1 Ağustos 2016 Pazartesi

Kareler

Hem fotoğraf çekmeye hem de kuşlara düşkün olunca kuş temalı epeyce kare oluyor dosyalarımda. Az rastlanır kuşları yakaladığım da oluyor objektifimle. Bir de yakalamama hiç gerek kalmadan Ankara’da da, Çeşme’de de kendiliğinden poz veren kukular var mesela.



Çeşme rüzgârlıdır. Dövercesine eser orada. Ancak ayda bir kez durur esinti. Hem de bir hafta kadar. O zaman Çeşme havası,  nemli ve yapış tapış İzmir havasından  geri kalmaz. Essin diye bekleriz. Güzel derttir, derdin sadece esmemek olması.

 
Fotoğraf gruplarımdan çoğu, doğa ve kuşlar üzerine resim yayınlanan yerler olunca oralarda paylaştığım  kuş resimlerini sonra da bloğumda yayınlıyorum. Her gün yayın yapmak  anlamlı bu biraz.


Oysa kuş dışındaki pek çok tema bana konudur, kare olmada. Neler neler çekmem ki mimari detaydan, tarihi yerlerden, müze içlerinden, tarihi Taşhan gibi, bedestenler gibi yerlerdeki sergilerden, antikacılardan. Neler neler… En az çektiğim konu, insan.


İnsanların gözlerinin içine baka baka onların 
resimlerini izinsiz çekemiyorum. Kirli suratlı, keskin bakışlı çocukları çekmek istesem de bu her an mümkün değil. Ancak yine de insan resimleri çekiyorum tabii, çekmiyor değilim. En son İshak Paşa Sarayı’nda fotoğrafladığım ana kız mesela.  İşte resmini çekmeden yanından geçip gidemediğim, ricam üzerine bana poz veren Tokat Taşhan’daki esnaflardan biri. Alışveriş de yaptım kendisinden. Taş baskı yemeni fularlar ve masa örtüleri aldım. Hediyelik de vardı içlerinde kendime de. 


Bu arada Tokat ve Kastamonu, gezmelere, fotoğraflamaya asla doyamadığım iki kent. Uygun olan her fırsatta gittiğimiz, gideceğimiz yerler. Son zamanlarda doğunun tabiatının güzelliğini gördükçe orası için de yanı şeyleri düşünüyorum.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 01.08.2016, 22:49

Paylaş :

31 yorum:

  1. Ba yıl Dımmmm Resimler muhteşem iki yerede gitmek kısmet olmadı. Umuyorum giderim.

    YanıtlaSil
  2. Hemen hemen tüm İstanbullular ve İzmirliler'in yaşadığı sendrom :)))) İstanbul ve İzmir dışında gezecek yer yoktur !!! Hele İzmirliler... İlle İzmir diye tutturmaktan herkesi İzmir'e çektiler. İzmir bitti, her yeri bozuldu; ama oralara göçenlerin geride bıraktıkları her yer bozulmamış kaldı.

    Ankara konum olarak şanslı. Kuzeye, güneye, batıya, doğuya daha katlanılabilir mesafede yolculuklar.

    Bu iki kenti görürsen dinlemeyi isterim.
    Çok sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben izmire çok kez gittim. Halada güzel diye düşünüyorum. Ankara bana göre değil sevmiyorum Ankarayı 15 yıl önce gitmiştim. ..

      Sil
    2. :))))) Ankara'yı bir Ankaralılar sever. Çünkü tesellilerimiz vardır mesela dünyanın en güzel havasının Ankara'da olduğu gibi. Bu şaka değil. Kirletilmeden önce öyleymiş. Galiba nem oranı filan göz önüne alınınca öyle. Havası nedeniyle de dünyanın en güzel tüylüleri Ankara'da olurmuş. Ankara kedisi, Ankara keçisi, Ankara tavşanı.

      Şu an bir nehrimiz bile yok. Oysa çok nehir olduğu mahalle adlarından belli. Kavaklıdere'den Bülbül Deresine. Çayyolu'nın incecik akan, kurbağa seslerinin alıp başını gittiği deresi de şimdi sadece bir yerde akıyor. Kupkuru bir kent şu an.

      Yaşayınca kültürünü filan görüyoruz artık. Ama sırf beton oldu her yer. Dağ yerinekara camlı kuleleri seyretmek tuhaf bir his.

      Çok sevgiler.

      Sil
    3. Yeşillik İçin Son Kalanlar Karadeniz umarım orayıda bunca betondan nasibini almaz Saygılar benden :)

      Sil
  3. Ben burayı Ankara Suluhan'a benzettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de benzetiyorum. Taşhan çok sonraları restore edildi. Doksanlı yıllarda yeni restore edilmiş halini gördüğümde müthişti. Her yanı antikacı ve eskici doluydu. Konakların kapıları, tavanları, nişleri... Şimdi Çin malı dolu. Tokat'ın taş baskısı ve yemenileri ile sofra bezleri ünlüdür. Haliyle bir de onlar.

      Ankara Suluhan'ın Tokat uyarlaması :)

      Sil
  4. Bir an düşündüm, hayatımı böyle bir iş yaparak geçirmek isterdim. İnsanın sevdiği uğraşı bulması ve hayatını onu yaparak geçirmesi kendine verebileceği en güzel hediyelerden biridir herhalde. Ben henüz böyle birşeyi gerçekleştiremedim. Ama lütfen sen benim yerime de gez ve hayatı fotoğraflamaya devam et olurmu :) Ruhunun yolculuğu sevgiyle devam etsin.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olur, gezerim :)

      Burası Taş Han'ın üst katı. Eskiden hiç boş yer yoktu. Şimdi üst kat taş kalıplarla ki tahtadandır aslında sofra bezine desenler ya da yemeniye desenler yapma kursları, kumaş boyama, bakır işleme gibi kurslar veriliyor. Tokat'ın bir ilçesinin yanılmıyorsam Almus ya da Artova'nın bir dokuması var. Tokat milli giysilerinde ondan var. Çok özel bir dokuma. Son gittiğimde ondan masa örtüsü bulamadım. En ilk Taş Han ziyaretimde almıştım. Bulgarların, Balkanlar'ın dokumaları da onu andırır. Bende görenler beğenmişti. Giysilerde vardı; ama örtü olarak bulsam sevindirecektim beğenenleri, hediye alacaktım.

      Bir yemeniciler çarşısı vardı ki son gittiğimde iki yıl önce restorasyondaydı. Orada bulunur.

      Sevgi ve selam ile.

      Sil
  5. Memleketimizde görülecek gidilecek birbirinden güzel o kadar çok yer var ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele doğu bölgesi... Görünce insanın nutku tutuluyor. Hiç görmeden fikrimiz yoktu ve bunca güzellik barındırdığını bilmiyorduk. Ama öyle geniş ve çağıl çağıl ırmaklar, yüce dağlar, şelaleler, ovalar neler neler. Ve kuş çeşidi ile ot, çiçek çeşidi. Hatta nehir, göl, gölet balığı...

      Sil
  6. Çok güzel resimler. Tokat ve Kastamonu' ya gidemedim henüz ama haftaya Çeşme' nin rüzgarına gideceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağustos başı esmez. O yüzden haftaya olduğu iyi bir yerde. Tokat, küresel ısınmadan en az etkilenecek yerlerden biriymiş bu arada

      Sil
  7. Mükemmel yaaaaa bayıldım <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Kübra. Ben senelerdir giderim; doyulmuyor da oralara. Kastamonu tam bir vahşi doğa. Tokattaki Balıca Mağarası müthiş. Doksanlarda turizme açılmadan önce görmüştük ilk. O zaman böyle yolu filan yoktu. Mağara gölü var. Bir de benim görmek için ta diplerine kadar gittiğim uyuyan yarasa kolonisi. Fotoğraflayamadım uyanıp uçarlar diye. Bir de mavi bir taş var. İlk oluşum taşı imiş :)))

      Sil
  8. Objektifine kurban, güzel yürekli dost...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen mi :))))) Ne çok özlettin... Çok mutlu oldum. Bak ayrılma gözümün önünden :))))

      Sil
  9. Geçen gün simit kavgası yapan martılar gördüm sahilde aklıma siz geldiniz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ki yazdın Naz. Nasıl sevinmem. <3

      Sil
  10. gezgin belgeselciiii fotocuuuuu bir acemiiiii geldiiiii hanıım şehir şehir geziyooooo :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Derincim, kulağıma çok güzel geldi bu tanımlama :)

      Sil
  11. underground poetix o up yeraltı şiiri demek işte. derginin adı işte up 24 ve o da 11. sayı en yeni sayı. dünkü foto da kalamış limanı idi arkası da moda :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Underground en sorunsuz sözcüktü. Dolambaçlı bir ad. Unutturmamak için galiba :)

      Sil
  12. bi dee baksanaaa, yabancı dil ile ilgili her şeyi her zaman sorabilirsin ki banaaa. şu hayatta en iyi bildiğim şey ingilizce :) bi de fransızca. ama ingilizce daha iyi tabisi :)

    YanıtlaSil
  13. sanskritçe seviyorum ama bilmiyoruuum :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaçmamış :))) Fransızca demişken? Nerede? Kimden? Fransız Kültür mü :))))

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci