerim o zaman. Ziyadesiyle mutlu :)

      Sil
    7. yazıyı bulamadım ya :S ben de keşkesiz bir hayat diliyırummm

      Sil
    8. Kolay, sana yardımcı olayım;

      https://acemidemirci.blogspot.com.tr/2012/11/keske-keskeler-olmasa.html

      linkinde.

      Sil
  9. Ben söyleyeyim mi? Bulanık mavi hatta puslu. Gökyüzüne bakar mısın 🤔

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle canım. Pus geldi yavaştan. Eylül ortası bir çöker, kalkmaz.

      Sil
  10. Ağustos da bitti Acemi Demirci, yaklaştık sarı günlere... Ankara'ya erken geliyor demek ki sarı. Ben döndüm yemyeşil dağların arasından, hüzünlüyüm bu ara.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi dağlardı onlar? Ya Bolu ya Toroslar ya da Karadeniz diyeceğim de Doğu Anadolu'da öyle yeşillikler gördüm ki diyemiyorum artık :)

      Sil
  11. Doğa bütün renkleriyle güzel. Sonbahar hep hüzün verir bana. Ama o renkler de tablo gibidir. Gözleri dinlendirici bir halleri vardır.
    Ben en çok baharları severim. Nisan, mayıs kendimi en mutlu hissettiğim aylar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mayıs en güzel ya. Nisan'ı yazdım çünkü ilk başverişler Nisan ayında. Ama Mayıs'ı da Nisan kadar severim. Öyle güzel anlatmışınız ki yine :)

      Sil
  12. Ankara Eryaman tam size göre.Yeşillik ve hayvanlar :) Ben Eryaman'dayım.Siz nerdesiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eryaman'da oturan arkadaşlarım var. Hepsi de şehrin keşmekeşinden kaçtı. Biz d ekaçtık. Emek Bahçelievler^den Çayyolu'na.

      Sil
  13. Sarı bana en çok güneşin sıcağını ve buğday tarlalarını anımsatır. Sanırım sıcağı ve yazı sevdiğimden böyle. Hayat senin için ilk bahar, benim için de ilkbahar-yaz olsaydı. Bu döngüde kalsaydık ne hoş olurdu öyle değil mi :) Kalemine sağlık canım.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baharda çiçekler açtığı, rüzgarı güzel olduğu,kuşlar göçüp geldiği, buraları kaplayan buzlar eridi içim severim. Yaz da çok güzel. Ankara'da yaz da kış kadar zor. Sonbahar da. Hatta kar da. Tabiat için de hepsinin yeri ayrı. Ama yine de bahar ve yaz seçeneği çok güzel :)

      Sevgi ve selam ile :)

      Sil
  14. Havuç çiçeklerinin kurusuna hiç dikkat etmemişim kurumuş halide ayrı bir duygu ayrı bir güzellik veriyor insana. Ben de İlkbaharı çok severim. Sonbaharda doğa gök kuşağı gibi gelir bana tüm renkler de kısa geçişler yaşanıyor insan.,yazlıklarda insan daha çok hüzün yaşıyor okulların açılışı nedeniyle yazlıkcıların ışıklarının tek tek kapanıp etrafın sesizliğe bürünmesi, yaprakların tek tek dökülmesi....
    Zevkle okudum paylaşımını her zaman ki gibi.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözümü doğadan alamadığımdan ki doğa dediğim de Ankara'nın Eskişehir Yolu kenarında kule dikilmeyi bekleyen eski bir tarla, orada hala biten yabani havuç çiçekleri yazın güpgüzel, sonbaharda böyle güzel, kışın da üstlerine kar dolup donunca öyle güzeller ki. Blogumda öylesi resimleri de var. Her mevsimi seviyorum aslındda. Bahar, uyanış, yeşilin dönüşü, çiçeklerin açması olduğu için önemli bende. Ama Ankara'da dört mevsimi de yaşıyoruz. Hiçbirinden vazgeçemem. Kar da görmezsem olmaz. Görmeyince bekliyoruz çünkü.

      Yazlıklar öyle. Çoklukla Temmuz oradayız. Kasım ayında oradaydık geçen yıl. Nasıl sakindi. Bayıldım. Bizimkilerin çoğu İzmirli olduğundan haa bire gidip geliyorlar zaten.

      Çok da teşekkür ederim güzel yorumuna :)

      Sil
  15. Daha gelmeden sonbahar;
    Eminim yaşanırken kimbilir nasıl güzel olacak Yasemin'den anlatımlar..
    "Ankara'seviyorum seni hüzün yaşatmadığın takdirde,her halinle."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara, sonbahar kentidir. Bulvarlarda ki çoğu ne yazık ki kesildi çınar ağaçları ki at kestanesi ağaçları çok . Her biri de yaprak döktüğünde ortalık bambaşka oluyor. Sonbahar uzun. Ve Ankara'nın son baharı pek ünlü. Sanırım artık İç Anadolu kenti olarak Marmara ve İzmir'e nemde kafa tutuşuyla da ünlenecek buzunun, ayazının yanında :))))

      Sil
  16. bu foto nasıl yaaa böyle sonbahar mı geldi ankarayaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara yemyeşil şu an. Bu, her gün yolum üzerindeki eski çavdar tarlasındaki kurumuş yabani havuç çiçekleri. Çiçekler belli tarihlerde açıyor ve bir ay en fazla kalıp soluyorlar. Eski ekin olduğu için bu ayda haliyle boz orası. Tepelerde onca çiçek vardı, su olmayınca boz. Ama çamlar, mazılar, at kestaneleri daha pek çoğu yemyeşil.

      Henüz ortalıkta kurumuş koca koca çınar yaprakları yok. Onlar düşünce sonbahar sonunda gelmiş olur. Hep de çabucak geliyooorrr :(

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci