18 Eylül 2016 Pazar

Her yere yakışır kuşlar da bir kafeslere yakışmaz. Kafeslere gök sığmaz çünkü!

Hayvanların ev olsun, kafes olsun  kendi doğal ortamları dışında, kısıtlı  hem de çok kısıtlı yerlerde yaşaması doğru olabilir mi? Olamaz. Bir hayvan hangi türse, kendi çevresinde o kadar kendi türüne ait olabilir. Daldan dala kol atamayan bir maymun, bir kafeste ne kadar maymundur ve mutludur? Kafesteki kuş kanatlarını çırpamayıp kuş bakışı bakamadıkça yere, göçler edemedikçe, çalı üstünde ötemedikçe kuşa dönmüştür olsa olsa, kuş olmaktan çıkıp…

Kupkuru bir tanım olan hayvanseverliğe sığılamaz; olsa olsa doğasever denilebilir galiba deresiyle tepesiyle,  çiçeğiyle böceğiyle, kuşuyla tilkisiyle, taşıyla toprağıyla,  ovasıyla vadisiyle kanyonuyla, havzasıyla,  tabiat düşkünlüğüne.

O yüzden resme bakılıp kedi sever yaftalaması da yapılmamalı ilkten kimselere. Kedi de doğanın bir parçası, haliyle doğaseverler kedileri de severler. Kuş sever de denilebilir belki mesela bana tanımın daha daraltılması gerektiğinde gönül rahatlığıyla. Çünkü dalından çatısına, gökyüzünden deniz üstüne, çölünden göç yoluna kuşlar var her yerde. Yerde de gökte de. Her yere yakışır kuşlar da bir kafeslere yakışmaz. Kafeslere gök sığmaz çünkü.

Kedilerin bazı huylarına hayran olmamak elde değil. Keyifli halleri ve keyif yapmayı bilmeleri mesela. Sobanın kenarında kediler kıvrılır. Güneşin altında gözlerini yumarak uyuklarlar.  Nazın hasını bilirler. Kendini sevdirirler; istediklerini de yaparlar sahibinin ne istediğini umursamadan. Köpekler gibi değillerdir. Köpekler sahibine sadık, kediler evlerine sadık olurlarmış.
 
Kedilerin keyif anlayışlarına hep imrenerek baktım. Neyi sevdiklerini, neyi istediklerini çok iyi biliyorlar. Ve bildikleri için karşılarına çıkan fırsatları da değerlendirebiliyorlar. Kimileyin koltuk tepelerine kimileyin düz perdelere tırmanıp perdeleri lime lime ederken, kimileyin sepette, soba yanında, ocak kıyısında, balıkçı ya da ciğerci önünde mırıl mırıl dolanıp ille de istediklerini almadan bir yere ayrılmıyorlar.
Benim Eylül başında  İzmir Fuarı civarında rastladığım kedi, muhtemelen bir ev kedisiydi. Ve giriş kattaki evin açık penceresinden dışarı çıkmış, pencere demirleri gerisinde Eylül güneşi altında uyukluyordu. Keyfi pek yerindeydi. Poz vermedi; ama uyuklamalı pozu da kaçmazdı.

(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 18.09.2016, 00:24
Acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci

Paylaş :

35 yorum:

  1. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Bu gece çok hassasım bu konuda ve yazınız tam bunun üzerine geldi. Mahallemizde bembeyaz bir kedimiz vardı. Yemek, su verirdik. Ve bugün karşı komşumuz olan Suriye'li çocuklar onu canice öldürdüler. Bunu fark ettiğimizde ise çok geçti. Zavallı kedi yerden yere çalınarak öldürülmüştü. Bunu neden yaptıklarını sorduğumuzda ise bizden çok bağırdılar. Sanki kedinin canını kendileri vermiş gibi. Kendi dillerinde konuştukları için onları anlamıyorduk. Hem ne fark eder ki bir can, çocuk demeye dilim varmayan o canilerce öldürülmüştü. Ağlamak, üzülmek, o kediyi geri getirmedi ne yazık ki! Çok öfkeliyim. İçimi dökmek istedim belki de bilemiyorum. Yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok acı. O çocuklardan burada da var. Ankara'da varlardı; ama artık bizim buralarda da her kavşaktalar.

      Çeşme'de, çarşıda dolanırken tanık oldum. En azından vergi işleri, sakızlı kahve akmak işleri hiç bitmez. Ana cadden,in bitiminde pideciler, ev yemekleri yapan yerler, kumrucular, banka var. Dışarıda epeyce masa vardı ve doluydu. Çoğu tatilini Çeşme'de geçirmek için gelmiş, bir hafta kalacak aileler. Her masanın başında bir Suriyeli kız. Nasıl acındırıyorlar, ellerinde Türkçe yazılı bir kağıt. Dillerinde konuşuyorlar. Pek çok masa rahatsız oldu; ama bir şey demedi. Masalardan birindeki bir bey "devlet size zaten ayda sekiz yüz lira veriyor, onu bulamayanlar var, kaç kişiniz, toplamı ne kadar eder?" deyince kız bağırıp kızmaya başladı. Türkçe konuşuyordu. Elinden gelse adamı dövecek. Dedi ki pide yiyen adama "Ben işimi yapıyorum, sen de işine bak"... Adam sustu.

      İşi masa başlarında aldığı parayı çoğaltmak olarak anlaşılırsa yanlış anlaşılmış olmaz değil mi?

      Böylesi farklı kültür, farklı yaklaşım, iletişim içindelerken beş yıl, on yıl sonrasında bunların sonuçları ne olabilir diye düşünmeden de edilebilir mi?

      Sil
    2. Uzun uzadıya, özenerek cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. Herkes aynı özeni göstermiyor ne yazık ki. Bizim ülkemize savaştan kaçtıkları için gelmişlerdi. İlk zamanlar gerçekten onlar için üzülüyordum. Ama şimdi aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Küçücük bir canı gözünü kırpmadan öldürebiliyorlarsa, kendilerini acındırarak duygularımızı sömürüyorlarsa, kadınlarımıza kızlarımıza yan gözle bakıyorlarsa, bizim hakkımız olan onlara altın tepside sunuluyorsa, istemiyorum. Benim askerim onları savunmak zorunda mı? Gidip destek olsunlar o zaman. Konuyu farklı bir yere taşımak değil amacım. Çok doluyum bu konuda. Açılınca tutamadım kendimi :)

      Sil
  2. Çok doğru yazmışsın keyif konusun da onların üstüne yok :)biz de BADEM beyin hizmetkarları olarak yaşamımızı sürdürüyoruz birlikte.Sokakta ki özgür paticanlara da sabah akşam mama servisi yapıyoruz hizmette sınır yok:)))
    Hiç birini diğerinden ayırmadan sevmek lazım .İnsanlar yakından görsün diye hayvanat bahçelerini yapıp onları küçük ya da büyü kafaeslere almaları hoşuma gitmiyor bir de bizde ki hayvanat bahçelerinde ki yaşayanları çok bakımsız gördüğümden beri gitmiyorum içim almıyor.
    Evcil olabilecek dostları da çoluk çocuk istedi diye değil gerçekten yaşam arkadaşlığı etmek için yuvalar açılmalı yoksa perişan oluyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok eskiden gördüm en son bir hayvanat bahçesi. Ankara'daki kapatıldı zaten.

      Kuşundan kedisine, şahin,ine, tilkisine, boz tavşanından boz ayısına hepsi can. İlkokulda ilk öğrendiklerimizdendi hayat zinciri. Bir arıların yol oması bizim için dünyanın ayaklar altından kayması demekken öylesine okuyup geçmeler doğru mu?

      Sil
  3. Kediyi uyurken iyi yakalamışsınız :) Hayvanseverlik ve doğaseverlik arasında ki ayrımı çok güzel bir şekilde açıklamışsınız. Maalesef biz insanoğlu her şeye sahip olmayı ve kontrol altına almayı seviyoruz. Bunların başında da hayvanlar geliyor. Hayvanları kontrol altına almaya çalışırken insanlıktan çıkan çok insan var ve bunun farkında değiller. Aklıma W. Ralph Inge'nin sözü geldi. " Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi." Ne güzel demiş Inge.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elifi elifine katılmamak elde değil yorumunuza. Hayvanlara aslında bitkisinden nehrine ve nehirdeki balığına yapılanları bir insan olarak göz yummak .....

      Sil
  4. Hiçbir hayvana kafes yakışmıyor ki:( Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Katiyyen yakışmıyorlar. Onlar canlı ve kendi çevreleri, ortamları, yaşam alanları var. Ama hala kafesler yapılıyor kuşlar için :(

      Sil
  5. Zeytin'i bağladığım zaman ağırıma gidiyor. Doğru söyledikleriniz. Bütün canlılar kendi ortamlarında güzel, çiçeğin dalında güzel olduğu gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeytin, onun geceleri başıboş köpek sürüleri, başka yırtıcılar, hayvanlara eziyet eden insanlar nedeniyle kendi güvenliği için olduğunu mutlaka biliyordur sahibi aileyi tanıyor çünkü :)

      Sil
  6. Kediler hakkında nedense bir nankördür yargısı vardır. Bu ne kadar gerçekçi bir yargı bilemem. Ama dediğiniz gibi kediler, keyiflerine çok düşkünler. Yine dediğiniz gibi bizim değil onların istekleri oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yargı hep söylenir. Hiç evde hayvan beslemem. BDeneyimim yok; ama bunca söyleniyorsa eğer.... :)

      Yaşam biçimleri de farklı temizlik anlayışları da insanların. Sonra evin içinde bir koku oluyor haliyle gittiğim hayvan besleyen arkadaşlarımın evlerinden biliyorum.

      Ev hiç alabildiğine uzanan gökyüzü altındaki dallara, dağlara, tepelere, nehir kıyılarına benzer mi?

      Çok teşekkürler yazım hakkında yazdıklarınız için.

      Sil
  7. Ya yazık kedicige. Maalesef bizim bir kusumuz var kafeste :( salsam kanıtlanamaz 6 senedir kafesde olduğunu için ucmayi unutmuş dedemin hatırası diye hiç bir şey yapamıyoruz :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artık o alıştığı hayattan vazgeçemez. Sizin sevginizle de zaten oldukça uzun yaşamış. Mutludur o :)

      Sil
  8. Metehan küçükken onu İzmir Kültürparak'taki hayvanat bahçesine götürmüştük. Neredeyse ağlayacaktım oturup. Fillerin bir betonda iki adımlık yerleri vardı, kartalların kanatlarını açmalarına imkân yoktu, aslan kaplan keza hücrelerinde uyukluyorlardı. Ah ah, aklıma geldikçe üzülürüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Çocuklar öyle bir tabloda aslanı aslan olarak, kartalı kartal olarak mı görüyor? Kesinlikle hayır. Afrika'nın savanalarında görseydi aslanı ya da üç bin metrede, dağ başında önce çığlığını duyup sonra gök yüzüne bakıp görseydi kartalı o zaman anlayacak çocuklar aslan nedir doğada, kartal nedir gökyüzünde...

      Çok sevgiler :)

      Sil
  9. Bi'blog arkadaşın anlattığı içimi yaktı, kavurdu, gözümün önüne geldi :(( daha çocukken böyle psikopat olan büyüyünce neler yapmaz?
    Ayşe'ciğim ben de Bücürük'ümün bahçesi olsun çok isterdim:( paranın gözü çıksın, bu zamanda nerede müstakil, bahçeli ev? Ağaca tırmansa, çimlerde yuvarlansa, bazen loto alırdım eskiden sırf bunun için ama çıkmazdı tabii...:( kuşların da ev içinde uçmasından yanayım, yazık ya kedi en azından tüm evi dolaşıyor, balkona çıkıyor, hiçbir yer yasak değil ona (sadece banyoya izin vermiyorum çünkü deterjan, çamaşır suyu, zehirlenebilir..yerlere patisiyle değip sonra da yaladığından ayrıca closete değmesin istiyorum kucağıma alıyorum öpüyorum çünkü)

    Çok haklısın tüm yazdıklarına katılıyorum
    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir sahibi olan bücürük çok şanslı. Hem o her yerde geziyor evde. Ama köpekler öyle değil. Eve tıkılmamalılar. Bir Kangal cinsi köpeği eve tıkmak aslında işkence. Çünkü Kangallar geceleri kırk kilometre koşarmış. Tabiatları öyle. Öyle yaradılmışlar. Oysa insan öyle istedi diye geceleri kırk kilometre dağ bayır, oba, dere tepe koşacak bire köpek en iyi ihtimalle üç oda bir dolanda kıvranıp duruyor. Çok yazık onlara. Anlatamadıkları için de acılara katlanıp gidiyorlar.

      Sil
  10. Tür sever olmayı anlayamıyorum. Hayvan, doğanın bir parçasıdır. Çiçeği seviyorsan hayvanı da seversin. Fare öldürenler mesela hiç samimi gelmiyor bana. Kediyi okşarken, bir tutkal sürüp fareyi salonun ortasına yapıştırmak suretiyle yakalamak niye? Ya da ne bileyim hamburger yiyorsun kuzu köfte var içerisinde. "Hadi al kuzuyu öldür, başka türlü hamburgerin olmayacak." deseler. Herkes kendi kasaplığını yapsa kaç kişi et yemeye devam edebilirdi. Sonra bu düşüncelerimden dolayı uçlarda olmakla yargılanıp, "O halde git mezbaha önünde nöbet tut." gibisinden yargılanıyorum. Benim için köpek neyse, yılan odur. Kedi neyse, kuzu odur. Bir hamam böceğini incitmeden uzaklaştırmak için çaba sarf ederim, terlikle üzerine vurmam. Vazomu süslesin diye çat diye kırmam badem çiçekleri ile yüklü dalları. Böyle yaşamak çok daha zor, kolay olan ise bir köşeden ahkam kesmek.
    Bu arada sizden güzel şeyler öğreniyorum. Kuş adları mesela, her yayınınızı dikkatle okuyorum bilin istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yüzden "önce kendine bakmak" deyimini çok seviyorum. Kendini irdelemeyip başkalarını a laf yetiştirmek hüneri aldı başını gitti. Ağlanacak bir hal ; ama yine de gülüyoruz çünkü çok komikler :)

      Çok teşekkürler güzel yorumunuza. Çok sevgiler :)

      Sil
  11. Kediler günde 18 saat uyuyorlarmış.Bazen kedi olası geliyor insanın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acıkınca uyanıyorlar demek ki :) Kedilere aslında sahiplerinin kimine kızgınım biraz. Yazlıklarda terk ediyorlar kedilerini. Onlar da aç kalıyor kışın . Hatta yazın bile kuş yuvası bırakmadılar ki anasını da yavrusunu da yemesinler.

      Sil
  12. Kediler sadece seyrederken bile dinlendiren hayvanlar... Bizim eve gelip doğum yapan Didie'mi yavrular büyüyünce evde hapsetmeye kıyamayıp annemlere bahçeye götürdüğümüzden beri, hala sabahları kapı önünde onu arıyorum. Yokluğuna bir alışamadım. Ama bahçede, ağaçların arıların çiçeklerin arasında da çok mutlular, burda kalsalar yazık olacaktı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi yazardı tam hatırlayamadım. Kediler üzerine kaç öykü kitabı var.

      Sil
  13. Çoğu yazdıklarına katılıyorum.

    Keşke tüm hayvanları doğal ortamında bakacak,imkanlar olsa,bazen onları ölüme terkedemediğimiz için,sahiplenmek zorunda kalıyor olabilirsiniz.
    Köpek sahibi biri olarak sorumluluklarımızın bilinçinde olmak yetmiyor,çevrenizde ki hayvanlarla daha içli-dışlı oluyorsunuz.
    Olumsuz örnekler yüzünden çok mutsuz ve çaresiz olduğumuzda oluyor.

    özet olarak insana değer verilmeyen bir ülkede hayvansever-doğasever olmak çok büyük sorumluluk ve cesaret ister.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Köpekler, insanlara hizmet duygusuyla dolu. Bir de sen gibi bir sahibesi olunca... O çok mutludur. Keşke sahiplenenler hep böylesi yaklaşım ve anlayışta olsalar.
      :)

      Sil
  14. Hayırsız kedi deyince gülüyorlar bana. Baksana kendilerinden başkasına hayrı var mı hayırsızların. Ama yine de hayırsızların en tatlılarından onlar. Hayvan dediğin hayvanlığının gereği gibi yaşamadıktan sonra ne yaşamış ne yaşamamış, boş. Beton deryasında gariplerim benim, ne kedisi köpeği, ne kuşu böceği kendine yer bulabiliyor artık. Üzücü bir şekilde onları ellerimizle kendi doğalarından sürgün ediyoruz....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son cümlen ne güzel. Son nokta gibi.

      Öyle gerçekten.

      Sil
  15. kedilerin sağı solu belli olmaz aman aman :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kedi... Nasıl bilinir malum. Ama kızmam. Tabiatı öyle.

      Sil
  16. Ben biraz pisilerden çekiniyorum. Ben köpeciklere hastayım :) hepsi mayışmış çok sevimliler hepsini sen çekiyorsun dimi ??? Fotoğrafların..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm fotoğrafları ben çekiyorum. Blog çizgim, ilkelerim, bu konuda tuttuğum yol o zaten. Sırf kendi yazılarım ve sırf kendi çektiğin fotoğrafla. Yani arşivim.
      Bir kez kendi çekmediğim resim yayınladım. Kintsugi sanatını anlatmıştım bir yazımda. Burada hiç rastlamadımm böyle kırılmış da kintsugi sanatıyla yapıştırılmış porselene. Mecburen tek bir fotoğraf internetten bulup "ALINTIDIR" ibaresiyle yayınladım.

      Kısacası blogumda benim çekmediğim ne resim olur ne de benim yazmadığım bir yazı :))))) Fotoğraflarım da, yazılarım da hepsi kendi emeğim, göz nurum.O yüzden "HER HAKKI SAKLIDIR" ibaresiz yayınlamam. Ve çok ciddiyim bu konuda.............

      Sil
    2. Alanın vay haline o resimleri diyorum o zaman sustum. Ses etmeden sıvışıyorum :)

      Sil
    3. Biraz öyle. Vay haline :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci