23 Kasım 2016 Çarşamba

Sevgi Dilenciliği



Yunus Emre’nin dizelerinde anlamlanmış sözcük sevgi. Öyle saman alevi tutkulardan çöllerde kavrulup adına aşk denilenlere bir savruluş değil sevgi. Sevgi başka bir şey;her şeye gösterilebilen şefkat dolu bir duygu. Ne hastalık barındırır içinde saplantılı ne kirlenir ne pas tutar. Tutsa tutsa mayası tutar vatana, bayrağa, millete, insandan başka canlıya, doğaya, kuşa, çiçeğe böceğe, dağa taşa, yosuna, fosile. Sevgi, dünyanın onlarsız dünya olamayacağı her bir şeye teşekkür duygusuyla bakmaktır bir yerde.Ki eğer onlar olmasaydı dünya denilen kürede, hayat kupkuru kalacak, küre küre gülleler bağlı eller, ayaklar kanayacaktı.

Anlamını en çok Yunus’un şiirlerinde,Mevlana’da bulan bu kavram, hep var olagelmiş. Kayalara kazınmış. İlk çağlarda duvarlarında resim olduğu ıssız mağaraların karanlıklarını ışıtmış, ısıtmış anlamıyla.Tabletlere yazılmış ki şimdilerde müzeleri beklerler. Şiirler ya sevgi döker kucaklara ya da sevgisizlikten sayar söver.  En unutulmadık eserler, sevgi üzerine. Kah kişilere kah atlara, sepet sepet nara, incire, başaklara,kuşlara.
 
Sevgi, öyle bir kavram ki insanından hayvana duyumsanıyor. Diyelim ki bir köpek için bir insan tarafından sevilmek,ötesi olmayan mutluluk. Koskoca bir bekçi köpeği,sırtlanlara, çakallara dağları dar ederken sahibinin yanında o beklediği kuzulara nispet edercesine kuzulaşır. Sahibince okşanması için bir küçük çocuk gibi başını uzatır, melül melül bakarak.
Kedilerin sevgisi bir gariptir Kediler sahibinden çok yerini severmiş. Onun bağlılığı evineymiş. Kedilerin sevgisi yerlere yani;insanlara değil de. Atların sevgisi bir sadakat yeminidir. Üstüne bulunmaz. Yani hayvanların kimisi insanlara karşı sevgi söz konusu olduğunda gönüllü vericidir.
 
Hayvanların bile anladığı hatta anlattığı bir dil olan sevgi konusunda insanların yeğlediği vermek değil almaktır malum. Sevmek kadar sevgiyi göstermek de önemli. Hatta daha da önemli. Sevgiyi göstermek biçim biçim. Yolları var. O yolların kimisi doğru kimisi eğri büğrü; yani yanlış.

Her ana baba sever çocuğunu elbette. Kimisi  sevgisini Temmuz sıcağında tarlada çalışarak kimi ana tuvalet temizleyerek kazandığı parayla evladını okutarak gösterir kimisi de oğulcuğuna telefonundan bilgisayarına, spor ayakkabısından spor arabasına her şeyin en pahalısını, en son modelini alarak gösterdiğini sanır. Yukarıda güneş yakarken aşağıda döktüğü asfaltın alev alev sıcağından bunalarak para kazanan babanın çocuğu, belki bayramdan bayrama alınan yeni ayakkabısının ya da ayakkabı bile bulamayıp da çorabının değerinin daha bir farkındadır.

Oysa öteki çocuk, bilgisayarını parçaladığında, arabasını çarptığında yerine yenisinin kolayca geleceğini bilirken aynı zamanda bunların kendisine şefkatle bakacak gözleri, başını okşayan elleri, gönlünü alıcı sözler söyleyecek dilleri olmayan soğuk metaller olduğunu da bilir. Belki o yüzden kimi zaman olur ki böylelerinin kalbi de metalleşir. Soğur. Sevgiyi yalnızca şiirlerde ararlar. Ya da yanıp yakılan şarkılarda. Metalik sevgiler bocalatır yani.

Para, telefondu, arabaydı falandı filandı alır da sevgi dolu  sıcak bakışının yerine geçemez. O zaman da kalbin besini alınamaz. Yeterli beslenemeyen her canlının durumu malumdur. Gelişemez. Yarımdır. Böyleleri ileride kendi çocuğuna  sevgisini nasıl gösterecektir kim bilir.

Sonuçta insanından hayvanına görülmek istenilen ilk şey sevgi.  O yüzden hepsi de gizli ya da açık sevgi dilencisi.  Zaman zaman başıma gelen bir sevgi dilenciliğine bugün de rastladım. Hemen arkamdaymış. Yokuşu inip güneşe sırtımı vermek üzere dönünce gördüm onu.

Eskiden tarlalarda koştururken bugün o tarlaların üzerine dikilen kuleler arasında kalmış artık tarla beklemeyip sürülere bekçilik yapamayan köpeklerden bir bakarım minicik bir yavru, bir bakarım yavruluktan henüz kurtulmuş bir köpek takılır bazen peşim sıra bugünkü gibi.

Bu sabah da yokuşu indim. Servisi beklemekteyken geriye döndüm ki karşımda kirli beyaz renkte, henüz tüyleri tam anlamıyla uzamamış, derisi kemiğine yapışmış, kaburgaları sayılan bir köpek kara burnunu kaldırmış bakmakta bana. O bakış o kadar anlaşılır bir dildeki. Köpeklerin dili, gözleridir.

Köpeklerin bir insanı takip etmeleri, koruma hislerindenmiş. Takip ederek koruduklarını sanırlarmış. Ne güzel bir tavır. Ve köpeklerce gösterilmekte. Korumak istedikleri insanlardan tek beklentileri de  sahiplenilmekmiş. Belli ki sessizce ardımdan gelmiş bu köpek her sabah yol gözleyecek ve kime rastlarsa peşinden gidecek. Oysa yetişkinliğe adım atmaktaki köpeğin bunu tekrarlamaması gerek. Çünkü yokuşu indikten sonra bir de yolun karşısına geçmek isteyecektir önünde sonunda. Ve o yolu sağ salim geçebilen köpek pek olmamıştır daha. İlle bir kamyon mu, cip mi, araba mı çarpacaktır onlara. Çarpma sesi, o köpeğin artık kalkmaması demektir.

Durmuş nasıl da bakıyor. Kaçamak bir iki adım atıp hissettirmeden sessizce yaklaşmak istiyor. Sonra durup tepkimi ölçüyor. Kuyruğunu kıstırmış. Bakışları sevgi dilencisi.Hay Allahım!

Birkaç adım daha yaklaşınca uzaklaşması için elimi sallıyorum. Durup şaşkınca bakıyor. Beklediği bu değildi. Sen anlayamazsın köpekçik, bu senin iyiliğin için gerekli. Birazdan servise bineceğim. Zaten hiç köpek edinmedim ve edinmeyeceğim de. Her canlı kendi doğal ortamında kendidir zira. Ama senin güvende olman için yokuşun tepesinde olman, bu delice trafikli yoldan uzakta olman gerek. Sevgi dileniyorsun ya, bak ben hayvanları en başta kuşları kısacası  canlıları, doğayı seviyorum. Sen de onun bir parçasın ve sana zarar gelmesini istemiyorum bu yüzden.

Uzaklaşmıyor; çağırmamı bekliyor. Bir iki adım atıyor yokuş yukarı. Yine durup bakıyor. Kuyruğunu iyice kıstırıyor. Bu arada yanı başımda bir ses duyuyorum. Servis geliyor. Binerken içim rahat. Burnu yokuş yukarı çünkü köpeğin. Servis hareket edince yukarıya doğru koşturuyor. İçim öyle rahatlıyor ki.

O an bir canlının yaklaşarak gösterdiği sevgiye,deli trafikli yolda ezilerek ölmesin, güvende olsun diye onu kovup yoldan uzaklaştırarak gösterilen sevgi, aslında ne kadar tezatmış gibi gözükse de anlamca aynıdır.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 26.07.2016, 12:13

Acemi.demirci@yahoo.com.tr;@AcemiDemirci

Paylaş :

8 yorum:

  1. Offf çok kötü oldum okurken ya. O biçarenin tek istediği sevgi sadece dediğin gibi. Yaptığın da o kadar ince düşünceli bir tavır ki. O esnada kendini tutabilmen ve olabilecekleri düşünmen zaten bunu gösteriyor. Bazen hepsini kucaklayıp sımsıkı sarılmak istiyorum. Tüm canlılara yani..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen insanı çok üzen hallerde görüyorum onları. Bakışlarındaki yakarma çok dokunuyor.

      Sil
  2. Sevgiyi göstermek çok önemli. Sevgisini gösteremediğini söyleyip kızgınlığını çok kolay gösteren insanlar dolu etrafta. Hayvan sevgisi bambaşka bir şey. Yaptığınız hareket de gerçek bir sevgi olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaklaşımınız çok doğru. Yani kendini anlatan yani kendine mütercim olmayanlar karşıdakilerin müneccim olmasını mı bekliyorlar anlaşılmak için? :)))

      Biraz haksızlık var o zaman anlatmadan anlaşılmak istenildiğinde gibi geldi bu durumda bana :)

      Sil
  3. Yunus Emre insan bir ismi okuduğu zaman bile ısınır mı içi öyle bir his uyandırıyor işte. Ahh Sevgi insanın en çok ihtiyaç duyduğu hiç bulamadığı belki. Aslında hiç değerini bilemediğidir sevgi. Ve içindedir de kimsenin aklına içine bakmak gelmez. Kaleminize sağlık çok güzel bir noktaya değindiniz. Birde doğal ortamla ilgili yazdıklarınızı çok katılıyorum. İnsan nasılda başka bir canlının özgürlüğüne dokunma hakkını bulur kendinde...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara'nın endemik bitkilerinden biri de sevgi çiçeği. Aslında daha çok yanar döner deniliyor. Gölbaşında Hacı Hasan galiba köyün adı. Orada çok az bir yerde yetişiyor. Şimdi o çiçeğe adını eren öyküyü anımsadım insanlar içine bakmaz mı diye okuyunca.
      Gölün iki yakasındaki iki çobana ait öykü. Çobanlardan biri kız tabii :)

      Sil
  4. kuş taşlarıııı taş çiçekleriii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunca sene çekmemiştim. Hep de çok beğenirdim. Ancak yazın çekilemiyor böyle açıkça. Çünkü her yan insan dolu. Çiçekler bu kez açıktaydı. Kare oldu bu sayede :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci