22 Ekim 2016 Cumartesi

Unutulsa da en gerçek şey; Dünyanın batmaya yolculuğu!

Bazı kavramları yazmakta çok zorlanıyorum  ne kadar kavram varsa yazmaya koyulmuş olsam da her ne kadar. Yazılmadık kavram bırakmamaya niyetlenmiş olsam da.

Bu yazıma 2014 yılında Babam’ı kaybettikten birkaç ay sonra başlamıştım. Ancak bitiremeden kalmıştı bir kenarda. Bir vesile olmasa da bunca üzücü haberler içinde kalmasaydık her gün televizyondan işitilen, yirmilikler, çocuklar, kadınlar hakkındaki acı haberler yetmedi günlük hayatın akışı içinde duyduklarımız olmasaydı belki de unutup gidilecekti elim varmadığından, tamamlanmamış olarak kalacaktı bir köşede.

Ve hatırlatıcı onca üstelemeden sonra elim vardı. Bu yazı bitti böylece hesapta yokken. Kolay yazamıyorum bu konuları ve başka bazı kavramları. O yüzden bittiğine sevinmekle kalmayıp benim için kurduğum cümleler içinde en sevdiklerimden olan sondaki çıkarımı da, “……… .dünya bile batacak” cümlesini yayınlamak fırsatı verdiği için sevindim bu çalışmamı  tamamladığıma.
 Yani dünyanın  ya da  günün karanlıktaki yanını değil  gün ışığındaki halini hissettim bir bakıma…

Tema olarak "artık demir almak günü gelmişse zamandan" dizesi gerçekliğinde seçtiğim, her zamanki gibi kendi çektiğim fotoğraflar, Sinop’taki bir hafta sonu turundandır.

Unutulsa da en gerçek şey; Dünyanın batmaya yolculuğu

Mavi gezegen dünya. Mavi ve yeşilken her yan, güzelliği tanımsız. Oysa dünyanın karanlık yüzü de var, çeşit çeşit karanlık hem de o karanlıklar. Geceyle de kısıtlı değil bu anlar.

Gece, bir günün yarısı. Bir gün, dünyanın pek de farkına varılamayan özeti gibi sanki. Dünyanın yarısı da öyledir ya, yarı yanı ışırken yarı yanı gecede bir günde. Sadece güneş ışınına bağlı değil ama karanlıkta ya da aydınlıkta olmak. Sinelerde de güneş doğar ya da batar. İç kararmışsa eğer değil sinede güneş, ayı bile yoktur  o gönül karanlıklarının.

Dünyanın yarı karanlık yarı gün hali, dünyanın gerçek halini gizlice anlatır gibi. Ay ışığı da anlamak yolunda bize yardımcı aslında. Yine de onun simsiyah anlarda yol gösteren bir ışık demeti olduğundan çok yakamozların şairi bir romantik huzme olduğunu düşünürüz. Oysa gerçekler çoklukla görünenin ardındadır. Gördüğümüz de hep cilalı yanlar yani dıştakilerdir. Yani kapıları görürüz de kapıların ardındakiler gizlide kalır. Ve kapıya bakarken onların ardındakilerin üstüne kapanarak neleri gizlediğini kaçımız akıl eder?

Ay ışığında da olsa karanlığın gizlediği gerçekler görülsün istenmektedir sanki dünya tarafından. Ama gepegerçek kılığında değil. Çünkü gerçekler çoklukla ya acıtır ya da istenenler değildir. Romantik bir kılıfta. Aldatıcı. Yoksa nasıl tahammül edilebilirdi onca acısından çetinine gerçeğin  katlanılamazlığına? Yani dünya, karanlığın da dünyası her ne kadar Mavi Gezegen olsa da.

Gerçeklerin evi karanlık gece olup her şeyin üzerine çöker,  örtü olurken çok açık sözlüdür; insanın sinesine çökerken acıdır ama. Kahve acısına benzemez o acı. Damak acıtan tatlara da. İnsanın içini yakan yürek acısıdır sinedeki karanlık. Bir kez çökmesin, hiçbir şey bir daha eski tadında olamayabilir. Acı, siyah bir mürekkeptir ne silinir ne yok olur. Baş etmenin tek yolu kaderin  yazıldığı mürekkebi unutmamaktır. Başka yolu yok!

Dünya rengarenk çiçekler, tablolara işlenen manzaralar, mevsimler, denizdeki, dağlardaki, ovalardaki yollar, dalgasından dere şırıltısına su sesi, rüzgar fısıltısı ile oyalarken her şeyin zıddıyla yaratıldığını yaşatıverir hiç beklenmedik anda. O güzelliklerin zıddı o güzelliklerin bile dindiremeyeceği acılar olabilir zaman zaman. Ki Allah korusun onlardan.

Dağlar gibi acılar, en dağlayıcı kor bıçaklardır. İnsanların yaşayacağı acılar içinde en acısı mutlak ki bir sevdiği kaybetmek. Bir anne için tadılacak en büyük acı bellidir. Seyyar satıcı bir babanın  eline bakan onca ev horantasının  seyyar satıcı babaya  belki ehliyeti bile olmayan zengin bir veledin  kırmızı ışıkta ya da kuralsızca çarpıp kaçmasıyla eve elinde bir ekmek dahi olsun gelecek baba kalmayınca hissedilen bir yandan babasız kalmışlığın bir yandan da ortada kalmışlığın hissi anlatması  mümkünsüz bir acıdır.

Bir bebeğin doğması sevindiriyor. Bir insanın kaybı, geride kalanları acılara gark ediyor. Böyle olagelmiş hep. Ve böyle sürecek. Dünya, hep böyle dönmüş. İbresi doğumdan göçe. Yani yarısı aydınlık yarısı karanlık bir gün gibi dünyanın gerçeği. Gün, işte yarı yarıya zıt renklerdeyden bu gerçeği anlatır aslında görüp anlayabilene. Ama dünyanın anlatımı saklıdır. Açık seçik değildir. Üslubu böyle. Yoksa çekilebirlir miydi göz göre göre?

Diyeceğim, görmezden gelsek de, henüz farkına varamamış olsak da her şey zıddıyla yaratılmıştır. Sevinç ve keder, doğum ve sonrası…

Bir bebeğin doğduğu anda bir insanın göçmesi gerçeği mesela. Bir yandan bakınca sevinç bir yandan bakınca acı var bu gerçekte. Ama gerçek tam da bunlar. Hem de nasıl gerçek.

Kayıplar çeşitli nedenlerle. Trafik kazası ile, aniden, ağır bir hastalık sonucu, bir gözü dönmüşün yazmaya el varmayan hamlesi sonucu ki gözü dönmüşlerin hedefindekilerin çoğu kadın.

İnsan olmak böyle. Doğulacak ve yaşanacak ne yaşanacaksa, ne yazılmışsa alına. Yaşarken gülünecek, güldürülecek. Ağlarken kızacak ağlayan, kendini ağlatana; ama kendisi ağlatırken de hep haklı olacak, üste çıkacak. İnsan bu. Nicesinin geçtiği dünyada  o nicelerden olmak üzere bulunmakta.  Asıl olan bulunurken insan gibi bulunuluyor olmak. 

Her gün okuduğumuz, televizyondan içimiz yanarak duyduğumuz kayıplar iç yakarken  dünya halinin yarı gece yarı gün olması gerçeği, dünyanın gerçek anlamının ne olduğunun  da kendisiyken bu gerçek, yanıp kül olarak yok olacak bir gerçek değil. Öyle bir gerçek ki nasıl anlatmalı.

Galiba şöyle anlatmalı o gerçeği en gerçekçi halde;
"İnsanlar ölüyor evet; ama dünya bile batacak."
İnsanı yutan dünya bile insanın kaderince bir kaderde sonuçta.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 22.10.2016, 11:41
Acemi.demirci@yahoo.com.tr@AcemiDemirci
Paylaş :

18 yorum:

  1. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah :(
    Yazını gayet güzel olmuş çok beğendim sanki ölüm bambaşka şeymiş gibi sadece televizyonlardab duyduğumuz kadar ama öyle degil işte insan gorunce o acıyı hissedince anlıyor ölümun ne olduğunu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın. Daha önce hep komşudan dinlenen hayatın akışı gibi.Dünya bu.

      Sil
  2. Sonundaki cümleye bittim! "insani yutan dünya bile insanin kaderince bir kaderde sonucta", not edicem hemen, kalemine saglik!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zorlanıyorum yazarken bu konuları, o yüzden epeyce imla, ifade yanlışı bile yapmışım. Neyse, güncelledim.

      Çok teşekkürler. En gerçek cümle bence. Ve kurduğum cümleler içinde belki de en sevdiğim birkaçından biri.

      Sil
  3. Ölüm yaşamı değerli kılan.

    YanıtlaSil
  4. mekanı cennet olsun.. böyle şeyler yazmak zor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben, bıçak bile yazamıyorum. Çok gerekmedikçe. Kaldı ki bu kavramlar...

      Sil
  5. Allah rahmet eylesin... Mekanı cennet olsun... Anlatılması zor bir acı... Benim dönüm noktamdır, babamı kaybettiğim gün:( Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. Çok teşekkür ederim.

    Dünya...

    YanıtlaSil
  7. Allah rahmet eylesin babacığına ve tüm gerçek manada baba olanlara. Ne denilebilir ki. Yaşam bir denge üzerine kurulu. Kalemine sağlık canım.

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.

      Öyle. Yaşamın dengesi bu.
      Sevgi ve selam ile...

      Sil
  8. Babanın mekanı cennet olsun Ayşe'ciğim, Allah sabırlar versin. Yıllar geçse de ki, senin daha çok yeniymiş. :( unutulmuyor. Acı yerleşince yüreğe dediğin gibi değil güneş, Ay bile olmuyor..:( hiçbir şey teselli etmiyor. Batsın bu dünya zaten:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjdecim, çok özlemişim seni. Yok muydun , nerelerdeydin. Şu esprili, ille güldüren, kızsan da bu nasıl kızmak dedirterek tebessüm ettiren yorumlarını özlüyorum göremeyince.

      Çok teşekkür ederim. Nur içinde yatsın Babalarımız....

      Sil
  9. bu fotoların ne güzelmiş, dünya evet olacaktır öyle bi gün bizim ülke ise önden koşturuyor valla, dünyada genel bir terör şiddet var ama bizim ülke daha da kötü yaaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm yıldızların, güneşin başına gelecek şey. Eğer yaşarken bunlar unutularak yaşanmasa herhalde kimse tat almazdı yaşamdan.

      Sil
  10. Babanizin mekani cennet olsun. Bazi seyleri yazabilmek zaman aliyor. Önce ruhun hazir olmasi gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin. Ağlaya ağlaya yazılıyor. Burnun direği sızlıyor dedirtenden.

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci