4 Eylül 2016 Pazar

Set gibi betonda boğulmuş acıklı bir kentte; İzmir'de

Betonlarda boğulmuş duman altı bir kenti, kentlileri bile duymazken bir Ankaralı, başka gözle bakar ona  elbette.


İzmir’deydik dün. Çeşme’den yüz kilometre ötede. Gurbetteydik yani. Bizim memleket Çeşme ne de olsa.

İzmir’e yolumuz neredeyse hiç düşmez. Oradaki akrabalar da biz Çeşme’deyken Kuşadası, Didim’e giderler İzmir’den yazlık faslına. Dolayısıyla yüz kilometre ötedeki bir yerdir bizim için.

Dün,  mutlu bir olay için İzmir’deydik. Günün yarısından fazla bir zaman içinde. Kuzenlerimle görüşmek, İzmir’in acıklı halini  görmekten daha yeğdi.

İzmir’i ilk dört yaşında görmüş, sonra da defalarca görmüş birisi için şimdiki İzmir’i görmek içler acısı. Daha da acısı İzmirliler’in İzmir’e hala o eski İzmirmiş muamelesi yapıp ne hale geldiklerini değil de çoktan yitmiş, ortada olmayan eski güzellikler hala varmış gibi gözüküyor olma  hallerini görmek.

İyi, güzel de İzmir… “İzmir başkadır, İzmir’in üstüne yok, Ege şöyle güzeldir” demekle o kent yeterince sevilemiyor ve korunamıyor.

Ege ne demektir önce? Deniz, zeytinli ya da makili dağlar, kekikli kırlar, envai çeşit ot ki hepsinden ne yemekler yapılır, incir ağaçları yani İzmir’de denildiğince yemiş, tarih, mimari, denize akan nehirler demek değil mi daha nice güzel kavramla birlikte? Ama artık deniz, deniz değil İzmir’de hatta Alaçatı’da. Ne dağ kalmış ortada betondan gözünü açıp ne de biteceği bir yer kalmış zeytine. Biteceği yer kalmamış zeytinler kesilmekte bir yandan da... Böyle olunca o bildiğimiz Ege nerede? Hani o eskinin gerçekten görkemli mimarisi, doğası, balık kaynayan tertemiz denizi olan İzmiri? Geçmişte kalmış o İzmir. Şimdiki yabancı, başka bir İzmir.
 
Bugünkü Ege, balıksız, kirli, fokları kalmamış, rengi değişmiş hatta zaman zaman Körfezi kokan bir yer. Evet, Ege artık geçmişteki Ege değil güzelliklerinden mahrum, kirli, hoyratça davranılan bir Ege.  Geçmiş olsun mu demeli Ege ve İzmir’e? Geriye kalana da çığırtkanlık edip de hala “Ege Ege, İzmir İzmir” dendikçe ve  asla yaşanan sorunlar, Ege ve İzmir’in başına gelenler söylenmeyip yersizce  hatta şımarıkça “İzmir de İzmir” nakaratı söylendikçe geriye korkarım hiçbir şey kalmayacak. Zeytin, İtalya’dan getirtilecek feribotlara sipariş edilip… İzmirliler’in artık İzmir’in gerçek halini haykırmaları gerekir. “İzmir çok güzel, benzersiz bir kent” değil “İzmir iyi değil, artık yüklenmeyin. Artık kaldıramıyor bunca yükü. Soluk alamaz halde İzmir” demeleri gerek. Diyene hala rastlamadım. Galiba İzmirliler İzmir’i Ankaralılar kadar sevip koruyamıyor :)

İzmir, artık o eski müthiş güzel, tarihi, görkemli kent  İzmir olmaktan çıktı. Bu acı gerçek daha girişinden bellidir. İzmir artık bir çıfıt çarşısı. Onca dağındaki zeytin, sarı çam, maki, fıstık çamı yok olduğu ve yerine karmaşasının gözleri yorduğu çarpık kentleşme oturduğu için itici bir yer hatta. Deniz varmış  güya! Kahverengi kirli bir deniz var, doğru. Yolları keşmekeş. İzmir’deki arasanız da bulamayacağınız yol tabelası, işaret  sistemini görünce Ankara’nın başkent olduğu hemen anlaşılıyor.

Diyelim ki Ankara’dan gelmiş, İzmir’de otobana girmek istiyorsunuz.  Yol ayrımı tabelalarla filan bildirilmiyor havada,  gökyüzünde durur gibi, kocaman. Kaç metre önceden görebileceğiniz halde. Yolda betondan ki İzmir zaten artık betondan bir pasta gibi,  bariyerler var. Onların arası hafif ayrık. Eğer daha önceden bilmiyorsanız o arası açık beton bariyerlerden otobana sapılacağını, geçip gidersiniz. Ve dönün dolaşın artık. Koca bir metropol; ama mantık ….. .
Bu tabelalardan çok sık görmeyi dileyerek

Burada otoparka gidiş bile bir şenlik. Sonunda buluyorsunuz Fuar’ın bilmem kaçıncı kapısı civarında. Her kattaki sütunlar aynı renk. Sarı. Oysa katların sütun rengi farklı olmalı ki birisi katını unuttuğunda şu renkteki sütunlu  yere park ettim diye kolayca yardım alabilsin. Tabela konusu, kapalı otoparkta bile öyle. Ankara’da ışıklı sitemlidir. Gece gündüz görülebilecek nitelikte. Fosforlu renktedir. Çıkış yazısı her yerden görülür. Otoparkta "Çıkış" yazısı karaborsada gibiydi. Kolaylıklar İzmir’de göz ardı edilmiş galiba. Her şey zor. Bozmak, kirletmek kolay ama.

Dağ kalmamış uzak ufuklarda bile.  Beton atılmış dağlara blok blok. Çimento yığınları  altında kalmış dağlar. Ağaç kalmamış dağlar gidince. Okaliptüs filan var bulvarlarda. Suyu emer o ağaç cinsi. Demek ki bataklık olma tehlikesi var. Doldurma olunca kıyılar, bu sorun da olacak haliyle… Yollardaki viyadükler, beton sevimsizliği içinde yüzdüğünüzü gösteriyor. Çünkü zaten dolan ve kahverengi kirlilikteki İzmir denizinde yüzülemiyor.

İlle İzmir şöyle güzel diye feryadı basan çoğu İzmirli’nin doğuyu hiç görmediğine, doğuya gitmediğine eminim. Ama ara sıra rastladığım görenlerden şunu duydum sıkça;
-Biz İzmir diye diye İzmir’e, o mahvettiğimiz güzeller güzeli canım şehre  büyük kötülük yapıyoruz. Varsa yoksa İzmir’i hala eski İzmir sanıp onun mirasını yemekteyiz. Oysa şimdiki İzmir çırpınıyor. Güya denizi var; ama kirli. Koca denizde balık yok. Giren zehirlenmekten korksa yeridir belki o kirli sularda. Tarihi binaları beton setler arasında panjurları, kepenkleri kapalı duruyor. Deniz kenarındaki yapılar hiç ara vermeksizin bitişik bitişik, yan yana. Set gibi sürüp gidiyor kıyı boyunca. Rüzgar bir arka sokağa işlemiyor bu nedenle. Nemden yapış yapış.  İzmir çoktan bitti. Alaçatı bile bitti. Çeşme de bitti. Biz artık Van Gölü kenarında yazlık alıp, bozulmamış doğada, temiz havada, içi balık dolu sularda, balık avına çıkmış tekneleri izleyerek Van Gölü kıyısında tatil yapacağız.
 
Hak vermemek elde  değildi İzmir’den Çeşme’ye dönünce gurbetten sılaya dönmüş hissi duyulduğunda böyle dert yanan sağduyulu, gözleriyle sadece bakmayan; ama gören, akıl ve mantık sahibi  İzmirliler’e...

Diyeceğim, eskinin o “İstanbul yıkılsa İzmir yapar; ama İzmir yıkılsa İstanbul yapamaz” dedirtecek güzellik ve doğasından mimarisine zenginlikteki İzmir, acıklı bir halde. Boğulmuş. Denizde değil. Deniziyle birlikte onu çepeçevre set gibi kuşatan betonların arasında boğulmuş. 
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 04.09.201608:17
Acemi.demirci@yahoo.com.tr;
 @AcemiDemirci


Paylaş :

35 yorum:

  1. Kesinlikle katılıyorum canım. İlk gidişimde korkunç gecekonduları görünce çok şaşırmıştım ben. Evet kıyısı, denizi, palmiyeleri güzel lakin başka yerlerine el uzatmaya erinmişler sanki. Nefes almakta zorlanıyor gibi artık. İnşallah farkına varırlar da bir düzenleme getirirler ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yerin adı çok anılmaya görsün. Bu ona övgü değil ceza oluyor bizde. Adı duyulunca herkes kendi içinde olduğu güzellikleri yok sayıp, görmeyip oraya akın ediyor. Geçen bayramda Çeşme'de marketlerde ne ekmek ne su kalmıştı.Sebzelerin tezgahta kalan saplarını bile topladı insanlar. Hiçbir şey kalmamıştı. Bu ne demek? İzmir korunmalı. Hem de derhal. Şimdi de sokakta gezilmiyor malum kişilerden. Zaten yardım alıyorlar buna rağmen ortalıkta dileniyorlar. "Sen yardım alıyorsun, dilenme, rahatsızlık verme" diyenlere de öyle dişlenmişler ki kulağıma geldi, duydum bağırıp "Ben işimi yapıyorum. Sen de işine bak" diyorlar. İşleri, turisti kaçıracak her şey. Masa başlarında, restoran, kafe önlerinde herkesten para istemek. Burada insanlar aşırı zengin değil ki. Burada fakir her yer kaar çok . Bura yani bu Ülke. iZMİR ÇOOOKKK ZORDA.

      Sil
  2. Her bir satırı içim acıyarak okudum nedir bu güzellikleri yok etmek için elimizden geleni yapma hırsımız artık yaşanacak yer sayısı parmakla sayılır oldu. İzmir ölüyor gören yok yazık çok yazık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle haklısın ki İzmir konusunda. Gören yok. Onun için yazdım. Kaç kişi görür bilemiyorum. Ama gören duymayanlar iletir belki.

      Bir İzmirli’nin neden böyle yazdığımı anlaması en önemlisi. İzmir müthiş bir kent. Kaç yüzyıllık. Kaç uygarlık görmüş. Bağı, zeytinliği, incir bahçeleriyle. narıyla. Çevresiyle. Ama o eskidendi artık demek üzereyiz. O eskidendi denilen hiçbir şeyin kurtuluşu yok. Bir İzmirli belki kızacak bile duygusal davranıp okuyunca. Ama sadece teşekkür edecekler İzmir’in halinin ve yazımın amacının farkına varmışlar olacak!

      Güzelliklere hoyratlık, çirkinliklere boğulmak demek. Başka ne olabilir? Sevgiler Tigriscim.

      Sil
  3. O malum kişiler her yerde. İstanbul'da market servisinin dibinde bekleyip insanların sepetlerine bakıyorlar. Vicdan azabı yöntemleri geliştirmişler galiba. Velhasıl ülke şahtı şahbaz oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara'da da öyle. Bulvarda, ana caddelerde her Ankara ile özdeş çınar ve at kestanesi ağacının dibinde. Bizim oralara bile geldiler. Nasıl ulaştıysalar. Yaşam Kent civarı da doldu. Market arabalarının başına üşüşüyorlar sizin orada olduğu gibi. Oysa gözümüzün önünde öyle ihtiyaç sahibi var ki halini anlatamayan. Temizlik firması çalışanlarının halleri ortada. On liraya ihtiyaçları oluyor çoğu kez. Kredi kartlarından hiç bahsetmiyorum. Halleri fena.

      Sil
  4. Biz yaşarken deniz mavileşmişti biraz,kokular azalmıştı şimdi yine kahverengi olmuş :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar mavileşebilir. Ama önemli olan korumak. Korunmuyor. Yol işareti bile yok. Bunları yazarken de için acıyor. Öylesine güzel ve geçmişten gelirken olduğu gibi gelmiş kentin böylesine hallere sokulması. Beni anlayan İzmirliler eminim teşekkür edecektir. Anlamayanlar ise anladıklarında geç olacak.

      Sil
  5. ayyyyy fuarada gittin demek kiii. gittiysen tarişte şıra içseydin, yöre yemekleri standlarına gitseydin. fotolara göre iyi gezmişsin. izmir evet bakımsız ya binalar da eski ama olsun ki mesela en güzel deniz mavisi izmirde ki, biliyor musun bak, parlement mavisinden dolayı dünyada sadece iki şehirde gün en iyi batıyormuş, biri izmir, diğeri de bir akdeniz şehri ama unuttum adını şimdi. şehir bakımsız ama çevresi güzel işte, sahil kasabaları. boşveeer böyle de güzel izmir. işte özellikle mavisi nedeniyle. istese de izmirliler de bozamıyor tamamen izmiri. istanbulu da bozamıyoruz :) ne yapsak yine de güzeller. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kına vardı iki gün önce. Şimdi Fuar'da nikah. Bir hafta sonra da düğün olacak. Nikaha gittik. Fuar'ın 26 Ağustos Kapısı'ndan girilince görülenler ile yetindim. Zira kuzenlerimi gördüm. Erol Abimizi gördüm ki çok babacandır ve küçükken Ereğli'deki çiftliklerine çok gitmiştik. Anlattığım oldu öykülerimde. Bir dahakine geldiğimizde fuarda şıra içerim. Gezerim. Yöresel yemeklere de uğrarım.

      İzmir çok güzeldi. Onun için yazdım zaten. İzmirliler kızabilir :))))); ama ancak teşekkür edeceklerin anladığına emin olacağım yazdıklarımı. Kaç kişi görür , okur bilemiyorum. Okuyanlar da bu fikrin oluşması bile kar. Zira Ankaralı olabilirim; ama bir ucum İzmir ve İzmir gibi bir kültürün yozlaşmasına kültür şehri Ankara'dan olarak da bir ucu İzmir olarak da gönlün razı olabilir mi? Ben İzmirliler gibi "İlle İzmir" demenin faydasına inanmıyorum. Artık hemen çoğu İzmir'in çok bunaldığını da anlatmak lazım.

      Evet, İzmir güzel şehir . Ama kirli, ama betonlaşmış, ama kıyıları set gibi binalarla perdelenmiş.
      Yine de güzel. Denizin laciverti de tam karşında. Güneş bizim burada Sakız Adası'ndan batar. Bazen gider, izleriz kayaların üzerinden. Çok güzeldir. İşte onlar yitmesin diye yazdım. İyi mi?

      Sil
  6. Yazık yaaa:( güzelim kentlerimiz hırçınca yok ediyoruz:( Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hırçınca bir hızla ve hoyratça...

      Sil
  7. Ben de geçen yıl gittiğimde hayal kırıklığına uğramıştım.Sahil kenarları pislik içindeydi :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok üzücü halde İzmir. Artık bu hali söylenip anlatılmalı sanki "ille İzmir" diye tutturmak yerine.

      Sil
  8. Tüm kentlerin sıkıntısını zaten yaşıyor. Otopark gibi. Yolların darlığı gibi. Bir de yol işareti yetersizliği, set çekercesine yapılaşma ve viyadüklerin çirkinliği ile beton şehri olmasına daha bir katkıda bulunması. Çok üzücü. Çok üzdüğünden yazdım zaten. Çok gerçekçi olmak istedim. İzmirliler'in kimisinin hoşuna gitmeyebilir; ama gerçek bu.

    YanıtlaSil
  9. İzmir Tire'liyim. İzmir'de çok yakınlarım var. Ne yazık ki kerbela gibi bir şehir. Eskiden otantik bir şehirdi. Acil iyileştirmeler yapılmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni en sevindiren yazdığımı bana yazdıran etkeni anlayanlar olması. Özellikle de İzmirliler'den. Ankaralı zaten görür görmez anlıyor.

      Aynı dilekle profesör. O güzel kentin, az kalmış olan geri dönülemeyecek hale gelmemesi dileğimle...

      Sil
  10. İlk gittiğimde hani bana anlatılan İzmir diye düşünmüştüm ben de ... Nerede yeşili ...? Özelliği ...? Bizim İstanbul şehiriçi gibi burası diye üzülmüştüm ....
    E kolay değil hala İzmir e göç devam ediyormuş , ev üzerine ev yapmak gerek ....
    Hayal kırıklığı bir yana yok olanlar yerine geri gelemiyor maalesef ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir denilince uyanan fikir ile şimdiki İzmir ile karşılaşınca uyananlar çok farklı. Bunu artık herkes görüyor. Keşke tüm İzmirliler görse de daha kötüye gitmesine engel olsalar güzelliklerin.

      Sil
  11. Bir İzmirli olarak okudukça içim sızladı. Size kızmadım. Yazdıklarınızda tamamen haklısınız çünkü. Bitişik nizam ve plansız yapılaşma, aşırı göç alması güzel İzmir'imizi gerçekten yok etti. İzmir'den ayrılalı kırk yıl oluyor. Kırk yıl önce güzeldi. Koca şehrin kültürü bile değişti. Sanat faaliyetleri olması gerekenden çok daha düşük seviyede. Bazen düşünmeden edemem. Bu şehir Yunanlıların elinde olsaydı acaba yine bu hale gelir miydi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İç sızlatıyor gerçekten. Güzelin başkalaşması çok acı. Çirkinlikleri güzelleştirmek yeğken.

      Sil
  12. İzmir' geçen ay gittiğimde bende de hayal kırıklığı yarattı. Beton yığını şehir, trafik ve bakımsızlık. İzmirlilerin İzmir rüyasından uyanıp şehirlerinin gerçek halini görmesi gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beton yığını. İzmir için çok acı bir gerçek. Ama gerçek ne yazık ki... Keşke düzelse.

      Sil
  13. Güzeli yok etmeye, betonlaşmaya ne kadar meraklıyız. Dün İstanbul'un biraz dışındaki köyleri gezdik. Ne güzeldi evler tek katlı bilemedin iki katlı. Kimisi cumbalı. İmrenmemek elde değil.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şile tarafları mı? Ankara'dan haftasonu turları ile hep gittiğimiz yerler. Şil, Ağva, Polonezköy, Cumhuriu-yet Köyü, Kefken, Kerpe. Kandıra!dan da geçeilir tursa.
      Evler hele Zosya Teyze'nin evi. Stella'nın pastası. Bambaşka dünya bloksuz hayatlar. Her şey özellikle de evler betondan, gıpgıcır olmamalı hayatta. Biz öyle olduk şehirlerde. Biz rahatladıkça doğanın rahatı kaçtı. Doğaya bağlıyız tabi, kendi rahatımız kaçıyor aslında.

      O geziden fotoğraflar görecek miyiz ?

      Sevgi ve selam ile...

      Sil
    2. Şile tarafları mı? Ankara'dan haftasonu turları ile hep gittiğimiz yerler. Şil, Ağva, Polonezköy, Cumhuriu-yet Köyü, Kefken, Kerpe. Kandıra!dan da geçeilir tursa.
      Evler hele Zosya Teyze'nin evi. Stella'nın pastası. Bambaşka dünya bloksuz hayatlar. Her şey özellikle de evler betondan, gıpgıcır olmamalı hayatta. Biz öyle olduk şehirlerde. Biz rahatladıkça doğanın rahatı kaçtı. Doğaya bağlıyız tabi, kendi rahatımız kaçıyor aslında.

      O geziden fotoğraflar görecek miyiz ?

      Sevgi ve selam ile...

      Sil
    3. Şile tarafları mı? Ankara'dan haftasonu turları ile hep gittiğimiz yerler. Şil, Ağva, Polonezköy, Cumhuriu-yet Köyü, Kefken, Kerpe. Kandıra!dan da geçeilir tursa.
      Evler hele Zosya Teyze'nin evi. Stella'nın pastası. Bambaşka dünya bloksuz hayatlar. Her şey özellikle de evler betondan, gıpgıcır olmamalı hayatta. Biz öyle olduk şehirlerde. Biz rahatladıkça doğanın rahatı kaçtı. Doğaya bağlıyız tabi, kendi rahatımız kaçıyor aslında.

      O geziden fotoğraflar görecek miyiz ?

      Sevgi ve selam ile...

      Sil
  14. Betonlaşma, mimaride bozuk kentleşme, yollardaki alt yapı sorunları, denizin kirliliği, yeşilin yok ediliyor oluşu... Bunların ve benzerlerinin muhteşemliği içinde yaşayabilen kentler ne yazık ki kalmadı artık.Malum biz insanlar yaparken bozmaya, yaşam alanlarımızı mahvetmeye devam ediyoruz.Mesela (kentsel bakımlılık diyelim kısaca), bu anlamda benim en dikkatimi çeken yer Eskişehir.Yapılanları imrenerek izliyorum şehirde.Keşke her yerde, herkes yaşadığı şehir için bişeyler yapsa, güzelleştirse de biz sorun konuşuyor olmasaydık.
    Lakin sen de İzmir'i hepten gömmüşsün be Acemidemirci ;)) Ülkemizin çok yerindeki benzer sorunlar yaşanıyor.Ama sorun aslında hepimizin bildiği gibi sistem sorunudur.Keşke bir olabilsek toplum olarak tüm sorunlarımızı aşabilsek.Farkında olanlarımız konuşuyor, (ki çok konuşanlar da genelde susturuluyor)olmayanlar habersiz ya da umarsız hayatlarını sürdürüyor sadece.
    Bahsettiğin gibi "şımarıkça “İzmir de İzmir” " demek gibi olmasın yazdıklarım ;)) Ama Türkiye'nin buçuklu tek şehri Karşıyaka'sıyla, Foça'sı, Urla'sı, Şirince'si, ...birçok ilçesi ve semtiyle,doğası-deniziyle,trafiğiyle,ucuzluğuyla değerlerimizi hala koruyabilen güzel insanlarıyla hala İzmir, en yaşanılası büyük şehirlerimizden.
    Umarım dile getirdiğin betonlaşma kirlilik gibi sorunlarımız da tüm dünyada bir an önce son bulur.Teşekkürler bir Ankaralı olarak İzmir'in sorunlarına değindiğin için.Sevgiler...
    Son olarak yaklaşık bir ay önce Ege Haber'de yayımlanmış bir yazının bir paragrafıyla uzuuun yorumumu sonlandırıyorum ;)
    "İstanbul'un megapol olmasının getirdiği trafik ve pahalılık gibi sorunlar İstanbulluları İzmir'e yönlendiriyor. Özellikle İzmir - İstanbul otoyolunun bitmesinin ardından bu göç daha da büyüyerek devam edecektir. İzmir'in aldığı göç tablosuna bakınca en çok İstanbullular'ın ardından da Ankaralılar'ın İzmir'i seçtiğini görüyoruz. Bu da İzmir'in nitelikli göç aldığını gösteriyor."
    Yazının tamamını okumak isteyenlere http://www.egehaber.com/gundem/istanbullular-izmir-e-goc-ediyor-h110154.html

    YanıtlaSil
  15. İyi ki yazmışın Aytül. Korktuğum başıma gelmiş zira. Anlatamamışım demek ki tam olarak hâkliyle de başka türlü yansıyor.

    Çok değerli tüm İzmirli blogger arkadaşlarım bilsin ki kesinlikle İzmir için, daha kötüye değil iyiye gitmesi için, gerçekleri anlatabilmek için yazdım. İzmir benim de evim çünkü. Bir ucum bura. Kızmasınlar o yüzden. Biraz daha anlamaya çalışırlarsa hak verecekler, eminim. İzmir hepten gömülüp gidecek korkusu nedeniyle yazdım...

    İzmir sevilmez mi? Hele de benim tarafımdan. Otuz yıldır bir ucum İzmir. Teyzemden, kuzenlerimden, annemin amca çocuklarına kadar daha aklıma gelmeyen o kadar çok akraba, yakın, arkadaş var ki orada.

    Bu yazıdaki tüm çabam, İzmir’in şu an çok zorda olduğu ve bunun İzmir’in girişinden itibaren genzi yakan, sağlıksız, duman altı, dağların, zeytinlerin yok olup havayı kirleten her şeyin doluştuğu bir görüntünün hissettirdikleri bunlar.

    Bizim bahçedeki ağaçlar sararıyor. Kuruyacak neredeyse suyun kalitesizleşmesi nedeniyle. Su, deniz suyu gibi. Sanki tuzlu gargara suyu. O kadar tuzlu artık. Ağaçlar dayanamıyor. Su bu durumda çünkü buralarda zaten az olan su kaynağı bunca yığılma, artan nüfusla hepten yetmez oldu. Seviye deniz suyu seviyesine indi kuyularda. Çeşme’nin artık ağaçları sarartan, kurutan iyice bitmiş kıt suyunun tünden neredeyse tuzlu su olduğu geçeğinden yola çıkarak artık İzmir için güzelliklerinin değil ki zaten başına bunca derdi açan da o güzellik bu güzellikler nedeniyle nasıl tükenmekte olduğu konuşulsun, anlatılsın ve böylece duyurulsun ve İzmir daha fazla yıpranmasın, hırpalanmasın istediğimden. Alaçatı bitti. Çeşme fena hallerde. İzmir duman altı neredeyse. Çarpık bir kentleşme gerçeği iç acıtıyor. Buna rağmen İzmir’i elbette herkesten çok seven ve bundan şüphem olmadığı İzmirliler “İzmir İzmir” derse İzmir’e yazık olacak daha da. Biraz da artık İzmir nefes alsın demeli. Toprak, su kalmadı demeli.

    Ankaralılar İzmir’e gidiyor doğru. Bak bize ;)) Benim liselilerimin önemli bir bölümü izmir’de şimdi. Orada da bir mezunlar topluluğu var. O yüzden Ankara’dan alınan göçün niteliğinin olabilecek en üst düzeyde olduğuna eminim :))) Bu kadar da yazayım ama. Müsaade et lütfen. Lisemiz öyledir çünkü ;))))

    Yazım tümüyle İzmir daha kötüye gitmesin diye. Bunda ilk iş İzmirliler’e düştüğünden ben de bir ucu İzmirli olarak yazdım. Ama artık asla İzmir için güzelliklerini anlatıp daha kötülük yapacak değilim. Doğuyu kaç kez gördüm. İnan öyle güzel ki. Öyle otları, balıklar var ki. Oralar göç verdiğinden hiç bozulmamış, Bakir Bomboş. İzmir’in ne suçu var. Göz göre göre bitmesin. Yıpranmış. Böyle giderse İzmir, geriye sadece bir ad olarak İzmir kalacak korkumdan yazdım. İzmir’i çok sevdiğimden yazdım. Ankaralı olsam da bir ucu İzmir olarak İzmir için elimden geleni yapmayı isterim.

    Harmandallı selamlar olsun mu bu kez :))

    YanıtlaSil
  16. Bende 2 gün önce İzmir'deydim. İzmirliler kızacak ama İzmirlilerin övüneceği bir şehir göremedim. Sahil şeridi dışında gelişen bölge yok. Çarpık şehirleşme hat safhada. Deniz kirli. İzmirliler bu gidişata dur demezse muhtemelen pekte övünülecek bir yanı kalmayacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir'in halini anlayıp kötülemek için değil o hale üzüntüden yazılan bir yazıydı benim yazım. Aynı şeyin farkında olan bir yorumla karşılaşmak çok sevindirici. Daha girişinde boğulmuş İzmir bu nasıl yazılmaz. Öyle güzel bir kentin daha iyiye gitmesini yürekten dileyerek...

      Sil
  17. Çok iyi anladım seni ne demek istediğini haklısın.
    Yerden göge kadar hemde.
    Anlamak istemeyenler,kafa yorup-çözüm aramayanlardır ancak,


    Ama azıcık tatil beldelerinde yağmurda alt yapı patlasın-çatlasın Belediyelere yaygarayı,basarlar kendini azıcak da olsa sorgulamazlar.
    festivallere-şenliklere bayılırlar dönüşte çöp yığınlarından dağ oluştururlar.Çevreciyim diye masal anlatırlar.
    Lüks yazlık-5 yıldızlı otelleri anlata anlata bitremezler.
    Çocukları için ne kadar güvenlik önlemi var-yok araştırmazlar,yedikleri içtiklerini tıksırıncaya kadar anlatır,fotoğraflar.
    Senin köpeğinin dışkısını elinde poşetle aldığını gördüğü halde burun kıvırırlar.
    Daha çok şey yazacağım neyse sayfanı işgal etmemeyeyim.

    YanıtlaSil
  18. Elifi elifine katılıyorum yazdıklarının. Bir şey neden söylenmekte irdelemek gerek önce. Derler ya ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Duman, İzmir'in girişinde hem de daha.

    YanıtlaSil
  19. Yanıtlar
    1. Çok yazık oldu. Dör yaşımdan belki daha erkenden beri bildiğim bir kent. Güzel neden bu hale sokulur ki? Korunmaz?

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci