21 Ekim 2016 Cuma

Gülmeye küs, asık suratlılıkla barışık anlar

Bir yanda kıyıcı metropol bir yanda keklikli, mazılı, tavşanlı, kerkenezli ağaçlandırma  arasından bu akşamki renk cümbüşünde  yine yalnızca kendi çektiğim fotoğrafları ekledim bu yazıma tema olarak.

Günün belli saatleri bloke olmuş halde malum. Sabah evden çıkılıp ardında günün yarısının yutulacağı duvarlar arasında geçen anlar, değirmende öğütülen buğday misalidir. Duvarlara bakılırken gülünmez. Duvarlar kasvetlidir.


Gülmek, en çok bir vesile ile. Gülmek, saklambaç oynamayı sever oldu gülmeye hasretlerle bile. Öyle bir saklanır oldu ki hem, bulan iki kez gülüyor sevinçten.

Dedik ya, gülmek vesile ile. Sahnedeki güldüren adamları izleyerek kâh. Fıkra anlatanın anlattıkları karşısında ya da. Filmler ile. Sırası gelmişken komedi filmleri kim sevmez?

 
Kimi görsek yolda, suratı asık. Çocuklar mızmız. Ya da canhıraş ağlıyor tuttuğu annesinin elinde tepine tepine. Çünkü gördüğü bir şey, istediği bir oyuncak alınmamış. Anne susturmaya çalışsa da baba hayli daralmış halde. “Paramız yetmedi oğlum” diyor. Ama çocuklar anlamaz böyle gerekçeleri. Çocuğun ağlaması AVM’deki uğultuyu  bile bastırıyor.

Yüzler gülmüyor artık. Çetin şartlar gülecek hal bırakmıyor kimselerde. Yoksa gülmeye küsülür mü? Küsülse küsülse asık suratlılığa küsülür. Ama şimdilerde herkes gülmeye küs adeta; asık suratlılıkla barışık. Öyle ki yedikleri içtikleri ayrı gitmez olmuş.

Komedi filmlerinden, yüzündeki kocaman gülümsemeyi resmeden boya nedeniyle  suratının gerçek anlamını asla bilemediğimiz palyaçolardan, fıkra anlatanlardan başka da yüz güldüren şeyler var. Öylesine gelişigüzel bakmayıp, alıcı gözüyle bakıldığında görmeyi bilenlerce uçan kuşta bile gülünecek şeyler fark edilebiliyor.

Daha geçenlerde arada hayli mesafe olan yan site çatısında vahşi tabiatlı saksağanlardan birinin kıstırdığı, çok zor durumdaki beyaz güvercini anlatmıştım. Hallaç pamuğu gibi tüylerini yolup savurtuyordu saksağan, beyaz güvecinin. Sonunda bir kiremitin altına saklanan güvercin kurtulmuştu. Ertesi sabah, güvercinin kanatlarından kopmuş tüylerin bir kısmını balkonun her yanında buldum. Çünkü kiremitlerin üstü saksağanca yolunmuş güvercinin tüyleriyle doluydu ve akşam da lodos çıkmıştı. Beyaz yumuşacık kanat tüyleri, her yana savrulmuştu demek ki esen lodosun kanatlarında.

Bu sabah serviste, bineli henüz beş dakika olmamışken alçaktan uçan bir güvercin sürüsü gördüm sağ yanında. Onca kanat arasından beyaz kanatlar hemen seçiliyordu. Beyaz bir dalgalanma yani. Sürünün geri kalan gri kanatları arasında. Müzik salınımı gibiydi içi pamuk gibi dışı kar gibi bembeyaz kanatların iniş kalkışı. Çırpınışı. Bir kiremitin altına saklanana kadar saksağan gagasından çekmediği kalmamış hatta canından olmak üzere olan beyaz güvercini sabahın erkeninde kendi sürüsü ile uçarken  görmek… Gülümsetecek bir mutluluktu.

Beyaz güvercini gözlerimle görmek  içimi rahatlattı. Aklım ondaydı zira o halini gördükten sonra. Bilmek isterim çünkü  ve istedim ne halde, nasıl. Güvercinler ses veremez; ama kanat çırpabilir. O da kanat çırparak ses verdi. İçime su serpti kendi bildiğince.

Ankara’daki sığırcıkların göç edip etmediklerinden tam emin değildim. Sanki seslerini duyuyordum sabahları pencere kenarından, ben odaya girince pııırrrr diyen kanat sesinden uçtuğunu anlıyordum işteyken. Görememiştim Ekim aynının sonuna dek hala.

O da geldi kondu bu sabah pencere kenarına. Islık  tınılı ötüşünü de esirgemedi. Bir su serpme daha içe. Kuşlar salim, aklım rahat o halde.

Kerkenez de hep adeti olduğu gibi akşamın o şaşmaz saatinde epey bir aradan sonra tam balkonun önünden ve tam balkona yanaşırken öte öte geçti. Ötüşünü nerede duysam tanırım.

Biliyorum su bulmak için kurak mevsimlerde bazen buradan uzaklaşıyorlar. Ama içe su serpmek için uğrayıp selam vermeyi de unutmuyorlar.

Kuşlar insan değil. Ama çok halleri, çok insanca. Hem de çok insandan çok daha insanca!
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 21.10.2015, 20:47
Acemi.demirci@yahoo.com.tr;@AcemiDemirci

Paylaş :

34 yorum:

  1. Ben mi çok duygusalım bilmiyorum ama okurken özlem, hasret, acı ve derinlik hissettim. Kahrolası romantik bir yanım mı var bilmiyorum. Sizce nedendir?

    Bu arada çok beğendim yazınızı. Zaten severek okuyorum sizi. Ama var bir duygusallık. Fotoğraflar da çok güzel. Emeğinize sağlık. 💙💙

    Bir de kuşlar hakkında çok bilgilisiniz. Cidden hayret ve saygıyla bakıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nedenini bilemiyorum Semanur.

      Beyaz güvercinin hali çok etkileyiciydi. Kiremitlerin üstü beyaz tüyle doluydu ve gözümün önünde tek tek tüyleri kopardı saksağan...

      Yazılarım hakkında yazdıkların ve çektiğim fotoğrafları beğendiğin için çok teşekkür ederim :9

      Sil
  2. Hayvanlar, insanlara göre daha hissiyatlıdır bence 😊. Ben bile bazen istemeden de olsa hiçbir şey hissedemiyorum 😊.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatta bazen daha insancıllar. Bir köpek fotoğrafı çok etkileyiciydi sanırım geçen yıl yayınlanmıştı. Kışın donmak üzere olan çöpe atılmış bir, iki günlük yeni doğmuş bebeği kapmış ve insanların kalabalık olduğu yere getirip hayatını kurtardığının resmiydi.

      Sil
  3. Hayvan bile hayvana düşman baksana. İnsanın düşmanlığını yadsıyoruz. Belki de artık kabullenmek gerek içimizdeki kötünün varlığını. Belki de aslında iyi diye bir şey yok. İyi olarak adlandırdığımız şey ise kötünün o anki yokluğunun ta kendisi. Al işte surat asmak için bir neden daha.
    Bakma bana, canım sıkkın sadece. Saksağanın pençelerinden sıyrılmış güvercinden az halliceyim şu anda. Yoksa "iyi" olmaz mı hiç, var elbet. Sadece bugün uğramamış yakınıma.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne oldu sana? O güvercin kurtuldu ve bu sabah uçuyordu. Ha gayret Buzlu Kalem.

      Sil
    2. Ay ne bilim, hayat böcüğüme bişeyler oldu. Geçer, geçer ;)

      Sil
    3. Şu sıralar blogger arkadaşlar kendilerine iyi baksınlar. Sonbahar, hava değişimi, yorgunluğu umursamama; ama en başta hayatın hep artan koşturmacası.

      Geçmiş osun. Ve geçsin dediği gibi...

      Sil
  4. Bazen havyan diye aşağılama ibaresi anlamında kullandığımız bu laf,bazı insanlara övgüdür aslında diye düşündüm :)

    YanıtlaSil
  5. Mükemmel bir tanım. Lütfen bu cümlenizi bir yazınızda kullanın.

    Tamamen katılıyorum da bu kanıya...

    YanıtlaSil
  6. O kadar doğru şeyler anlatmışsınız ki havadan mı sudan mı bilinmez ama herkes patlamaya hazır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülümsemeyi sanki ayıp görüyorlar. Oysa atasözümüz bile vardı bir kahkaha ile ilgili. Unutulmuş galiba.

      Sil
  7. Okurken sanki loş bir sahneden izleyiciler arasından dinliyor gibi hissettirdiniz.bakmaktan öte görüyor ve tüm ince dokunuşlarıyla aktarmanız büyülüyor.Az önce facebook da K) dediğimiz kurt köpeği ailesini paylaştım anne yavrularını emzirirken baba annenin yüzünü yalıyordu ve yüzlerinde ki ifade mükemmeldi.
    Paylaşırken kısa bir not düştüm üzerine;tartışırken birbirlerine sizin adınızla seslenenler utanır mı ki diye.
    Sevgiler canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güldüm işte :) Bu yorumu okurken. İnsan kendini biliyor az çok; ana az çok. Dediğiniz kadar var mıyım bilmiyorum; ama pek bir bildiklerimizden de hiç tat alınmadığı oluyor satırlarında. Çok teşekkür ederim.

      Keşke hep becerebilsem loş bir sahneden seslenir gibi olmayı :)

      Bulabilirsen feysbukta, paylaşımınıza bakacağım birazdan.

      Çok sevgiler.

      Sil
  8. Yaşama sevincimiz kalmadı gibi ya herkesin suratı asık ne bilim gülmeyi unuttuk gibi ülkece :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle olduk. O yüzden güldüren,hoşsohbet, halden anlayan, konuşan; ama dinlemeyi de bilen insanla karşılaşırsak kıymetini bilmeli. Gerçi adım başı rastlanmıyor onlara. Rastlayanlardan olalım dileğimle.

      Haaa, rastlayabiliriz, o zaman da kıymetini bilebilelim dileğimle.

      Sil
  9. O kadar zor şartlarda yaşamaya başladık ki insanlar gülmeyi unuttu... Genelde hareketli, enerjik bir insanımdır ama eskisi gibi olmadığımı düşünüyorum bazen... O kadar çok yapmam gereken şey oluyor ki, gülmeye hal kalmıyor:( Kalemine sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şartlar bizi çok değiştirdi. Eskiden insanlar yüz yüze sohbet ederdi. Şimdi sohbetler bile sanal ortamda.

      Dediklerine katılmamak elde mi? Hepimizin ortak hali. Yine de gülmeyi severim ben. Bazen bir insanın haberi bile olmaz yaptıklarından ; ama onun kaçırdığı otobüsün arkasından bakması bile insanın doğal halleri olarak beni çok güldürür :)

      Hep gülelim dileğimle :)

      Sil
  10. Büyük şehir koşuşturmacası...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O koşturma bir gün bir orman kenarı köyünde bitse de rahat nefes alsak oksijen içinde :)

      Sil
  11. Şairin dediği gibi hayat kısa kuşlar uçuyor. Kuşlar önemli.

    YanıtlaSil
  12. Herşey bir yana fotoğraflar şahane:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğine sevindim. Birazdan Babamı kaybettiğim 2014 yılında başlayıp henüz bitirdiğim yazımı yayınlarken yine hiç yayınlamadığım resimler geliyor. Onları da beğen olur mu? :))))

      Sil
    2. siz çekersinix de ben begenmez miyim makınenız hangi marka hangi model? belki ufak tefek ayarlamalarda yardımcı olabılırım :)

      Sil
    3. İki makinem var. Biri tan profesyonel olmasa da hayli gelişmiş. Nikon P600.

      Diğeri buna göre küçük. Ama küçüklere göre de büyük sayılanlardan. Nikon S9100.

      İkincisi her gün elimde. Altı yıl oluyor galiba. Artık zorlanıyor; ama yine de çekiyor. Yağmurda, nemde, karda. Biraz yorulduğunu beli ediyor zaman zaman objektif yerinden çıkmak istemediğinde anlıyorum. Kendince anlatıyor yani yorgunluğunu da sahibesi hiiiiçççç anlayışlı değil. Ne görse çekiyor. Öyle ki gezilerde bir yeri görmez çekmekten. Sonra Ankara'da resimlere bakıp "Aaa, buraya da mı gittik? "der :)))))))

      Sil
    4. Nikonun P ve D serisi tam profesyonel olmasa da o yoldan dönmüş makineler:) hemde çok kullanışlı:) araştırma yaparken yıllar önce fotoğraf makınesı ıcın bir arkadaşıma danıştığımda da Nikon mu canon mı dıye fıkrını sorduğumda bana cevabı annen mı baban mı oldu:) o günden sonra kımseye sormadım ve nıkonda karar verdım nıkon bılgısayarda renklerıyle oynayacağımız ımkanları makınada sunuyor. Canonsa çözünürlük konusunda üstüne yok. Ama ben en kısa zaman evinizin en güzel yerınde eski makıneniz yerini alsın. Öyle bir yer gelır ve makıne sizi yarı yolda bırakırsa çok çok üzülürsünüz:) kı benım ıcın tecrübeyle sabıt ite kaka çalıştırdığım ve en muhteşem yerde beni terk eden makınemi muzelık yaptım :)

      Sil
    5. Evet, çok haklısın. Ben de öyle düşünüyorum. Bu sıra yenileyeceğim şeylerden biri de o. Doğada kuş gözlemi sırasında da dürbünümü düşürüp parçaladım. Başka da var; ama en rahat kullanabildiğim tip oydu. Katalogları incelemeye başlayayım :)

      Sil
  13. ''Kuşlar insan değil. Ama çok halleri, çok insanca. Hem de çok insandan çok daha insanca!'' o kadar güzel bir cümle ki. Keyifle okudum... Fotoğraflar da gerçekten çok güzeller :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bu yorumları keyifle okuyorum. Çoook teşekkür ederim.

      Sil
  14. İnsanı insan yapan hisseden yüreğidir. Maalesef kalpler köreldikçe güzel hislerde yerini mutsuzluğa, umutsuzluğa bırakıyor. Hisler kararıyor. Hayvanların dünyasında buna yer yok. Onlar son derece hisliler ve tamda bu yüzden onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın. Şu sıralar insanlığı gösteren hayvanlar öyle çoğaldı ki. Kış günü çöpe atılan yeni doğmuş bebeği kapıp kalabalığa getirerek kurtaran köpek gibi.

      :)

      Sil
  15. bizim ülkede moral mi kaldı herkes ürkek ve yılgın, hele büyük şehirler ama küçük yerlerde zaman yok sanki oralar daha iyi :)

    YanıtlaSil
  16. Küçük yerler, küçük sorunlar. Ne kadar büyük yerleşim o kadar büyük sorunlar.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci