27 Aralık 2016 Salı

Spil Dağı’ndan Keşiş Dağları’na Renkli Kokular


Bu çalışmamam tema olarak her zamanki gibi yalnızca kendi çektiğim fotoğrafları kullanırken bu fotoğraflar, Muş, Ağrı, Iğdır’da çekilenler çoklukla. Işgın, çiriş, çoban kirpiği, kuşkonmaz otları diyarlarında yani. Lezzeti anlatılacak gibi olmayan salamura edilmiş çirişin yumurta ve unlu bulamaçta kızartmasının da resmini eklemeden edemedi. Ayrıca Akçay’daki çıldırın resmi de mevcut.



Hep Ege biline gelmiş ot ya da ot yemekleri denince. Ve böylece başka bölgelere değil en çok Ege’ye haksızlık edilmiş aslında. Ege’de  ot türü tabii ki çok. Ama nerede az ki Ülkemizde. İç Anadolu’nun otlarını say say bitmez. Aksaray’da ot yemeğinden, üzerine bir sap taze soğan koyulan  kırmızı pul biber serpilmiş çıtlıklı, yumurtalı dürümden kimse vazgeçmez. Vakti geldi mi tekercininden ebegümecine, eveleğinden, madımağından kuşluğuna, geyik göbeğine her şey toplanır.


Öyle bellemişiz ki sanki Alaçatı, Çeşme, İzmir dışında ot bitmez. Biter, hem de Ege otları da biter. Tek fark, elinin altındaki her şeyin değerini fazlasıyla bilirEge insanı. Kırlarında, dağlarında hangi ot varsa kim bilir ne şifalıdır diye gelinciğine kadar yemek yapar. Oysa bir de bu bitkilere ot deyip geçmek var. Egeliler ezip geçmemiş otları;  Ege yemekleri olarak kaynaklara geçirmiş ama.


Diyelim ki Aksaray’da çıtlık denilen ota Ege’de hindiba dendiğinden o ot farklı mı oluyor?   Farklı olmuyor olmasına da öyle sanılıyor. Hiç olur mu oysa? Kuzeyde, güneyde, doğuda nerede dağımız varsa orada ille de biten otlardandır çıtlık. Şifası herkesçe bilinir. Başta karaciğere birebirdir. Devedikeni dersen öyle. Enginargillerle akraba çoğu.  Şevketi bostan Ege’de  baş tacıyken başka yörelerde diken bellenip çiğnenmiş.


Tekercin, en az Ege kadar ota düşkün İç Anadolu’nun gözde otudur. Turpun yaprağına kadar yenilir; ne bulunursa yeşillik salataya doğranır köylerde. Harmanların yemeği bulgur pilavının yanında ille de salatalıklı,yeşil soğanlı, biberli, domatesli salata yapılır. Bolca ayran içilerek kalkılır o sofradan.

Aksaray’ın Yeşilovası’nda tekercin otu toplandıktan sonra diyelim ki yayvan, leğenimsi bakır kaplarda hamur gibi yoğrularak suyu çıkarılır. O su çorbalara, sebze yemeklerine katılabilir. Suyu sıkılmış tekercin otları hamur pazısı haline getirilip kurutulur. Kış günlerinde Yeşilova yemeklerinin lezzeti olarak çorbalara atılır.

Kekiksiz, yavşansız dağ  mı olurmuş? Yok da, sanki bu otlar tek Ege’nin dağlarında bitermiş  de başka hiçbir dağda kekik bilinmezmiş gibi ot deyince akla Ege’nin gelmesi akıl karı değildir. Bu, Ege’yi de otlarını da acımasızca bitirmektir. Kıyıcılıktır. Nedense kendi dağımızın eteği, deremizin kenarındaki otlar değil de ille de gazetelerdeki Ege otları ilişir gözümüze.


Kişniş otu her yerde yetişir. Karadeniz’de kimileyin kinzi denirken Erzincan’da aş otu diye bilinir. Çok yemeğe, çorbaya katılan, cevizli yemeklere ille de eklenen bir ot kişniş. Ama ille Ege’deki kişniş bilinir de doğunun aş otu hiç anılmaz. 


Oysa doğu bölgelerimizin yüksek dağları ot deposu. Ot hazinesinin açık sandıkları. Ege dağları bile şaşıp kalır doğudaki ot zenginliği karşında. Aslında toy kuşundan ters laleye,  bazı çiçek ve ot cinslerine, sürüngenlere, kuşlara dek şimdi  çok tür yalnızca doğuda kaldı.
Işgın, bir yabani zambak türü. Soğanlı haliyle. Hazirana varmadan açıp geçiyor. Işgının yaprakları bir zambağın yaprağı nasılsa, öyle. Ama o yaprağı yemek yapabilmekte hüner. Yoksa otlar sıra sıra, alay alay göz önünden geçse,  el onlara uzanmadıkça  ne anlamı var? Ot her yanda da, bakış yok bunlardan nasıl yararlanırım sorgulamalı. Konu bu… Yoksa ne kadar ot türü varsa hepsi Ege dağlarında biter;ama başka yerlere hiçbir şey bitmez gibi bir durum yok. Şimdilerde Ege hızla tükenmekte. Yapılaşma, sanayileşme  ne dağ ne otlak ne zeytinlik  bırakıyor. Zararlı atıklar ortalığı zehre bularken Ege göç alan bir yer olarak sürekli beton esaretinde kalıyor. 



Oysa Ege’ye göç veren yerler alabildiğine yeşil  kalıyor her türlü bitkisiyle, hayvanıyla, kuşuyla, sürüngeniyle. İşte bu yüzden Ege’nin artık daha çok dillendirilmemesi gerekiyor. Dillendikçe güçten kuvvetten düşüyor. Dağları mahallelerle doluyor, otları o temeller altında beton tutuyor. Yani Ege’nin üstüne beton atılıyor.

Işgını ilk olağanüstü doğasıyla Erzincan’da gördüm. Oralarda böylesi güzel bir tabiatın olabileceğine inanasım gelemezdi eğer gözlerimle görmeseydim. Manolya bile yetişen, ırmakları çağıl çağıl, dağ zirveleri karlı, çağlayanları zerreler halinde gürül gürül dökülen, insanının insanlık dersi verircesine insan olduğu Erzincan,bir kez gördükten sonra kesinlikle en sevdiğiniz ve tekrar tekrar gitmek istediğiniz kent olacaktır.


Etten çok ot ve sebze yemeğine düşkünseniz gözleriniz ille de otları seçtiğinden Erzincan’dan ışgın ve çiriş  getirip Ankara’da pişirdim. Tadına doyulacak gibi değildi. Oradaki bir çiftlikte ağırlanmamızda yoğurtlu çorbaya kişniş yani aş otu eklenmişti. Çilek tarhlarına bakarak içilen o çorbanın lezzeti, en lüks kebapçıların yağlı kokular arasındaki tatlarından kat be kat hoştu. Ot kokusu, isli yağ kokusuna yeğdir!


Bozcaada’da gelincikli kurabiye yanında içilen gelincik şurubu, kesinlikle ince bir zeka ve damak tadının ürünü. Bademli kiraz domates reçeli de öyle.Ne kadar aykırı geliyor kulağa ilkten gelincikli kurabiye ve gelincik şurubu ile domatesten yapılmış reçel. Oysa damak tadı kulak asmıyor,kulağa.


Gelincikler mevsiminde toplanıp göbeklerindeki siyahlık makasla ayıklandıktan sonra şurup olmak üzere kaynatılırmış. Dişlerin arasında kıyır kıyır ezilen incecik gelincik yapraklarının rengini koyulaştırdığı kurabiyelerden tatmak, eminim çoğu kişi için kokusu ellerden çıkmayan pek çok kebaptan yeğdir.


Şimdiye dek en lezzetlisini Akçay’da tattığım,içine ıspanağından, pazısından, yeşil soğanından, gelincik yaprağından maydanoza, dereotu, turp tepesi, taze sarımsak, ebegümecine en az on iki ot  kıyılıp un, yumurta ile kavrularak  yanında yoğurtla sunulan çıldır ya da çalkama denilen yemek,sanki bir eczanedir sağlık için. Ve ne yerseniz o olurmuşunuz ya, herkesin ayağı altında çiğnenmesine rağmen herkesi doyuran toprağın tevazuunu ve bereketini anlatacak tat, işte ot kavurmalarından geçer.


Iğdır’da kuşkonmazından çoban kirpiğine nice nefis lezzette ot yetişir. Ama o otlar değil ille Ege kuşkonmazları, otları nam salmıştır her yana.


Sivas’ta reyhankenEge’de  fesleğen denilir kah yağlı yeşil kah mosmor yapraklı, yazın kokusu, masaların ıtırı ve rengi olan bitkiye. Her ne denilirse denilsin Ege’de,İç Anadolu’da Kars’ta her yerde yetişir. Ama kimisi onu masasından, pencere önünden, evinin girişinden eksik etmez. Ara sıra yumuşakça avuçlar fesleğenin narin yapraklarını hatta. Eller,fesleğen kokar o zaman. Parfümün de doğalı var. Hem de gönüllüsü. Öyle faturasız filan.


Her yerde ot var. Az buz da değil. Tek Ege otları diye bellemekten vazgeçip Ege’yi kendi halinde rahat bırakırsak eğer, Ege’den bin kilometre uzakta hatta Ege’den bile zengin, şifalı, lezzetli ne otlar olduğunu ancak o zaman anlayabileceğiz. Yeter ki bir şeyi belleyip onu dile pelesenk ederken dile pelesenk olanı da tükenmeye, yozlaşmaya mahkum etmeyelim şimdilerde Ege’ye yaptığımız  gibi.

Otlar, dere kenarından ormana, dağlardan kırlara kadar alabildiğine. Var olmayan şey, görecek göz. Ota, ot deyip geçmek de var. Otları değerlendirebilmekse amaç, o zaman Ege diye tutturmak yerine Egeliler gibi bakmalı ota, çiçeğe.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 29.02.2016
Acemi.demirci@yahoo.com.tr;
 @AcemiDemirci

Paylaş :

33 yorum:

  1. Fotoğraflar yine çok hoş :) Elinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tazesinden kurusuna otların rengini getirdim;ama kokularını getiremedim sayfama :)

      Sil
  2. Şöyle otları bir güzel kavurup içine yumurta kırıp yiyesim geldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O resimdeki yemeklerden kimisi Muş'ta kimisi Ağrı'da hatta Iğdır'da. O kadar güzel otları var ki. İzmir sınıfta kalabilir oraaki ot türleri karşısında :)

      Sil
  3. Harika bir yayın olmuş. Otların, baharatların benim dünyamda da büyük yeri var. İlginçtir, bazı yörelerde insanlar hayvanların yemediği otlardan uzak duruyorlar. Ama onun dışında doğanın sunduğu her güzellikten yararlanıyorlar.
    Reyhan evimizden hiç eksik olmaz.Kokusu nasıl da rahatlatıcıdır. Toros Dağlarında yetişen diğer bir ot çeşidi de çok aranır. Yöre halkı farklı ad koymuştur ama bir adı da salep otudur.

    Çiriş ilkbaharda buralara gelir, pazarda kapış kapış satılır. Pazarcılar satarken bağırırlar; "Sağlık için yılda hiç değilse bir kere yiyin." Çirişi soğanla kavurarak, yoğurtlu ya da yumurtalı veya böreğini yapıyorum.
    Ebegümeci ilkbaharda parklarda ağaçların altında bolca yetişir. Semizotu en sevdiğimiz otlardan.
    Çok güzel bir yazıydı. 2017 sağlıkla, mutlulukla gelsin.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yayla hayatına yakın olarak sizn ot bilginiz çok derindir. Eminim. Beklerim sizden yazın resimler.

      Çirişin orada da yetiştiğine sevindim. Şifası çok fazla. İnsanın yaşadığı yerde dağ olmalı. Dağ demek, ot demek.

      Çok sevgiler <3

      Sil
  4. ne güzel bir post olmuş böyle
    ellerine sağlık. yeşilliğe doyduk:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok oyaladı beni. Birçok resim klasörümden kareler seçtim. Hayli zaman harcadım. Meğer ot yemeği klasörüm yokmuş. Oluştu da bu yadae. Ama interneti filan kapayıp birkaç saat uğraştım..

      Sonuç olarak bunu kuyunca da yorgunluk fişlan kalmadı :)

      Sil
  5. Fotoğraflar çok güzel... Olsa da tadına baksak dedirtiyor. Kokusunu duymuş, tadına bakmış kadar oldum... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O fotoğraflar için internet filan kapatıp klasörler arasında saatlerce sörf yaptım. Sonuç güzel oldu. Ben de beğendim :)

      Sil
  6. otları bilenlere görsellerde yeterli:) ellerinize saglık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman otları bilen birisine cevap yazıyorum :)))

      :)

      Sil
  7. fotoğraflar çok hoş Yasemin abla; ama bana göre sadce fotoğraflar tatlar asla ama asla benlik değil

    YanıtlaSil
  8. Hem lezzet hem şifa. Egeli olduğum için değil ama bu lezzetler gerçekten daha afilli söylemleri hak ediyor. Ot demek yetersiz, ne olabilir? Yeşilgiller, yeryüzü yemekleri.. Hakiki zeytinyağı gezdirilmiş,zevke göre limon eklenmiş turp otu canım istedi şimdi. Elinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Renkleri, kokuları , lezzetleri hepsi ayrı güzel :)))

      Sil
  9. Ya ne güzel şeyler öğrendik yine :)) Evet otlar şifadır, işte bizimkilerin size hayran olduğu bir yazı daha. Hepimizden Sevgiler size :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizinkiler??? Çok sevindim. Benden de çok selam ve sevgiler herkese :))

      Sil
    2. Yani ailem yeşilliği otları çok severler :):)

      Sil
  10. Doğudaki otlar Ege'dekinden hem daha çok hem de çok lezzetli. Hele çoban kirpiği otunun kokusu ve lezzeti....

    YanıtlaSil
  11. Cennet gibi bir ülkedeyiz.Her yörede farklı adlarla anılsa da çeşit çeşit bitkilere sahibiz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ot bakımından en zengin bölgemiz muhtemelen doğu. İnanasım gelmiyordu görene kadar. Erzincan dağları bir zenginlik. Iğdır da.

      Sil
  12. Çocukken anneannemle bazı otlar toplardık evin çevresindeki kırlık alanlardan. Bu kadarcık yerde bile kaç çeşit ot bulunurdu. Ebegümeci, efelek. Hindiba ve kuşkonmaz da bulunurdu da biz onları pek yemediğimizden toplamazdık. Bir de kazayağı diyoruz biz. Maydanoza benziyor biraz. Bir yerde ondan keşfettik. Arasıra gidip topluyoruz. Annemler haşlayıp limon suyu ve yağla salatasını yapıyorlar ama ben kekin içinde seviyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kazayağı çok hoş kokar. Karadeniz'de, Samsun civarında turşulara da konuluyor. Kekte? Nasıl oluyor. Tuzlu kek mi?

      Sil
    2. Evet. Şeker hariç kek hamuru yapıyorum. İçine de bolca kıyılmış kazayağı. :)

      Sil
  13. Hakikaten ne güzel renkler bunlar. İki ay sonra ot toplayıcılar çıkar burada da meydana. Köylü pazarında satıyorlar, demet demet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nisan ayında Çeşme'de salep yapılmak üzere orkide soğanı toplayanları görmüştüm. Üzülmüştüm.

      Erzincan ve doğunun geri kalanında Mayıs ayı çiriş ve ışgın ayıymış. Öğrendim oraları görünve.

      Sil
  14. üstten ikinci fotodaki nee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O müthiş bir lezzet. Sen bile severdin :)))
      Muş'taydık. İş nedeniyle. Ana caddesi ki üç caddesi olan bir kent, Toskana benzeri lüks evli gepgeniş bağların olduğu cadde sonundaki dağa bakan parkta yemekteydik. Orada çiriş yemek istedik.

      Muş'ta salamurasını yaparlarmış. Bize salamurasını yumurta ve unlu bulamaca bulayıp kızarttılar. Lezzetini nasıl anlatsam. Bulamadım, anlatamıyorum :))))

      Salamura çirişin un ve yumurtalı kızartması yani :)

      Sil
  15. Valla okurken sana hayran olmamak elde değil biliyor musun Ayşei. Mesleğin ne bilmiyorum ama nasıl isterdim senle meslektaş olmayı inan. En az bir ornitolog kadar kuşlara hayran ve bilgiliyken, bir botanikçi kadar da bitki bilgin var diye düşünüyorum.

    Bilgine, kalemine, aklına, yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Halılardan ve başka şeylerden de anlarım. Onlar gölgede şimdi :))))

      Mesleğim apayrı. İlgilendiklerim de taaa çocukluktan ve eğilimlerim ortaya çıktığından beri var. Fotoğraf bu kadar yoğun değildi mesela resim çizerken. Şimdi vakit yok çizmeye, koskoca evde yer yok :))) o zaman fotoğraf. Fotoğraf aslında daha az zamanda daha çok resmetmek olduğundan da bana hoş geliyor.

      Kuşlar mı? Mesleğimin sektöründe amblem olabilirler. Kanatları, uçmaları bakımından :)

      Sil
  16. Yanıtlar
    1. Beşinci resimdeki soğanlı bir bitkinin yaprakları. Zambakgillerden :) Dağlardan toplanıyor. Ege'de de var. Orada erken çıkıyor. Sanırım Şubat sonrası, Mart sonundan önce çıkmaz galiba.

      Erzincan'da Mayıs sonunda rastlamıştık. İş için oradayken. Iğdır, Ağrı ve Muş'ta yine Mayıs sonu Haziran başı gibi yedim ben. Çeşme'de mevsiminde olamadığımdan hiç rastlamadım. Bazı hastalıklar için ilaç olarak kullananlar var.

      Sondan ikinci resim de ışgın. Kabukları soyulup içindeki öz yeniliyor. Yeşil erik ile gevrek elma tadında. Çok güzel... Doğu muzu deniliyor oralarda.

      Ha bu arada zaman zaman çiriş ve ışgını karıştırıyorum kırk yılda bir gördüğümden galiba.

      :)

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci