25 Ekim 2016 Salı

MİM, Ütopya'dan MİMliyoruz

Aksaray’daki bir olaydan bahsettiğim için tema olarak Aksaray ve Aksaray’ın da dahil olduğu Kapadokya’da sırf kendi çektiğim fotoğraflardan  seçtim.


Sevgili Semanur Kök ve Hikâye Kalpli Kadın, bi blog, ortaklaşa sohbetlerindeyken bizi de sohbetlerine ortak etmişler. Çok teşekkürler. Sonra gördüm ki Meltem Sert de MİM bırakmış. MİMler olmasa galiba ben eskilerden hiç söz etmiyor olacağım. Çok teşekkürler bu yüzden

MİMler, mum ışığındaki bizler. Uzaktan uzağa bir anlatım, tanıma. Ama evveliyat içerikli çoğu. O yüzden ayna. Bakıyorum aslında MİM ile en çok kendime ayna oluyorum. 

Çocukluğumda okuduğum Pamuk Prenses’in üvey annesi kötü kalpli  kraliçenin sık sık aynaya bakıp “ayna ayna, söyle bana. Benden güzeli var mı dünyada?” diye sormasına  tepki midir aynalar önünde pek durmamam bilmiyorum. Aynaya sıkça bakarsam eğer, kötü kalpli kraliçe gibi olacağımdan mı korkuyorum bilmiyorum.  Sabahları derli  toplu olup olmadığımı görmek, her sabah ve her öğün sonrası diş fırçalarken ya da önünden geçerken aynaya bakmaktan başka alışkanlığın yok bir günde. Yani oturup da ben merkezli konulara pek dalmıyorum. Daha doğrusu hiç. Oysa MİM ile sunulan sorular,  “Siz” diye başlıyor. Bu da cevaplar “Ben” diye başlayacak demek. “Ben”… Bu başlangıç benim, beni hep ihmal ediyor olduğumu  hatırlamama sebep oluyor.

Benim kalemim, bir çırpıda dökmekten yana değil. Ağaçta tek bir meyve kalmayana kadar o ağacı silkelemeden ağacın başından ayrılmıyor. İşte “siz” diye sorulup “ben” diye başlayacağım MİM soruları. Şimdiden affola eğer kısa olmazlarsa.

1.         Mucizelere inanır mısınız? Neden?
Evet, inanırım. Eğer neden  sorusu gelmeseydi bu iki sözcüklük cevapla yetinip bir alta geçebilirdim. O halde anayoldan ara yollara biraz sapmalar  olacak. Olmamasına inanmak ne kadar olağansa olması da o kadar doğal.
2.         Şu an bir mucize olsa ne olsun istersiniz? 
Şu anki genel halin  “Memleket İsterim” şiirinde anlatılana dönmesini isterdim en önce. “Tek ben mutlu olayım; geri kalan ne hali varsa görsün” diyemem.
 
Çocuk resimlerindeki bahçeli, yaz mevsimi olduğu ağaçtaki elmadan, kirazdan belli olsa da ille de bacası tüten, yanından şırıl şırıl incecik bir derenin aktığı, bahçesinde ip atlayan, salıncağa binen mutlu çocuklarla  annelik yaşında olduğu için anne ve  anneye akran babaların olduğu bir ev... Damdaki kırmızı kiremitler üzerinden her renkten her  türlü kuş kendi senfonisini seslendirmekte... Yine çocuk resimlerindeki gibi güneş gülümsüyorken olsun isterim her yer.

3.         Bu kişi/olay/yer benim mucizem dediğiniz bir şey var mı? 
 
Yazdı. Bayramdı. Mehmet Dedem ve Anneannem Aksaray’ın içinde yaşarlardı. Evin bahçesine giren Ulu Irmak’ın kolu, evin temeli altından geçer öyle devam ederdi yoluna.  

Ev, ana yoldan sokağa sapılınca ilk evdi. Bahçeli. Bahçede tavuklar, hindileri, ördekler olurdu.

Dereye, bahçeden  birkaç taş basamak ile iniliyordu. Irmağın içinde kalan iki basamak yosunlu idi. Basınca kayıp suya düşmüşlüğüm var elbet. Basamaklara oturup çok seyretmişliğim var ırmağın akışını, ördeklerin kazların yüzüşünü. Hele de Mehmet Dedem’e çarşıdan sipariş vermişsem o taş basamaklarda oturur,  zemberekli tahta sokak kapısının ardında Dedem’in geldiğini haber veren öksürüşünü beklerdim. Gerçi sipariş vermeme de pek gerek kalmazdı. Dedem her gelişinde mutlaka bana ya toka ya kurdele ya sormuk şeker ya ipe dizili alıç ya da görüp bana yakıştırdığı ne bulursa elinde onunla gelirdi.

Günlerden bayram olunca sokağın çocukları o zaman hala ayakta olan tarihi, oymalı taştan Asmalı Çeşme’nin başında gülüşüp oynaşıyorlardı. Beni de çağırdılar. Yanlarına gittim.Ben biraz aykırı kalıyordum o gülüşüp itişip kakışmalar arasında. Ankara’dan gelen misafir kız kalıyordum galiba yanlarında.

Bayramlık elbiselerimizi Annem dikmişti. Krem rengi ipekli kumaş, yeşil yaprakları olan pembenin en hoş tonlarından ufak çiçeklerle desenlenmişti.  Elbisem, belden arkadan bağlanan ince kuşaklı. Hep dizden dört, beş parmak yukarda. Kolsuz. Bisiklet yaka. Belki de kayık ya da köşeli. Ayakkabılarım rugan. Beyaz. Bilekte biten beyaz çoraplarımla tam bir bayram çocuğuyum.

Beni gören herkes yanıma koşuyor. Çocukluğumdan hatırladığım en keskin şeylerden biri bu. Her yetişkin ille yanıma gelip "mısır püskülü gibi düz ve sapsarı” deyip saçlarımı okşar sonra hep alışkın olduğum laflar ederlerdi. Bunları çok kanıksamıştım daha o yaştan.

Dedim ya, mahalle severdi Dedem’in torununu. Yani beni. Evlerin önleri hep çiçekli olduğundan bahçeden toplayıp demet yaptığı çiçekleri bana uzattı biri. Horoz ibiği, kadife çiçeği, şebboy, hanımeli, şakayık,  aslanağzı, ortancalı buket mis gibi kokuyor. Elimde gözümden sakınarak tutuyorum. Ben çiçekleri o yaşımdan beri çok severim. Bunun tek nedeni de adım değil.

Çocuklar Asmalı Çeşme başından dönümlerce bahçesi sokağın yarısından fazlasını kaplayan Somuncular’ın evine doğru ilerlediler. Ben de sessizce peşlerinden.  Kolum dirsekten kırılmış halde tutuyorum buketi burnuma yakın. Ki kokusunu duyabileyim. Elinizde hoş kokulu bir buket varsa ve onu kendinizden uzak tutarsanız ziyandasınızdır.

Somuncular’ın evinin yanında Somuncu Baba’nın oğlu Yusuf Hakiki Baba’nın türbesi vardır. Yakınlarda kesilmiş, o zamanlar çok görkemli olan karaoğlan kavağının altına doluşuyor çocuklar. Benden yaşça büyük çocuklardan biri de benim çok yakın bir akrabam.

Türbe, kesme taştan. Hemen duvarının yanından bizim bahçeden de geçen Ulu Irmak’ın kolu akıyor. O zamanlar ırmaklar çağıl çağıl. Delice akmaktalar. Tam da karların erimiş olduğu sıralar olduğundan  suyu gür. Sesi nefis bir melodi.

Nedense en kötü anıları tam ayrıntısıyla hatırlayamıyorum hiç. Çok zor anlara ait anılar olduysa da  hiçbir ayrıntı kalmıyor zihnimde. Siliniyor. Ama güzelse anı,  asla silinmiyor.
 
Nasıl oldu hiiiiçç hatırlamıyorum. Çocuklar mı itiş kakış sırasında bana çarptı yoksa birisi beni deli akan ırmağa mı itti hiç bilmiyorum. Hatırladığım tek şey var. Birdenbire sudaydım. Başım suyun üstünde. Göğü görüyorum. Akıyorum. Hem de hızlıca. Aklıma çiçeklerim geliyor. O deli suda çiçeklerim elimden kurtulacak korkusuyla kolumu havaya kaldırıyorum. Ne bağırmak geliyor aklıma ne de başka bir şey. Korktum mu hiç bilmiyorum.
 
Sudan nasıl çıkarıldığımı da hatırlamıyorum. Beni kurtaran on iki, on üç yaşındaki çocuğun kim olduğunu sonradan öğrendim. Ben, benim çok yakın akrabamın bayramlık giysisi kirlenir diye suya atlamadığını duyduğumda çok garipsemiştim. Ama ne kin duydum ki çocuklar öyle şeyler bilmez ne de su korkusu oluştu.

Elimdeki çiçek demetini havaya kaldırdığımda  haytalık, haylazlık yapmaktaki çocuklar arasından büyükçe birisi, su üstünde çiçek tutan kolumu görmüş. Önce anlayamamışlar suyun üstünde akıp giden bir çiçek demetinin ne anlama geldiğini. Ama sonra “bu demet, Yasemin’in elindeydi. Suya düşmüş” demişler. Ve o güzel çocuk, bayramlık giysileriyle atlayıp beni sudan çıkarmış. Ona teşekkürler. Şimdi nerede, nasıl bilmiyorum. En son ilkokuldayken görmüştüm. Şimdi bunları yazarken sulu gözlülük yapmak üzereyim.

Hatırladığım iki net şey var  o anıdan. Çiçeklerimi deli sulara kapılmasın diye su yüzeyine çıkarmam birincisi. Sonra da beni baş aşağı sallayıp yuttuğum suların midemden çıkmasını sağlamaları. Öyle sallamak ki anlatamam… O kadar çok su yutmuşum ki. Sanki tüm ırmağı içmişçesine su oluk oluk boğazımdan akmıştı. Öksürmüştüm, nefessiz kalmıştım. Hani derler ya kimi doktorlar “birkaç saniye daha gecikseymiş........” diye.  İşte o birkaç saniyenin ne demek olduğunu  yaşadım ben. Çoook yakın akrabam üstü başı, bayramlıkları kirlenmesin diye suya atlamadı, suya düştüğümü  gördüğü halde kimseye söylemedi diye ona kızgın mıyım şimdi? Hayır… Ben beş yaşındaysam o da en fazla sekiz yaşındaydı.
 
Beni ırmaktan çıkaran çocuk ve Elmas adlı annesi birkaç gün sonra beni görmeye gelmişlerdi. Annesine nedense Deli Elmas diyordu mahalle halkı. Buna anlam vermemiştim. Hiç, üstündeki bayramlığa rağmen suda sürüklenen bir küçük kızı kurtaracak kadar akıllı birisinin annesi deli olabilir miydi? O kadını çok sevdim. Çok dobraydı. O yüzden kendisine deli deniyor olmalıydı. Mesela beni kurtarmak için kılını kıpırdatmayan yakınımıza bir kızmıştı bir kızmıştı herkesin içinde.
 
Çiçekler benim için kurtuluştu. Mucizevi şekilde. Gürül gürül akan su beni öyle hızlı sürüklüyormuş ki yetişebilmek için koşmuşlar. Neyse ki iyi koşucuymuşlar. Yarışlarını hiç kaçırmadığım atletizm sporu belki de bu yüzden en sevdiğim spor dalıdır. 

MİM bıraktıklarım, abece sıralamasıyla:

Cem Kazan
Bücürük ve ben
Değmesin Yağlıboya
Oytunla Hayat
SADE
Yağmur Yağar
Yusuf Aslan, Kahve İçer miyiz

(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 25.10.2016, 12:22

Acemi.demirci @yahoo.com.tr; @AcemiDemirci
Paylaş :

45 yorum:

  1. Kendi istediğim mucizeyi düşündüm senin yazını okuduktan sonra, sanırım benmkisi bencilce olmuş :s

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kadar çabuk okumak.. Uzun oldu korkusu taşıyordum :))

      Sil
    2. İçim rahatladı bunu duyunca. Ama öksürmekten soluksuz kaldığım, silkelenmekten nefes alamadığım bir olaydı...

      Sil
  2. Ben senin yazıları bi solukta okuyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir üstteki cevap, bu yorumundu. Özür :)

      Sil
    2. Bayramlk elbisesi kirlenmesn dye suya atlamayan kuzenle görşyomusun :) şimdi de o çiçek sevgisi devam ediyor mu

      Sil
    3. Çiçek sevgisi artarak devam ediyor. Bir mucize olsa da dünyada çiçek ekmediğim, ağaç dikmediğim yer kalmasa diyorum :))))

      O mu? O kendi alanında çok ilerde ve tanınmakta. Ama uzunca bir süredir hem de nasıl boğulmakta. Bir türlü yüzeye çıkamadı. Ama üzgünüm çok onun için.

      Yani gün geliyor.......Buradan bu kadar yazabiliyorum...

      Sil
  3. Yaaaa o kadar guzel olmuş ki. Asıl mucize sizi okumak bence. Kaleminize sağlık. Şuan kendi cevaplarımın ne denli basit olduğunu anladım. Herşey gönlünüzce olsun 💙

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç öyle değildi. Üstelik oldukça derindi. Sadeydi de hem :)))))))

      Sil
  4. Çiçekler kendilerini bu kadar seven birisini kurtaracaklardı tabi :)

    Suya atlayan arkadaşına güzel dileklerimi gönderiyorum buradan, hissedecektir eminim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elimde o çiçekler oduğu için bugün elimde kalem de olabildi. Çok şükürler olsun ki..

      Kurtaran çocuğu hiç tanımam. Adını dahi hatırlamıyorum. Sonrasında bir kez gördüm. Daha sonra hep sordum; ama başka yerde yaşıyormuş iş nedeniyle.

      Sil
  5. Samimi ve içten bir mim olmuş. Anılarınızı ve hoş fotoğraflarınızı da paylaştığınız için teşekkür ederim. Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni sudan çıkaran çocuğa da teşekkürüm oldu.
      Ben teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Çok büyük tehlike atlatmışsın Ayşe'cim, valla gerçekten mucize!!!:))Bu arada ırmağın evin temelinin altından geçmesi de bana çok tehlikeli geldi yani mimari bakımdan!! Ürperdim şu annn!! Senin sudaki halin mi geldi bilemiyorum tüylerim ürperdi!!:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de gözüm kuru kalamadı yazarken :)

      Prag'da da vardı. Altından koskoca nehir geçen binalar. Irmağın kolu üzerindeydi ev. O ev artık yok. Yerine yapılan bile eskidi :)

      Sil
  7. "öksürmekten soluksuz kaldığım, silkelenmekten nefes alamadığım" bence kayıtlara geçsin....
    Derinden etkileyen bir cümle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seneler var aklıma gelmemişti o anlar. Yazarken daha etkilendim galiba. Bizaz ağlamaklı...

      Mucize gibi. İki kez. Önce bana durduk yerde biri koca bir buket veriyor. Sonra da ben galiba bağıramadım su yutmaktan, elimi kaldırıp çiçekleri su kapmasın diye düşünüyorum. Çok uzun da sürmemiş zaten. Yarım dakika bile değil belki sürüklenmem; ama yarım ton su yutmuşum...

      Sil
  8. Çok güzel bir mim olmuş, uzun olsun ne güzel. Biz de okuyoruz doya doya. En güzeli de kendi çektiğiniz fotoğrafları paylaşmanız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu MİM olmasa hiç hatırlamayacağım bir şey kolay kolay. Zaten en son ne zaman hatırladığımı da hatırlamadım.

      Çok teşekkür ederim.

      Sil
  9. Bu kadar zevkle okuduğum bir yazıyı, uzun zamandır hatırlamıyorum.. Yüreğinize ve kaleminize sağlık. geçmiş paylaşımlarınızı da incelemeye karar verdim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Sevinirim.

      Sil
  10. Hakikaten mucize kabilinden kurtulmuşsunuz. Çiçekleri kurtarayım derken canınızı kurtardığınızın farkında değildiniz elbette. Yaşam mucizelerle dolu. Bazen bir saniye çok şeyi değiştiriyor. Sizi kurtaran kişinin orada olması yazgınız olmuş. Güzel anlatmışsınız, elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üç hiç olmayacak şeyin gerçekleşmesiyle. Biri bana tam zamanında koca bir demet çiçek veriyor. Ben sırtüstü suda hızla akarken çiçek tutan elimi sudan çıkarıyorum. Üçüncüsü de bayramlıklarına kıyabilen o güzel çocuk.

      Şükürler olsun.

      Sil
  11. Korkunç bir anı bu kadar güzel anlatılırdı. Hayatınızda mucizeler hiç eksik olmasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin. Mucizeler olsun, isterim :))

      Bu arada ne güzel bir "acemi" görmek, anlamdaş olmasak da sesdaş isim olarak...

      Sil
  12. Siz bu kadar edebi yazınca kompleks gelişiyor ben de :) Ne yapalım benim de yazacağım o kadar :) Ayna mevzuna gelince egoyla ilgisi yok.Psikoterapi yöntemlerinden de biri ayna seansı.Mesela yarın sabah aynada gözlerinizin içine on dakika bakıp sonra da buraya hissettiklerinizi yazmayı düşünürseniz örnek bir çalışma yapmış oluruz.Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok beğeniyorum yazdıklarınızı. Benim bu yönüm Anne tarafımda çok sık görülen bir yatkınlık.

      Hissettiklerimi yazarsam içinden çıkabilecek misiniz? :)))))

      Sil
    2. En azından denerim :) Sizin için de güzel bir deneyim olabilir :)

      Sil
    3. Evet, olur. Sabah on dakika biraz düşündürdü. Umarım zamanım olur.

      Sil
  13. Canım benim doğa sevgin nerelerden nerelere ...
    Yaşamak nefes almak bir mucize ....
    Kalemine ve yüreğine kuvvet ....

    YanıtlaSil
  14. Bir MİM ile nereden nereye...
    Çok olmuştu aklıma gelmeyeli. En az on yıldır belki. Beli daha fazla. MİM denilen şey neler yazdırıyor.

    YanıtlaSil
  15. Mucizeler olsaydı gerçekten... ve bir mucize her şeyi düzeltseydi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben, beş yaşında yaşadım anlattığımı. Sonrasında da belki benzer birkaç şey olmuştur :))) Sırası gelirse akla da gelir mutlak :))9 Belki yine bir MİM ile.

      Anlattığım olayda önce elime bir çiçek demeti tutuşturuldu durduk yerde. Sonra sırtüstü, göğü görerek sudaydım. Çiçekli elimi kaldırdım çiçeklerimi su yutmasın diye. Ve delice akan su beni hayli uzaklaştırmış. Ama çiçekler görülünce kurtuldum. Tek değil aslında üçlü mucize. Ve her şeyin aslında çiçek demetiyle başladığını anlıyorum bugün.

      Olabiliyor mucizeler. Ama her şey için değil olduğu yerdeki ve andaki şeyler için oluyor. Gerçekleşmişler için teşekkür etmek kalıyor bize.

      Umarım istediğin mucize gerçekleşir.

      Sil
  16. Anlattıklarınız film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Okuduktan sonra da derin bir nefes aldım. Sanırım çiçek gördüğümde aklıma geleceksiniz. Sevgiler diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) Söze başka türlü başlamanı beklemezdim konular film olunca.

      Ben çoook senelerdir ilk kez hatırlamış oldum. MİM vesilesiyle. Buna da sevindim. Çünkü o güzel çocuğa, suya atlayıp kurtarana aklım ererek teşekkür edememiştim. Haberi olacak mı bilmiyorum; ama bir kez daha çiçek tutan ellerimin kalem de tutabilir olmasındaki her çabası, katkısı için ona teşekkürler. Ve şükürler olsun.

      Sil
  17. Okurken insanın gözünde de canlanıyor ister istemez. Acısıyla, tatlısıyla hayatta herşey bizim için. Mucize diye birşey yok. O ol deyince oluveriyor. Güzelik işte burada. Güzel dost mim yanıtlarını severek okudum , beni de düşünüp eklemişsin teşekkür ederim ama iş kendim yanıtlamaya gelince inan ki severek yanıtlayamıyorum artık. Blog yazılarımın dışına çıkmasam ve anlayışına güvenip mim' e katılmasam olur mu?
    Bana gücenmezsin umarım :)

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
  18. Yanıtlar
    1. MİMler neler çıkartıyorlar dağarcıktan :)

      Ve mucizeydi. Çiçekle başladı. Şimdi üstü örtülü o ırmağın. Öyle de bir yerde oldu ki. Türbenin bahçesinde. Her gittiğimde ilk ziyaret ettiğim yerdir. Zaten eve bir dakika uzaklıkta en fazla.

      Çiçekler güzeldir :)

      Sil
  19. Ayşeicim nasıl güzel hazırlamışsın mimi. fotolar anlattığın herşeye harika eşlik etmiş. En sondaki anlattığın o mucizevi kurtuluşu heyecanla okudum.
    çiçekler tüm güzellikleriyle senin hayatına girmişler ve hep öyle kalmışlar <3<3<3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukken hep düşülür, dizler, kollar ayra ber içinde kalır. Öyle de çok anım oldu; ama böylesi...

      Çiçekler hayat :)

      Sil
  20. CAnımsın yaa çok çokkk keyifle okudum duygulandım hüzünlendim aman eyvah dedim ve mutlu son:) Fotoğraf desteğiyle resimli hikaye sundun bize eline yüreğine sağlık. geçmişe bir teşekkür iyi ki bayramlık giysisine rağmen atlamış suya :) sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç aklım ererek teşekkür edemediğim o güzel çocuk şimdiki eminin doğru dürüst insana edemediğim teşekkür de oldu bu MİM sayesinde o anıyı anlatmam...

      Sil
  21. Bir mim yazısı yazacağım diye başlayıp başka derin ve farklı konularda kendini bulmak gibisi yok. Aslında içimizdekiler etrafa saçılır. Bu derdimizi,neşemizi,hasretliklerimizi bir başkasına anlatmış gibi bizi rahatlatır. Yazı sonunda adımı görmek gerçekten mutlu etti beni. :) Teşekkürler..

    YanıtlaSil
  22. Cevapları beklemekteyiz o zaman :)

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci