13 Ağustos 2016 Cumartesi

Çöpçü Balığı Olmak !..

Bu yazımı, çöpleri oraya buraya fırlatarak yaşadığımız her yeri kirletmekten çekinmeyenlerin  her türlü atığını hiç erinmeden, yüksünmeden gönüllü olarak toplayan böylece çevreyi temizlerken kirletenlerin alaycı tavırlarna bile maruz kalan Sevgili Yağmur Yağar’a ithaf ediyorum. 

Dünya akvaryumunun balıkları gibiyiz. Bizim gözümüze devasa, uçsuz bucaksız görünüp de gökyüzünde nokta halindeki yıldızlardan biri olan koskoca bir akvaryumun türlü türlü balıklarındanız.

Masmavi akvaryumun lepistesleri, neon balıkları, melek balıkları, ay moli, kılıç kuyruklarıyız yani. Göz alıcı renklerini akvaryum suyu içine içine yukardan koyvermiş eleğimsağma mı desem, ebemkuşağı mı yoksa alkım ya da gökkuşağı mı desem? İşte öylesine cümbüş var suda yüzen pulların renginde. Akvaryum denilince rengi gökkuşağını kıskandıracak tonlardaki bu balıklar gelir akla ilk. Gösterişli, allı pullu, suda süzülüşü bir izlence. Ama…

Rengine alkımda rastlanmayan soluk çöpçü balıklarını unutmamak gerek. Solgun renkli, gösterişsiz, tostoparlak halleriyle her ne kadar balıklar anılırken en son gelen olsalar da akvaryumdaki hayatı yaşanır kılmada başı onlar çeker.
 
Sanki  akvaryuma bakınan bir kadının  kazara suya düşmüş değerli taşlarla bezeli rengarenk yaka iğnesi gibi, yakutundan zümrüdüne, safirinden laline, akuamarinine, topazına donanmış mücevheri andıran gösterişli  balıklar  ışıltılarla süzülürken gelene geçene renk şöleni sunar. Ola ola tek yüzer, eğleşir onca balık. Dert etmezler, tasalanmazlar sular da kirlenir, kumların arasına atıklar dolar diye.  Onca balığın arkasını toplayan bir balık vardır ama akvaryumda. Çöpçü balıkları.

Ne süs diye dibe konmuş lav ya da kireç taşı oyuklarına, kuru odunların altlarına ne yosunlara saklanıp tembellik etmez çöpçü balıkları. İnsanların süklüm püklüm haldekilerini andıran gösterişten uzak çöpçü balıkları, görkemli diğer balıkların ha bire boydan boya dolanmaları sırasında canına okudukları akvaryum ortamını, çevrelerini temizlerler hiç bıkmadan.   

Vatoz deniliyor çöpçü balıklarının daha iricesine. Kimisi noktalı oluyor. Büyüdükçe de büyüyorlar. Vantuz gibi bir yapıdaki ağızlarıyla akvaryumun camına yapışıp tutundukları camları temizlemeden ayrılmıyorlar.

Gösterişten uzak vatozlar camları temizlerken o camın ardındaki canları yaşama bağlamaktadırlar bir yandan. Temiz camlar, sadece dışarıyı görmek için değil, dışarıdan içerinin de görünebilmesi içindir. Görmek ve görünmek, temizlikten geçer o halde.

Ne neonlar gibi elektrik mavisi renkteler ne lepistesler kadar pırıltılı, albenili pulları. Kahverengi bile denilemez belli belirsiz renklerine. Vatozlar, içimizdeki kimi insanları andırır yani. Diyelim ki pikniğin nasıl yapılacağını, içi çöp dolu poşetleri ne yapacağını bilen insanları.
 
Piknik yapmayı bilmek uygarlığın göstergelerinden biri oldu belki de şimdilerde. Piknik demek de mangal saplantılı olmak demek bir yerde artık. Nasıl bir su kenarı, ağaç gölgesi, çayır çimen  sevmekse öylesi sevmek, ille ağaçların emek emek saldığı oksijen dumanla boğulacak şimdinin piknik anlayışında. Artık neredeyse saplantıdan öte hale gelen mangallar yakılacak, temiz hava denilince tek kalan yerler olan kırların, dağ eteklerinin, ormanların havası karbondioksite bulanacak. Mangal keyfi kimisi için sağın solun, her yanın keyfini kaçırtacak isi, dumanı, pisi fütursuzca alabildiğine salmak keyfiyle başkalarının keyfini kaçırmak oldu çoktandır. Kırın anlamı çayır, çiçek böcek,  doğa, temiz hava olmaktan anlam kaymasına uğrayıp mangal dumanı, pisi, çöpü anlamına  büründü haylidir.  Mangalcıların su kıyılarını, çayırları, dağ eteklerini ya da buldukları her yeri akıllarınca piknik alanına çevirip yedikleri içtiklerinin ambalajından kavun karpuz kabuğuna, plastikten teneke kutusuna dek her şeyi güya temizlik göstergesi olarak poşete koyup sonra da poşeti çöp kutusuna atmayıp bir imza atarcasına piknik yerinde terk edenleri vardır ya… İşte o piknikçiler,  akvaryumun suyunun keyfini çıkarırken bolca da kirleten süslü püslü; ama kirletici balıklara benzer.
 
Vatozlar mı? Onlar, evinin içini bal dök yala mantığıyla pırıl pırıl tutarken arabasının camından  her şeyi yola, doğaya fırlatanlarla; piknik meraklısı olup da mangal dumanıyla  havayı kirletenlerle baş etmeye çalışan insanlara benzerler. Ki böylesi bir vurdumduymazlıkla uluorta kirletilmiş yerleri temizlemeye çabalayanlarla alay edenler bile çıkabiliyor. Oysa kirlenen çayırlar, yamaçlar, ekmek olacak buğdayın yeşerdiği, suyun göze bulup kaynak olduğu, orada bitecek ağacın oksijen salacağı yerdir. Daha geniş anlamda yaşadığımız dünyadır.

Çöp kavramı, çöplüğe dönüşmüş anlayışların umursamadığı bir kavram  oluyor şimdilerde. Çöp demek, pis koku, mikrop üretecek kokuşmalar, çürümeler, kirlilik demekken piknik artıkları ile dolu poşetler tek bagaja girmesin de neresi  kirlenirse kirlensin anlayışının hoşgörüsünde semirmekte. O zaman tüm balıklara hayatı yaşanır yapan vatozları anlamak hatta örnek almak zorundayız galiba. İçinde yaşadığımız dünya akvaryumunu kirletenler olarak.

Her dünya kirlenir az çok. Gerçi hiçbir canlı, insan kadar kirletemez kendi dünyasını. İnsan, nice canlıyla paylaştığı dünyayı kirletirken dünyanın yalnızca insana ait olmadığını tümden unutmuş görünüyor. Başka canlıların sudaki, ormandaki, ağaçtaki, mağaradaki dünyalarının dengelerini umursamayıp kirletirsek kirli havada insanların başına gelecekler gelecektir onların başına da. Soluk alamayacaklar yani. Yaşayamayacaklar kısacası. Yakındır Everest’e tepeden bakacak çöpten dağların belirmesi. Yakındır.

Vatoz olsak diyorum. Çöpçü balığı olsak. O lüks mü lüks arabalardan güzelim yerlere fırlatılıp atılan cips paketlerini, çikolata yaldızlarını, buruşturulup fırlatılmış sigara kutularını, pet şişeleri toplasak. Dahası hiç atmasak. Neon balığı mavisindeki arabalarından, lepisteslerin renklerini kıskandıracak  sedefli boyaları olan araçlardan göz kırpmadan yola, tarlalara, ovalara, dağlara, denizlere atılıp leyleklerin başına dolanan, kaplumbağaların bellerine takılıp onların ince belli büyümesine, kuşların gagalarına yapıştığından yemlenemeyip  ölmelerine neden olan her şeyi temizlesek diyorum. Dip köşe. Yani balık akıllı olsak biraz diyorum.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 26.07.2016

Paylaş :

34 yorum:

  1. Hayvanlar bile bizim kadar kirletmiyor çevreyi pisliklerini bile eşeleyip kapatıyorlar. Ama insanoğlu umarsızca duyarsızca yeterki onların arabasında çöp kalmasın çünkü onlar çok temiz. Çok mu zor birazcık olsun yeni nesillere temiz bir çevre bırakmak bilemiyorum. Yerinde bir konuya değinmişsiniz. Çöpçü balıkları kadar olsak yeter. Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar... Çok yazıyorum, çevreden başka şeyleri de kavramlara kadar kirletmelerini, anlamadan anlamış gözükmelerini, fevriliklerini, atıp tutarken "ya haksızdan, yanlışsam" dememelerini. Hep atıyoruz galiba. Çevreye, çöp; o bitince de ağza gelenler. Bu son iki cümlemi bir yazıma da ekleyeceğim. İstediğini anlatabilmiş bir cümle oldu :))))

      Sil
  2. Ya ben şanslı mıyım neyim? Uyanır uyanmaz kaç kişi kendisine ithaf edilen bir yazıyla karşılaşır ki?? Yok yok ben çok şanslıyım. Ya hayatta öyle çok değer veririm ki yazıya, söze bu benim için nasıl büyük bir hediye anlatamam. Üstelik başka bir yazı değil bu yazının içinde olmak. Hemde yaşarken :) Bu yaptığımın bir gün takdir edileceğini birde ödül olarak yazı ithaf edileceğini söyleseler inanmazdım. Çok ama çok teşekkür ederim. Ama merak etmeyin bunca yıldır hiç gocunmadan çöp toplayan biri olarak bu yazının hakkını veriyorum. Vermeyede devam edeceğim çünkü ben bir çöpçü balığıyım :) kocaman sevgiler, hasretle sarılmalar, öpücükler gibi pek çok şey gönderiyorum :)) Tekrar teşekkür ediyorum. Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akvaryumdan yazıya... Farklı bir rota. Tam Yağmurluk :))))

      Sil
  3. Ben piknik olayına en büyük karşıtı olarak Bir yasak gelsede toptan kaldırılsa diyorum Avrupa yakasında olup Kadir Has übiversitesinden başlayıp Balatın aşağısına kadar yani pierlotiye kadar Eyüp diyim O mangalcılar o yediklerini atanlar Hem görüntü kötü hem tarihi dokuyu bozuyor hemde Gelen turistlere Alın bizde böyleyiz der gibi bir hava var yurt dışında hiç bir yerde bu tarz olaylar olmuyor Sonrada Avrupa bizi istemiyor. Tamamda Siz Avrupanın neresinde gördünüz çırayı yakıver hanım Etleri atıcağım denilmekte Piknik alanlarına gidin Her parkta her yolda aynen ağaç kenarlarında yani el insaf o yediklerini atmalar mı o poşetler mi Vatoz değil Bir yığın insan gelse toplayamaz Yazı eskiden çok severdim artık sevmiyorum. Kışın hiç değilse rezilliğimiz daha az ortaya çıkıyor Yazın ulu orta sonra medeniyet yaptırım yok ceza yok hiç bir şey yok Almanla yada yaşayan bir Türk le tanıştığımızda bize şunu söylemişti Ben bahçemde İznim yoksa bir çivi bile çakamam. Yani düşünün kendi bahçesi ve görüntüyü bozmasın diye ona bile belediyeden izin alması gerekli ağzımız elimiz aşınır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her söylediğine katılmamak mümkün mü Mayıs Yağmuru. Oralarda binaların -ki üstlerinde demirle bin sekiz yüzlü tarihler var eskiler- dışları kalıyor, içleri yıkılıyor. Şehir planlaması vaktinde yapılmış. Bizde de bu konuda Konya çok ileri ve örnek bir yer. Konya'nın bir yöneticisi varmış, sanırım muhtemelen vali, o kırk yıllık planlama yaptırmış ve yüzde planlı gelişmiş. Gerçekten düzgün, tren gibi tramvayı olan şehir denirken hakkı verilerek şehir denilen bir yer bugün.

      Avrupa'daki koruma bilinci müthiş. Doğadan, tarihten, mimariden, sanattan... Gelişmişliğin ölçütü bizde araba markası, telefonun son model olup olmadığı gibi gösterişe yönelik şeylerken onlarda az önce dediklerim. Ve sonuca bakınca haklı olanı anlıyor muyuz?

      Sil
    2. Biz azınlığız Medeniyet bize uğramamış Dün Sinemaya gittim Film için ara verildi. Neyse döndük salona birde baktım oturduğum yere Hanım kızımız Zübbe dicem ağzımı bozuyorum artık kusuruma mazur gör ne yapmış ayaklarını oraya koymuş Beni gördü çekti. Bende söylendim dedim bu nasıl ahlaktır yaa Nasıl rahatlıktır Bu mudur modernlik Nasıl nesil hadi bana saygın yok kendine yok Bir işletmenin malına zarar veriyorsun ben söyleniyorum Sarı oğlan sus boşver diyor Kız gülüyor Allahın gücüne gitmesin Bunlar israf lık insanlar diyorum Sen ben varız ama nereye kadar :(

      Sil
    3. Nasıl eğitiyoruz bilmiyorum. Selam vermeden, sırada beklemekten, mola vermiş otobüslerde geri kalan turcuların vaktini yememek için tur otobüsünü yarım saat hem de kendilerini beklemek üzere mahsur bırakmamaktan, hakka saygıyı hiç bir şey bilmiyoruz. Temizlik evin içi ile kısıtlı. Apartmanın içi dahil her şey atılabilir. Trafik apayrı bir sendrom. Genele açık sinema gibi yerlerde başka koltukları kirletme umarsızlığı... Bir reklam vardı, çok sevimli bir çocuğun bir lafı ile biterdi; "Çoook çalışmam gerek çoook".... Öyleyiz. Anneden, anneanneden toruna eğitmeliyiz aynı anda. Hepsi öğrenebilir mi ne öğretilmek isteniyorsa onu? Sanmam. Ama biri bile bir şeyler kapsa kar demeli.

      Sil
    4. Ben gördükçe umutsuzluğa kapılıyorum :( Bir şey söylesen geri kafalı oluyorsun modern olmamakla suçlanıyorsun Modern olmak kırıp dökmek ziyan vermek yediğini içtiğini atmak vurdum duymaz olmakmıdır ben anlamadım. Yada Ben Osmanlı kafasındayım sanırım Ben geriyim bunlar ileri Son cümlelerine katılmak istiyorum ama yinede bilemedim Sevgiler Cancagızım ...

      Sil
    5. Modernlik anlayışında nasıl bir güncellemeyse.... Öyle modern olmak yalnızca yediklerini poşete koymakla modern olur sananların o poşeti doğanın ortasına terk edenlere has... Her şeyin tanımı çok sulandı.

      Sil
  4. Ne güzel bir yazı ve görsel şölen sözcüklerin ressamııııı.
    Doğada düşünme yetisine sahip fakat düşünmeyi bilmeyen tek canlı türü ey insanoğlu ne kadar ekmek yiyeceksin daha bu dünyadan ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Tigriscim. Ne yerinde sormuşun. Sanırım cevap verebilecek tek bir kişi çıkamayacak...

      Sil
  5. Doğanın öyle hassas ve uyumlu bir dengesi var ki. Hayran olmamak elde değil. Fakat anlamıyorum nedense insan yok etmeye daha meyilli. Saygı duymayı hatırlamalı insan. Denize, toprağa, canlılara, tüm yaratılmışlara. Aksi taktirde sevgiyi kaybeden herkes gibi canavara dönüşür. Değerli yazın için teşekkürler. Fotoğraflarda ayrıca mest etti beni :)
    Farkında olan kalbine sevgi ve selam ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saygıyı da, sevgiyi de, anlaşılmayı da sadece bekliyoruz. Göstermek mi?Yok öyle kabiliyet. Tek başkalarından beklenir; ama başkalarına karşı bizim de başkaları olduğumuz hiç akla gelmez :)))

      Sil
  6. Yine çok güzel bir konuya değinmişsiniz.
    tebrikler.
    Yaşama sanatı dersi hazırladım ben.Okullarda ve ev hanımlarına günlerde kurs vereceğim var mı gelen....?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de hocam. Adımı eklemenizi isteyebilir miyim? :)))

      Sil
  7. Maalesef denizlerimiz hep kirleniyor insanlarımız duyarlı değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatımız kirlettiklerini bilmediklerinden. Cehalet, kirlilik çünkü :(

      Sil
  8. Maalesef doğayı insanlar kadar kirletebilen hiçbir canlı yok..:( Çocuklarımızın yarınlarına çöpleri yığıyoruz... Diğer canlıları yok ediyoruz.. Ne acı.. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel vurgulamışın. Canlı... Doğanın her şeyiyle bir canlı olduğunun farkında değiliz. Doğa kalkıp çöpü toplayamaz. Ama o çöpten gördüğü zararın etkisi insanın her şeyinde çıkacak. Bir bilsek :)))

      Sil
  9. Bugün deniz kenarında siğara izmariti ve çekirdek kabuklarını kumların içine bırakan bir vatandaşla hafif karşılıklı atışma yaşadık, diğer taraftan başka bir vatandaş e Türk olduğumuz nerden belli olacak dedi bilmiş bilmiş giderkende yediği mısır koçanlarını kumsalda bırakıp gitti. ......:(
    Şimdi yazınızı okurken o bey geldi gözümün önüne onu bulup bu yazıyı birkaç kez yüksek sesle okuyup vereceği tepki ne olurdu merak işte?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevimsiz anlara tanık olunan bir gün olmuş. Hani derler ya üç kuşak bilmezse bilinmezmiş bir şey. O yüzden galiba anneanne, anne, torun, dede, baba, torun hepsi birlikte eğitilmeli artık sıra beklemekten, çevre konularına, başkalarının hakkına saygıya dek. Hepsi her şeyi tam anlayıp öğrenemez ya da öğrenmek istemez; ama süreklilik olursa öğrenmekten başka yolları kalmayacak. Ütopik bir yaklaşım gibi görülebilir; ama başka yol kalmadı. Bir de denetim ve cezalar. Yoksa çöp kutusuna gerek kalmayacak çünkü her taraf çöplük haline gelmek üzere. Hele de Çeşme. İçler acısı hali...

      Sil
  10. Evindeki tozu yere düşmeden havada yakalayan bir milletin fertleriyiz. Vatoz olmak da ne demek ayol? Bize ne çevre kirliliğinden, ince belli kaplumbağalardan ya da sakız gagaladığı için beslenemeyip ölen kuşlardan. Adam sende, daha çok var onlardan, düşündüğün şeye bak!
    Tanıdık geldi mi Demirci'm. Geçen cumartesi Kerpe'ye günü birlik gittik, dönüşte çöpleri topluyoruz diye bize gülen teyzenin sözleri eminim böyle olurdu. Evin temiz mi yeter, dünyayı sen mi kurtarcan!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))))) Calimerocum, yaz şu teyzeyi de okuyalım. Kerpe'yi çok severim. Kaç kez gördüm hafta sonu turlarıyla. Oraların kirletilmesi akıl alacak şey değil. O güzellikler... Gerçi güzelleştirmekten yana değil de güzeli kötü, çirkin etmekten yana hayli başarılı olduğumuzdan niye şaştıysam sanki ? :))))

      Sil
  11. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz.Kaleminize sağlık.Benim de en üzüldüğüm konuların başında geliyor.Çevreye duyarsızlık...Her konuda olduğu gibi ,bu konuda da çok cahil ve benciliz.Sanki haftaya yine o kirlettikleri yere pikniğe gitmeyeceklermiş gibi kirli bırakıyorlar.Havaalanına giden sahil yolunu duman altı yaparak , turistlere de güzel görüntüler!veriyoruz.Bu arada uzayan her dalı kesip ,sonra da buldukları her ağacın altında mangal yapmak nasıl bir yaman çelişkidir,hiç anlamam...Gerçekten çok üzücü :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çözümsüz tezatlarımız... Bir mangal saplantısıdır gidiyor. Aslında saptı da gidiyor :))))

      Sil
  12. yeniden yazmışsııın dı maaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk yazdığımın son hali gibi :)

      Sil
  13. Çok kızıyorum ben de çöp işine. Nasıl bir duyarsızlık. O çöpleri ortalık yere atanlar evlerinde de yere atıyorlar mı? Nasıl bir kafa bunlarınki anlayamıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Anlamak mümkün değil. Anlaşılamazlar ve anlatılamıyor yaptıklarının çevreye nasıl bir kötülük olduğu.

      Sil
  14. Harika bir yazı kaleminize sağlık .Piknikçiler şimdi deniz kenarına indi :( o güzelim kumlarda ne ararsanız var bebek bezinden cips posetlerine kola kutularına sigara izmaritleri ve çekirdeği saymıyorum bile insanlar doğa konusunda çok acımasızlar bu güzelim dünya bu duyarsızlıkla bizi daha ne kadar taşıyacak bilemiyorum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzelliklerin çektiği. Piknik düzenlemesi mi olsa diyorum. Herkes istediği yerde başına buyruk mangal filan yapamasa keşke... Doğa hiç bu kadar çekmemişti dinlenmek, eğlenmek için ille doğaya gidip de orayı permeperişan edenlerden. İnsanlar yapıyor bir de bunu :(

      Sil
  15. Ayder'e giderken önümdeki araçtan yola bir şeyler fırlatıp duruyorlardı. Üçüncüde kornaya asıldım ben de uyarı mahiyetinde. (Babam çok kızdı, o ayrı :)))
    En azından bu yazıyı okuyan herkes fanusunun çöpçü balığı olmayı görev edinse ne güzel olurdu. Her dışarı çıktığında gözüne çarpan beş, on çöp parçasını atmayı en azından.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin keşke olsa... Kirletmek zor olan aslında o kirle yine kirletenin kendinin yaşayacağı gerçeği doğrultusunda. Ama... Basmıyor kafalar bu gerçeklere :))))

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci