24 Ocak 2017 Salı

İki Kefe ve Tahterevalli

Bu yazıma tema olabilecek nesnelere ait fazlaca kare çekmiş olmadığından…

Terazi, iki kefeli. Kefeler boşken ne biri üstte ne diğeri altta. Doluyken ama; diyelim ki biri pamukla biri çamurla, yufka olan pamuklu  üstte  sulu olan çamurlu altta çoklukla. Oysa denge, ikisinin denk olmasında. Aynı hizada olmalarında yani. Hizada olmak… Zor mesele. Çünkü denge kolay değil.

Dengeyi bozanlar, kefenin içindekiler. Boş kefeler hep dengede. Dolu olmak mı zor o zaman? Dolu olmak, bir yerde denge ile sınanmak o halde. Öyleyse ayarın bozulmasına sebep, terazinin daha dolu gözü.
 
İki gözlü yani kefeli terazi, ölçme tartma aracı olmaktan çok öte anlamlara sahip. Takım yıldızlara ad olmaya kadar. Burcu bile var hatta. Ama terazi dendi mi çektiği ağırlığı doğru göstermesi önemsenir. Ve adalete kadar da bu doğruluk terazide simgeleşir.

Sadece seyyar satıcıların, tarlasında yetiştirdiği domatesleri tartıp satarken alın terini de terazinin kefesinde ölçen çiftçinin ya da marketteki kasiyer kızın kullandığı dijital tartı değil t terazi. Terazi, dengenin öte adı. İçimizdeki dengeden başlayarak.

Tartmak… Göz ile, duygu düşünce ile de yapılabiliyor  el ile olduğu kadar. Tartmak, ölçmek demek. Ölçüp biçmek var bir de. Hayat kumaşından insanın kumaşına.  Diyeceğim herkes bir kumaştan, mayadan. Kumaşın yeri var, deseni var. İpliği dokuz saat kaynamış ipekten yarım saat kaynamış ipeğe, pamuktan yüne, çuhaya.

İnsanlar ipeklisinden abasına çeşit çeşit kumaştansalar eğer, terazide de kumaşına göre çekecektir ağırlıkları. İnsanın kumaşının yani özün  tartılması, terazi kefesinde değil; o kumaştan neyin biçilebileceğiyle. Kumaşlar gibi yerleri  farklı insanların içindeki dengeyi ölçen terazi olsa olsa vicdan. Rahat mı iç;  uykuları kaçırtan bir kemirilme var mı  bunu içler bilir. Vicdanlar, sahibiyle konuşur tek; iç ses olarak.

Dengeli ya da dengesiz insan izlenimi bırakacak  dışa yansıyan ölçümüz  tavırlarımız, hallerimiz. Yanar dönercesine bir öyle bir böyle olmak var. Ya da kökü üstünde dümdüz  yükselen kavak ağacı gibi olmak var. Kavak ağaçları dosdoğru uzayıp gittiklerinden pek sevilmiyor olmalılar Cenap Şehabettin’in  dediği gibi.

Dengeler şaşmaya görsün. Şaşması için boş kefelerin dolması gerek. Eğer iyilik, güzellik kefesi doluysa ve aşağıdaysa  denge değişmez.

İnsanından doğasına her şeyin bir dengesi var. Ya da doğası olan her şey bir denge üzerinedir mi desek… Doğa, kendi halinde oldukça dengesi yerindeyken insan ayağı değen yerlerde altüst olur,  bozulur. İnsan, doğanın dengesiyle oynarken hayatı, sonra da kendi iç dengesini bozmaktadır betonlara sıkışıp kalarak. Galiba insanlar dengeyi tek sporda sever oldu.

Göstere göstere denge, ip üstünde ya da yalçın bir dağda yürümekle olurken günlük hayatta her şeyde tutarlılıkla olur. Tutarsız olan, dengesizdir. Yani dengesizlik, tek ayak üzerinde durmaktır. Nereye kadar durulabilir ki tek ayak üzerinde.

İç dengesi yerinde olanlar bunu dışa huzurla yansıtır. İç dengesi bozuk olanların öfke, kin, sataşma, çatışma ya da maraz hallerle yansıttıkları gibi. Kayığın dengesince ince konu bu. Dengesi bozulan  kayık devrilir, ters döner. Batar.

Çocuklara dengeyi anlatan bir oyuncaktır; tahterevalli.  Tahterevallide daha büyük çocuğun oturduğu uç elbette daha hafif olanın oturduğu ucu havaya kaldıracaktır. Ve ağır çeken uçtaki kalkmak istemedikçe de hafif çektiğinden havada kalanın ayakları yere basamayacaktır. Denge, bu oyunun kuralıdır. Bu oyun, havada asılı kalmaktan ayakların yere değmesine, ağır çekmekten hafif kaçıp altta kalmaya  öğrettiği için kimseler oynadığına pişman olmaz.

Hayat tahterevallisinde ağırlığı sağlayan uç birden yerinden kalksa havadaki uç, hızla yere inecektir. Çakılacaktır. Üzerindekinin  de canı yanacaktır. Hatta dahası da olabilir. Yani hayattaki inişlerimiz çıkışlarımız tahterevallide birlikte olduklarımıza  bağlıdır. Birini sırtında taşıyacaklar da var; bir an önce sırtından atacaklar ya da hiç üstlenmeyecekler de. Doğru seçim, sırtındayken sizi fırlatıp atmayacaklardır elbet.

Hayatı yaşarken kiminle aynı tahterevalliye binildiğine dikkat edilecek o zaman. Ağır çekenlerin ille güvenilir olması gerekecek. Öyle ya hafif çeken bu oyunda mutlaka havalarda olacağından ağır çeken hadi aklına esip de kalkıverse? Yani tahterevalli aynı zamanda bir güven tartısı. Hayat böyle işte. Dosta, arkadaşa, yakınlara bu yüzden güvenilmiyor belki de. Demek ki birlikte bindikleri tahterevallilerden kendilerini düşürenlere çokça rastlamışlar.

İçimizdeki denge sağlam olsa da ortamından ailesine, evinden işine, sosyoekonomik koşullardan sosyokültürel koşullara, dünyanın haline dışarıdaki dengeler yeterince değilse iç denge yarımdır. Denge, aslında iç ve dış dengelerin bütünüdür çünkü.

Tutarlılık, denge ile eş anlamlı olagelmiş. Bir öyle bir böyle olanlara “tutarsız biri” deriz. Tutarsızdırlar, çünkü bir anları bir anlarına uymaz. Dedikleri ile yaptıkları bir değildir. Güven kavramı onlara kondurulamaz. Anları anlarına uymadığında ne yapacakları kestirilemez.

Kestirilemez de olsalar konuştuklarında onlardan daha tutarlısı olmadığı gibi geri kalan hepten güvenilmezdir.

Havanın dengesi sıklıkla insanlara benzetilir eğer bir açıp bir kapıyorsa. Havaya sitem, “insanlara döndü”  diyerek yapılır. Denge bozukluğu havada nasıl beklenmedik anlar yaşatıyorsa, dengesi şaşmış insanlar da karşıdakileri hep şaşırtır. Sonunda şaşılmaz olunur o kişilerin böylesi hallerine.

Denge, iç teraziden dış teraziye, çocukluktaki tahterevalli oyunundan yetişkinlikteki hayat tahterevallisi üzerinde bulunmaya uzanan bir seyir. Bazen bıçak sırtında gözü kapalı yürümek bazen denge bozulsa bile bunun geçici olduğunu bilip bozukluğa yenilmemek.

İçimizdeki hassas terazinin dışarıya yansıması dengedir  aslında.
(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 04.01.2016
Acemi.demirci@yahoo.com.tr;@AcemiDemirci


Paylaş :

14 yorum:

  1. eveet ne güzel anlatmışsıın ha haa bak bizim kuşadasında derler iştee mesela havası da aynı kızı da, dengesiz yaniii :)

    YanıtlaSil
  2. Dünyanın dengesi de bozuldu giderek. İçimizdeki hassas teraziyi de bazen havalar bazen insanlar bozabiliyor.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))))
      Evet, dünyadan başlayarak dengeler iyiden iyiye bozuldu :)

      Sil
  3. ölçüyü tutturmak lazım.. maddi yada manevi.. Ayrıca mimlendin ;)

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık resimler ayrı harikalar zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Kuş ve çiçek olunca her şey güzel oluyor :)

      Sil
  5. Denge her şeydir aslında..Yemeğin tadı, vicdanın hürriyeti, adaletin terazisi...Yazınız ve emeğiniz tartışılmaz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Her şey bir denge üzere :)

      Sil
  6. Terazi burcuyum ben dengeyi bulmayı çalışarak geçiyor hayatım :) Hasta eder beni dengesizlik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teraziler öyleymiş. Denge konusu en zor konulardan. Ama başarıyorsunuz, o güzel yazılarla, fotoğraflarla :)

      Sil
  7. Çok güzel bir yazı olmuş yine. Fotoğraflar yine harika. Hatta yazı için enfes olmuş diyebiliriz. Bir örüntü gibi anlatıp en sonunda bağlamışsınız bütün anlattıklarınızı. Vicdan var ya hayattaki en gerçek, en doğrucu, en sağlam dostumuz. Kaleminize sağlık çok güzel yerlere dokundu kaleminiz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel şeyler duydum Büşra senden. Çok teşekkür ederim.



      Sil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci