26 Kasım 2016 Cumartesi

Biz büyürken büyüdüğümüz kent de sınırsız büyüdü.

Kentten metropole  geçerken şehrin göbeğinde  olunca büyüdüğümüz yerin ne kadar genişlediğini bir çırpıda fark edemeyebiliyoruz. Kavramsal olarak farkındayız; ama büyüyüp genişlemenin mesafelerin giderek artmasının beraberinde getirdiği en başta da vakit olmak üzere kısıtlamaları ancak onlarla birebir yüzleşince hakkıyla anlıyoruz.

Kentten metropole  geçerken şehrin göbeğinde  olunca büyüdüğümüz yerin ne kadar genişlediğini bir çırpıda fark edemeyebiliyoruz. Kavramsal olarak farkındayız; ama büyüyüp genişlemenin mesafelerin giderek artmasının beraberinde getirdiği en başta da vakit olmak üzere kısıtlamaları ancak onlarla birebir yüzleşince hakkıyla anlıyoruz.

Ankara dört ana yönde tepelere, dağlara, tarlalara alabildiğine genişlerken böyle yerlerin nasıl da şehir dışı olmak doğal ve güzel özelliğinden sıyrılıp şehir olmak kıyıcı özelliği taşıdığını keyifsizce görüyoruz.

Artık arkadaştan öte birer kardeş olduğumuz lise arkadaşlarımızla her yılın son ayında gerçekleşen geleneksel gecemiz için bilet alış sürecinde bu gerçek hiç de istenmeyecek bir heybetle dikiliverdi karşımıza. Ve arkadaşlıktan kardeşliğe sürmüş bunca yılın tanışıklığına rağmen yılda bir gün için bırakın Ankara’ya yakın ya da çok uzaktaki eski sınıf, okul arkadaşlarımızla görüşmeyi Ankara’dakilerle bile görüşmek olası olamayacaktı dar zaman ve mesafelerin bilet alışına nasıl engel olması sebebiyle. Aynı ilin sınırları içinde olmak yetmiyor artık arkadaşların, akrabaların sıkça görüşebilmesi hatta senede bir kez görüşebilmesi için.Neyse ki kardeş nitelikli böylesi arkadaşlıklar, konuların çözümünü de gerektiren bir anlam içerdiği için bu sorun dayanışma içinde çözülüyor.

JMetropol demek, insanların uzaklaşması demek yani bir anlamda. O zaman artık daha fazla yük taşıyacak hali kalmamış metropollere yüklenmek yerine başka küçük yerleri daha iyiye götürmek herkes için daha çekilir olmaz mı?

 Liseli olduğumuz günleri anarken liseli halimizleo zaman.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 26.11.2016, 10:39

Acemi.demirci@yahoo.com.@AcemiDemirci
Paylaş :

50 yorum:

  1. Metropol şehir soğuk insanlar sürüsü gibi sanki, şehrin eski fotoğraflarna baktığmda vaay diyorm nasl değilmş be biz bu değişime nasl ayak uydurmşuz.eskiden çarşıdan alışverş yapardk şimdi avmler sardı her yanımızı, biraz da internet alışverşi.metropol şehrin yalnız insanları

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç aklımıza gelmezken metropol olacağı buraların başımıza geldi. Daha da büyürse iyice kaybolacağız diye korkuyorum. Bir yerler boşalıyor, buralar doluyor. Boşalan yerler kirlenmeden kalıyor, bizim etrafımızdaki taşımasından çöpüne, alt yapısına, ulaşımına sorun büyüyor.

      Çarşılar iyiydi. Tanıdık esnaflar vardı. AVMler de pıtrak gibi çoğalmadıkça belki elzem; ama çarşıları bitirdiği için biraz kızgınız onlara değil mi? :)

      Sil
    2. Kesinlkle kızgınız, oradaki esnafa da üzülüyorum, hem az müşteri gider hem pazarlık yapar dururlar, avm dr yapsnlar bakalm

      Sil
    3. Esnaf, mahalle havasının direğiydi bana göre.En çok aklıma şu gelir esnaf deyince. Hani dükkanların önüne hasır örgü sekte atarlar, ortada küçücük bir masa, tavla oynarlar ya da çay içerler. Çeşme'de çok var ve şimdi gözüm hep onlara takılıyor. :)

      Sil
    4. antakya çarşısı da öyle bilirsin :)

      Sil
  2. Büyük şehirlerde arkadaşlarla görüşmek için özel çaba göstermezseniz uzun zaman görüşemiyorsunuz. Ankara da ne hale geldi öyle. 1990 yılında ilk gittiğimden bu yana tanınmaz hale geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Eskiden bir Ankara vardı. O şimdi merkezde kaldı. Dört ana yönde dört Ankara daha oldu. Beş tane var ve her biri de birbirinden birçok yönde hayli farklı. Öyle ki kimine tren işler hatta metro bile kimisi de dört gözle bekler bunları 

      Sil
  3. Şehirler büyüdükçe yalnızlaştık galiba biraz da...
    Aynı şehirde yaşayıp ancak 3-5 ayda bir görüşebilen eşi dostu gördükçe takılıyorum bazen onlara, kilometrelerce uzakta olduğum halde ben sizi daha sık görüyorum diye...
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Kesinlikle ne kadar büyürse şehirler insanlar o kadar yalnızlaşıyor. Yığılmacı yerleşimde selam sabah yok; ama bahçeli evlerde komşular bahçeden bahçeye ya da bahçe önünde geçerken selam sabah, çaya davet var. Yığılmacı yerleşimlerin televizyon karşısında geçen yalnız anları değil de yayılmacı yerleşimde bahçede toplu çay içmeler yeğ; ama gerçeklerimiz …

      Sil
  4. Izmir gibi büyük bir sehirden sonra Almanya´da minik bir sehre gecince ilk baslarda cok yadirgadim ama simdilerde o kadar alismisim ki bu sakinlige büyük sehir üzerime geliyor her gittigimde..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle ne kadar büyürse şehirler insanlar o kadar yalnızlaşıyor. Yığılmacı yerleşimde selam sabah yok; ama bahçeli evlerde komşular bahçeden bahçeye ya da bahçe önünde geçerken selam sabah, çaya davet var. Yığılmacı yerleşimlerin televizyon karşısında geçen yalnız anları değil de yayılmacı yerleşimde bahçede toplu çay içmeler yeğ; ama gerçeklerimiz …
      İzmir o kadar hor davranışa maruz ki… O canım, o güzel kent şimdi duman altı daha girişinden itibaren. Denizi bile beton altında. Ne zeytini kaldı ne mandalinası, narı, inciri. Bacalar sardı her yanını.

      Birileri bir yerleri bırakıp İzmir’e göç ederken her şeyi, her türlü alışkanlıklarını da beraberlerinde getiriyorlar. Çöp atmak yollara mesela en azından. Her yanı kargacık burgacık kaçak yapıyla !! boğmak mesela. İzmir gerçekten boğulmuş halde. Bunlardan İzmir’i çok seven, otuz yıldır da bir ucum ora olarak sıkça bahsediyorum. Ankaralılar ne anlatmak istediğimi anlıyor; ama çevresindeki sanayiden, her aklına gelenin soluğu orada almasından boğulmuş İzmir’deki İzmirliler’in kimisi anlamadığı gibi bir de bana kızıyor )))

      Sil
  5. Metropol,tanıdığınız farklı insan sayını arttırıyor ama yüz yüze görüşmeleri azaltıyor ne yazık ki :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. En az ve öz anlatımla böyle :)

      Sil
  6. Durmuyor namussuz dünya dönüyor, büyüyor neye yetişecekse?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz bu hıza yetişemiyoruz, o kesin :)

      Sil
  7. Şarkı ne güzeldir; "Biz büyüdük kirlendi dünya."
    Yoksa insanlar mı değişti, yalnızlaştı, farklılaştı...?
    Cep telefonları, görüntülü görüşmeler, kısacık mesajlarla haberleşmeler kilometrelerce öteden haber iletirken yüz yüze görüşmeyi de ortadan kaldırdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu teknoloji çok fazla gelmeye başladı. Hayat hem kolaylaştı hem zorlaştı. Havasından suyuna, toprağına, balığına kirlendi.

      Şarkıyı hatırlamak iyi oldu. Nefis yorumunuzla :)

      Sil
  8. Çok tatlı bir genç kızmışsınız. O zamanları ben de öyle özlüyorum ki... Paketlenmiş gibi yaşıyoruz sanki. İstanbul hele. Korkuyorum ben artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Paketlenmiş gibi yaşamak tanımı öyle uydu ki. Apartman daireleri gerçekten öyle. Havadarlıktan uzak, bağ bahçesiz, sınırlı bir görüş alanı içinde.

      Sil
  9. İnsanın kapasitesi bunca silueti bunca sesi bunca hareketi kaldıramaz..ruh boğulur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Boğulduk karmaşadan, trafikten, egzozdan, karmaşadan...

      Sil
  10. Gittikçe çoğalan kalabalık ve bunların insanlara olan etkisi tadında olmuş yazı, muazzam betimlemeler. Post'un her harfine katılmamak elde değil, kalabalık olmuş bir insanlık. Ve işin enterasan kısmı, bu kalabalık halinde insanın kendini yalnız hissetmesi de cabası.

    Olmazsa, hepimiz birlikte Mars'a gidebiliriz, belki karşımıza antik şehirler çıkar? :)

    YanıtlaSil
  11. Aklıma Uzak Ufuklar filmi geldi. Hani yanılmıyorsam sekiz yüz küsur mil kare toprak elde etmek için ilk göçmenlerin yarışı.

    Mars'ta da öyle bir yarış olur mu diye düşündüm :)))

    Çok yerinde ve güzel yorumunuzu görmekten memnun oldum :)

    YanıtlaSil
  12. baksanaaa, sen gördükten sona sölücektim. bak şimdiii, o hareketli resimlere "gif" deniyor. nette istediğin kadar bulabilirsin ki. gugıla "heidi gif" yaz veya "peter gif" gibi ya da "moving goats gif" (hareket eden keçiler) gibi bulursun, izlemesi çokoş, istersen yazılarına da koyarsın. ben bu gifleri blog arkadaşlarımdan alıyorum genelde, onlara sölüyorum alayım diye, sen de mesela benden bunu kopyalayabilirsin ki. ayrıcaaa, bu gif'leri kendin de yapabilirsin bilgisayarında yapması kolay, gugılda yazarsan "gif nasıl yapılır" gelir veya blog arkadaşlarımız da yazdı gif nasıl yapılır, yapmayı da öğrenebilirsin kiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu internet sihirli değnek gibi. Sorun çözücü :)

      Çektiğim fotoğraflara bir sorayım, "gif nasıl yapılır diye kolları sıvayım mı yoksa geleneksel olarak sırf kendi çektiğim kareleri mi kullanayım?" diye.

      Cevap kendi karelerim :)))))

      Sil
    2. kendi karelerinden klip yapabilirsin. fotolarını hareketlendirebilirsin ki. bunun da programı var. klip yaparsın müzik de eklersin :)

      Sil
  13. liselilerle buluşmak ne güzel bişimiş ama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her sene geleneksel gecemiz oluyor, yemekli. İngiltere'den gelenler olur ya da başka ülkelerden. İstanbul, Bursa, Antalya, İzmir en çok gelenler. Güzel oluyor. Sözlü, yazılı telaşı olmadan yeniden öğrencilik güzel. Yaklaştı şimdi geleneksel KMKL gecemiz.

      Sil
  14. Genç liselilere selamlar olsun,
    Metropeller vız gelmeli böyle güzel dostluklra,sefanız bol olsun.

    YanıtlaSil
  15. Merihcim, çok teşekkürler.. Bizim gençleri görünce selamını ileteceğim :))))))

    YanıtlaSil
  16. Dünya döndükçe dönüyor. Zamanda akıyor. Bu ikisi arasında işte hepiniz bir ucundan yakalayıp aynı ana geliyorsanız İnan Yasemin hala umut var Metropol hızlı yaşam İstanbulda daha fena akıyor akıyor Sana gelene kadar kaç gün geçti bak :) Tosbik anca geliyor yanına :))) Çok güzel paylaşım olmuş ellerin dert görmesin....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))
      Evet, en azından İstanbul gibi iki yaka yok burada. Yönler var ama :))
      Tosbik? Çook güzel olmuş bu hitap :)

      Sil
    2. Tosbik ben oluyorum :)) hahahahahahah İstanbul,dan Geliyorum yanına doğru anca yavaş yavaş Sen hızlısın Benim gözümde Kuşların Annesi sayılırsın :) Senin yerin daha ulvi :)

      Sil
    3. Öyle mi diyorlar sana? Sevimli bir ad.
      Oooo, neler duydum hakkımda.
      Bugün kızıl şahin resmi çektim.

      Sil
    4. Öyle diyorlar yavaşım ondan sebep sanırım :) Evet ben öyle düşünüyorum. Kuşların Annesi o yüzden ulvi :) Bak yakalıyorsun ben olsam asla yapamam sanırım çekme kısmı değilde o açıyı yakalamak zor gerçekten Seni tanıyorlar ben sana diyim .....

      Sil
    5. Kare yakalamada yavaşlık anladığım kadarıyla. Eğer öyleyse sabır da çok önemli. O kadar beklediğim oluyor ki bir kuş karesi çekebilmek için.

      Tanıdıkları kesin. Fark ettirirler zaten. Görür görmez öterler. Senelerdir kerkenezler görünce göz hizamdan uçarlar. Öncesinde de tam balkona yanaşırken ille öterler. Tanıyorlar. Biliyorlar da onlara dostane yaklaşım olduğunu.

      Sil
  17. sormuştun ya benim kitapları hani, netten veya kitapçıdan sipariş verirsin demiştim ya, baksana ilk iki kitabım kadıköy modada yayınevi ve basımevi, ama 3. ve 4. kitaplarım ankarada basıldı ve yayınlandı. gece yayınları ve serüven yayınları, ankarada baktım şimdi sanayide iskitlerdeymiş, nette var adresleri, yolun düşerse bakarsın, bir de ankarada insancıl kitabevinde varmış 3 ve 4 nolu kitaplarım, yerini bilmiyorum, orda varmış, yoksa da insancılın merkezi eskişehirdeymiş ordan getiriyorlarmış, hepsini şimdi netten buldum. bir bak iki gün önceki yazımda bir blogçu arkadaşımızın kitabı, çok tatlı biri aklında olsun, kanserle savaşını roman yapmış, çok iyi ya, instagramdan da bakabilirsin ona, benokıza :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıradayım. Son iki kitabının Ankara'da basıldığını bilmiyordum. Duyunca çok sevindim. Yayınevi Ankara'da olunca bazı şeyler daha kolaylaşır.

      Hatırlattığın iyi oldu. Onun kitabını da almayı istiyordum zaten. Sitesine uğradım. Çok sevimli.

      Sil
  18. benoyu instadan izle arada yaa :)

    YanıtlaSil
  19. İlk olarak şimdi de çok güzelsiniz:)))
    Haklısınız ya güzel Trabzon'umda böyle oluyor yazık ki. İnsanlar doğadan uzaklaştıkça, tahammülsüzde oluyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanın kimyası doğadan. Bitişik bitişik bloklar, rüzgarı, güneşi engelleyen kuleler kimyamızla örtüşmüyor. Hiç örtüşmüyor. Kendimden biliyorum :)

      Sil
  20. gugıla "benonunblogu instagram" yazsan yaaaaa :)

    YanıtlaSil
  21. Maalesef şehirler, şehirlikten ziyade bunalım ve stres yuvasına dönmeye başladı. Boş alanlara gökdelenler dikildi, şehirler büyüdü ama gönüller bunlara tezat küçüldü. Bir iki arkadaşım dışında bir çoğuyla görüşmeyeli uzun zaman oldu. Bırakın aynı şehir aynı semtte olduğum halde görüşemediğim arkadaşım var. Sanırım binalar için dökülen betonlar gönüllere de sıçradı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel anlatmışınız. Şehirler hele de metropoller çok sıkıntılı artık. Dediklerinize katılmamak elde değil, hele de bugünki trafikten sonra :)

      Sil
    2. Bugün gerçekten berbattı. Hergün bu ıstırabı nereye kadar çekeceğiz merak ediyorum :D

      Sil
  22. Ben en çok küçük sahil kasabalarını seviyorum ama yaşamım hep büyük kentler de geçti İstanbul Ankara ve şimdi İzmir :)) İzmir diğerlerine göre çok daha rahat ama son 10 yıl da fazla göç aldı maalesef:((
    Ankaraya bu gelişim de Çay yolu tarafına geldim şehir inanılmaz değişmiş evler yeni yeni kentler şeklin de semtler oluşturmaya başlamış inşaatlar hızla devam ediyor gerçi her yerde böyle betonlaşarak büyüme var:((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğiniz kasabaları sevmemek mümkün mü? :)

      İzmir çok zorda. Ankara artık bambaşka...

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci