16 Ekim 2016 Pazar

Çam dibi şarkısı, ot arası türküsü, kayabaşı bestesi

Kahveyi geç  mi içtim ne, dün? Öğleden sonraya kalmamalıydım kahve içmekte. Hele de ikindiye.

Gecenin üçüne hiç tanık olmam; ama geç içilmiş kahveler geceyi gündüze ular. Ayın hüküm sürdüğü saatlerde anın nasıl da yavaş geçtiğine tanık olunur. An, sanki saatler süre gecenin anıysa. Gün ışığında yıkanmıyorsa.

Öyle ki gökteki yıldızlardan çok gibi gelen saniyeler sonrasında nihayet ışıyan sabah, keklik konçertosuyla perdesini aralamışsa  gece adına özür dilercesine, aklınıza en sevdiğiniz şair Cahit Sıtkı gelir. Hani penceresinden gün eksilmesin istemişti bir dizesinde.
 
Keklikler müziğin virtüözü.  Serenat, düet, trio, dörtlü, beşli, fasıl, solo, koro… Nasıl denk gelirse öyle ötüşteler. Hiç susmadılar. Sanki gün ışığına teşekkür edercesine öttüler, öttüler. Onlar da beklemiş günün ışımasını anlaşılan. Güç etmişler sabahı, belli.

Sesleri dünyayı tuttu; ama kendilerini dünyada göstermediler. Sesten ibaret kaldılar uzunca bir süre. Bakındım, arandım. Makinem elimde. Bazen açtım, düğmeye basış sesini hemen algılıyorlar. Susuyorlar o zaman. Sonra yeniden hep birlikte çamlar altındaki şarkılarına başlıyorlar. Kah otlar arasında bir türkü tutturuyorlar kah düz ovadaki sekişlerine  güzellemede bulunuyorlar kah  ne kadar nağme varsa kekliğe ait, ondan dem vuruyorlar.
 
Kekliklerin sabahıydı bu sabah. Dünyayı tuttu çalgıları, çengileri. Başka hiçbir müzik açmadım.Onları dinledim. Onları dinlerken de beklemedeydim görünecekleri anı.

O anı geç fark ettim. Baktım üçer beşer yemlenmekteler. Birinin başı dik. Belli ki gözcü o. Bir gözcü varken hemen yanı başlarında diğer keklikler gamsızca topluyor yer dökülmüş  tohumları, kırıntıları.

Objektifin her yaklaşmasında çıkan seste durup dinliyorlar. Kimi kaçışıyor. Seke seke. Kimi etraf bakınıyor. Bir şey göremeyince yemlenmeye devam ediyor. Gözcünün gözü bende. Fotoğraf için iyi oldu bu. Gözü belirgin bu yüzden.
 
Her odaklanmada, yaklaşmada çıkan ses ile biraz daha tedirginler. Saksağanlar da yetişti birdenbire. Ortalıkta kendilerinden başkasının olmasından hiç hoşlanmaz kendini doğanın kralı sanan aslanına bile  kükreyecek yetmedi kaçırtacak pervasızlıktaki bu canlı. Saksağan kanadının gölgesi düşmüşse bir yere, uzun kuyruğu bir daldan, bir telden gözükmüşse keklikler kaçar. Saklanır. Öyle oldu. Keklikler yine gözükmez oldu. Sesleri mi? Onlar Bşka başka türkülerden seslendiler  hep.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 16.10.2016, 14:00


Paylaş :

37 yorum:


  1. Keklik Dağlarda Çağılar


    Fahri Kayahan

    Keklik Dağlarda Çağılar
    Yavrum Diye Diye Ağlar
    Günden Güne Yese Dağlar
    Görenlerin Bağrı Yanar

    Ağlarım Ben Kekliğime
    Seherde Öten Diline
    İpeklenmiş Tüylerine
    Yanaktaki Benlerine
    Ağlarım Ben Kekliğime

    Keklik Bizden Uzaklaştı
    Yolumuz Sarpa Dolaştı
    Hünkar Kalasını Aştı
    Belki Yavrusuna Kavuştu

    Ağlarım Ben Kekliğime
    Seherde Öten Diline
    İpeklenmiş Tüylerine
    Yanaktaki Benlerine
    Ağlarım Ben Kekliğime

    Keklik Küsme Barışalım
    Yuvamıza Kavuşalım
    Senden Ötmek Benden Gitmek
    Yolumuzda Ağlaşalım

    Ağlarım Ben Kekliğime
    Seherde Öten Diline
    İpeklenmiş Tüylerine
    Yanaktaki Benlerine
    Ağlarım Ben Kekliğime


    Sözcüklerin ressamı yüreğim işte bu kadar kan ağlıyor o keklik var ya o keklik 😞😞

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir türkü. Keklik türküleri hüzünlü. SEni de hüzünlendirmiş.

      Sil
  2. Sabahın oluşunu izlemek. Sonra o sabahın o mis kokusunu içine çekmek. Ve en sonda.Kuslarin sesleri. Ne güzel anlardir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bilmem o saatleri. Ama kahve... Gecikince her şey gecikiyor, saati kayıyor :) Sabah serindi ve güzeldi.

      Sil
  3. keşke camdan dışarı çıksaydın, dolunay o kadar güzeldi ki.sen böyle yazınca oturup kuş sesidinlemediğimi farkettm ve de merak ettim, acaba nsıl ses çıkarıyolar diye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türküde geçer ya gubarak gubarak öter diye. Hepsi öyle ötemiyor. Zaman zaman rastlıyorum. Ama mutlaka keklik sesi anlaşılan öyle bir ses. Cik cik değil. Gubarak ya da benzeri :))))


      Biraz pencereyi arala, sesleri gelir :)

      Sil
    2. Burda karga var sadece

      Sil
    3. Pencereyi açmasan da olur o zaman :)))

      Şehrin göbeğindeyken tek güvercin, serçe,i kumru, saksağan bazen de karga görülebiliyor. Biraz kaçınca görüş alanı genişliyor...Ama inşaat sektörü oralara da ıulaşmak için gecikmiyor :)

      Sil
    4. :) hava soğudu zaten, köye gince güzel oluyr

      Sil
  4. Ben geceyi seviyorum... Bütün şehir uyuyor... Dingin ve duru... Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gece denilince aklıma hep Ahmet Haşim gelir. Çok severmiş o akşamı.Gece için şiiri bile var :)

      Sil
  5. Yine güzel bir yazı. Kuşlar artık alışmış olmalı size :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tanıyorlar. Yine de kaçmazlarsa gürültü çıkarıp kaçmalarını istiyorum. İnsana alışmaları onlar için zararlı olabilir diye korkum :)

      Sil
  6. Uykusuz kalışlar olsa da ....
    ne müthiş bir sabah olmuş o öyle ....
    Ne güzel dillenmiş doğanın sabahı ....
    Sevgiyle ve hasretle kucaklıyorum canım benim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kucaklayışla Didemcim. Kırk yılda bir gecenin üçünün nasıl olduğunu görmüş odum :)))

      Sil
  7. Sese duyarlı olmaları,başlarında gözcünün bekletilmesi hep kendilerini koruma güdülerinden sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Koruma içgüdüleri çok kuvvetli haliyle. Ve öyle düzenleri var ki. Hele saksağanların. Yuva kuramamış, yavru çıkartamamış saksağanlar, teyze oluyorlar. Yavrulu yuvanın koruyuculuğunu yapıyorlar. Sonra da ne görürlerse çevrede şahin dahil ona saldırıp uzaklaştırıyorlar. "Kuş beyinli " demek, birisine iltifat aslında :))))

      Sil
    2. Ben de teyzeyim,evli olmadığım için çocuğum yok.Kuşlar arasındaki bu düzene hayret ettim :) Sayenizde bilgi sahibi oluyoruz.Çok teşekkür ederim :)

      Sil
    3. Çok sosyaller. Biz yanlarında asosyal kalabiliriz çoğu kez.

      Teyzelik güzel. Biliyorum :)

      Sil
  8. Ne guzel keklikler. Keklik ailesi diyebilirmiyiz onlara? 😊 çok güzel kareler yakalamışsın canım. Tohumları yerken bile okadar güzellerki. Kuşları yemlerini yerken izlemek, tüylerini temizlerken izlemek, su birikintilerinde banyolarını yaparken izlemek ayrı güzel. Seviyorum onları. Sende seviyorsun onları aranızda bir bağ var bence. Onlarda seni seviyor. Aksi olsaydı boylesi guzel karşılaşmalara imza atmazdınız.
    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
  9. Bilsem sabah gorecegimi, uyumam bir gececik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sabahtan öğlene dek hiç susmadılar. Ama saklambaç oynadılar. Kısacık görünürlüklerinde de kadraja sobelendiler :)

      Sil
  10. Sabah erken saatlerde güne başlamak en güzel şey sanırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukluktan beri gün doğarken açarım gözümü. Şu sıralar koşturmak yıllar sürdüğü için hafta sonları o alışkanlığımı biraz geciktirdim. Gün doğduktan bir saat sonra filan artık :)

      Sil
  11. Çok güzeller çok,bu güzelliğin şarkıları da hüzünlüdür niyeyse ,Tigriscim paylaşmış ellerinize yüreklerinize sağlık.
    Ahh saksağanlar ahh.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzeller gerçekten. Tigris'e teşekkürler. Yoğunluktan görememişim. Ona da teşekkür edeyim o zaman :)

      Sil
  12. Yazıya gel yazıya Döktürmüşsün yine paylaşımın resimler için teşekkürler :) Kuş sesi duyamıyorum ama olsun gözlerimi kapadım Hissetmeye çalıştım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim böylesi okurken güldüren, tekrar tekrar okunmak istenen yorumlar için :)

      Sil
  13. Kaleminize saglik. Ben o kadar yorgun oluyorum ki kahve hiç uykumu kaçirmiyor 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok yorgunum. Koşturmaların bir de Ekim ayının iş karakteristiği bir araya gelince nasıl anlatsam bilmem yorgunluğumu.

      Kahvede yorgun ya da değil geç kalmamalıyım. Hata kahve içtikten sonra araba bile kullanamam. Tez canlı oluveririm. Zaten Eskişehir yolu yani İzmir'e kadar giden yola çıkamaz oldum . Bu da araba kullanamaz oldum demek. O yol makas atmak, kuralsız kullanmak, 120 ile gidenlere kızmak ve rüzgar gibi geçmek için odu.

      Sil
  14. fotolar ve benzetmeler çokoş yaa. konçerto senfoni beste :)

    YanıtlaSil
  15. Uzunca bir süre konserlerini dinledim. Beğendiğimi anladılar ki susmadılar. Gözükmeden sanki perde arkasından söylercesine devam ettiler :)

    YanıtlaSil
  16. NE zaman senin şu tabiattan kopan yazılarını okusam bir eymir'e gitme isteği peyda oluyor ;) Bak geldi yine. Neyse Allah'tan bugün cuma. Yarın bi kaçalım bakalım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eymir müthiştir şimdi. Orman renk senfonisi içindedir. Kuşlar nasıl öter orada. Fotoğraf bekliyorum Eymir'den.

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci