7 Ağustos 2016 Pazar

#BloggerLife2 MİM

Cafe Tigris yazılarını hiç kaçırmam. Kaçırsaymışım, MİMlendiğimi de kaçıracakmışım son yazısında. Verdiği cevapları keyifle okudum, okudum, okudum… Sona geldiğimde okuduğum adımdı; Acemi Demirci. Bu, MİMlenmiş olmak anlamına geliyor.

MİMler böylesi şaşırtıcı ve şakacı güzellikleri beraberinde taşıyorlar. Çok teşekkürler kahvesine hep konuk olduğumuz Tigris.

Cevaplar mı? Geçiyorum o halde  :)


1- Blogger denilince akılınıza gelen üç şey nedir?

Jane Austen, öykü ve deneme.

Neden Jane Austen mi? Ne bloglardan ne de bloggerlardan haberdardım. Kaç yaşından beri olduğunu bile hatırlamadığım bir yaştan beridir yazıyordum. Yazmayı bildim bileli desem en kısa ve doğru anlatım olur.  Ortak buluşma noktası bir Jane Austen uyarlaması olan arkadaşlarımla  sanal tanışıklığın başlamasıyla yazılarımı artık kendime saklayamadım. Bu haberim bile olmadan bloggerlığa başlamamda Jane Austen etkisi.

Neden öykü mü? İkincisi öyküydü. Biz ortak noktası bir uyarlama olanlar, o uyarlamanın  bitimiyle ne üzerine konuşacağımızı bulmaya çalıştık. Bir toplanma noktası olarak ilk blog doğdu. Orada herkes yazacaktı. Ama  yazmak için ille ortak bir konu tercih edildiğinden ya da başka türlüsü olamayacağından hiçbir yazı çıkmadı. Blogu beslemem gerektiğini düşündüm. Ve  yazdım. Blog deyince ikinci akla gelen öykü bu yüzden.

Neden deneme mi? Üçüncüsü deneme. Öykü ile aynı öyküye sahiptir denemenin hatırlanması. Yani üçüncü için (Bakınız ikinci) ibaresi doğru kaçar.

2- Her temadan ( Kişisel, gezi, kozmetik, kitap vs.) yazılarını en çok beğendiğiniz, okumaktan bıkmadığınız bloglardan örnek verin desem?

Eğildiği konuya zaman harcayan, samimi olarak emek veren, çabalayan her bloğu beğeniyorum. Şu var ki ama, elbette hepimiz farklı insanlar olarak farklı eğilimlerdeyiz. İlgi alanlarımız aynı değil. Benim ilgi alanım çok. Fazlasıyla çok. Öyle yüzeysel de değil. O konunun okulundan mezun olanına kök söktürmeyi sevecek kadar da kaybolmak yanlısıyım ilgi alanlarında gelişme konusunda. Aslında bunun gerçekleşmesi,  eğlencenin en seçkini. Diyelim ki bitki konusu düşkün olduğum konulardan biri yalnızca. Kimi bitki türlerini Latincesine dek bilirim ki başvurulacak kaynak azsa Türkçe’de, İngilizcesi’nden de okuyabileyim. Çok birikimim böyle oldu zaten.

Belçika’da Türkiye’den gitme; ama aslen Türk olmayan birisi Türk olduğumuz için konuşmaya başladı bizimle. Otlara geldi konu. Bizim Ülkemiz’deki otların zenginliğine ve onlarla yapılan çaylara. Bir türlü hatırlayamadı, çıkaramadı anlatmaya çalıştığı  bitkiyi. Ben anladım yapraklarını ve rengini anlatmasını istediğimde verdiği cevaptan. Biberiyeyi anlatıyor. Türkçesini bilmediğinden “biberiye mi?” diye sorduğumda cevap veremedi. “Rosemarine mi” dedim. “Hah, o işte” dedi. Böyle işte.

Peyzaj mimarı arkadaşımla karşılaşınca ona çok zor bulunan hünnap fidesi satan bir sera bilip bilmediğini sordum çok önceleri. Önce tek yıllık bitki yani çiçek sandı. Sonra ağaç türü olduğunu ve Latincesini söyledim. Ziziphus zizyphus. Üniversitede okunmadığından bilinmiyordu haliyle  bu ağaç cinsi. Ama o sohbetten sonra bilindi. Ve o arkadaşım da herkese hünnabı anlattı böylece.

 Dolayısıyla bir blog hangi konu üzerine olursa olsun o konuda elinden gelenin iyisini yapmaya çalışıyor, bir şeyler için çabalıyorsa eğer içtenlikle, hepsi de teker teker çok değerliler benim için.

3- Yeni blog yazmaya başlayan arkadaşlara verebileceğin öneriler neler?

Zaman ayırmayı göze almak. Oturganlığa tahammül gösterebilmek öncelikle. Sanırım bir blog sahibi olmak,  çok nazlı büyüyen bir bitkiye hatta belki bir bebeğe  sahip olmak anlamlı. Ha bire acıkacak, ha bire ilgi, bakım isteyecek bir olgu bloglar da çiçekler gibi. İhmal ederseniz solar, gücenir. Suyunu vereceksiniz, bahar, kış bakımlarını yapacaksınız. Yapraklarının kurmasına izin vermeyeceksiniz. Köklerine mantar değmeyecek. Çiçekler açmasını sağlayacaksınız. Hatta öyle ki kuşlar gelip cıvıldamalı dallarında ki onlar yorumlar diye adlandırılabilir
 :)

4- Hangi ülkede yaşamak isterdin? Ya da en çok gitmek istediğin mekanları yazabilir misin?
Bizim Ülkemiz’den daha güzelini görmedim. Yok da zaten. Bizim Ülkemiz’deki bitki türüne, sebze, meyve, yemek güzelliğine başka yerde rastlamadım. Rastlamak da mümkün değil zaten. İtalyan, Fransız mutfağı mı? Kahvaltıları en güzeli. Meyveli yoğurda kadar var Paris’teki Saint Lazard Garı yakınındaki otellerde.

Böylesi iklim, ağaç çeşidi, böylesi dağlık, vadilik yer yok. Ya hepten soğuk, kış gördüğüm ülkeler ya da denizsiz. Öncelik elbette burası. Ancak öyle horlanıyor ki güzellikler kimileyin artık gezdiğim ve bildiğim güzel yerlerimizin adlarını yazmasam mı diye düşündüğüm  oluyor.

Otuz yıl öncenin Çeşmesi ile şimdi bir avuç içi kadarken  metropol muamelesi yapılan yorgun, bezgin, bitmekteki Çeşme çok farklı. Bundan çok üzüntü duyuyorum. Her yer güzel bizim Ülkemiz’de;  ama güzelliğini görmeyince, göz hep adı fazlaca duyulan yerlerde olunca  fark edilemiyor güzellikler. O yüzden gösterilmeli. Hatta gözlere sokulmalı. Aksi halde göremiyoruz. Kendimden biliyorum diyeyim de kimseler kızmasın bana :)

Bir de sadece doğa güzelliği yetmiyor. Oradaki anlayış, yaklaşım, hayat görüşü de çok önemli. Ne kadar güzel bir yer olsa da ne kadar yaklaşımda ve anlayışta yetersizse güzellik değil aksi kavrama bürünüyor bir yer.

İlla başka yerde yaşamam gerekirse sakin, doğası zengin, müthiş bir tabiatın içinde kaybolmuş, nüfusun az olduğu bir yerde yaşamak isterdim. Patagonya’da. Ya da Heidi’nin dağlarında. Alpler’de.

Mim sonunda, MİM’i sürdürecek blogger arkadaşlar yazmam gerekiyor. Umarım seve seve yanıtlarlar. Sobe mi desem onlara, MİM derken. Sobe o halde abece –alfabe- sırasına göre;

Ause Esua
Bir
Bir Deli Mavi
Calimero’nun defteri
Ece Evren
Kırmızı Rujlu Blog (Blena K.)
Mayıs Yağmuru
Maviye İz Süren
Merih’in Atmosferinden
Uçun Kuşlar
Yağmur Yağar

Kolay gelsin diyerek MİM dolu anlara  :)

Not: MİM cevapları, yukarıdaki resmin eşliğinde olacakmış…

Paylaş :

30 yorum:

  1. Güzel yazılarını okurken bir an kendi adımı gördüm. Düşünmeye başladım bile :) emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üst üste geldi belki ama... Blogger hali... Kolay gelsin :9

      Sil
  2. Cevaplar için teşekkür ediyorum. Sorular sıkmayacak sekilde hazırlandı cevaplar da çok samimi olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de teşekkür ederim. Evet, zorlamayan, güzel sorulardı :)

      Sil
  3. Ben çok teşekkür ederim, harika cevaplar hele de yeni bloggerlere tavsiye örneklerinize bayıldım,sözcüklerin ressamı yine yapmış .
    Harikasınız her daim bekliyorum herkesi cafeme sevgiyle

    YanıtlaSil
  4. Söylemiştim , yine söyleyeceğim. Senin bu farkında olan yüreğini seviyorum. Neticesinde keyifle okudum :) Mimlediğin dostların arasında ortak dostlarımızı görmek çok güzel.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle şeyleri duymak her keresinde çok iyi geliyor. Çok teşekkür ederim.

      Sevgi ve selam ile :)

      Sil
  5. Harika bir mim olmuş. Fikirlerine çok çok saygı duydum. Üslubun da çok samimi ve bir o kadar sohbet havasında. Teşekkürler
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin. Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Sorulara verilmiş dolu dolu cevaplar. Güzel bir mim olmuş. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  7. :)) Bilgi içeren cevaplarla dolu, çok güzel bir mim olmuş. Buarada bu yazıyı yeni gördüm. Sanıyorum herkesin bahsettiği teknik sorun bu. Yani yayınlar geç düşüyor :) Duygu Karakaş mimlemiş diye bugün ilk fırsatta onu yayınladım. Buarada mimlemek istediğim tek isimdin lakin, mimlendiğini Ece ablada gördüm. Yani Tigris hariçte mimlenmişsin:) Çok fazlaca sevgiler gönderiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir mim hakkım var o zaman sana. Bekle :))))

      Sil
  8. Hoş sorular güzel cevaplar, zevkle okudum. Size Alpler de komşuluk edebilirmiyim ben de orayı çok sevmiştim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ohhh, ilk komşumu da buldum. Bloggerlar taşınıyor :) ))

      Sil
  9. Gezi- Gözlem-Bilgilendirme,içten ve samimi olunca;
    Saklanbaç arkadaşımda Yasemin sobelediyse,sıralama da zarif bir şekilde abece ise mim yapmak şart oldu.
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  10. Yanıtlar
    1. :)Hiç önemli değildi. Ben de neler yapmıyorum acele ile yoğrulduğundan yazılarımız. Sonra düzeltiyorum :)

      Sil
  11. Alpler üç oldu :)
    Cevaplar tatmin edici ve orijinal ... Öğrenmene azmine de bayıldım .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alpler'in yeni Heidiler'i... Sevindim. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  12. Ne güzel bir mim olmuş, bir blog arkadaşım beni de mimlemiş bu mimde inşallah en kısa zamanda bende yazacağım bu konuda.

    YanıtlaSil
  13. doğamız çok güzel de biz pis ve zevksiziz ondan çok bakımsız doğamız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arabanın içi oto kuaförde temizlendin; ama arabada yenilenlerin kabukları,ambalajları, peçeteler camdan dışarı fırlatılsın; evin içi tefriş salonunu andırsın ruhsuz ve bal dök yala; ama hemen dışına ne var ne yoksa atılsın, fırlatılsın. Çok çelişkili ve temizlik mi temizmiş gibi yapmak mı belli olmayan bir tutum. Bu sene Çeşme çok pis. Her yer çöp, her şey... Doğa sevgisi, mangal partisi yapıp ortalığı çöpe bulamak anlamında galiba artık.

      Sil
  14. Nazlı büyüyen bir bitkiye sahip olmak gibi...
    Teşekkürler Acemi Demirci, tatil dönüşü ben de yanıtlayacağım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bekliyorum Blanacım. İyi tatiller :)

      Sil
  15. Güzel bir mim olmuş derya ablacığım site takibinde bir sıkıntı oldu sanırım uzun zamandır blog panelimde göremedim seni ya :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Emre, göremediğin Derya Abla ise o ben değilim :))) Ben Yasemin Ablayım. Belki de bir sıkıntı yoktur çünkü Derya Abla :) Bir süre tatilde olacağını duyurmuştu, eğer yanlış hatırlamıyorsam.

      Güzel bir yorum olmuş; teşekkür ederim :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci