3 Eylül 2016 Cumartesi

Altın Akıtmalı Simli İmza


Ardıç ağacı, pek çok yönüyle bambaşka bir ağaç. Tüm çamların yaptığınca yaptığı.  Hava olduğu yerlerde solunur halde. En temizinden.


Ardıç, havayı en iyi süzen türmüş. Eğer bir yerlerde ardıç varsa oradaki hava oksijen solutuyor.


Ülkemiz’de yalnızca Çeşme civarında sıklıkla rastlanan  çan ağaçlarındanken şimdilerde her yaz geldiğimizde ardıçlık alanlarda başkalaşma görüyoruz. Ardıçlar gitmiş  haliyle ortaya düzlükler çıkmış oluyor. 


Bu çok acı. Ardıç giderse yani orman, makilik alan dokusu yiterse sakız çalıları, kekikler, sarı kantaronlar, karabaş otları gibi çoğunun adını bile bilmediğim etrafı kuşatan ve öyle de çok sayıdaki otlar da gidiyor onunla beraber. Kepçe değen toprakta tek bir tohum kalmıyor.


Ardıç, boz yeşil renkli ufak ibreleri, lifli lifli bildik kabuklu ağaçlara benzemeyen gövdesi ve zarif şekliyle gözün de şenliği.


Ardıç, odunuyla, havayı hem de nasıl temizlemesiyle, tablomsu görüntüsüyle  altın değerinde. Öyle ki bunu kendi diliyle, kendi ürettiği altın mürekkeple  kendi imzasıyla kendi tuvaline yani gövdesine kazır. Reçinesiyle.


Sim salmış başından aşağı gibi, altın sırma gibi tepeden tırnağa altın ışıltısına bürür kendini. Kıymetini bilmeyenlere kendince bir anlatımdır kıymetini. Tek değeri altın sananlara altından değerli bir anlatımla.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 03.09.2016, 07:14

 @AcemiDemirci

Paylaş :

28 yorum:

  1. bir şeyi merak ediorum, mesela ben bu ağaca baksam ne ağacı olduğunu anlamam hem çok bilindik değil,hem malum artık her tarafımız beton olduğundan az görüyoruz ağaçları, öte yandan bakıyorum bazen hiç ismini bile duymadığım hayvan isimleri türleri, bunların hepsni nerden biliyosun :s

    YanıtlaSil
  2. Bilmem mi desem, bilemiyorum ki... Biliyorum. Çünkü onları bilmek istiyorum. Eğer bir ağaç görsem ve tanımasam hemen araştırıyorum. Dünya kadar kitabım var. Çantalı MİMde de resmi var mesela, Kırda Bayırda Gezginin El Kitabı diye. O hep yanımda. Çantamda olmasa bile resmini çeker kitaba bakarım. O kapsamazsa daha büyük kitaplara, İngilizce kitaplara. Türkiye'nin bitkileri kitaplarına.

    Belgeselleri izlerim yakaladıkça. Trekkingle geçti hayatım, Bolu Dağları başta olmak üzere. Kapalı mekan eğlenceleri bana göre değil. Dağ bayır gezmek, göl kenarında dinlenmek, kaya başında oturmak varken.

    Böyle biliyorum galiba Meltemcim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ama bu resmen aşk! ne için bu kadar tutku dolu oldu içim hiç bilemiyorum, olmadı sanırım

      Sil
    2. Yani ağaçlardan bahsediyorum.. Ağaçtan başka olmamıştır, değil mi? :)

      Sil
  3. Olmamıştır olmamıştır :) İyi o zaman. Ne güzel :)

    YanıtlaSil
  4. ardıç ağacı tohumlarının bir başka canlının "içinden geçmedikçe" çimleNeMiyor olduğunu ilk öğrendiğimde çok şaşırmıştım.
    o yerdeki tohum önce bir ardıç kuşu tarafından yutulacak, kuşun sindirim sisteminden geçecek ki tohumların kabukları açılabilecek! dışkı ile birlikte toprağa düştüğünde ise kolayca çimlenecek.
    doğadaki her canlının birbirine böyle halkalarla bağlı oluşunu bilmek, fark etmek muhteşem gelir bana.

    bir gün birlikte trekking yapmak dileğiyle ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çillenme konusu böyle bir seyir takip eden bir bitki de DELİ KARPUZ yani bilinen adıyla kapari. Onun tohumu yani yemişinin kılıfı o kadar güçlü ki içindeki öz yırtıp çillenemiyor. Karınca asidi değerse diyelim ki bir karınca yuvasına götürmek isteyip taşımaya kalktığında asit değerse o kısım incelip öyle ancak çil salmak mümkün oluyor. Biliyordun belki :)


      Trekking mi? Umarım :)

      Sil
    2. kaparinin çimlenme öyküsünü bilmiyordum.
      sevdim ama.

      umarım :)

      Sil
  5. Çevremizde hiç üzerinde konuşmadığımız,es geçtiğimiz doğa üzerine yazdığınız bu yazılar bize farkındalık katıyor.Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevinirim buna. Bunları duymaktan başka ne isterim ki? :))

      Sil
  6. İstanbul'da o kadar az ağaç var ki artık ağaçları yolda görsek bu ne ki diyecek hale geldik:( Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın. Hem ağaçlar az hem de bir yere o yerin kendi ağaçları değil de diyelim ki yurt dışından gelen bulvar bitkileri dikenleri..... Çok yadırgıyor insan İstanbul'da fıstık çanı ya da sarı çam yahut da manolya yerine top top bulvar ağaçları görmek :))))

      Sil
  7. Ne güzel süslenmiş yapraklarıyla, gelin gibi. Gövdesi kuruluktan yıpranmış belki ama hala hayat dolu. Çok güzel.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel benzetme. Gelin gibi olmuş gerçekten. Onun ışıltısını yansıtacak şekilde birkaç kare daha çekmeyi düşünüyorum.

      Sevgi ve selam ile.

      Sil
  8. Siz yazın biz okuyup öğrenelim :) Gerçekten ardıç ağacını duyardık ama "Bu ağaç ne ağacı?" diye sorsalar bilemezdik. Ayrıca kuş ve bitkilerden başka taş ve madenlere de ilginiz var mı? Selamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Teşekkür ederim :) Ardıç, çok değerli bir ağaç. Değerler malum bizde bilinmez. Görülüp de görmezden gelinir. Onlardan.

      Taşları çocukluğumdan beri çok severim. Bilirim de biraz.

      Madenler de şöyle; toprağa bakınca "bu demirli", "bu kireçli", "bu çimentolu toprak" diyebilecek kadar. Pek yok.

      Taş Ev halkına çok selamlar.

      Sil
  9. Allah Allah ben upuzuuun bir yorum yazmıştım bu yazıya, nereye kaybolmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buralara uğramadı. Uğrasa görürdüm :))))

      Sil
  10. ayyyy simli altınlı ağaç ne güzel fikir :)

    YanıtlaSil
  11. " Kıymetini bilmeyenlere kendince bir anlatımdır kıymetini. Tek değeri altın sananlara altından değerli bir anlatımla. "

    ne kadar doğru budur işte bu ....

    Emeğine sağlık sevgili arkadaşım
    sevgiler

    YanıtlaSil
  12. Güzelim ağaçları söküp yerine süs ağaçları dikiyorlar. Ağaçlar doğanın önemli parçaları. İyi bakıp korumak lazım onları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlaşılması çok zor şeyler...

      Sil
  13. Sakarya'da doğduğum köyün ismi Ardıçbeli'dir. Ama ne yazık ki hiç ardıç kalmamış oralarda...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl güzel bir yer Sakarya. Kesince bitiyor ama o güzelliği gerçekleştiren unsurlardan ağaçlar. Oysa ardıcın kendisi de müthiş güzel bir ağaç. Keşke yeniden dikseler. Havayı en iyi temizleyen ağaç türüymüş ardıç çamı.

      Ne güzelmiş köyünün adı. Köy dendi mi zaten bayılıyorum.

      Sil
  14. Yaseminciğim sende altından daha değerli bir şekilde yazmışsın anlayana.
    Tebrikler.

    YanıtlaSil
  15. Altından daha değerli olan bu yorumun Merihcim <3

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci