17 Aralık 2016 Cumartesi

24 Ayar Ağıt

“21 Ağustos 2012 tarihinde blogumda yayınlanmış bir yazım. O zaman da hiç yayınlanmak istememiştim hele bir vesile daha olsun da bir kez daha hatırlayalım bu yazımı hiç istememiştim. Bu güne dek.”

24 Ayar Ağıt

En az yazılan konular insani yazılar. Pek çok kişi politik yazıların, sohbetlerin  içinde. Hiç değilse büyük bir bölüm.Bu kaptırmışlıkta  yiten değerler, insanca konular az hatırlanıyor. Günün akışı belirliyor elbette yazı konularını.  Ben, insan olarak doğmuşların, insan olarak çocukluk geçirmiş, yeni yetme olmuş, hayatla boğuşmuş, yaşlı olup yalnız kalmış güngörmüşlerin öykülerini  görmezden gelemiyorum.

Hiç yayınlamak istemedim 24 Ayar Ağıt adlı yazımı. Bir yürek kanaması sonucu yazılmış ve kendime kalmış bir yazı olarak dağarcığımda saklı kalmasını isterdim.. Hiç bir zaman bu yazımı yayınlayacak bir vesile olsun istemezdim. 

Üzüntüler farklı farklı anlatılabilir. Ben de üzüntümü böyle anlatabiliyorum. Allah, bir daha böyle acılar göstermesin.


24 Ayar Ağıt

Som bir ağıt bu. Ağı ağıt. 24 ayar.

Çoğu daha yirmi dördünde olmayan yirmi dört yiğide ağıt. Ömründe yirmi dört kere günyüzü görmemişlere ağıt. Teskeresine yirmi dört kala kanlara boyananlara ağıt. Daha evleneli yirmi dört gün olmayanlara, yeni doğan bebesi yirmi dört günlük bile olmamış kara gözlü, mavi gözlü, ela gözlülere ağıt.

Gözleri en erken kapananlara yakılan ağıt bu. Gözleri arkada kalmadan kapandı onların gözleri. Başka yerlerde televizyon başında gözkapakları uykudan kapananlar yataklarına giderken. Gözleri arkada kalmadı belki; ama onları oralara uğurlayan anaların, eşlerin, nişanlıların, ablaların, sevdiceklerin gözleri arkadaydı hep. Ta ki kapıda sarılacakları bir asker görene kadar. Oğlu askerde bir ananın, bir babanın kapıda asker arabası görmesinin tek bir anlamı var; bilir bunu asker anaları babaları. O analar babalar artık şehit ana babası olmuştur.

Katıksız bir ağıt bu. Öyle saç baş yolarak, yerden yere atarak çeşnilenmez. Bazen gözden yaş bile akmaz. Ama el ayak buz keser. O daha yirmi dördüne bile varamamışların, on dördündekiler için de otuz dördündekiler için de seksen dördündekiler için de gencecik göğsünü siper ettiği bilindiğinden.

Öyle kendi kendine bir ağıt değildir bu. O acıyı çekenlerin binlercesinin aynı anda, birbirinden habersiz; ama pek çok başka bilinmedik, görülmedik yüreklerin de dağlandığını bilerek yanmasıdır bu. Yolda yürürken karşılaşılan liselilerin yüzüne kıyıp bakamamaktır. Seneye mezun olunca belli ki iki seneye kalmaz asker olacak o çocuk.

O çocuk... O, daha çocuk… Taptaze bir fidan. Anasının kuzusu. Bu ülkenin geleceği. O daha çocuk! Ama belki iki yıl sonra bir şehit, o çocuk.

Gazetelerdeki asker resimlerine bakamamaktır ağı ağıtın içte susmaması. Hem acıdan, hem utançtan. Nasıl da yiğitler. Nasıl da aslanlar. Daha dünkü çocuklar; ama makamın en yücesindeler. Çok değil iki yıl önce okul sıralarındayken şimdi şehitlikte yatıyorlar.

Yirmi dört yiğidin yirmi dört yiğit ana babası kaldı geride. Yirmi dört kapıya kara haber gitti. Kara haberi götürenler de yılgın. Onların da işi zor. Ama kara haber hazırlayanlar... Onların işi daha zor. Allah sormaz mı bunun hesabını?

İstanbul'dan, Sakarya'dan, Çorum'dan, Artvin'den, Ankara'dan, Konya'dan o yirmi dört kahraman. Yerleri peygamberlikten sonra en yüksek makam olanlar onlar. Biri de Aksaray'dan. Yunus'muş adı. Saf bir Anadolu çocuğu. Vesikalık resminden bile belli. Arılığı duruluğu. Onu yetiştiren eller sağ olsun. Onu vuran eller mi? O eller de, onların ellerinden tutanlar da Allah'a havale.
 
Aksaraylı Yunus da şehit oldu çukura düşmüşlerin saldırılarında. Yunus’a nasıl yandığımızı nasıl anlatalım.. En iyisi Yunus ile anlatmak o yangını. Koca Yunus Emre'nin dizeleriyle.

Bu dünyada bir nesneye yanar içim, göynür özüm.
Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi.”

Gök ekin gibiyken biçilen, göklere yükselen yirmi dört şehidin o temiz kanları karıştı yine topraklarımıza. O kanlar ki binlerce yıllardır yurt yaptı aktığı yerleri. Bir yurt, binlerce keredir tekrar tekrar yurt yapılıyor çocuk kanlarıyla. Kanları yerde; nurları gökte. Yanık ana baba yürekleri bir göz köy evinde, daha yirmi dördünde bile olmayan şehitler, peygamberlikten sonraki en yüksek makamda; mekanları cennette.
(Her hakkı saklıdır)

Acemi Demirci, 23.10.2011





Paylaş :

30 yorum:

  1. Ne denilebilir ki :( İnsanın boğazı düğümleniyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne denilebiceğini bilmiyorum; bulamıyorum...

      Sil
  2. o kadar üzülyoruz ki, yazık diyorum neyi paylaşamıyoruz, hangimz sonsuza kadar yaşa süreceğiz bu öfke neden :( Allah tüm şehitlerime rahmet eylesin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin. Çok üzgünüz, nasıl anlatılır bilmiyorum...

      Sil
  3. Allah hepimize sabır versin... Giden o canlar:( Ah içim yanıyor artık:( Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. Çok şey anlattım da bunları anlatamıyorum....

    YanıtlaSil
  5. Söyleyecek söz bırakmadılar... Dilerim yaptıkları kalleşlik gibi olur sonları. Kalemine yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Bu üzüntüyü, acıyı anlatacak söz bilemiyorum, bulamıyorum...

    YanıtlaSil
  7. Hocam beni duygulandırdınız. Allah bize sabır versin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimize sabırlar dilerken son olsun bu diye de diliyorum...

      Sil
  8. Rabbim yardımcızımız olsun

    YanıtlaSil
  9. Çok etkileyici. Artan sayılarla yıllardır o katliamlar hala azalmadı.Nice can gitti, nice ev yıllardır matem tutuyor, hala bitmedi.
    Bugün gündemde Kayseri vardı. Birkaç gün önce Beşiktaş yangın yeriydi.
    Umarız artık biter...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazacak ne var bilmiyorum, bulamıyorum bu acılar karşısında. Nur içinde yatsınlar..

      Sil
  10. Kalemine sağlık Yasemin'ciğim, ne acı ki, bunca acıdan sonra tek kişi bile istifa etmiyor, tek kişi bile "Biz 15 yıldır yönetemedik ülkeyi, sorumluyuz" demiyor. Japonya'da, İsveç'te olsa hükümet toptan istifa ederdi....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu acıyı anlatabilmekte yeterli olacak sözcük ve satır yok...

      Sil
  11. Yanıtlar
    1. Yazacak ne var bilmiyorum, bulamıyorum bu acılar karşısında. Nur içinde yatsınlar..

      Sil
  12. Çok güzel anlatmışsınız...

    YanıtlaSil
  13. Elinize emeğinize sağlık gerçekten teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşılan her şey için ben de teşekkür ederim.

      Sil
  14. Ben dayanamıyorum böyle yazılara. Kaybedenlerin hep piyon olduğu bir satranç oyunu bu. Şahı devirip piyonları kurtarsalar keşke.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2012 yılında Çukurca'da şehit düşen 24 çocuk için yazmıştım.
      Okumak da yazmak da çok zor. Ben bazı kendi yazılarımda.....

      Sil
  15. Boğazımda koca bir düğüm oldu bu yazın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bazı yazılarımı zor okuyorum. Hele yazarken...

      Sil
  16. Yüreğinize sağlık. Ne doğru anlattınız her şeyi . Daha iyi ifade edilemezdi. İnsan olmayı beceremiyorlar. Dünyayı kirletiyoruz yazık çok yazık. Aslında yazınızın üstüne bir şey de yazamıyorum dediğim gibi yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimizin paylaştığı ortak üzüntülerde bir sıcak yanında olmak mesajı ne değerli...

      Sil
  17. öffff ya önümüzdeki dönemde bu ağıtlar devam edecek öyle gözüküyor.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci