12 Şubat 2017 Pazar

Geceyi Işıtan Ayın Gündüze Kaçısı

Bu sabah... Pazar gününün en erken saatleri sayılabilecek bir an. Sabah saat 07:38. Eksi sekiz derece dışarısı.

Balkondan arkalara bakınmaktayım. Bir tavşan, bir şahin, bir kıpırtı görebilmek umuduyla. O çok az görünen kirpilerden birini mesela. Sincaplar mı? Çok var olmalılar etrafta; kırık cevizlerden anlıyorum. Henüz biri bile göstermedi kendini. Oysa gizli gizli izlediklerini biliyorum mazı dalları arasından onları görmek isteyenleri. Ki o kim besbelli J))

Ayazın hissedildiği sert havalı bu sabah, arkalar dağ soğuğu üflemekte soluk soluk. Tepeler bomboz şu sıralar. Neredeyse toprağın bileşimindeki kireç, toprağa badana yapmış gibi arkalarda.  Kireçli bura toprağının üstü çiçeklerden ırak bomboş boz kalınca beyazlaşmış tepelerin beti benzi. Karla kaplıyken de beyazdı; ama boz değildi.

Kar beyazı başka, kar sonrası bir baştan bir başa el ele bomboz olmuş silsilelik başka. Kış beyazından soyunan tepelerin toprak bozuna boyanmasının tam sırası şimdi tepelerde. Bu bozluğun bir anlamı var. Hasret…

Tepelerin hasreti cemrelere. Cemreler, dakik. Sıralı. Vaktinden önce ne gözükür ne düşerler. Hayat takvimli yani. İstesek de istemesek de. Kış takviminde yaz gelmediği gibi. Beklemek gerek o zaman. Beklemeyi öğrenemeyenler cemrelere bakmalı. Her cemre sonunda gelir. Teker teker düşer. Kim ki sanmışsa beklenen gelmez, cemrelerden öğrenecekleri var. Doğa, abecesini çözmüş olanlara öyle bir kitap ki sabrın tanımı onda yazılı. O tanım için doğa sözlüğünde aranacak sözcük; cemre. Kışın soğuğunun sabır ocağını yakacak çıra bırakmadığı şu sıralar; ama  bahara özlem dindi dinecek  yani yakında.

Yani mevsimi gelince cemresinden, leylek göçünden iklimine beklenenler gelir; ama o an gelince gelirler tek…  Ne önce ne bir saniye sonra. Tam vaktinde. Vakti gelince.

Bu sabah arka boz tepelerin üstünden yavaştan tepelerin ardına kaymakta olan  bir tepsi yukarıdan bakıyordu, silik parlaklığıyla. Batması gereken saatlerde olsa da dolunay halindeki ay, kalabildiğince kalmaya çalışıyordu yerinde güneşe karşı.

Belli ki gecenin ışığı ay, günün ışığı olan güneşi görmüş, pırıltısına kapılmış; geceye dönmek yerinde gündüzün ışığıyla ısınabildiğince ısınmak istediğinden ağırdan almıştı batmayı. Bakabildiğince bakacaktı ay, güneşe. Güneşle aynı gökteydiler hep kaç milyar yıldır olduğunu kendileri de hatırlamasalar da; ama hep dünyanın iki yanında  kalmışlardı bunca zaman. Biri karanlıkta biri aydınlıkta. İşte ay, bu sabah ayak diremişti, gökteki diğer yarısını, ışığının kaynağını  görmek için. Ve başarmıştı.

Saat yedi otuz sekizde verdiği bu pozla kendisine tercüman olunmasını ister gibiydi. Olmaya çalıştım ben de.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 12.02.2017, 11:32

Paylaş :

26 yorum:

  1. Kaleminize sağlık. Fotoğraflar şahane... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emek verdiğim, çoook zaman ayırdığım şeyler için bunları duyunca yorgunluğum da başka şeylerden esirgediğim dar vaktimi bunlara ayırırken nelerden mahrum kaldığım da güzel gözüküyor gözüme.

      Çoook teşekkürler yorumunla bu görüntünün yeniden gözümün önüne gelmesine fırsat verdiğin için.

      Sevgiler :)

      Sil
  2. Ayın hakimiyeti bir başkadır..her hali güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Gizemli, güzel, dolunaydan başka hallere çeşit çeşit :)

      Sil
  3. Ne güzel resimler yazılarınıda okuyorum tabiki ama senin bloguna her uğradığımda acaba bu sefer nasıl resimler var diyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim. Blogum, aynı zamanda, yazının yanında fotoğraf blogu da :)

      Sil
  4. ha haa pazar sabahı yedibuçukta kırık ceviz ve ay fotosu çekmek. fantastik film gibi yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Havanın soğuğu çok gerçekti ama :)))

      Sil
  5. Çok güzel bir anlatımla tercüman olmuşsunuz aya :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))
      İçini bana dökmekle iyi etmiş o zaman :)))

      Sil
  6. resimler de yazı da güzel beğendim

    YanıtlaSil
  7. daha dün gece yeğenlerimle düğüne giderken aya bakııın koskocaman ve pasparlak, dolunay mı deniyor buna? kurt adamlar da çıkacak mı? diye muhabbetini yapmıştık. O an aklımdan resmini çekmek de gelmedi değil ama fotoğraf yeteneğime çok gğvenmediğim için bu gğzel manzarayı kaçırdım diye üzülmüştüm kendi kendime. Blogunuzda bu manzara ile karşılaşmak ne güzel. :) teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kalpten kalbe yol varmış mı demeli Sümeyye?
      Sen çekememiş olabilirsin dolunayın resmini; ama benim çektiğim ile o boşluk inşallah dolmuştur :)))

      Sil
  8. satır arası 3 yazımın yorumlarında sana bir not var :)

    YanıtlaSil
  9. Günü selamlamaya kalmış olmalı. İyi de etmiş hani.. Ortaya bu harika manzara çıkmış bu sayede..
    Ellerinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet... Selamlamadan gitmedi :)

      Sil
  10. Dün takvimde okumuştum, ay tutulması olacak diye. Fakat yorgunluktan gece kalkıp bakamadım doğrusu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size yorum yazmıştım. Sabah görmeyince akşamki yazıyı bir kez daha yazıyorum hatırladığımca.

      Birkaç kez tutulma resmi çekmişliğim var. Tam tutulmalarda sabredip ayakta kalındıkça aşama aşama tutulması kareleniyor. Sanırım blogumda da bir yerde var. Ancak hangi yayındı hatırlayamaz oldum haliyle :)

      Sil
  11. Lise zamanlarımda görürdüm ikisini fökyüzünde yan yana,ayla güneş bike bir araya gelebiliyorsa,imkansız yoktur evrende...Uzun yıllar olmuş ikisini yan yana görmeyi başaramamışım,yayınınızı okuyunca düştü aklıma.Demek ki aradaki zaman hay huyla gelmiş geçmiş,vah ki vah....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoktur, neler olmuyor ki. Ay, sabahlıyor mesela :)))
      Bundan sonrasına mı bakmalı o zaman :)))

      Sil
  12. Son fotoğraf özellikle çok güzel, gözümü alamadım.
    Hikayesi de hoş ☺

    YanıtlaSil

İzleyiciler

En çok Okunanlar

Arsiv

Follow by Email

Toplam da

Copyright © Acemidemirci