11 Ocak 2017 Çarşamba

Donmuş zikzaklar üzerinde kayan yıldızlar

Dün uğuldayarak şiddetle esen rüzgarla yağan tipi, balkon pencerelerini dondurup açılmalarını engellemişti daha geceden. O yüzden çıkmadan önce pencereyi açıp başını uzatamadı havayı solumak için.   Tipi halinde yağan kardan sonra  kar kalınlığı da artmıştı.

Itır, cam kapıdan çıkıp girişteki  kırmızı yolluğa basayım derken hafifçe kaydı. Görevliyi gördü sabah karanlığının ortasındaki bahçede. Geç kalmıştı demek ki akşam yağıp biriken karı küremekte.
 
Yine öksürüyordu daha otuzunda bile olmayan görevli. Günaydından başka bir şey demedi, karları küreyip tuzlama yapmakta gecikmiş olmasını hiç anmadı. Gerçi blok önünü rampaya dek küremişti. Hatta rampayı da küremişti. Yine de beyaz  un serpilmişcesine incecik bir kar tabakası kilit taşların üzerini kaplıyordu. Tuzlama yani ilaçlama yapılmadıkça da kalırdı onlar. Sert esen rüzgarla da şimdiden buzlanmaya başlamış olmalıydılar.
 
Önce buzlanmış dik bir rampa sonra da yine buzlanmış bir yokuş inileceğini bilerek güne başlamak,  güne  buz üzerinde başlamaktı. Fazlasıyla soğukça.

Sabahın karanlığında, sokak lambalarının sarı ışığıyla beyaz değil papatya göbeği rengindeki karların  kıyıda kalanları hala pamuk pamukken yol kenarları çamura bulanmıştı.

Itır rampayı indi. Yolu geçti. Yokuştan inen araçların bıraktığı lastik izlerinin olduğu yerlerde kar eriyip, çamura döndüğünden kirli bir görüntü vardı. Cıvıyan kar, artık beyaz değildir. Bildiğiniz çamurdur.Kimi lastik izlerinin altından buzlar pırıl pırıl parlıyordu.

Her sabah rastladığı arabalar gene saatinde yoldaydılar. Yoldaki cam pırıltıları don olduğunu kendince anlatıyordu.

Yokuşu inerken kaç kez şöyle bir kaydı. Olacaktı o kadar karda buzda. 

Ankara’nın giriş çıkışı olan o en işlek ana caddeden mahalle caddelerine girince tuzlama olmadığı apaçıktı. Kayan araçlar vardı sağda solda.  Yolun hali ortada olduğundan yokuşları çıkmadı kaptan. Duraklarda bekleyenlere  telefon açıp yokuştan aşağı inip orada beklemelerini söylediler.
 
Park Caddesi, buranın en işlek caddelerinden biriyken kaldırımından caddenin dört bir yanına karla kaplıydı. Servisin önünde iki otomobil yavaş yavaş ilerliyordu. Birden en lüks markalardan bir araç sollarında belirdi.

Dün akşam haberlerinde karla, buzla kaplı yolda direksiyonu bir sağa kırıp sağa savrulan sonra da sola kırıp uçarcasına sola savrulan altın sarısı bir arabanın tehlikeli tuhaf oyununu göstermişlerdi. Onu mu izlemişti ne bu solda beliren araç! Birden servisin önündeki iki otomobilin yanında biten lüks araç, dün akşamki haberlerdeki o çılgına özeniyor olmalıydı.  Böyle bir tehlikeyle yüz yüze olunca servisin içinde bir ses, bir hareketlenme oldu.

Itır bakakalmıştı sadece birkaç metre önlerindeki, üstelik de buzlu yolda yanı başında seyir halinde iki araç varken soldaki çılgının yaptıklarına.

Neyse akıl dışı oyunundan usanmış ya da sağa sola savrulmaktan başı dönmüş olmalıydı ki sanki hız sınırına öfkesi varmış gibi hızla öne atılıp uzaklaştı. İnsanlar kompleklerini lüks arabalarına eziyet ederken yoldakilerin  hayatlarını umursamayarak mı unutuyorlardı acaba?

Zaman zaman kaya kaya, yavaş yavaş ilerlediler. Birkaç kez kaza tehlikesi atlattılar. Zamanında iş yerinde olamayacaklardı. Hayli gecikmişlerdi. Neyse artık iş yerine çok yakındılar. Trafik buralarda hiçbir zaman rahat olmazdı. Yine tıklım tıklım araç doluydu yol.

Itır geciktiklerini haber vermek için telefonunu çıkarmış mesaj atmaya çalışıyordu. Birden yalpaladılar. Sonra savruldular. Bir şeye bindirdiklerini hissetti Itır.   Muhtemelen kaldırım taşına.

Çok kısa zamanda oldu tüm bunlar. Itır göremedi bile neyden kaçarken kaldırıma çıktıklarını.

Meğer yandaki araç, servisin üzerine kırmış. Ali kaptan da çarpışmamak için  sağa kaçmış aniden. Hatta kaldırıma çıkmış.

Üzerlerine kıran aracın sol burnu göçmüştü.  Ali kaptan  araca vurmadığı halde aracın sahibi “bak, bana çarptın” diyordu. Kaptan sinirlenip inmeye  kalkışınca servistekiler engel oldu. “Bunca tanık varken o ne derse desin”  denince kaptan daha geç kalmak istemedi.

Akşam servise bindiklerinde çoğu kişi üzüntüyle bir şeyler konuşuyordu. Herkesin yüzü acıdan buruşmuş, ahlar vahlar duyuluyordu.

Meğerse  iş yerinde çalışmayan ama oralarda işi olan, herkesin çok iyi tanıdığı birisinin üniversite öğrencisi oğlu, o en işlek, Ankara’nın batı giriş çıkışı olan caddedeki bir okulun önündeki üst geçidin ayağına çarpıp kaza yapmış. Kurtulamamış.

O üst geçidin yanından geçerken kaza yerini gördüler. Üst geçidin ayağındaki metal plakalar yerinde yoktu. Boşluk oluşmuştu. Boşluğun önüne demir paravanlar konulmuştu. Itır bakamadı. Hem üzüntüden hem de aklına kan gelince tuhaf olurdu. Kanın adını dahi duyamaz,bakamaz, konuşamazdı.

Gün birçok zikzaklarla başlamıştı. Kaygan yol, bir hayatın akışını  kayan yıldızlar gibi söndürmüştü. Bu akşam herkes servisten üzüntüyle inecekti.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 11.01.2016, 21:30













Paylaş :

24 yorum:

  1. Bu kar manzaralarına bakınca bile üşüyor insan. Kar cıvıklaşınca (güzel bir anlatım:) çamurlaşıyor yerin tozu kiriyle birleşip. O hali beyazın tüm güzelliğini alıp götürüyor. Caddeler böyleyken hızla geçen araçlar yayaların üzerine foşş diye çamurlu karı püskürtüyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O güzel karın bu hale gelip temizlikle anılırken kire dönüşmesi...
      Şu sıralar o aşamaya doğruyuz sanırım.

      Ankara'da cıvıklaşması diye anlatıyoruz. Bir de ortalık vıcık vıcık kar diyoruz. Çok kanıksadım ben de :)))))

      Sil
  2. Kardan sonra sıkı bir yağmurla herşeyin eriyip gitmesini severim ben. Hoş şu anda yağmur yağıyor ama kar da yerinde henüz ama dur bakalım.

    Çocuklar bu sabah okula gittiler, yüreğim pır pır, Allah korusun tün çocukları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yağması ne kadar güzelse sonrası o kadar güç :)

      Allah korusun, amin.

      Sil
  3. Ne yazık ki insanlar eğlence uğruna başkalarının hayatını tehlikeyr atabiliyorlar.ben ilk kez bu kış öylr bir karda araç kullandım ve arabanın nasll kayıp yalpaladğını görünce biraz korktum, kaza yaparım maddi hasar olur pel önemli değil; ama birine çarpma kprkusu yüreğimi eziyor hep, ne olur olmasın öyle bişi diyorum hep.Itır da işr hava henüz karanlıkken gidiyormuş, bu konuda şanslıyım ben:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karda araba kullanmak mı? Korkulu rüya :)))

      Itır, önceleri saatine bakıyordu yanılmıyorsam yanlışlıkla erken mi çıktım diye. Şimdi biraz alışır gibi galiba :)))))

      Sil
    2. Evet karlı havada araba😱 Ama iyi ki arabam var diyorum yürüyenleri gördkçe bu soğukta.ben uuuyor oluyırm hala karanlk olyo etken mi uyandm duorm bazen yoo 8 bucuk saat ama hala puslu

      Sil
    3. Saat sekiz buçukta uyanmak :)))) Beş buçuktan biraz sonra ayaklanan biri olarak bana ne büyük lüks gözüktü bir bilsen. Gerçi benim için beş buçuk değil; ama yedi oldukça iyi bir saat. Erkenciydim ben ol git :)))

      Sil
  4. kar yağışını evden izlemek güzelde donunca veya erimeye başladığı anda sürekli dışarda olmak zorunda olan insanlar için çok zor...
    blogdakicin.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pencereden yağışını izlemek, kardan adam görmek güzel. Kuşların halini görünce biraz buruluyor insan :)

      Sil
  5. Bütün kış mevsimi boyunca yaşayacağımız bir hafta veya on günlük mahrumiyetler bize zor geliyor. Belki de kısa dönemler olduğu için fazla önem verilmiyor. Apartmanların kapıcıları var ama apartmanın önündeki kaldırımla ilgilenen vicdanlı kapıcı çok az. Belediye ancak ana caddeleri açabilir. Ara sokakları o sokağı kullanan bina sahiplerinin temizlemesi gerekir. Ama bizde böyle bir bilinç yok. Size de geçmiş olsun, neyse ki bugün hava günlük güneşlik. İyi günler diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Kapkaranlık sabahta, nem oranı İstanbul'dan da çok içe işleyen oranda, % 93, olunca galiba üşendi :)))

      Sil
  6. Bu yıl kış zorlu geçiyor :( Allah hepimize kolaylık versin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zorlu bir yıl. Tam bu sıralar zaten baharı sık hatırlarım. Şimdi daha sık hatırlar oldum :)

      Sil
  7. ayyy geçenki ıtır dey mi buuu :) bizim burda da sulu vıcık kar oluyor iş merkezleri ulaşım çok olunca öyle oluyor işte :)

    YanıtlaSil
  8. Kar çok güzel bir olay. Görsel güzelliği dışında su için, tarım için de gerekli.Ancak büyük şehirlerde trafik bir kabusa dönüşüyor.Ayrıca sokak hayvanları da perişan.güzel ve zor tarafları var...Bu yıl da Ankara epeyce nasibini aldı kardan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sene denizin olmamasının acısını kar suyuyla çıkaracağız sanırım Ankara'da :)

      Sil
  9. Kara baktıkça mutlu oluyorum ben ama bi yandan da dışarıdakileri ve hayvanları düşünüp üzülüyorum. Eee bide kazalar işte. Çok üzücü :(

    YanıtlaSil
  10. Nöbete gittiğim bir gece öyle çok karyağdı ki sabah da ayaz olunca arabayla donup dönmemekte kararsız kaldım. Kalbim güm güm ata ata eve geldim. Arkamdan tembihler. Frene basmayın. Tavas girin. Baktınız kayıyosunuz el frenini çekin başka bir şey yapmayın. İzleri takip edin.... ilk karlı yolda araba tecrubemi edinmiş oldum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle güzel bir yorum olmuş ki eğitim de var içinde. Ben pek araba kulanamaz oldum buraların yüz seksenle gidenleri yavaş bulanları nedeniyle. Ama aklımda olsun. Umarım araba kullanabiliyorumdur hala :)))

      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci