23 Ekim 2016 Pazar

KAV ve ÇIRA


Çimlerin üzerindekilerin ne olduğunu anlayınca indim arabadan. Cuma günü de sabah çıkışta her yanda görmüştüm onlardan zaten. İçerinden birinin başına bir şey gelmişti, belli. Ahhh!

Çimlerin üstünde, sağda solda kuru yapraklardan başka tüyler vardı bir de çokça. Güvercin tüyü. Grili, beyazlı. Kanat teleği çoğu. Kimi de göğüs. Kanat içi tüyleri de var küçük, yumuşacık. Solmuş bir dikene takılmış halde hafif esintide kıpır kıpır. Bir zamanlar uçmak için çırpınan kanatları özlediklerini anlatırcasına.

Bir güvercin av olmuştu, belliydi bu. Demek güvercin yiyecek kadar açtı artık şahinler, gece kuşları. Zaman zaman gecenin karanlığında çığlıkları gelir onların kâh çatılardan kâh arkadaki korudan.

Oysa yedi yıl önce burada hasat yapılırdı hala tarla olarak kalmış geniş topraklarda. Saman balyaları içinde giden kırmızı traktörü süren olmayı nasıl isterdim. Saman tozuna bulanmış kaşın kirpiğin kendi rengi belli olmaz. Traktörden indikten sonra yüzümü yıkamadan önce aynada o halime bakıp da gülmeyi hatta öyle poz vermeyi çok isterdim.


Buralardaki ilk birkaç yıl, dördüncü yıla kadar yani, sabah servis beklediğim Eskişehir Yolu’ndaki, ki aslında İzmir’e kadar gider, artık yabanileşmiş çavdarlar arasında kalan, üzeri güherçile tutmuş irice bir taş kütlesi üzerinde bir kertenkele sabahları hep güneşlendi. Site rampasını inerken de yanımdan, az ötemden, sağdan soldan kertenkeleler kaçardı.  Yine rampada gece geç dönenlerin arabalarının farının yetmediğinden onu göremeyen sürücünün çiğnediği kurbağa eziklerine sıkça rastlardım. Arka bahçenin çimlerindeki kabartıları görünce,   kurbağaların o kabartılar altında saklandıklarını biliyordum artık.  Bazen arka bahçeye karanlıkta inildiğinde ayakların ucundan bir şey zıplardı. Onun bir kurbağa olduğunu anlayana kadar  yüreğimiz ağzımıza gelir, ödümüz sıdardı.
 
Uzunca bir zamandır bahçede zıplayan fılan yok. Yoklar çünkü artık.

Arka tepelerin çit dışında kalan kısmında bahar gezintilerinde toprak üstünde oluşturulmuş küçük tepecikler, altta fare yuvaları olduğunu gösteriyordu. Yani o gezintiler, tarla farelerinin evlerinin çatısı üzerindeki gezintilerdi bir yerde.

Bazen kızıl şahin havada süzülürken pençelerinden kıvrım kıvrım kalınca  bir ip gibi bir şey sarkardı. Ne olduğunu hemen anlardık. Belki sevinmiştir bile bir yılanı  şahin pençesinde sallanırken görenler. Oysa o sürüngen de doğanın dengelendiği zincirde pek çok zararlıyla beslendiğinden çok önemli yeri olan bir canlıydı.

O dört yıldan beridir ilaçlama dolayısıyla tek böcek görülmez oldu uğur böceğinden peygamber devesine, yeşil böceğe kadar. Belki hiç kertenkele görmedim ilk dört yılın ardından. Tek bir kurbağa kalmadı. Kirpiler ara sıra görülüyor. Kaplumbağaları yoldan toplayıp tepelere doğru bırakıyorum. Sürüngenler avlandılar, avlanacak tek bir tane kalmadı çoktan. Fareler de çok sayıda çoğalmalarına rağmen kukumavlara, şahinlere yetecek kadar değil artık. Tükendiler. Çünkü biz buralara geldiğimizden beridir şahin sayısı belki aman aman artmadı, yine  de her yıl ikişer üçer artmış olsa da; ama tarlaların nitelik değiştirmesini sağlayan rezidanslar, dev siteler, kuleler her yana dikildiğinden beri bura canlılarının beslenme alanları daraldı. Darala darala o canlıları daraltan  alan, yetmiyor artık ne kızıl şahine ne kerkeneze ne kukumavlara ne tilkilere.

Tarla fareleri, şahininden yılanına, kukumavına esas besindi. Kertenkeleler buralarda tükenene dek şahinlerin öğünü oldu. Kurbağalar kâh otomobil altında kaldılar kâh kırk yılda bir köpek sürülerine rağmen nasıl olduysa buralarda belirivermiş, belki de evden kaçan bir kedinin avı oldu.

Biz geldik buralara, kertenkeleler, kurbağalar, tarla fareleri, yılanlar, uğur böcekleri sırra kadem bile basamadı. Kaybolarak. Yok oldular bir anda. Bir güvercinlerle serçeler kaldı. Kumru zaten yoktu daha başından beri etrafta. Saksağanlar varken o munis canlılar yani kumrular barınamaz zaten.
Şahinini, kukumavını, saksağanını besleyen o toprağın has canlıları bitti. O halde şahin için, kukumav için,  saksağan için öğün de bitti. Geriye güvercinler kaldı tek.

Öğün olmuş güvercinin tüyleri çimlerdeydi işte. Buu acı ve utandırıcı gerçeği yüzümüze çarpar gibi. Çimler, tüy tüy acı çiçekleri açmıştı sanki. Güvercin yüreğinde saçılmış.

Biz, gözü doymadan, tarlasından ormanına  kendine alan genişletip geri kalan canlılara daraltanlar,  çıralarla dolu yerlere kav olduk. Kav, yakar. Her yan tutuştu kavın çıraya çakmasıyla. Çıranın isi kaldı kala kala.
*****
Arabanın camı kirli. Su püskürüyor öndeki ufacık gözlerden. Beyaz bir köpük halinde değiyor cama, yapışıyor sabunlu suyun köpüğü.

Köpükler tüy şekline giriverdi; altlı üstlü, cam boyunca. Tüy biçimine bürünüveren köpüğün altında teleğin ucu gibi bir uzantı. Cama çarpan su damlaları köpürüp bir yandan koca koca beyaz tüyler oluşuyor  ha bire, bir yandan da çok geçmeden tüyü andıran köpükler sileceğin altında kalıp yok oluyor.

Yem olmuş güvercin, ona çok üzüldüğümü  anladı. Eminim.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 23.10.2016, 15:56
Acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci
Paylaş :

26 yorum:

  1. göğüs tüyü ya da kanat tüyü olduğunu nasıl anlayabiliyorsun ya da şahine yem olduğunu.ben çocukken toplar dururdm o tüyleri, bazılarını mürekkepe batırır yazı yazmayı denerdim, bazılarını sevdiğim insanlara hediye ederdim.

    YanıtlaSil
  2. Etrafta kedi hiç yok. Evlerde beslenenler zaman zaman sahipleriyle çıkıyor. Epğer kedi olsaydı hemen ondan bilirdim. Çeşme'de karatavuk bırakmadılar çünkü. Kızgınım kedilere.

    Şahinlerin beslenmesi fare, sürüngen en çok. Ama onlar kalmadı. Ancak şahinler beslenmeli.Hatırlar mısın İstanbul'da bir martı bile saldırmıştı bir güvercine ve yemişti.

    Üstler dubleks. Birini gezmiştik. Ve teras katta kopmuş onlarca güvercin başı vardı. Güvercinler en çok çatılarda, balkonlarda yaşar.İnsan olan yerde yaşar mutlak. Çatıda kaç kez şahin gördüm. Avlanacak sürüngen, fare kalmayınca mecbur kalmışlardır diye düşündüm güvercin avlamaya.

    Öyle geldi bana Meltemcim. Farklı bir nedeni olması ama pek mümkün gözükmüyor...

    YanıtlaSil
  3. Şu hayvanların biz insanlardan çektiği nedir yahu? Onları öldürürüz, yaşam alanı bırakmayız. Farkında değiliz onları öldürürken aslında kendi geleceğimizi kararttığımızın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz böyleyiz galiba. Hiçbir hayvan etrafa beslenme dışında ki ona da zarar denmez, doğa kanunu, zarar vermez. Ama biz!!!

      Sil
  4. Doğa ve kanunları. Zevkle okudum... Güvercinlerin durumu üzücü tabii..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Güvercinler, beslenme zincirinin halkası oldu...

      Sil
  5. Doğanın kanunu, doğanın dengesi. Bunları anlayabilirim de insanın doğaya olan düşmanlığını anlayamıyorum.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı insanlar kötü kavramının bedenlenmiş hali mi acaba?

      Sil
  6. Doğayı tükete tükete gidersek tükenecek de hiç bir şey kalmaz bir gün :( Bu yazılarınız dilerim herkese farkındalık kazandırır.Ekolojik denge çok önemli çünkü...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şeyi diliyorum. Umarım olur.

      Sil
  7. Doğayı ve hayvanları ne kadar iyi tanıyorsun hayranım... O tüyleri ben görsem hiçbir anlam veremezdim:( Sevgiler...

    YanıtlaSil
  8. :))) Teşekkür ederim. Algıda seçicilik mi desek? Bu yönde gelişmiş benim de. Çocukken bile taş toplardım. Seçerdim farklı renklerdekileri. Kimizi kuvars filan çıkarmış da ben anlamazdım. Beştaşı onlarla oynardım.

    YanıtlaSil
  9. Dikkatli bir bakış, hassas bir yürek, inceden inceye inceleyen bir gözlem yeteneği, duyarlı bir doğa sever... Sonuçta ortaya böyle güzel bir yazı çıkıyor tabii.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Makbule Öğretmenim. Aynı keyfi sizin nefis resimlerle bezeli yazılarınızı okurken de ben tadıyorum :)

      Sil
  10. Sevgili Yasemin, evin yakınında nehir geçiyor ve orada bir çok kuş barınıyor en çok da yeşil ördek.bugün yürürken iki tane tüy buldum renklerden yola çıkarak büyük ihtimalle yeşil ördeğin olabilir onları alıp kitap arasına koydum (çocukluğumdan kalma bir alışkanlık) senin yazıyı okuyunca içim cız etti acaba o damı.........

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım tek bir tüu bulunca korkmaya gerek yok. Tek bir tüu her şekilde düşebilir.

      Yazımdaki resimlerdekilerin her biri ayrı tüy. Çoğunu yayınlayamadım. Çok fazla. Bir kuşun uçamayacağı kadar tüy kaybı vardı çimlerde.

      Kuşları avlayanlar, önce tüylerini yoluyor. Bu yüzden güvercinin başına ne geldiği belliydi.

      Tek ya da iki tüy öyle bir anlama gelmez, içiniz rahat olsun :)

      Sil
  11. Yaşam alanlarını tüketiyoruz, denge desen kalmadı zaten...
    Bu dengesizlikle nasıl yaşarız onu düşünen yok maalesef :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızılderililer düşünmüştü; ama onları da hatırlayan yok. Hani pek bilindik; ama kulak arkası edilen deyişleri var ya son balık, son dere ile ilgili. Beyaz adam paranın yenilmeyecek bir şey olduğunu o zaman anlayacakmış ya...


      Anlaşıldığında yapılacak bir şey kalmayacak galiba...

      Sil
  12. bu yazın çok güzeldi yaa hüzünlü de, bi de güherçile ne ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taşlarda bulunuyor. Babam öğretmişti. Köylerde onlardan yararlanırlarmış. Beyaz bir katman halinde. Ben öyle renkte bir tabaka görünce güherçile sanıyorum. Tam da emin değilim.

      Ne yapıldığını bilmiyorum. Ama eskiden insanların işine yaramış.

      Sil
  13. Utanıyorum cidden herseyi yok ediyoruz

    YanıtlaSil
  14. Zaten böyle devam ede ede bitti kalmadı ki Sonra Mum yakıcaklar Orjinal bir şey kalmadığı için vah ki ne vahh Bir kediyi bir kuşu çekimini yapanlar ellerin oğlu hep Bizlerde hep zarar ziyan utanmada kalmadı ki aramızda dolanıyor her biri İsmi,de İnsan...

    YanıtlaSil
  15. O yüzden görebildiklerimiz için çok şanslıyız. Sonraki yıllarda daha neler tükenecek kim bilir...

    YanıtlaSil
  16. Evladına kıyamaz ama doğaya her türlü vahşeti uygular insan, oysa ki çocuğun en çok ihtiyacı olan da doğa:(
    Güvercin ona üzüldüğünü anlamakla kalmadı seninle birlikte bir yerler de ağladı eminim. yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
  17. Çatılarda olacağına yolunup yere düşmüş tam bir güvercinlik tüy görünce....

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci