11 Kasım 2016 Cuma

Yaz Hoyratlığı

“Bu yazıma tema olarak özgün şeylerden olan yöresel yemekleri ve kültüre katkısı olan gelenekselleşmiş yerleri seçtim. Yemek demek, ille kebap demek değil; artık ille öyle anlar olsak da”    
 

Fotokopi le çoğaltılmış hayatların sıradanlığında, sıradan yaşamanın anlamını unutmuş halde nereye kürek çektiğin bilmeyen kayıkçıların Boğaz’ı geçeceğim derken Boğaz’ın akıntısına kapılmış hallerine benzer şekilde sürüklenip gidiyoruz. Çünkü fotokopileri seviyoruz. Yani suret olmayı. Suretler asıllardan çekilir oysa. Asıl olmak aslında hiç aklımıza gelmez. O asıldan kağıt desteleri  dolusu suretler olmak akıntısında çırpınır dururuz.
 
Nasıl mı asıl olunur; suret olmaya yüz verilmez? Nasıl mı suret olmaktan kaçınılır? Aslında dışımızın görüntüsel olmaktan hoşnut; ama içimizin içimizi yediği hallerden  uzak olunur?
Diyelim ki yaz tatilleri, suret olduğumuzun apaçık resmi. Bellenmiş gider bir, belli yerler. Herkes yaz tatilinde ille de Çeşme, Alaçatı’ya gitmezse, “tatilde neredeydin?” sorusuna Çeşme ya da Alaçatı cevabını vermezse bir noksanlık olacağı kanısına sahip olmalı ki suyu olmayan, her şeyi pahalı, kapasitesi belli, Kasım ayında bile park yeri bulunmayan, yazın su sorunu had safhaları aşmış ve çarşısı   kokarken yine de Çeşme’de olmanın anlamı ne?
 
Birisinden liseli yıllarımda bir  şey dinlemiştim. Söylediklerini yaşına vermiştim o zaman. Gençken sanırım böyle düşünmezdi diyerek dinlemiştim. O demişti ki “Bodrum’u kışın daha çok seviyorum. Yazlığıma artık kışın gidiyorum. O zaman gerçek anlamda Bodrumlu oluyorum. Kışın yazlığımda, yazın da kışlığımdayım birkaç yıldır.” Nasıl da anlamsız gözükmüştü  bana yazlığa yazın kışlığa kışın gidilmesi gerekirken yön okunu tersinden okuyan bu teyzenin söyledikleri.
 
Haklıymış. Yerden göğe haklıymış ki o zaman şimdiki keşmekeş ve mesela Çeşme2nin giderek olumsuz anlamda bozulan, yozlaşan çehresi gibi sonuçlar henüz ortada yoktu. Ancak o yola çıkıldığı da aşikardı. O yaşlı kadın durumu o zamandan fark etmiş. Sezmiş. Hani derler ya maçı okumak diye. Okumuş o şöyle tabloya bakınca bugünleri.

Şevketi bostan yemeği
Yazın meraktan dayanamayıp gittiğiniz Alaçatı pazarında gözlemeci kadının gözlemesini   dahi alamayacak kadar fiyatlar  yüksekken gözlemeci kadına da kızamazsınız. Çeşme’nin sezonu kısadır çünkü. Soğuktur denizi. Havası rüzgarlıdır. Çarpar. Ağza kum doldurur gıcır gıcır. Gözlere de dolar. Suyu kalitesizdir. Kokar.

Ama ille de akın edilir. Çeşme tatili dönüşlerine de bir kişi bile “Ben Çeşme’yi çok beğendim. Sevdim” demez. Çeşme’yi görenler nedense sevmezler. Çünkü onlar gelirken hayallerindeki Çeşme’ye geliyordu. Oysa gerçek Çeşme, insana sille tokat çarpan rüzgarıyla ağızlara, gözlere kum doldurur. Suyu kıttır. Pahalıdır. Denizi soğuktur. Falan falan… Birçok olumsuz falan yani.

Çünkü Çeşme’ye koşturanlar gerçekte oraları merak filan etmezler. Ama gazeteyi açar açmaz, televizyondaki magazin haberlerinde  oralar çıkar karşılarına. O karşıya çıkanlar da tek bir yerdir; ama tüm Çeşme öyledir algısı uyandırır.  İnsanlar böylesi  gözlere sokulanlara koşar. Geldikleri, karşılaştıkları ise gerçekte olandır.

Yaz ayları,  yaz tatilleri böylesine hoyratça harcanıyor. Yaz tatilinde gidin doğuya, nehirlerin kenarına. Krater göllerine. Erzincan’a. Yine çok merak ettiyseniz Çeşme’ye de gelin. Ama mesela Kasın ayında. Yazın Ankara, İstanbul trafiğinden beter oluyor artık bir çay kaşığı içi kadarcık Çeşme yollarının hali. Ama Kasım’da gürültü, koku, trafik fazlalıklardan arınmış olduğundan kendine  ait niteliklere bürünüyor. Çarşısı yine park sorunlu olsa da. Esnafın yüzü gülmüyor. Ki onlar Temmuz ve Ağustosta ne kazandıysalar onunla yetinecekler ertesi Temmuz ve Ağustosa kadar.

Sunulana değil, içinizin susmadığına kulak verin. Suret olmak kolaycılık gibi gözükse de aslında zorudur. Aslınızdan şaşmayın!
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 11.11.2016, 16:12Acemi.demirci@yahoo.com.tr;
 @AcemiDemirci



Paylaş :

42 yorum:

  1. Sanırım 2011 yılıydı , 'Alaçatı da Aşk' kitabını orada okuyup gezmiştim. ah!
    iZMİR ve yöresi gezilesi sevilesi.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kitabı duymamıştım. Öğrenmiş oldum. Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Ne iyi yapmışsın Yasemin'ciğim, kedim yüzünden bir yere gidemiyorum böyle blog arkadaşlarımın fotolarıyla avunuyorum:))))patates püresi mi o çok severim:)afiyet olsun:)

    YanıtlaSil
  3. Evet, patates püresi.

    Kedi için bir yere ayrılmamak. Sen ne iyisin Müjdecim. Çok sevgiler :)

    YanıtlaSil
  4. Evet hep ismi olan yerlere gitmek orda yer bildirimi yapmak var:)) ben mesela yaz taitili için mersin tercih ederim, denizi kumu inanılmaz güzeldir; ama otel tatili arayanlar için uygub değil; çünkü hiç 5 yıkdızlı oteli yok, alaçatıyı merak rdiyorum ama , çünkü herkes oraya gidiyor, çok güzel heralde diye düşünüyordum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mersin çok güzel. Portakal bahçeleri, Göksu Nehri. Uzun zamandır gitmedim, değişmiştir mutlaka. Ha, içi feci tıklım tıkış. Çevresi harika.

      Alaçatı güzel; ama eskiden, tenhayken
      çevre yoluna kadar taş butik otelle dolmadan önce daha doğal ve sevimliydi.

      Sil
    2. Silifkede deniz çok güzeldit

      Sil
    3. Gördüm. Biliyorum. Toroslar da çok güzel :)

      Sil
    4. Evet keşfedilecek çok yer var, cehenneme gidin diyorum ben millete :D

      Sil
  5. Tekrar edileni tekrar etme trendi gibi bir şey. Oysa gerçekten çok güzel bir yurdumuz var ve deniz de bol, yani öncelik denizse o da bir çok yerde var. Çeşme ye ben de yazın bir iki giderim ama ben İzmirliyim çocukluğumdan beri Urla'ya gidiyorum bizim için etraf gezintisi gibi. Kalabalık ve hızla yaşayıp anında tüketme hali tatil anlayışına da geçmiş görünüyor ben de bunu sevmiyorum..

    YanıtlaSil
  6. Dediğiniz gibi anında yaşayıp tüketmek... Bura o halde şimdi.

    Öyle güzel yerler var ki. Iğdır mesela. Akla gelmez; ama tabiatı da kafelerle dopdolu gepgeniş bulvarı da, her yanın leylek dolu olması da, otları da ki en az Ege otu kadar çok, harika.

    Erzincan olağanüstü güzel. Tabiatı anlatılamayacak kadar güzel.

    Urla da çok güzel :)

    YanıtlaSil
  7. Yaseminim sadece yaz mı hoyratça tükettiğimiz,hayatı bile öyle tüketiyoruz.
    Çeşme'yide bitirmişler hoyratlıkları ile insanlar desene yazık...

    Doğuya gidin desen de gitmez kimseler,
    Dediğin çok doğru,suret olmaya meraklısı bu kadar çok insan varkaen...?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, gitmezler. İlle İzmir diye tutturulur, geldikleri yerler bakir kalır gelinen yerler mesela İzmir, Çeşme elden çıkar.Hep böyle oluyor. Zihniyetten kaçıyorlar aynı zihniyetle geldikleri yeri de bıraktıkları yerlere çeviriyorlar.

      Merihcim,galiba sıra Datça'da...

      Sil
    2. Çok doğru bir tespit haklısın "Zihniyetten kaçıp,gittikleri yerde aynı,zihniyeti devam ettirme hali"
      Nasıl bir bencilliktir bu böyle,aymazlıktır işin içinden çıkamadığım durumlar,
      Suuusss kimseler duymasın şarkısı gibi dolaşıp,ülkemizin bakir yerlerinin reklamını yapmayalım da koruyalım bari başka bir fikir gelmiyor aklıma..

      Sil
  8. Yemekler öyle güzel görünüyor ki :)) İçim gitti Konsantrasyonum bozuldu bakmaktan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yemek paylaşmam bilirsin. Kebap olmadığı ve yöresel olduğundan, kültürel değer olarak paylaştım.

      Haklısın. Öyle olmasa şaşardım :)))))

      Sil
    2. Yok benim için mahsuru olmaz her yemek güzeldir Bu arada sana ne demeliyim Ayşei mi yoksa Yasemin mi kafam karışıyor Hangisi...

      Sil
    3. Ben doğduğumdan beri Yasemin diye çağrılıyorum. Adım Yasemin. Ama tam adım Ayşei Yasemin . Ayrıca bir de rumuzum var. Acemi Demirci. Be Yasemin yani :)

      Sil
  9. Liseye giderken bakir bir Aya Yorgi koyumuz vardı yolu izi olmayan. Dar ara sokaklardan gider bulurduk o koyu. Denize yakın bir yerde salaş derme çatma bir baraka vardı yaşlı bir çiftin işlettiği. Denize girip çıktıktan sonra acıkır, barakada pişirilen menemeni yerdik. Yıllar geçti. O barakalar kalkmış, bahsettiğim koya beach club lar yerleşmiş. On sene kadar önceydi park ücreti olarak 10 TL istediler. Bir daha da gitmedim Aya Yorgi'ye. Artık bizim olmaktan çıkmıştı orası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam sizin ifadEnizdeki gibi, artık bizim olmaktan çıktı buralar. Bizim köy mahalle oldu ve bitti. Beach buralarda da açıldı. Aya Yorgi Koyu yol üzeri kaldı. Boyalık Koyu yani.

      Aynı şey Ankara için de geçerli. Küçük büyük yer fark etmeden hepsi olmaması gerektiği kadar büyüyor.

      Sil
  10. Marmaris'i en çok ocak ayında sevmiştim. Sessiz ve sakin sahili, yatlar gittiğinden nihayet görülebilen denizi ve üşütmeyen kışı ile Marmaris harikaydı. İşim gereği tam bir buçuk ay orada dururken her anında keyif almıştım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kış tatili denilince ille kayak ya da daha sıcak ülkelere gitmek anlaşılıyor. Oysa yaz tatili geçirilen yerlerdeki kışa yakın ya da kış tatili orayı gerçekten yaşamak alamına geliyor. Buranın Kasım'dan sonrasını da bilmiyorum. Şu an çok serin.

      Marmaris güzel yer. Kale civarına hayranım oranın.

      Sil
  11. Yemekler harika görünüyor. Tablo gibi adeta :) Çok güzel anlatmışsın canım. Çeşmeye gitmemiştim, nedense merakta etmemiştim ama öyle güzel anlatmışsınki gitmiş kadar oldum. Herşeyin aslı güzeldir. Orjinali. O kendine has olma hali. Senin gibi mesela :) Emeğine sağlık.
    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadecim ne güzel yazmışın. Hepsini hele de benim için yazdıklarını çoook beğendim. Nasıl beğenilmez ki? :)

      Sil
    2. İzmirliler o kadar çok İzmir diyor ki herkes hücum ediyor haliyle. Ben de modaya uyup Çeşme Alaçatı gezisi yaptım. Çeşme ile ilgili ee bu kadar mı demiştim. O kadar popüler olduğu için. Selamlar.

      Sil
    3. Evet, haklısınız. İzmir'e yapılacak en büyük kötülük İzmir'in mevcut boğulmaktaki halini değil de Pof pofunu yapmak. Artık feryat etmeli daha girişinden başlayarak havasız kalmış İzmir ile ilgili olarak. Sıkça anlatıyorum kim okursa diye :) Ama İzmirliler anlayamıyor aslında hem de nasıl İzmir sevgisi ve iyiliği için yaptığımı. İzmit İzmir demek İzmir'in başını ağrıtmaktan öte bir şey değil. Artık doğu doğu demek zamanı. Çünkü oralar gerçekten hiç bozulmamış ve tabiat harikası yerler. Görülmeden de bilinemeyecek yerler ve görülünce de güzellikleri ağzı açık bırakacak kadar şaşırtıyor.

      Ankaralılar Çeşme'yi sevmezler. Çoğu Bodrum'u sever. Kuşadası da Ankaralı doludur.

      Sil
  12. Gözlemenin pahalı olduğunu bilseniz da mutlaka alırsınız :) Beni al der sanki gözleme :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eveeettt :))) Otlu tercih ederim ben hep.

      Elde açma olursa mutlaka: ama hazır yufkaysa olmasa da olur :))))

      Sil
  13. Teyzem çok mantıklı bir şey söylemiş gerçekten. Benim oğlan merak ediyor diye bu seneki tatilimizin bir gecesini Alaçatı'da geçirdik. Allah'ım o nasıl bir insan yığını. Sokakta adım atmak için sıra bekliyorsun. Dedim tövbe bir daha yazın gelmem buraya. Denize zor girdik en kötüsü. Bütün plajlar full, kapıda ki görevliler ayakta duracaksanız buyrun dedi. Her yer doluymuş:) En güzeli kış ayında görmek oraları... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatil değil boğulmaca oralardaki o kalabalıkakta yaz geçirmek.Tatil derken ne anladığımız galiba kalabalıktaki boğulmacada yatıyor :))))

      Sil
  14. Ayyy çeşmeye hiç gitmedim ve gercekten bende öyle zannediyordum ya 😁 gözume toz ağzıma kum kaçacağını hiç düşünmemiştim :) Teşekkürler yazı icin . Bloguma yaptığınız yorum sayesinde tanıstım sizinlede takipteyim bundan böyle sevgiler 💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz. Çeşme'yi gören biraz farklı bulur. Sahil yerleri konusunda en bilgili ve gezgin kesim Ankara'dadır. Ve Çeşme'yi seven tek bir Ankaralı'ya rastlamadım. Şimdi Çanakkale meraklısı oldu Ankara. Laf aramızda ben de severim Çanakkale'yi.

      Çeşme benim için ikinci uç. Ankara ve bura. Ev bana.

      Sil
  15. Inanmayacaksiniz, benim umudum var. insanlar nedense kactiklari yerlere donecekler diye.
    Orta Asya ya kadar yolumuz var nasilsa. Gez gez bitmez.
    Bu arada Ankara nin tam da kalbinde yasiyorken, sevimli, tertemiz bir ilcesine tasinmistik. Merkezinde cinarli bir kahvehanesi olan, esnafin, yerlinin birbirini tanidigi... Bile isteye tasindik. Cok surmedi Buyuksehir Belediyesine -Sincan'a bagli bir mahalle olduk. Imza falan toplandi, mahkemeye verildi... Sonuc yok.

    Ne uzun anlattim. Kisaca istediklerinizi gerceklestirdiginizde de, bir sure sonra istediginiz her neyse deformasyona ugruyor.

    Bu arada yemekler gercekten harika gorunuyor. Hele benim gibi ot sever birine.
    Bu farkindalik yaratan paylasim icin cok tesekkur ederim. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım en çok bulundukları yerlerin dar zihniyetlerinde, bakış açısından ötürü kaçıyorlar batıya. İş filan da var; ama en önemlisi bunlar galiba. Oysa geldikleri yerlere kafalarıyla geliyorlar. Yine aynı bakış açısıyla çocuklara, kadınlara bakılıyor. Umudunun gerçekleşmesi topraklar için, bir yerin dolup taşıp bitmemesi için ne kadar iyi olur. Ben de o beklentideyim :)

      Orta Asya benim köküm. Hani ilk kaydımız Çinliler tarafından tutulmuş ya bizim hakkımızda. Ve orada Türkler sarışın mavi gözlü diye betimlenmiş.Annem tarafı tümden neredeyse öyle. Arada çekik gözlüler de var çok şirin. Hani Hunza Türkleri'nden bahsederler ya arada uzun ömürlüler diye. Sanırım bize akrana onlar :)

      Baba tarafımda da çoklukla öyle. Ama esmerler de var.Kardeşlerim onlara çekmiş mesela. Oraları henüz görmedim. En çok görmek istediğim yerler.

      Sil
    2. Benimkiler hız kesmemiş, Anadolu da biraz konaklayıp, sonra Selanik'e kadar gitmişler. Daha sonra da "vatan" bildikleri topraklardan sarı saçlı, mavi gözlü bir Ulu Önder'in ardına takılıp Anadolu ya geri dönmüşler.
      Sahi, neresi benim toprağım?

      Sil
    3. Ne güzel böylesi bir zenginliğe sahip olmak. Ben ayırt edemiyorum. Hepsi de. Türkiye'nin doğusunda, benim 1514 yılında -öncesinde de sonrasında da- bildiğiniz Türk Beyi yani mührü, askeri, her düzeni olan bildiğiniz beylik beyi olan Annem'in anne tarafından dedesi Mehmet Bey'in savaşlar kazandırttığı yerlere çok yakındım. Tabelasını görünce içim gitti. Şimdi sınırlar ötesinde; ama bu geçmişi değiştirmiyor. Dünya böyle değişkenlikler içinde bir dönüşken sonuçta :)

      Sil
  16. Çokk güzel bir yazıydı. Fotokopi benzetmesi harika olmuş, ne güzel dediniz Erzincan'a gidin krater gölüne gidin.
    İnanın okurken bir kaç yerde vaaayyy be demekten kendimi alamadım. Sizin gibi insanlar hep olsun, kaleminiz hep varolsun...:))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Büşra. Bunları görebilmek önemli. Okurken gördüğün o kadar belli ki. Hep birlikte var olalım diliyorum :)

      Sil
  17. Ne güzel demişsin aslınızdan şaşmayın diye .
    Hızla yozlaşıldı şimdi bir ucu dağılıp gider bir ucundan toplanmaya çalışılır gerçek güzelliği iç de aramak niye zordur bu kadar anlamış değilim.
    yemekler harika görünüyor. şevketi bostanı çok duydum ama hiç tatmadım önce ehlinin elinden yemek lazım:)
    Cennet gibi yurdun her yeri de bir de hırpalamadan sevilse.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çeşme'deki şevketi bostanlar mı o kadar lezzetli değil yoksa Çanakkale'deki başkalaşmıştı bilmiyorum buradakileri o kadar lezzetli bulmuyorum. Sanırım Çanakkale'deki her şey çok lezzetli. Domates reçeli mesela. Kiraz domatesin içinde badem ve karanfil. Hiç bir şekilde domatese benzemiyor; ama lezzet harikaydı.

      Çanakkale'deki şevketi bostan kök kısmı değil, sap kısmıydı sanırım çünkü yeşil ve dal formundaydı.

      Evet, yemekleri ehlinin elinden yemeli :)))

      Sil
  18. imren ve dondurma aklımda kalsın. çeşme pek bilmiyorum yaa du gideyim yazın. halbüse bizim çevrede herkes çeşmeye gider :)

    YanıtlaSil
  19. :)))))))
    Ankaralılar gibi. Onlar hiç sevmez Çeşme'yi... Görenler bana utanırcasına söylerler ama Ankara için bazı şeyleri gerçekten benimsenmekten uzak.

    Demek kimi Ankaralılar'a benzeyenler de var :)

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci